13. MİHBİR Toplantısı

13. MİHBİR Toplantısı
13. MİHBİR Toplantısı
- Adalet Bakanı İpek: - "(İstinaf mahkemeleri)İnşallah istinaf kanun yolunun hayata geçirilmesiyle yüksek yargımız içtihat mahkemesine dönmüş olacak. Bu konuda çalışmalarımızı sağlamış oluyoruz. İnşallah bu ayın sonunda bölge başkanlarının atamasını yapacağız, önümüzdeki yıl içerisinde de faaliyete geçirmiş olacağız" - "Bugün itibarıyla Yargıtayımıza yılda 1 milyon dosya intikal ediyor. Türkiye ölçekli Avrupa ülkelerine baktığımızda en çok dosyası olan ülke Fransa ve bildiğim kadar 45 bin kadar dosyası var"

ANTALYA (AA) - Adalet Bakanı Kenan İpek, istinaf mahkemelerinin yavaşlayan yargının enerji kaynağı olacağını belirterek, "İnşallah istinaf kanun yolunun hayata geçirilmesiyle yüksek yargımız içtihat mahkemesine dönmüş olacak. Bu konuda çalışmalarımızı sağlamış oluyoruz. İnşallah bu ayın sonunda bölge başkanlarının atamasını yapacağız, önümüzdeki yıl içerisinde de faaliyete geçirmiş olacağız" dedi.

İpek, Türk Medeni Usul ve İcra İflas Hukukçular Birliği'nin (MİHBİR) "Yeniden yapılandırılması gereken bir kurum olarak iflas ve konkordatonun istememesinin sebepleri" konulu 13. toplantısına katıldı.

Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisleri'ndeki toplantıda konuşan İpek, ülkenin genel gündemi kadar hukuk ve yargı dünyasının da yoğun bir gündeme sahip olduğunu ifade etti.

Son dönemde yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten İpek, bakanlık olarak bu yılı, "yeniden yapılanma ve reform yılının başlangıcı" olarak gördüklerinin vurguladı. 

- "Geciken adalet, adalet olmamaktadır"

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun nisan ayında yeni Yargı Reformu Stratejisi'ni kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Bakan İpek, yargı reformunda izlenecek temel parametreler ortaya konulmak suretiyle gelecek beş yılın yol haritasını belirlediklerini bildirdi.

Titizlikle yürüttükleri konuların başında Yargı Reformu Stratejisi'nin geldiğine işaret eden İpek, şöyle konuştu:

"Yeni Yargı Reformu Stratejimiz, iki temel düşünce üzerine inşa edilmiştir. Bunlardan ilki yargıya intikal eden iş yükünün azaltılması, ikincisi ise yargıda görülmekte olan davaların hızlı görülmesidir. Artan iş yükü, yargılamaların yavaşlaması sonucunu doğurmaktadır. Böylelikle yargı, sahip olması gereken hızı kaybetmektedir. O yüzden de geciken adalet, adalet olmamaktadır. Adaletin tam zamanında ve etkin bir şekilde tecelli etmesi gerekmektedir. Bu temel iki ayrım noktasında çalışmalarımız şekillendi. Yargıya gelen iş yükünün azaltılması için alternatif çözüm yolları konusunda yoğunlaştık. Bu noktada hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk çalışmalarını başlattık, her geçen gün yaygınlık kazanan bir ivme kazandık. Önümüzdeki süreçte belli alanlarda arabuluculuğu zorunlu hale getireceğiz."

- "İşin olmazsa olmazı, mekan ve insan"

Bakan İpek, zorunlu hakem heyetlerinin uygulama alanlarının genişletilmesinin de gündemlerinin diğer konusu olduğunu açıkladı.

Bu çalışmalarla yargıya gelen iş yükünde azalma olacağına değinen İpek, yargının hızlı işlemesinde belli noktalara yoğunlaştıklarının altını çizdi. Adalet Bakanı İpek, "Bu işin olmazsa olmazı mekan ve insandır. Gerek hakim, savcı gerekse de diğer personel alımları ile bu anlamda açıkları kapatma çabasındayız. Diğer yandan son 10 yıldır süren adalet sarayları yapımına devam ediyoruz" diye konuştu.

 Makul yargılama sürelerinin belirlenmesi çalışmalarını da yaygınlaştıracaklarını dile getiren İpek, artık vatandaşın açtığı davanın yaklaşık ne zaman biteceği konusunda bir kanaat sahibi olacağını kaydetti.

- "İstinaf mahkemeleri, yavaşlayan yargının enerji kaynağı olacak"

Noterlik ve Avukatlık kanunlarının yenilenmesi gerektiğine inandığını belirten İpek, Yeni Yargı Reformu Stratejisi'nde öngörülen en önemli yeniliğin, hazırlıkları tamamlanan ve gelecek yıl faaliyete geçecek istinaf mahkemeleri olduğunu bildirdi.

Bu mahkemelerin, yavaşlayan yargı sistemi için büyük bir enerji kaynağı olacağının altını çizen İpek, istinaf mahkemelerinin, hızlı ve etkin yargılama için büyük imkan sağlayacağını vurguladı.

Bakan İpek, sözlerini şöyle sürdürdü:

" Bugün itibarıyla Yargıtayımıza yılda 1 milyon dosya intikal ediyor. Türkiye ölçekli Avrupa ülkelerine baktığımızda en çok dosyası olan ülke Fransa ve bildiğim kadar 45 bin kadar dosyası var. Bu sayı Almanya'da 9 bin civarında, İngiltere'de ise 6 bin civarında olduğunu biliyorum. Her konu, her ihtilaf maalesef yargımıza intikal ediyor. Yargımıza intikal eden her konu da ilk derece mahkemelerinden sonra da Yargıtay ve Danıştay'a gidiyor. İnşallah İstinaf Kanunu yolunun hayata geçmesi ile yaklaşık yüzde 90'ı gelişmiş istinaf mahkemelerinde sonuçlanacak, yüzde 10 kadarı da yüksek yargıya gitmiş olacak."

