Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)
- "Hakkari (havalimanı) iki yıl gecikti, bölücü terör örgütünün temsilcileri sürekli müteahhitleri tehdit ettiler. Oradaki iş makinelerini yaktılar bugüne kadar ertelendi. Terör örgütünün desteğinde olan siyasi parti bu olaylar karşısında her zaman sessiz kaldı. Çünkü bunlar benim Kürt vatandaşlarımın derdiyle dertlenmiyorlardı" - "Bunların ülkenin kalkınması diye bir dertleri yok. Bunlar tamamıyla ideolojik bir yapıyla, anlayışla her tarafı pislik götürsün, her taraf çöplük olsun, susuzluk olsun bunların umurunda değil ama bunlarda yalan bol. Biz yaparız, bunlar çıkar, 'biz yaptık veyahutta bizden çekindiler onun için yaptılar' derler" - "Kişi başına milli geliri 3 bin 500 dolardan 10 bin 500 dolara yükselttik. Hedefimiz 2023 yılında milli gelirimizi 2 trilyon dolara, kişi başına milli geliri de 25 bin dolara çıkarmak" -"Siyasi irade ve devlet üzerine düşen her şeyi yaptı, peki bölücü örgüt ve onun güdümündeki siyasi parti sözlerini tuttular mı? Maalesef tutmadılar. Ne silah bırakma konusunda, ne de bölgedeki vatandaşlarımızın siyasi tercihlerini özgürce ifade edebilmeleri hususunda verilen sözler yerine getirilmedi" -"Bu iş böyle yürümez, silahla demokrasinin bir arada yaşayabildiği nerede görüldü? Baskıyla tehditle siyasetin birlikte yürüyebilmesi mümkün değildir. Çıkmış diyorlar ki 'Biz kimseyi tehdit etmiyoruz, tehdit edilen varsa yanımıza gelsin'. İnsanda biraz utanma olur"

MARDİN (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , "Hakkari (havalimanı) iki yıl gecikti, bölücü terör örgütünün temsilcileri sürekli müteahhitleri tehdit ettiler. Oradaki iş makinelerini yaktılar bugüne kadar ertelendi. Terör örgütünün desteğinde olan siyasi parti bu olaylar karşısında her zaman sessiz kaldı. Çünkü bunlar benim Kürt vatandaşlarımın derdiyle dertlenmiyorlardı" dedi.

Erdoğan, Karayolları Parkı'ndaki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, insanları etnik kimliklerine göre tasnif etme döneminin geride kaldığını belirtti.

"İnanmayan varsa gelsin Mardin'e baksın, Mardin'lilere sorsun" diyen Erdoğan, insanları, inançlarına, mezheplerine göre ayrımcılığa tabi tutma döneminin geride kaldığını söyledi. Erdoğan, Mor Gabriel Manastırı sorununu çözdüklerini hatırlattı.

Ülkede geçmişte yatırımlarda, hizmetlerde ayrımcılık yapıldığını, sadece Türkiye'nin batısıyla doğusu arasında değil, şehrin merkeziyle kırsalı arasında bile dağlar kadar fark olduğunu anımsatan Erdoğan, "12 yılda sadece Doğu ve Güneydoğu bölgelerimize yaptığımız yatırım 100 milyar doları buldu. Sadece Mardin'e, geçtiğimiz 12 yılda yaptığımız yatırım ve destek 14 katrilyon. Eğitimiyle, sağlığıyla, adaletiyle, emniyetiyle, ulaştırmasıyla, tarımıyla, enerjisiyle bütün alanlarda yapılan yatırım. Bugün kim derse ki şu bölgeye diğerinden daha az yatırım yapılıyor, inanın yalan söylüyor" diye konuştu.

Erdoğan, 2002 yılına kadar, 79 senede Mardin'e yapılan yolun 29 kilometre olduğunu, 12 senede ise 220 kilometre bölünmüş yol yapıldığını kaydetti.

Mardin'deki hastanelerin yatak sayısının 286 iken, bugün bin 018 olduğunu dile getiren Erdoğan, "Artuklu Üniversitesi'nin 5 binden fazla öğrencisiyle Kürtçe ve Süryani dillerini kucaklayan Yaşayan Diller Enstitüsüyle bölgesinin önde gelen eğitim kurumları arasına girdi. Bunu terör örgütünün desteklemiş olduğu parti mi yaptı, biz yaptık" dedi. 

Dünyanın bir çok yerinden öğrenciler ve araştırmacıların geldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"İstanbul'a, Eskişehir'e Konya'ya ulaşan hızlı tren inşallah Karaman üzerinden Mersin, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa hattıyla Nusaybin'e kadar gelecek. Diyarbakır üzerinden Erzincan'a uzanacak bir diğer demiryolu hattının çalışmaları da sürüyor. Artık, yolu, suyu olmayan köy kalmayacak. Ülkemizin 80 vilayetiyle birlikte Mardin'de de yılların ihmallerini telafi ettik. Milli gerilimiz 230 milyar dolardı, şimdi 800 milyar dolar. Kişi başına milli geliri 3 bin 500 dolardan 10 bin 500 dolara yükselttik. Hedefimiz 2023 yılında milli gelirimizi 2 trilyon dolara, kişi başına milli geliri de 25 bin dolara çıkarmak."

