Denizli Sivil Toplum Buluşması

Denizli Sivil Toplum Buluşması
Denizli Sivil Toplum Buluşması
- Başbakan Davutoğlu: (1) "1929 ekonomik krizinden sonra dünyanın en büyük krizini 2008'den bu yana yaşıyor, hala içindeyiz" -"Türk ekonomisi hamdolsun kritik eşiklerden, ciddi sınavlardan geçerek, sağlıklı, bütçe disiplini sağlam, finans sistemi son derece sağlam, sanayi altyapısında üretim artışının devam ettiği, bütün pazar daralmalarına rağmen ihracatımızın 158 milyar dolarla yine yüzde 5 nispetinde artışla önemli bir ilerleme kaydettiği güzel bir performans sergiliyor" - "Türk ekonomisinin ivmesi enerji maliyetlerinin düşmesine paralel olarak daha da artacağı inancındayız" - "Herhalde önümüzdeki iki ay içinde gitmediğim vilayet kalmayacaktır"

DENİZLİ (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, dünyanın en büyük ekonomik krizlerden birini 2008'den beri yaşadığını belirterek, "Türk ekonomisi hamdolsun kritik eşiklerden, ciddi sınavlardan geçerek, sağlıklı, bütçe disiplini sağlam, finans sistemi son derece sağlam, sanayi altyapısında üretim artışının devam ettiği, bütün pazar daralmalarına rağmen ihracatımızın 158 milyar dolarla yine yüzde 5 nispetinde artışla önemli bir ilerleme kaydettiği güzel bir performans sergiliyor" dedi.

Davutoğlu, Anemon Otelde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle Denizli Sivil Toplum Buluşması adı verilen etkinlikte bir araya geldi.

Kentlerin ekonomilerinin ve kendilerine biçtikleri rolün tarih ve coğrafyadan etkilendiğini dile getiren Davutoğlu, "Kritik aşamalarda, eşiklerde, özellikle modern ekonomilerin trend olarak belli bir seyir takip ettiği ya da küresel kriz dönemlerinde doğru zamanlarda doğru karar alan ülkeler diğer ülkelerle aralarındaki farkı kapatır. Kriz şartları, zor ve çetin şartlar olmakla birlikte aslında o aradaki farkı kapatmak için olağanüstü imkan sağlayan şartlardır" diye konuştu.

"1929 ekonomik krizinden sonra dünyanın en büyük krizini 2008'den bu yana yaşıyor, hala içindeyiz" diyen Davutoğlu, bazı ülkelerin ekonomilerinde durgunluğun, büyüme hızlarında düşüşün yaşandığını bildirdi. Davutoğlu, "Ama Türk ekonomisi hamdolsun bu kritik eşiklerden, ciddi sınavlardan geçerek, sağlıklı, bütçe disiplini sağlam, finans sistemi son derece sağlam, sanayi altyapısında üretim artışının devam ettiği, bütün pazar daralmalarına rağmen ihracatımızın 158 milyar dolarla yine yüzde 5 nispetinde artışla önemli bir ilerleme kaydettiği güzel bir performans sergiliyor" değerlendirmesinde bulundu. 

"Türk ekonomisinin ivmesi enerji maliyetlerinin düşmesine paralel olarak daha da artacağı inancındayız" diyen Davutoğlu, 62. Hükümet'i kurduktan sonra ekonomik planlama bağlamında önemli kararlar aldıklarını söyledi. Başbakan Davutoğlu şunları belirtti:

"İki koordinasyonun önemini paylaşmak istiyorum, birincisi: Ülkenin ekonomisini yürüten ve makro planlamasını yapan hükümetle hükümetin makro planlamalarıyla iş adamlarının şirket ve strateji planlamaları arasındaki uyum. Biz Ankara 'da dünya ekonomilerini takip ederek, Bakanlar Kurulu ve ilgili kurumlarımızda ne kadar vizyonel karar alırsak alalım, eğer bu vizyonel kararlar iş adamlarımızın kendi şirket stratejilerine yansımazsa eksik kalır. Ya da iş adamlarımızın vizyonel stratejik perspektifleri hükümetler tarafından doğru anlaşılmazsa bu bütünlük sağlanmaz."

