Denizli Sivil Toplum Buluşması

Denizli Sivil Toplum Buluşması
Denizli Sivil Toplum Buluşması
- Başbakan Davutoğlu: (3) "Türkiye artık yüksek teknoloji üreten bir ülke olmak durumunda. Orta yüksek teknolojiyi yaygınlaştıran, ülke sathına yayan ülke olmak durumunda" - "Uzun hazırlıklardan, aylarca süren hazırlıklardan sonra tek tek bin 350 eylem planı hazırladık ve onların her birinde devlet kendine görev biçti. İş adamlarımızın işini kolaylaştırmak için önemli sektör teşvikleri getirdik"

DENİZLİ (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye 'nin artık yüksek teknoloji üreten bir ülke olmak durumunda olduğunu belirtti.

Davutoğlu, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği, "Denizli Sivil Toplum Buluşması"nda, kentin tekstil ve birçok alanda yükselen bir trende sahip olduğunu, ihracatın 680 milyon dolardan 2,8 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Denizli'nin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kentin İç Anadolu'yu, Akdeniz'i ve Ege'yi birbirine bağlayacak şehirler arasında öncü olduğunu dile getirdi.

Burada sanayinin gelişmesinin bir tesadüf olmadığını ifade eden Davutoğlu, "Denizli'nin simgesi niye horoz? Çünkü horozun üzerine güneş doğmaz. Horoz güneşi haber eder, sizler de çalışkan Denizlililer olarak üzerinize güneş doğmaz, sabah horozdan önce çalışmaya başlarsınız ve güneşi de haber edersiniz. Güneşe öncülük edersiniz. O bakımdan Denizli'nin ben öncü bir şehir olacağına inanıyorum" dedi.

İzmir'in tarih boyunca Akdeniz'in en önemli limanlarından biri olduğunu, bu kentin diğer şehirlere göre gelişme hızını yakalayamadığını ifade eden Davutoğlu, "Bunda yerel yönetimlerin ülkenin genel yükselişine uyum gösterememeleri ve birçok faktör var" değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Çandarlı Limanı'nın İzmir ile birlikte bu kentin hinterlandındaki Manisa, Balıkesir, Denizli, Aydın'a da hizmet edeceğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Sizin en kısa sürede en etkin şekilde uluslararası piyasalara girmeniz için ne gerekiyorsa yapacağız. Lojistik merkezler, ulaştırma hatları ki Aydın-Denizli otoyolu da tamamlanıyor buradan da Antalya'ya bağlanacak ve bir anlamda ticaret ve büyük bir tarım havzası, bir turizm havzasıyla turizm, tarım, ticaret, sanayi bu hat üzerinde birbirleriyle entegre hale gelecek. İnşallah 2023 hedefleri içinde de aynı güzergahta bu kez hızlı tren çalışmasını yürüteceğiz."

-Yüksek teknoloji yatırımına 5. bölge teşviki-

"Türkiye artık yüksek teknoloji üreten bir ülke olmak durumunda. Orta yüksek teknolojiyi yaygınlaştıran ülke sathına yayan ülke olmak durumunda" diyen Davutoğlu, nerede olursa olsun yüksek teknoloji yatırımına 5. bölge teşvikinin uygulanacağını, Denizli'nin de bu anlamda kapasitesini bildiğini anlattı.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu entegre ekonomik altyapıyı sağlam bir şekilde bir çerçeveye oturtup bizim Ankara 'da yaptığımız makroekonomik planlamanın içine yerleştirmemiz lazım. Denizli'den beklediğimiz sadece konvansiyonel üretim yapmak değil. Denizli'de Ar-Ge, inovasyon merkezleri olsun istiyoruz. Üniversitemizde bunun altyapısı gelişsin istiyoruz. Her bir şirketimizin ki maşallah ben bizim milletimizle her zaman iftihar etmişimdir bu yönüyle müthiş girişimciyiz biz. 'Akıncı ruhu' deniyor ya bazen bu savaş meydanlarında gözleniyor bazen iktisat meydanlarında.

Dışişleri bakanı olarak beni en fazla zorlayan şeylerden biri ama sevinerek şevkle memnun olduğum hususlardan biri: Afrika'ya açılım yaptık. Başka bir millet olsa 3 sene planlama yapar, düşünür şirketler yani. Devlet dese ki 'Afrika'ya açılıyorsunuz' iş adamları 3 sene düşünür, 3 sene planlama yapar sonra yavaş yavaş. Bizde maşallah 3 aya bile gerek yok, 3 gün sonra dil bilsin, bilmesin girişimcimiz alır valizini oralara açılır. Tweet üzerinden bile çok şey almışımdır, 'Sayın Bakanım şu anda Kenya Havalimanı'nda mahsur kaldık bize buradan alır mısınız. Göndeririz büyükelçiyi alırız. Bizim insanımızın hareket kabiliyeti çok yüksek. Önünü açmanız yeter. Önünü açtığınızda o girişimci ruh hayata geçer."

-"Taşımacılık konvansiyoneldir, lojistik moderndir"-

Hükümet olarak açıkladıkları 25 sektörel dönüşüm programını iş adamlarının incelemesini isteyen Davutoğlu, "Bu hükümet, devlet bize ne demek istiyor diye baksın. Biz onlar raflarda, kağıt üzerinde kalsın diye yapmıyoruz. Uzun hazırlıklardan, aylarca süren hazırlıklardan sonra tek tek bin 350 eylem planı hazırladık ve onların her birinde devlet kendine görev biçti. İş adamlarımızın işini kolaylaştırmak için önemli sektör teşvikleri getirdik" dedi.

Davutoğlu, "sağlık turizmini teşvik" diye başlı başına bir teşvik başlığı olduğunu, Afyonkarahisar'da, Denizli'de termal turizmini geliştirebilecek önemli teşvik unsuru olduğunu aktardı.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü.

"Mesela lojistik. 'Taşımacılıktan lojistiğe geçiş' dedik, bu bir stratejik hedeftir. Taşımacılık konvansiyoneldir, lojistik moderndir hatta küreseldir. Mesele tırları doldurup bir yere göndermek değil. Mesele lojistik planlamayla bütün mal aktarımının Türkiye üzerinden sistematik bir şekilde dünyaya sağlanması. Onun için lojistik alanda ne yapacağınızı, kimleri hangi kentlerin şehirlerimizin öne çıkacağını biraz da o şehirlerin performansları belirleyecek. Biz kuralları koyarız. Hangi şehir öncülük yaparsa o kazanır. Bir an önce herkesin bu sektörel dönüşüm programlarını incelemelerini rica ediyorum."

-Nüfus planlaması-

"Ailenin ve sosyal yapının, nüfus dinamizminin korunması" diye başlık açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü burada istihdamın önemli unsuru olan kadınlarımızın ekonomiye katkıda bulunmalarını istiyoruz. Ama aynı zamanda da nüfus yapımızın çalışan kadınlarımızın ekonomide çalışması dolayısıyla nüfus yapımızın bozulmasını da istemiyoruz. Yani nüfusta bir düşüş trendi istemiyoruz. 1990'lı yıllarda şu mantıkla bakardı hükümetler. Hepiniz hatırlarsınız. Ben de eşimin alanı dolayısıyla biraz da üzülerek takip ederdik: Nüfus planlaması. Nüfus planlamasını niye yapar hükümetler, tembel olduğu için yapar. Yani nüfus ne kadar az olursa uğraşacak nüfus az olacağı için işler o kadar azalır. Ama bugün bakıyoruz Avrupa'da nüfus dinamizmini kaybetmiş ülkelerin ekonomileri çöküyor. 

Japon ekonomisinin karşı karşıya kaldığı problem, beslemek zorunda olduğu yaşlı nüfus ile üretmek durumunda sorumluluğunu üstlenen genç nüfus arasındaki uçurumun gittikçe açılmış olması. Bizim takriben hesaplarımıza göre 2020'lerin başlarında neredeyse başa başa geleceğimiz, 2030'lardan itibaren ise yaşlılık trendine gireceğimiz bir nüfus tablosu varken sorumlu bir hükümet bunu sadece seyretmez. Biz 1980'li, 1990'lı yıllarda olduğu gibi 'nüfusumuz az olursa kişi başına düşen gayrisafi milli hasılamız yüksek görünür' diye bakmıyoruz olaya. Nüfusumuz dinamik olacak ama üretimimiz de yüksek olacak."

(Bitti)