Cumhurbaşkanı Erdoğan Ağrı'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ağrı'da
Cumhurbaşkanı Erdoğan Ağrı'da
- Erdoğan: (2) - "Anayasa yapılsın ama 'anayasayı bunlar değil, eskiden olduğu gibi vesayet yapsın, cuntacılar yapsın' mesajı veriyorlar. Biz milletimizle birlikte yeni Anayasa yapalım dedikçe muhalefet partilerinin niye bize karşı çıktıklarını anlıyorsunuz değil mi? Dikkat edin aynısını eş başkanlar da söylüyor, 'anayasa yapılsın ama bunlar yapmasın'. Millet yapmayacaksa kim yapacak bu anayasayı? Onun cevabını Londra'dan, New York'tan alıyoruz" - "Sanıyorlar ki millet 1990'ları unuttu. Sanıyorlar ki millet 1940'lardaki tek parti zulmünü unuttu. Bölge halkının ret, inkar, asimilasyon uygulamalarını unuttuğunu sanıyorlar. Bunları kim kaldırdı? Biz kaldırdık, biz. Kürt kardeşlerimin üzerinde baskı vardı. Temel haklarıyla ilgili yasaklar vardı. Demokratik açılımla, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'yle, Çözüm Süreci'yle tüm bunları birer birer ortadan kaldırdık, kaldırıyoruz. Boşaltılan köyleri, yaylaları yeniden şenlendirdik. Televizyondan, yerleşim yeri izinlerine kadar Kürt kardeşlerimizin tüm beklentilerini hayata geçirdik, geçiriyoruz"

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , "Anayasa yapılsın ama 'anayasayı bunlar değil, eskiden olduğu gibi vesayet yapsın, cuntacılar yapsın' mesajı veriyorlar. Biz milletimizle birlikte yeni Anayasa yapalım dedikçe muhalefet partilerinin niye bize karşı çıktıklarını anlıyorsunuz değil mi? Dikkat edin aynısını eş başkanlar da söylüyor, 'anayasa yapılsın ama bunlar yapmasın'. Millet yapmayacaksa kim yapacak bu anayasayı? Onun cevabını Londra'dan, New York'tan alıyoruz" dedi.

Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Halkla Buluşuyor" programları kapsamında Ağrı Dörtyol Meydanı'nda vatandaşlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti özlemcisi eş başkanların İstanbul'da başka, Ağrı'da başka yüzleriyle milletin karşısına çıktığını belirterek, Pensilvanya'nın ise bu işin profesyoneli olduğunu, herkesin koluna girip 'Oyum sana' dediğini, bu kişilerin kasetle, kumpasla siyaseti dizayn etme çabasının sürdüğünü bildirdi.

Doğan Medyası'nın da ilk günden beri bunlarla birlikte hareket ettiğini, son günlerde yurt dışındaki medya kuruluşlarının da aynı kervana katıldığını anlatan Erdoğan, "Hatta yapılan yayınlara bakınca eski Türkiye koalisyonunun oralarda kotarıldığını, oralarda kurulduğunu görüyoruz. Onlar yazıyor, buradakiler uyguluyor. Amaçları yeni Türkiye'nin inşasını engellemek" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun için anayasa yapılsın ama 'anayasayı bunlar değil, eskiden olduğu gibi vesayet yapsın, cuntacılar yapsın' mesajı veriyorlar. Biz milletimizle birlikte yeni Anayasa yapalım dedikçe muhalefet partilerinin niye bize karşı çıktıklarını anlıyorsunuz değil mi? Dikkat edin aynısını eş başkanlar da söylüyor, 'anayasa yapılsın ama bunlar yapmasın'. Millet yapmayacaksa kim yapacak bu anayasayı? Onun cevabını Londra'dan, New York'tan alıyoruz. Biz milletimizle birlikte manşetlerle, vesayetle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Her seçimde benzer ittifaklarla, benzer tuzaklarla mücadele ederek yolumuza devam ettik. Ama unutmayın tuzakların üstünde bir tuzak var."

- "Sanıyorlar ki millet unuttu"

Enfal Suresi'nin 30. ayetini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu unutmayın. En güzeli odur. En yücesi odur. Dolayısıyla öyle biz tuzak kurduk, bu işi bitirdik... Hayır, hayır hiçbir şey bitiremediniz ve bitiremeyeceksiniz. Kaderin üstünde bir kader vardır diyoruz ya, işte mesele bu" diye konuştu.

Karşılarında ilk kez bu kadar geniş bir cephe gördüklerini, asla bir araya gelemeyecek, birlikte hareket edemeyeceği düşünülen örgütlerin eski Türkiye koalisyonunda buluştuğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sanıyorlar ki millet 1990'ları unuttu. Sanıyorlar ki millet 1940'lardaki tek parti zulmünü unuttu. Bölge halkının ret, inkar, asimilasyon uygulamalarını unuttuğunu sanıyorlar. Bunları kim kaldırdı? Biz kaldırdık, biz. Ben partimizi kurarken Ağrı'ya geldiğimde Ağrılı kardeşim, kanaat önderleri bize ne diyordu biliyor musunuz? Diyorlardı ki 'Sadece şu olağanüstü hali kaldırın yeter.' Sağ olsun Abdullah Gül' başbakanlığı döneminde daha ilk ay olağanüstü hal kaldırıldı. Biz böyle bir yerden geliyoruz. Kürt kardeşlerimin üzerinde baskı vardı. Temel haklarıyla ilgili yasaklar vardı. Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve Çözüm Süreci'yle tüm bunları birer birer ortadan kaldırdık, kaldırıyoruz. Boşaltılan köyleri, yaylaları yeniden şenlendirdik. Televizyondan, yerleşim yeri izinlerine kadar Kürt kardeşlerimizin tüm beklentilerini hayata geçirdik, geçiriyoruz."