İpek, Yargıtay'da 520 üye bulunduğunu ve bin 200 civarında da tetkik hakimi çalıştığını anlatarak, "Bunun dünyada örneği yok. İnşallah istinaf kanun yolunun hayata geçirilmesiyle yüksek yargımız içtihat mahkemesine dönmüş olacak. Bu konuda çalışmalarımızı sağlamış oluyoruz. İnşallah bu ayın sonunda bölge başkanlarının atamasını yapacağız, önümüzdeki yıl içerisinde de faaliyete geçirmiş olacağız" dedi.

- "Bilim Komisyonu" oluşturuldu

Yeniliklerin, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı anlamında da önemli katkılar sağlayacağını belirten İpek,  Türkiye'de sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmelere cevap verecek yeni bir İcra ve İflas Kanunu hazırlanmasının gereğine işaret etti. İpek, bu amaçla bakanlık tarafından "Bilim Komisyonu" oluşturulduğunu kaydetti.

Kurulan komisyonun özverili şekilde çalışmalarına devam ettiğini bildiren İpek, şöyle konuştu:

"2014 yılı itibarıyla ülkemizde anonim, limited, kolektif ve komandit şirket ile kooperatif olmak üzere 850 bin 548 şirket bulunduğu, 496 bin 530 da gerçek kişi ticari işletmenin ticari faaliyet icra ettiği istatistiklere yansımıştır. Bunun yanında 2014 yılında asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerine, 115 iflasın açılması, 110 iflasın ertelenmesi, 116 iflasın kapatılması, 11 konkordato ve 40 iflas hukukuyla ilgili şikayet davası açıldığı görülmektedir."

İpek, sosyal ve ekonomik koşullardaki değişiklikler nedeniyle aslında ekonomik hayatlarını devam ettirmesi mümkün olan bazı ticari işletmelerin varlıklarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, bu durumun borçluları olduğu kadar, alacaklılar, işçiler ve milli ekonomiyi olumsuz etkilediğini söyledi.

Ekonomik varlığını devam ettirebilme imkanı olan işletmelerin, mal varlığını koruyucu önlemler almanın herkesin yararına olacağını vurgulayan İpek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bilim Komisyonumuzun çalışmalarında öne çıkan hususlardan biri, iflas kurumunun neredeyse işlevsiz bir hale gelmiş olması ve borçlunun ekonomik bakımdan rehabilitasyonu araçlarından biri olan konkordatonun çok seyrek uygulanıyor olmasıdır. İflas kurumunun işlevsiz hale gelmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri, iflas tasfiyesinin çok uzun sürmesi ve bu durumun gerek alacaklılar gerekse müflis bakımından ortaya çıkardığı sakıncalardır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunumuzda 2003 yılında yapılan 4949 sayılı ve 5092 sayılı kanun değişiklikleriyle, mal varlığının terki suretiyle konkordato kurumu sistem içine alınmış ve işletmelerin yeniden yapılandırılması amacıyla konkordato kurumuna işlerlik kazandırılması hedeflenmiştir."

- İcra ve iflas hukukunda yeni dönem

Bakan İpek, İcra ve İflas Kanunu'na 5092 sayılı Kanunla dahil edilen "Uzlaşma Suretiyle Yeniden Yapılandırma Kurumu"nun da işletmelerin iflastan kurtarılarak yeniden yapılandırılmasını hedeflediğini anlattı.

İflasın Ertelenmesi Kurumu'nun İcra ve İflas Kanunu düzenlemesine dahil edilmesi suretiyle de Türkiye'de icra ve iflas hukuku alanında yeni bir dönemin başladığına değinen İpek, "İflasın ertelenmesi, 6762  sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda mevcut olan, ancak şartları ve etkisi açıkça düzenlenmemiş olduğundan uygulamasına hemen hemen rastlanmayan bir kurum olarak göze çarpmaktaydı. Ancak, 4949 sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanunu'na 179/a ve devamı maddeleri olarak eklenerek, şartları, etki ve sonuçları düzenlenen iflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan sermaye şirketlerinin sıkça başvurduğu bir yol haline dönüşmüştür" diye konuştu.

Kanun koyucunun, iflasın ertelenmesi yolunu, işletmelerin iyileştirilmesine ulaştıran bir köprü olarak kurduğunu vurgulayan İpek, "İflasın ertelenmesi yolu, iflas, konkordato ve uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma kurumlarına başvurulmasını ve bunların uygulanmasını engelleyen, başlı başına bir iyileştirme vasıtası halini almıştır" dedi.

Bakan İpek, hukuk sistemlerinde, iflas kurumunun, borçluyu cezalandırma amacı taşımadığının açıkça kabul edildiğini, bu kurumla hem borçlunun tasfiye sürecinden en az zararla çıkmasının hem de alacaklıların tatmininin amaçlandığını dile getirdi.

İpek, "İcra ve İflas Kanunu'nun amaca hizmet edebilmesi için, borçlunun ekonomik bakımdan rehabilitasyonuna yönelik kurumların bütüncül bir yaklaşımla gözden geçirilmesi ve uygulanabilir kurumlar haline getirilmesi, aynı zamanda iflas yolunun basit, hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesine zemin hazırlanması önem arz etmektedir" şeklinde konuştu.