Milli değerleriyle kavgalı tek parti zihniyetinin ürünü olan sıkıntıların uzun yıllar devletle millet arasında uçurum ortaya çıkardığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi yerde inançlara baskı yapıldığını, etnik kimliklerin inkar edildiğini, kültürel çeşitliliğin yok sayıldığını vurguladı.

- "Eski Türkiye'nin alışkanlıklarını değiştirmek hiç kolay olmadı"

Üniversite kapısından başörtülü kızların gözleri yaşlı şekilde geri çevrildiğini hatırlatan Erdoğan, şimdi böyle bir sorunun bulunmadığını, artık eğitim özgürlüğünün olduğunu söyledi.

Erdoğan, öğrencilere hitaben, "Sizlere artık inşallah üniversitelerde çok daha başarılı olmalısınız ve bu başarılarınızı da birilerine ispat etmelisiniz" ifadesini kullandı.

Sadece ana dili Kürtçe veya Arapça olduğu için devlet kurumlarında itilen, hor görülen insanlar olduğunu, Roman kimliği yüzünden zenci muamelesi görenlerin bulunduğunu anımsatan Erdoğan, "Bu ülkede, Ankara'nın merkezinde başlarında kasket altlarında şalvar olduğu için insanların alınmadığı dönemler yaşandı. Aşık Veysel gibi. İşte tüm bu sorunlar birikti, birikti ve sonunda milletine yabancı bir devlet, devletine yabancı bir milletin olduğu garip bir ülke haline getirdi. Biz 2002 yılında ülkenin yönetimini devraldığımızda tüm bu sorunlar farklı tezahürleriyle en derin şekilde yaşanıyordu. Aynı şekilde geri kalmışlık, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik hepsi zirveye çıkmış durumdaydı" şeklinde konuştu.

Erdoğan, Türkiye'de demokrasi,  ekonomi alanında reformlar yaparken bu sorunları çözmenin mücadelesini verdiklerini belirterek, "(Artık eski Türkiye olmayacak, şimdi yeni Türkiye'yi inşa edeceğiz) dedik. Eski Türkiye'nin alışkanlıklarını değiştirmek inanın hiç kolay olmadı. Milletimizin kesintisiz şekilde süren artan desteğiyle tüm meseleleri birer birer çözüm yoluna koyduk" dedi.

Gününü kurtarma peşindeki Türkiye'ye 2023 vizyonunu kazandırdıklarını anlatan Erdoğan, hala önlerinde almaları gereken çok yol olduğunu dile getirdi. Erdoğan, 76 üniversitesi olan Türkiye'nin şimdi 181 üniversitesinin bulunduğunu aktardı.

Erdoğan, daha önce 26 olan Türkiye'deki havalimanı sayısının 53'e çıktığını,  bu ay içerisinde Ordu-Giresun Havalimanını açacaklarını dile getirdi.  Büyük ihtimalle Hakkari Havalimanının da açılacağını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hakkari iki yıl gecikti, bölücü terör örgütünün temsilcileri sürekli müteahhitleri tehdit ettiler. Oradaki iş makinelerini yaktılar bugüne kadar ertelendi. Terör örgütünün desteğinde olan siyasi parti bu olaylar karşısında her zaman sessiz kaldı. Çünkü bunlar benim Kürt vatandaşlarımın derdiyle dertlenmiyorlardı. Bunların ülkenin kalkınması diye bir dertleri yok. Bunlar tamamıyla ideolojik bir yapıyla, anlayışla her tarafı pislik götürsün, her taraf çöplük olsun, susuzluk olsun bunların umurunda değil ama bunlarda yalan bol. Biz yaparız, bunlar çıkar, 'biz yaptık veyahutta bizden çekindiler onun için yaptılar' derler."

-Kin ve nefret

Ayrımcılığın karşısında olacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Şöyle hep beraber söz verelim; biz tek millet olacağız, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bizim Rabiamız bu. Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda olan varsa vatandır" ifadelerini kullandı.

Bölücü örgüt ve onun güdümündeki siyasi partinin kin ve nefret üzerine inşa edilmiş bir yapıları olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şimdi bunlar diyorlar ki 'bizim bölmek gibi gibi bir derdimiz yok'. Biz sizi çok iyi tanıyoruz, çok iyi biliyoruz, bunlar çok yüzlü. Bakınız işte hafta sonu Batman ve Diyarbakır'daydım. Bana, Batman ve Diyarbakır Belediye Başkanının da havalimanına geleceğini söylediler. Dedim ki 'bu şekilde olursa ben de makamlarında kendilerini ziyaret ederim'. Fakat öyle oldu ki her ikisi de yukarıdan talimatı aldılar. Talimatı alınca ikisi de gelemedi. Her ikisi de gelemeyince ben milletimin verdiği yetkiyi bunlara çiğnetmem ki. Yüzde 52 ile seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak, cumhurun başkanı olarak bu yetkiyi çiğnetmem ki. 

