17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi

17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi
17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi
- Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çalkavur: - "Türkiye'de damar sertliği rahatsızlığı giderek artıyor. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de 50 yaşın üstündeki insanların yaklaşık yüzde 20'sinde, 70 yaş üstündeki insanların da yüzde 30'unda damar sertliği görülüyor" - