Başbakan Davutoğlu, canlı yayında

Başbakan Davutoğlu, canlı yayında
Başbakan Davutoğlu, canlı yayında
- Davutoğlu: (5) - "7 Haziran'da inşallah seçim sonrasında tekrar emaneti devraldığımızda mutlaka bütün siyasi parti liderleriyle, sivil toplum kesimleriyle 'yeni Türkiye'yi inşa etmek' diye güçlü bir idealden bahsediyorsak, hepsiyle temas halinde olurum, hiç birini bu anlamda dışarıda, karşıda görmem. Başta anayasa olmak üzere, her konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu da ifade ederim" - "Anayasa da olmak üzere hiçbir mesele beklemez. Siz bu çağrıda bulunursunuz, karşı taraf iyi niyetle gelir konuşursa konuşur, konuşmazsa bunu buz dolabına kaldırmayız, ne gerekiyorsa yapmaya devam ederiz. Çözüm süreci de böyle, 8 Haziran'dan sonra sonuç ne olursa olsun, Çözüm Süreci'ne devam edeceğiz" - "Kendilerine güvenseler başkanlık sistemine 'evet' derler, kendileri için tekrar bir şans olur. Başkanlık seçimine gidilecek yeni bir şans olacak. Yoksa Sayın Cumhurbaşkanı 2019'a kadar cumhurbaşkanı, biz de kazandığımızda 2019'a kadar başbakanız, hükümetiz. Onlara bir şans yok"

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "7 Haziran'da inşallah seçim sonrasında tekrar emaneti devraldığımızda mutlaka bütün siyasi parti liderleriyle, sivil toplum kesimleriyle 'yeni Türkiye'yi inşa etmek' diye güçlü bir idealden bahsediyorsak, hepsiyle temas halinde olurum, hiç birini bu anlamda dışarıda, karşıda görmem. Başta anayasa olmak üzere, her konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu da ifade ederim" dedi. 

 Mardin Şehir Müzesi'nde, TRT "Başbakan ile Özel Yayın" programında, gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Seçimler sürecindeki "sert üslupların" hatırlatılarak, 8 Haziran'dan sonra Meclis aritmetiği ne olursa olsun Çözüm Süreci'ni nihayete erdirmek için bütün aktörlerle aynı yolda devam edip etmeyecekleri yönündeki bir soru üzerine Davutoğlu, "Tabii Seçim Süreci'nde hepimiz halka kendimizi anlatmak için kendimizce uygun olan üslupla bu rekabeti yaparız, bu demokrasinin doğal şartları" dedi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ama nihayet bu ülke hepimizin. Dün ben Şırnak'ta konuşurken, Şırnak biliyorsunuz Şehri Nuh anlamına gelir. İsim olarak Nuh Peygamberin şehri anlamına gelir. Dolayısıyla oradan türemiştir. Hazreti Nuh'un gemisine benzettim siyaseti ve Hazreti Nuh nasıl kimseyi dışarıda bırakmamışsa, biz de siyasetimize herkesi alırız. Şu ayrımı hep yaptım, AK Parti Genel Başkanı olarak onlarla en sert mücadeleyi veririm ama 'Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak onların güvenliği, izzeti ve onuru da benim teminatım, benim sorumluluğum içindedir' diye de vurguladım. Dolayısıyla, 7 Haziran'da inşallah seçim sonrasında tekrar emaneti devraldığımızda mutlaka bütün siyasi parti liderleriyle, sivil toplum kesimleriyle 'yeni Türkiye'yi inşa etmek' diye güçlü bir idealden bahsediyorsak, hepsiyle temas halinde olurum, hiç birini bu anlamda dışarıda, karşıda görmem. Başta anayasa olmak üzere, her konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu da ifade ederim. Yani, 8 Haziran'da biz ister anayasayı değiştirecek çoğunlukta olalım, ister olmayalım bütün partilere çağrım; 'gelin yeni bir anayasa yapalım.' olacak."

Yeni Türkiye Sözleşmesi'ni onun için bizzat kaleme aldığını vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Bu metnin ben arkasındayım, sizde arkasında olduğunuz bir metin çıkarın, karşılaştıralım. Maalesef daha önce bu çağrılar karşılıksız kaldı" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Türkiye'nin 2007'de anayasa değişikliğine giderken, Dağlıca saldırısının olduğunu ve terörle birlikte bunun ikinci plana atıldığını bildirdi.