-"Sen Diyanet'i nasıl kaldırırsın?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte dindarlara yönelik baskı ve yasaklar bulunduğunu, bu konuda yaşanan sıkıntılara da son verdiklerini  anımsatarak, "İmam hatipleri bitirmek için 8 yıllık kesintisiz formülü bulmuşlar ve tüm mesleki eğitim sistemini çökertmişlerdi. Hatırlayın 28 Şubat. Hatırlıyorsunuz değil mi?" dedi.

Bu dönemde imam hatiplerin orta kısımlarının kapatıldığını ve öğrenci sayısının 60 bine düştüğünü aktaran Erdoğan, kat sayı uygulamasını kaldırıp, imam hatiplerin orta kısmını açtıklarını, böylece öğrenci sayısının 1 milyona çıktığını bildirdi. 

Bunun zorla olmadığını, milletin evladının burada okumasını istediğini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bundan Kılıçdaroğlu rahatsız oluyor. Eş başkan rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsunuz? Ben Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayınladığı Kürtçe mealli Kuran-ı Kerim'i gösterdim. Eş başkan çıktı diyor ki 'O bir tane hazırlandı, Cumhurbaşkanı'na gönderildi.' Ertesi gün Diyanet İşleri Başkanlığımız depodaki tüm Kürtçe Kuran-ı Kerimleri gösterdi. Kardeşlerim, niye rahatsız oluyor? Çünkü Kuran-ı Kerim'in Kürtçe mealiyle öğrenilmesini istemiyor, onun için. İstemiyor. Ne diyor, 'Diyanet'i kaldıracağız.' Sen Diyanet'i nasıl kaldırırsın? Bu yetkiyi sana kim verdi? Millet sana böyle bir yetki verdi mi? Milleti meydanlarda aldatıyor. Kusura bakma biz halimizden memnunuz. O da olmadı, kaynak. Kaynak dedi Diyanet İşleri Başkanı'nın altındaki Mercedes'i alacağım dedi. Onu satacağım. Nedir fiyatı? Açıkladığı fiyata bak, 1 milyon, yani 1 trilyon. Diyanet İşleri Başkanına sordurdum, 320 bin lira. Böyle yalan olur mu? Bunlar akşam başka, sabah başka. Arnavutluk'ta Namazgah Camisi'nin temelini attık, oradan dönüyoruz. Diyanet İşleri Başkanına dedim ki 'Haberim olsa bu arabayı geri verdirtmezdim. Çünkü senin temsil ettiğim makam sıradan bir makam değil. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı makamındaki zırhlı Mercedeslerden bir tanesini sana tahsis edeceğim' dedim. Bunu Diyanet İşleri Başkanımıza tahsis ettik. Seçim sonrası inşallah Başbakan'ımızla konuyu görüşeceğim ve Cumhurbaşkanlığı havuzundaki, Başbakanlık havuzundaki, ortaklaşa kullanıyoruz uçakların bir tanesiyle yurt dışı ziyaretlerine bizim Diyanet İşleri Başkanımız da gidebilecek. Bunu niye söylüyorum? İtalya'nın Vatikan papası, Alitalia uçaklarıyla uluslararası seyahat yapıyor da benim Diyanet İşleri Başkanım niçin bizim uçaklarımızla bunu yapmasın."

-"İşi gücü dinle"

Muhalefetin din dersine yönelik ifadelerine ilişkin Erdoğan, "İşi gücü dinle. Şimdi imam hatipte biliyorsunuz sıkıntılar vardı. Katsayı kalktı mı? Şu anda istediğin üniversiteye girebiliyor musun? Elhamdülillah. Bu onları rahatsız ediyor" dedi.

Kendisinin de çocuklarının da imam hatip mezunu olduğu bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki kızının başörtüsü yasağından dolayı Türkiye'de okuyamadığını, mecburen yurt dışına gönderdiklerini, oğlunun da katsayı engeline takılarak üniversiteye gidemediğini, dışarıda Harvard'da masterini yaptığını, kızlarının dünyanın en önemli üniversitelerinde doktora ve masterlerini tamamladığını anlattı.

Erdoğan, "Onlar yapamaz diye bir şey yok. Siz yaparsınız ben size inanıyorum. Meslek lisesindeki yavrularımıza inanıyorum. Yapmamaları için hiçbir sebep yok. Ama bu ayrımcılık niye? Bu ayrımcılığı niye yaptılar? İşte bunların hepsini kaldırdık" diye konuştu.

Danıştay'ın başörtüsü kararına atıfta bulunan Erdoğan, şöyle dedi:

"Düz liselerde başörtülü olarak dersler girebilirsiniz. Güzel mi? Seçmeli olarak Kuran-ı Kerim dersine girebiliyor mu artık. Siyer-i Nebi dersine girebiliyor mu? Aynı şekilde devlet dairelerinde başörtülü olarak çalışabiliyor mu? Şimdi de HSYK bir karar aldı. Yargı mensupları da başörtülü olarak görev yapabilecek. Nereden nereye. Ne dualar yapıldı. Ne gözyaşları döküldü. Bu gözyaşları karşılıksız kalır mı? Kalmadı, bundan sonra da kalmayacak. Bu ülkede ayrımcılığın karşısına dikilen biz olduk. Çünkü biz halkımızı ayırmadık. Yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. Bizim farkımız bu."

(Sürecek)