Diyanet'ten "İsveç'e göçün 50. yılı"na özel belgesel

Diyanet'ten "İsveç'e göçün 50. yılı"na özel belgesel
Diyanet'ten "İsveç'e göçün 50. yılı"na özel belgesel
- TRT Diyanet, 1965'te adını telaffuz dahi edemedikleri, haritadaki yerini bilmedikleri İsveç'e göçenlerin ibretlik hayat hikayelerini, "Stockholm Treni" isimli belgeselle izleyiciyle buluşturuyor - Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Özafşar: - "Sadece bir göçün hikayesi değil, bir değerler göçünün hikayesidir. Göçerken de değerleri yaşatmanın hikayesidir. Gurbette birlikte, beraber olmanın, dayanışmanın, organizasyon kabiliyetinin, uyumun hikayesidir"

ANKARA (AA) - AYNUR EKİZ - TRT Diyanet, Anadolu insanının İsveç'e göçünün 50. yıl dönümünde, adını dahi telaffuz edemedikleri, haritadaki yerini bilmedikleri İsveç'e göçenlerin ibretlik hayat hikayelerini, "Stockholm Treni" isimli belgeselle beyaz perdeye aktarıyor.

"Asimile olmadan entegre olmayı başarabilen, Türkiye ile milli-manevi bağlarını koparmadan var olma mücadelesini sürdüren" kuşağın hikayesini anlatan belgesel, TRT Diyanet ekranlarında izleyicisiyle buluşacak. 

Stockholm Treni ile ilk uzun metrajlı belgesini izleyiciye sunmaya hazırlanan TRT Diyanet, yeni belgeseller için de hazırlıklarını sürdürüyor. 

Belgeseli AA muhabirine değerlendiren Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar, "İnsanımızın göç hikayesidir ama sadece göçün hikayesi değil, değerler göçünün hikayesidir. Göçerken de değerleri yaşatmanın hikayesidir. Gurbette birlikte, beraber olmanın, dayanışmanın, organizasyon kabiliyetinin, uyumun hikayesidir" diye konuştu. 

Anadolu insanının 20. asırda iktisadi, ticari ve toplumsal sebeplerle  Avrupa 'ya göçtüğünü hatırlatan Özafşar, "Bu insanlar sadece giderken maddi özne olarak gitmemişler, gittikleri yerde manevi özneye dönüşmüşlerdir. Kendi inançlarıyla, kültürleriyle oraya gitmişlerdir. Gittikleri yerlerde medeniyet mukayesesi, kültür karşılaştırmaları yapmışlardır. Kültür şokları yaşamışlardır. Hem maddi hem manevi büyük acılar, dramlar yaşamışlardır. Büyük mücadeleler vermişlerdir. Oradan Anadolu insanının manevi kimliği açığa çıkmıştır" değerlendirmesinde bulundu. 

Özafşar, Anadolu insanının Avrupa'da var olabilmek için sosyal organizasyonlar yaptığını, camiler inşa ettiğini belirterek, bu süreçlerde manevi dinamiklerin etkili olduğunu vurguladı.

Dini bakımdan örgütlenmenin Anadolu insanına dinamizm verdiğine dikkati çeken Özafşar, "Diyanet İşleri Başkanlığı da geçen sürede onlara hizmet götürmüştür. O bakımdan toplumun hem doğumunda hem evlenmesinde hem cenazesinde hem çok özel günlerinde yanında olan Diyanet hizmetleri zaviyesinden bu neslin göç hikayesini gündeme getirmeyi ve ele almayı uygun gördük. Bu anlayışla bu belgesel hazırlanmıştır" ifadesini kullandı.

- "Türk televizyonlarında ilk olacak"

Stockholm Treni Belgeseli'nin, şahısları merkeze alan çalışma olmadığını aktaran Özafşar, "Bu, 26 ana konu çerçevesinde tematik olarak hazırlanan bir belgesel. Dolayısıyla hayatın bütün katmanlarını dikkate alan, eğitimi, engellileri, kadınların sorunlarını, çalışma şartlarını, ibadet hayatını, dini özgürlükleri, bütün bu konuları ele alan ve konu konu takip eden belgeseldir. O bakımdan Türk televizyonlarında da ilk defa tematik hazırlanmış belgesel olarak yerini alacaktır" görüşünü paylaştı.

Özafşar, Avrupa'ya göçenlerin her birinin hikayesinin çok acıklı olduğunu kaydederek, öykülerinin yürekleri burktuğunu söyledi.