Bakın şimdi bugün yine aynısı oldu. Siirt'de de burada da. Beyefendilerin işleri çıkmış, gelememişler, hayrolsun. Tabi bu şekilde olunca da kusura bakmasınlar, bunlar önce nezaket kurallarını öğrenecekler. Protokol nedir öğrenecekler. İşte ben Çanakkale Zaferi'nin anma yıl dönümünde Çanakkale'deydim, CHP 'li belediye başkanı var. Havalimanına geldi, sağolsun, karşıladılar. Ben de aynı şekilde makamına gittim, ziyaret ettim ve makamında da bakan arkadaşlarımızla beraber kendilerinden Çanakkale'deki hizmetler ile ilgili brifing aldık. Anlayış budur. Ama bunlarda böyle bir anlayış yok, bunlara beş koyun verin güdemezler. Çünkü kin üzerine, nefret üzerine inşa edilmiş bir yapıları var. "

Milletin bütünüyle ve tüm insanlar için demokrasi, hak ve özgürlükler alanında sayısız reformlar gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, "Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; hak ve ve özgürlük bağlamında Cumhuriyet tarihi boyunca ortaya konan taleplerden çok daha fazlası geçtiğimiz 12 yılda hayata geçirildi" dedi.

-Baskı ve tehdit

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokratik Açılım ile başlayan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile devam eden çalışmaların Çözüm Süreci ile zirve yaptığını bildirdi.

Yapılan çalışmalara karşın verilen sözlerin tutulmadığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Siyasi irade ve devlet üzerine düşen her şeyi yaptı, peki bölücü örgüt ve onun güdümündeki siyasi parti sözlerini tuttular mı? Maalesef tutmadılar. Ne silah bırakma konusunda, ne de bölgedeki vatandaşlarımızın siyasi tercihlerini özgürce ifade edebilmeleri hususunda verilen sözler yerine getirilmedi. İşte bakın Siirt'te bir muhtarı öldürdüler. 

Şimdi kalkmışlar 'seçimden sonra şöyle olur', 'seçimden sonra böyle olur' diye hem bölge halkını hem de sandığın özgürlüğünü tehdit altına almaya çalışıyorlar. Bu iş böyle yürümez, silahla demokrasinin bir arada yaşayabildiği nerede görüldü? Baskıyla tehditle siyasetin birlikte yürüyebilmesi mümkün değildir. Çıkmış diyorlar ki 'Biz kimseyi tehdit etmiyoruz, tehdit edilen varsa yanımıza gelsin'. İnsanda biraz utanma olur ya. Bunlara Ziya Paşa'nın meşhur terkibi bendi ile cevap vermek lazım; 'En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun, Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?'. Kimse kör değil, sersem hiç değil. Herkes neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Çok iyi görüyor."

-"Bunlar aynı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin anlayışının birbirinin aynısı olduğunu ifade ederek şunlara işaret etti:

 "Neymiş efendim; dinlere saygısı varmış, saygıları varmış. Yahu bu millet diğer dinlere olan saygını değil senin Kabenin neresi olduğunu merak ediyor. Ne diyor; 'Kabe, Taksimmiş'. Bu milletin Kabe'si belli, asıl sen önce kendi Kabe'nin neresi olduğunu söyle. İşte adaylarından bir tanesi çıkıyor, 'Partim, zerdüştlük dinini ilan etse ben ona rağmen oradan aday olurum'. Ya bunlar iyice istikameti kaybetmişler. Bu işe öyle listene göstermelik müftü adaylar koymaya benzemez. 

Kürt kardeşlerimi tarihlerinden, inançlarından, kültürlerinden kopartıp, ideolojik saplantıların doğrultusunda sürüklemek istediği yeri biz çok iyi biliyoruz. Bir zamanlarda bu anamuhalefet partisinin eskileri; eski Türkiye, onlar da şöyle söylüyorlardı; 'Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter' diyorlardı. Ne farkı var?" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'nun önce İmam Hatiplerin kapatılacağını ifade ettiğini ancak açıklamasının ters tepmesi üzerine yalanladığını ifade etti. 

Erdoğan, "Biz Diyarbakır'ın 1376 yıl önceki fethinde o yaşanan kardeşliğimizi, Selahaddin-i Eyyubi'nin safındaki kardeşliğimizi, Çanakkale'deki, Kut'ül Ammare'deki, Kurtuluş Savaşı'ndaki kardeşliğimizi devam ettirmek istiyoruz" dedi.

(Sürecek)