Başbakan Davutoğlu, canlı yayında: (5)

Başbakan Davutoğlu, canlı yayında: (5)
Başbakan Davutoğlu, canlı yayında: (5)
- "PEGIDA denilen örgütün Türkler için söylediklerini, Kılıçdaroğlu aynen Suriyeliler için söylüyor. Sosyal demokrat bir parti böyle bir ırkçılık yapabilir mi? Avrupalılar bunları görmüyor. Çünkü HDP'Sİ, CHP'si bunlar Avrupa'nın cici çocukları. Avrupalıların bütün derdi AK Parti ile" - "(Suriyelilerin istihdamı) Böyle bir şey kesinlikle yok, düzenleme de yapılmadı. Herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç hissedilirse Türkiye'deki emekçilerin, işçilerin, halkın refahına ya da istihdamına etki etmeyecek şekilde yapılır. Bu konuda kimsenin tereddüdü olmasın"

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "PEGIDA denilen örgütün Türkler için söylediklerini Kılıçdaroğlu aynen Suriyeliler için söylüyor. Bir sosyal demokrat parti böyle bir ırkçılık yapabilir mi? Avrupalılar bunları görmüyor, çünkü Avrupa'nın cici çocukları bunlar, HDP'si, CHP 'si. Avrupalıların bütün derdi AK Parti ile" dedi.

Davutoğlu, Habertürk televizyonundaki, "Türkiye'nin seçimi 2015" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Suriyeli sığınmacıların ilerleyen yıllarda Türkiye'de işsizliğe neden olacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Davutoğlu, bunun çok gerçek olmadığını ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'nun da bunu ifade etmesinin üzücü olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bazı ifadelerinin Almancaya çevrilmesi ve Almanya'da yaşayan Türklerle ilgili olarak yayınlanması halinde yapılanın nefret suçu ve ırkçılık olacağını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"PEGIDA denilen örgütün Türkler için söylediklerini, Kılıçdaroğlu aynen Suriyeliler için söylüyor. 'Türkler vaktinde geldiler ama gitsinler artık memleketlerine' ve 'Türkler burada olduğu için Almanlar işsiz kalıyor' bu PEGIDA'nın yani Alman ırkçılarının söylemidir. Sosyal demokrat bir parti böyle bir ırkçılık yapabilir mi? Avrupalılar bunları görmüyor. Çünkü HDP'si, CHP'si bunlar Avrupa'nın cici çocukları. Avrupalıların bütün derdi AK Parti ile. Avrupa derken de bütün Avrupalıları kastetmiyorum. Benzer bir şey benim veya Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından sarf edilmesi halinde, şu anda 'nefret suçu işleyen mültecilere kapılarını kapatan bir ülkenin başbakanı' diye anılırdık. Bir kere bunu söylemek ırkçılıktır, en ağır suçtur. İkinci boyutu var bunun, halkı da tahrik ediyor. Vatandaşlarımıza 'senin işini Suriyeliler alıyor' diyor. Bu açık bir şekilde Suriyelilere teşvik eden bir şey. Bu kadar sorumsuz bir açıklama olmaz."

- "1 milyon 300 bin kişilik istihdam oluşturduk"

Başbakan Davutoğlu, suriyelilerin istihdamıyla ilgili bir kararın çıkmadığını ve uygulamanın da söz konusu olmadığını bildirdi. 

Davutoğlu, "Suriyeliler inşallah kendi ülkelerinde düzen geldiğinde geri dönerler. Dönmezlerse vasıflı ise burada herhangi bir sektörde bize katkı sağlayabilir. Suriye'den bağımsız olarak söylüyorum, nasıl büyüyen Alman ekonomisi, Amerikan vasıflı beyinlerine çekiyorsa Türkiye'de de uluslararası şirketler arttıkça vasıflı beyinleri buraya getirmenizde sakınca yok. Bu, birilerinin önünün kapanması anlamına gelmez. Suriyelilerin gelişi sebebiyle Türkiye'de hiçbir şekilde şu ana kadar istihdam sıkıntısı doğmadı. Geçen yıl 1 milyon 300 bin kişilik istihdam oluşturduk. Böyle bir şey kesinlikle yok, düzenleme de yapılmadı. Herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç hissedilirse Türkiye'deki emekçilerin, işçilerin, halkın refahına ya da istihdamına etki etmeyecek şekilde yapılır. Bu konuda kimsenin tereddüdü olmasın" diye konuştu.