"Her bölümde etkileyici sahneler var" diyen Özafşar, şöyle devam etti:

"İşçi göçünü zorunlu kılan sebepler, o tarihlerde Anadolu'nun içinden geçtiği süreçler, bunlar çok etkileyici. Oraya giden ilk neslin vatan hasretleri, özlemleri, mektuplaşmalar çok etkileyici. Bu belgeselin her aşamasında onu görüyoruz. Anadolu insanına ayakta kalma, yaşama sevincini veren dini, manevi dinamiklerin hayatın her safhasında onları yönlendirdiği ve kılavuzluk ettiği realitesini görüyoruz. O bakımdan ben hiçbir bölümü diğerinden ayıramıyorum" diye konuştu.

- "Bu belgesel neden izlenmeli?"

Özafşar, "Bu belgesel neden izlenmeli?" sorusuna şöyle cevap verdi: 

"Sadece Müslüman olanlar değil, Anadolu'dan göçmüş farklı inanç kesimleri var. Bu insanların yaşadıklarını yakından görmek ve onlarla empati kurmak isteyen herkes mutlaka bu belgeseli izlemeli. Anadolu'nun güzelliklerini nasıl taşıdıklarını, Anadolu insanının çilekeş, özverili, fedakar ve cesur şekilde nasıl bütün dünyada ve gittikleri yerde ayakta kaldıklarını görmek isteyen herkes, mutlaka bu belgeseli izlemeli. Anadolu insanının sadece kendisi için değil, inandığı değerler için nasıl ayakta kaldıklarını ve manevi özneye dönüştüklerini görmek isteyen herkes mutlaka bu belgeseli izlemeli."

- TRT Diyanet'in ilk uzun metrajlı belgeseli

TRT Diyanet'in ilk defa uzun metrajlı belgeselle toplumun huzuruna çıktığına işaret eden Özafşar, "Konuya ilgi duyanların eleştirisine açık olduğumuzu ve izleyicinin pek çok meziyetleri olan belgeselle karşı karşıya bulunduğunu ifade etmek istiyorum. Bu anlamda ilk örneklerimizden bir tanesi. Bunun arkasından farklı belgeseller de önümüzdeki yayın sürecinde inşallah toplumumuzun huzuruna getirilecek" şeklinde konuştu. 

Özafşar, TRT Diyanet'te yayınlanacak belgeselin, TRT'nin diğer kanallarında da yayınlanmasını ümit ettiklerini belirterek, belgeselin İsveç televizyonlarında da yayınlanmasının düşünüldüğünü açıkladı. 

- TRT Diyanet'ten Nüvvap Belgeseli

Belgeseli değerlendiren Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürü Yüksel Salman da TRT Diyanet'in sadece dini konularda değil, toplumun tamamını ilgilendiren hatta yurtdışındaki millet varlığını da ilgilendiren konularda yayınlar yaptığını söyledi. 

Salman, "Stockholm Treni Belgeseli'nin en önemli özelliği, yurtdışında yaşayan kardeşlerimize yönelik hazırladığımız ilk belgesel olmasıdır. İyi başlangıç olmuştur bizim için. Bu belgeselle Diyanet İşleri Başkanlığımız, yurtdışındaki kardeşlerimizi, millet varlığımızı unutmadığını, onlarla gönül bağını, iletişimini devam ettirdiğini belirtmiş, bunların da ötesinde vefa borcunu yerine getirmiştir" değerlendirmesinde bulundu. 

Diyanet İşleri Başkanlığının yeni belgeseller hazırlamaya başladığını açıklayan Salman, Balkanlara yönelik belgeselin hazırlanma aşamasında olduğunu dile getirdi.

"Nüvvap Belgeseli" hazırladıklarını aktaran Salman, "Bulgaristan'da kadı yetiştiren bir üniversite' diyebiliriz. Şu anda onun hazırlığı içindeyiz. Balkanlar ve Avrupa'nın değişik ülkelerindeki kardeşlerimiz için onların yaşadıklarına dair yeni belgeseller Diyanet televizyonumuzun gündeminde" dedi.

- "Gelecek kuşaklar için hazine değeri taşıyacak"

Belgeselin yapımcılığı ve yönetmenliğini üstlenen Ahmet Üstündağ da Stockholm Treni'nin, Türk-İsveç dostluğunu güçlendirmek, tarihten gelen dostluğu gelecekte de pekiştirmek amacıyla yola çıkılan ve bu anlamda iki ülke halkının yöneticilerinin destek verdiği, gelecek kuşaklara miras kalacak çok önemli belgesel olduğunu söyledi.

Belgeselin konu anlatımlı olması dolayısıyla Türk televizyonculuk tarihinde ilk olduğunu ifade eden Üstündağ, "Bir kişinin hayatından yola çıkarak belgesel yapmadık. İsveç'te sağlığı işledik, engellileri işledik, İsveç'teki Anadolu kadınını işledik, Anadolu gençliğini işledik, ithal gelin, ithal damat konularını işledik" şeklinde konuştu. 