2011 seçimlerinden sonra yine böyle bir ortam doğduğunda, Diyarbakır ve birçok yerde saldırı başladığına işaret eden Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bir anda Türkiye'nin gündemi çatışmaya döndü. Buna rağmen AK Pati, Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olarak hiçbir siyasi hareketin yapmayacağı bir şeyi yaptı dedi ki 'Anayasa Komisyonuna her parti aynı oranda üye verecek.' Bunlar hep akamete uğradı, şimdi 8 Haziran'dan itibaren böyle yeni bir tabloda biz yine bu çağrıyı yaparız. 'Gelin konuşalım' deriz. Zaten anayasayla ilgili bir adım atıldığında Çözüm Süreci önemli ölçüde, onun da içinde olduğu bir kontekste oturtulur. Ama anayasada olmak üzere hiçbir mesele beklemez. Siz bu çağrıda bulunursunuz, karşı taraf iyi niyetle gelir konuşursa konuşur, konuşmazsa bunu buz dolabına kaldırmayız, ne gerekiyorsa yapmaya devam ederiz. Çözüm Süreci de böyle, 8 Haziran'dan sonra sonuç ne olursa olsun, Çözüm Süreci'ne devam edeceğiz." 

- "Kendi bildiğimiz yolda devam ederiz"

Burada HDP'nin tutumuna bakmayacaklarını vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Nasıl 'Kürtleri, HDP temsil etmiyor' diyorsam, çözüm süreci de bizim malımızdır, milletin malıdır. HDP eğer beraber bu konuya katkıda bulunmak isterse bulunur. Bulunmazsa biz kendi bildiğimiz yolda devam ederiz" diye konuştu. 

Davutoğlu, katkıda bulunmanın yolunun ise HDP'nin şiddetle arasına demir perde gibi bir şey koyması olduğunu söyledi.

"Kapalı toplantı salonlarında, lüks otel salonlarında ya da rahat miting meydanlarında 'şiddete karşıyım' demek yetmez" değerlendirmesinde bulunan Başbakan Davutoğlu, şu açıklamaları yaptı:

"Şu anda hala dağlarda bir takım şiddet unsurları, Ağrı Diyadin'de olduğu gibi şehre inip, köye inip baskı yapabilecek durumdalarsa... Biz biliyoruz kimin nerede olduğunu. Sayılarıyla biliyoruz, bunun gereğini de yaparız. Yani her hangi bir şekilde teröre yönelirlerse bunun karşılığını vermek bir devlet olmanın gereğidir. Ne olur? Yine birçok annenin gözyaşı dökülür bu topraklara. Biz bunu istemeyiz. Bunu istemediğimiz için gereğini yaparız. Gereği HDP için nedir? HDP için gereği, 'silahları bırakın' çağrısını yapmaktır. 'Artık bu ülkede silaha yer yok.' Bu çağrıyı yapması ve meşru siyaset içinde yer almasıdır." 

-Yeni anayasa- 

AK Parti harici diğer partilerin seçim meydanlarında yeni anayasadan hiç bahsetmediğini belirtilerek, "Seçimlerden sonra hiç kimse buna yanaşmazsa nasıl yapacaksınız?" sorusu üzerine Davutoğlu, diğer partilerin 12 Eylül anayasasına sıkı sıkıya sarılmış durumda olduklarını ve "biz bu anayasanın gereğini istiyoruz" dediklerine işaret etti.

 Başbakan Davutoğlu, şunları ifade etti:

"Tabii bu anayasanın gereği yapılacak. Hepimiz bu anayasaya bağlılık yemini ettik. Beğenmesek de anayasa geçerlidir. Ama eğer samimilerse, bizimle aynı perspektifle bu anayasayı değiştirmek istemeleri lazım. Ben 12 Eylül'de anayasa oylamasında, herhalde ilk oyumu o zaman kullandım ve o kadar öfkeliydim ki çok da belliydi anayasanın biliyorsunuz, beyaz bir zarf içine mor bir 'hayır.' Sonuçta ne olacağını bilerek gittim ve o öfkeyle göstererek oyumu kullandım. Herkes bilirdi, kimin ne olduğunu. O günden bugüne, biz o zaman gençtik, daha fazla direniş hissiyatı vardı içimizde, aynı dönemde bir sürü genç hapishanelerde can verdi. Şimdi o anayasayı bu kadar sahiplenmenin anlamı ne? Hele hele bazıları bunu olumlu yönde görüyor,  CHP 'nin siyasal veya laik söylemleri bırakıp  ekonomi ağırlıklı olması... Tamam ekonomi ağırlıklı olması güzelde, Türk demokrasisi için teklifi ne CHP'nin?"