-Yerel ekonomilerin ülke ekonomileriyle entegre olması-

Makro ekonomik planlamaların, makro sanayi planlamalarının iş adamları tarafından doğru anlaşılmasının da önemine değinen Davutoğlu, ekonomilerin düzlemlerinin birbiriyle irtibatlı olduğunu anlattı. Yerel ekonomilerin ülke ekonomileriyle entegre biçimde gelişmezse ülke ekonomilerinin de yerelden kaynaklanan dinamizmi harekete geçirmelerinin mümkün olmayacağını dile getiren Davutoğlu, "Yani Denizli ekonomisi Türk ekonomisinin bir parçasıdır ama aynı zamanda Denizli ekonomisi kendi vizyonunu belirleyecek iç dinamiklere sahip olmak durumundadır" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, hafta sonu İzmir, Manisa, Afyonkarahisar ve Denizli'de programlarının olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bütün bu bölgenin ekonomik potansiyelini harekete geçirmek için kent ekonomisinden, bölge ekonomisine, bölge ekonomisinden ülke ekonomisine, ülke ekonomisinden de bizim için Avrupa Birliği ve çevre bölgeler ekonomisine ve nihayet küresel ekonomi ile irtibatlı halkalar doğru bağlanmak durumunda. Bu halkanın yöneticisi durumundaki hükümetler, kent ve ülkenin belli ekonomik havzalarının dinamizmini doğru anlayamazsa o dinamizmi  küresel ekonomiye taşıyacak araçları bulamaz. Bunu doğru anlarsa orada yapılması gereken şey, çok sağlam istişari mekanizmalarla bizim hükümet olarak sizlerle kendi vizyonumuzu paylaşmamız ama sizlerin de o vizyonu doğru anlayıp kentten, bölge ekonomisine oradan ülke ekonomisine katkı anlamında bir dinamizm yaratmanız lazım."

-50'ye yakın kente ziyaret- 

Partisinin kongreleri dolayısıyla son 5 ayda 50'ye yakın kenti ziyaret ettiğini ifade eden Davutoğlu, "Herhalde önümüzdeki iki ay içinde gitmediğim vilayet kalmayacaktır" dedi.

Ziyaretleri sırasında sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya gelmeye çalıştığını söyleyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"62. Hükümet'i kurduğumuz dönemde hükümet programımızın esası '2. Hamle Dönemi' diye tanımladığımız yeni bir ekonomik hamle döneminin altyapısını kurmak. Birinci hamle döneminin, 12 yıl Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Türkiye 'nin atıl kapasitesini harekete geçiren, altyapısını duble yollardan, demiryolu altyapısına kadar güçlendiren bir hamle dönemiydi. Hastanelerimiz, her alanda, sağlık, ulaştırma, ticaret çok önemli altyapısal değişim yaşadık. Doğalgaz her yere ulaştı hemen hemen. Şimdi ikinci hamle döneminin özelliği, niceliksel dönüşümü niteliksel bir bağlama oturtmak. Yani gayrisafi milli hasılanın 4 misli artmasıyla özellikle küresel krizle birlikte dünyaya göre iyi ama bizim hedeflerimize göre yavaş seyreden büyümeyi artıracak tedbirler almak. Büyümeyi hem niceliksel hem de rekabeti sağlayacak şekilde niteliksel bir dönüşüm sağlamak. Onun için Ar-ge, inovasyon, yüksek teknoloji, orta yüksek teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeye kararlıyız. Bunu ilk baştan itibaren söyledik. Şu ana kadar da Ar-ge, inovasyon ve yüksek teknoloji ağırlıklı ekonomik faaliyetlerden gelen taleplere, katılımlara, davetlere hiç ihmal etmeden katıldım."

(Sürecek)