Belgeselin teknik detaylarına ilişkin bilgi veren Üstündağ, şöyle konuştu:

"Tamamen belgesele özgün müzikler yapıldı. 'After effects projeleri' dediğimiz programların kurgusu dinamik olarak benimsendiği için bu, kurgu sistemine ciddi anlamda katkı sağladı. Yaklaşık 180 saatlik ham görüntü elde ettik. Ham görüntünün içinden de otuzar dakikalık 26 bölüm oluşturduk. Yaklaşık 8 terabaytlık dev arşive sahip olduk. 6 bin fotoğraf karesi çekimi yapıldı. Bunlar gelecek kuşaklar için de hazine değeri taşıyacak. 300'e yakın insanla röportaj yapıldı. Bunlar birinci ağızdan tanıklar. İlk kuşağı, ikinci kuşağı, üçüncü kuşağı ve dördüncü kuşakta doğan çocukları da mümkün mertebe bu belgesele dahil ettik.

2 bin sayfa deşifre yaptık. İki aktüel kamera, hava kamerası ve 'GoPro' dediğimiz hava kameraları ile ful HD çekimler yaptık."

İsveç yetkililerini de belgesele dahil ettiklerini kaydeden Üstündağ, "İsveç Başbakanı, İsveç Maliye Bakanı, dışişleri bakanları, büyükelçiler, Diyanet İşleri Başkanımızı ve yetkilileri bu belgeselde konuştuk. Anadolu'dan göç etmiş Süryani ve Kazak vatandaşları da bu belgesele dahil ettik. Bu belgeselde herkesi kucaklamaya çalıştık" ifadesini kullandı.

"Asimile olmadan entegre olabilmek", gelecekte Anadolu nüfusunun Avrupa'da güç olarak kendini hissedebilmesi için benzeri çalışmaların çok önemli olduğuna dikkati çeken Üstündağ, "Diyanet İşleri Başkanlığı da hiçbir ayrımcılığa sapmadan, tarafsız şekilde belgesel çekilmesi noktasında son derece özverili ve bilinçli katkı sağlamıştır. Bülent Baloğlu Hoca'nın kitapları, 'Stockholm Treni' kitaplarının da bu belgesele katkısı büyük olmuştur."

- 50 yıl saklanan ince belli çay bardakları

Belgeselde Anadolu işçisi Nida ve eşi Hüsniye Deribaş'ın İsveç'te "Nadia" isimli komşusuyla yaşadıkları örnek komşuluğun kendisini çok etkilediğini belirten Üstündağ, aralarında geçen hikayeyi şöyle anlattı:

"Göçün ilk yıllarında Hüsniye Hanım, 'Nadia' isimli hanımefendiye Paşabahçe'den lale figürlü çay takımı götürüyor. İnanılmaz dostluk kuruyorlar. Bayan Nadia'yı ziyaret ettik. Nadia Hanım, kendisine 50 yıl önce hediye edilen ince belli çay bardakları ile bize çay ikram etti. Anadolu insanları gittiği her yerde bir iz bırakıyor. Nadia Hanım, 'Hüsniye Hanım, bana Türklerin ne kadar iyi ve sıcak insanlar olduğunu gösterdi. Bu bardaklar da onun bir nevi nişanesi' deyip, bizi onurlandırdı. Belgeselimizde bunun gibi pek çok kare ve görseli izleyicilerimiz görecek." 

- Stockholm Treni Belgeseli

"Asimile olmadan entegre olmayı başarabilen, Türkiye ile milli-manevi bağlarını koparmadan var olma mücadelesini sürdüren" kuşağın hikayesini anlatan "Stockholm Treni" belgeselinin senaryo yazarlığı ve danışmanlığını Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri, eski İsveç Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu, yapımcılığını ve yönetmenliğini Ahmet Üstündağ, TRT Diyanet adına proje sorumluluğunu ise kanalın Dış Yapımlar Koordinatörü Salih Özderya üstlendi.

Belgeselin çekimleri yaklaşık 9 ay sürdü. Yurtdışı çekimleri Stockholm, Göteborg, Malmö, Linköping, Destross, Eskilstuna başta olmak üzere Türklerin yaşadığı bölgelerde yapıldı. Türkiye'de ise Konya, Kulu, Kozanlı, Dinek, Cihanbeyli, Ürgüp, Karain, Bolu, Sakarya, Bursa, Ankara ve Mardin çekimleriyle tamamlandı. Ful HD çözünürlükte, 4 kamera ile 140 saatlik çekim yapılarak 8 terabaytlık görsel arşiv elde edildi.