- "Onlar konuşur, AK Parti yapar"

CHP'nin "oy verin gitsinler" sloganını eleştiren Başbakan Davutoğlu, kendi partisinin seçim sloganını belirlerken önüne onlarca slogan getirdiklerini söyledi. 

Sonuç olarak partinin sloganını kendisinin seçtiğini ve çok sayıda seçenek arasından, "Onlar konuşur, AK Parti yapar" sloganını uygun bulduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"O arada çok sayıda slogan vardı ama farkı ortaya koymak lazım. Bugün bile İstanbul'dan ayrılırken, yeni bazı bilboardlar getirdiler, bir kısmı negatif unsurdu. Şimdi içerik zikretmeyeyim, yani bu bir parti sırrı, devlet sırrı değilse bile. Ama negatif, 'şunlar şunlar olmamalı' türünden. Dedim, 'bunlar olmayacak.' Biz pozitifi söyleyelim, 'şunlar olacak' diyeceğimiz şeyleri koyun. Bizim kendimize güvenimiz var. Ne CHP, ne MHP , ne HDP yeni anayasadan bahsediyor. Halbuki yeni bir anayasa yazılsa, bu anayasayla biz 4 yıl daha iktidarız. Yeni bir anayasa olsa ve sistem değişse, onlara yeni bir şans doğacak. Kendilerine güvenseler başkanlık sistemine 'evet' derler, kendileri için tekrar bir şans olur. Başkanlık seçimine gidilecek yeni bir şans olacak. Yoksa Sayın Cumhurbaşkanı 2019'a kadar cumhurbaşkanı, biz de kazandığımızda 2019'a kadar başbakanız, hükümetiz. Onlara bir şans yok. Dört yıl, halk tabiriyle söyleyeyim 'ekmek yok.' Halbuki ekmek var önlerinde, eğer anayasa değişikliği olursa, bir fırsat. referandumda 'hayır' çıkartırlarsa, belki siyaseten kazanım içinde de olabilirler. Buna dahi cesaretleri yok."

- "Siyasetin öznesiyiz"

Başbakan Davutoğlu, AK Parti'nin 13 yıldır siyasetin öznesi, diğerlerinin ise nesnesi olduğunu belirterek, tepkiyle kendilerini ifade ettiklerini dile getirdi.  

AK Parti'nin bir güveni inşa ettiğini ifade eden Davutoğlu, "Onlar ise nesne. Sayın Bahçeli, Kırşehir'deydi sanırım, 'ensenizdeyiz, sizi takip ediyoruz.' Tam dedim doğru ifade bu. Sürekli bizi takip ediyorlar. Ensemizdeyse, bir de Mardin'e gelse iyi olur da veya HDP, bütün söylemiyle AK Parti'ye karşı olduğunu, 'seni başkan yapmayacağız.' Yani beni yapmayacağın önemli değil, sen ne yapacaksın? Ne teklif ediyorsun" dedi. 

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu 'nun yalanla bezenmiş popülizm yaptığını vurgulayarak, şunları kaydetti: 

"Hala soruyorum hala cevap yok. 17 milyon kişi 200 liranın altında yaşıyor diyor. 17 milyon kişi 200 liranın altında yaşıyorsa bir memlekette kişi başına düşen milli gelir nasıl 25 bin lira civarında oluyor? Diyor ki bu İŞKUR'un, TÜİK'in, OECD'ye verilen Avrupa Birliği verileri; diyor ki 'Bin doların altında 8 milyon emekli var.' Yalan. Ama tekrar ediyor, kurulmuş makine gibi. Alın Kılıçdaroğlu'nun ilk günkü konuşmalarıyla bugünkü konuşmalarını, denmiş ki ona 'bir yalan bile olsa bir şey sürekli tekrar edersen iz bırakır. Sürekli aynı şeyi tekrar ediyor."

(Sürecek)