-"Mesleki eğitimde iş dünyasının yeri az"

Davutoğlu, "mesleki eğitimin elden geçirileceği ve ara bir model geliştirileceği" yönündeki açıklamaları ile tam olarak neyi kastettiğinin sorulması üzerine, AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'deki ortalama eğitim seviyesinin 5,5 yıl olduğunu, bugün bu seviyenin 7,5 yıla yükseltildiğini söyledi.

Ülkenin ortalama eğitim seviyesinin 2023 yılına kadar üniversite düzeyine getirilmesinin hedeflendiğini belirten Davutoğlu, şunları ifade etti:

"Mesleki eğitimi aynen lonca tarzını modernize ettiğimizi düşünün, üretimle birlikte yapmak. Biz mesleki eğitimi öyle yapmışız ki teorik olarak okullarda öğretiyoruz ama iş dünyasının bunun içinde bir paydaşlığı yok veya az. Konya'da bunun birkaç güzel örneğini gördüm. Ayakkabıcılar sitesinde bir ayakkabıcılık okulu açılmış, orada yetişenler orada istihdam ediliyor. TOBB ile iş dünyasıyla konuştum, onlar da bu işe yatkın fakat onların ne istediğini bilmiyorlar, onlar da Milli Eğitimin müfredatı konusunda müdahil değiller. Zihnimdeki model şu, üniversiteye gidecek olanlar yine gidecekler ama daha bilimsel çalışmalar yapmak üzere gidecekler. Mühendis ile teknisyen arasındaki farkı şöyle ortaya koyacağız. Organize sanayi bölgesine bir tekstil okulu kurulur ve burada Milleti Eğitim müfredat kontrolü yapar. Bunun uygulamasını stajyerlerde başlatıyoruz. Bu sabah bir vatandaşımız geldi yanıma, 'benim oğlum bir otelde çalışıyor ama ücret almıyor' dedi. Şimdi stajyer olarak çalışanlara da ücret getirecek bir düzenleme getiriyoruz. Böylece eğitim, staj, iş... Bir gencin önünde üç perspektif varsa, eğitimi pratikle birlikte alacak, stajını yapacak istihdam edilecek."

- "Ekonomiye özel mekanizma"

Davutoğlu, üç yıl ustalık eğitimi almış bir esnafın bir yer açması halinde faizsiz kredi verileceğini dile getirerek, bunun insanların çabuk bir şekilde hayata atılmasını da sağlayacağını vurguladı.

Seçimin ardından, iş dünyası ile Milli Eğitim Bakanlığını düzenlenecek bir formda buluşturacaklarını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ekonomiyle ilgili yapısal dönüşüm, istihdam ve sosyal kesimlerin talepleriyle ilgili kuracağımız mekanizmayla aynen güvenlik ve çözüm süreci mekanizması gibi bizzat benim başkanlığımda, ilgili ekonomi bakanlıklarının bulunduğu yeni bir yapı oluşturacağım ve ekonomi yönetiminin tek elden yürütülmesi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının, finansal yapılarla bütçe arasındaki bütün dengelerin Bakanlar Kurulumuzdaki genel görüşmeler dışındaki, bizzat benim yönetimimde değerlendirileceği bir yeni mekanizma. Aynen nasıl güvenlikle ilgili kurduk, Çözüm Süreci'yle ilgili kurduk, ekonomi yönetimi anlamında da kamu bankaları, finansal yapı, gerektiğinde Merkez Bankası'nın katkıda bulunacağı ve bütün bu yapıların, ilgili bakanların hepsinin olduğu, kesinlikle farklı söylem ve uygulamaların görülmeyeceği bütün güven ve istikrarın en iyi şekilde sağlanacağı bir çerçeve oluşturacağız. Bütün bu ortak eylem planları çerçevesinde atacağımız adımları da ilgili bakanlara talimatları vererek bizzat takip edeceğim."

(Sürecek)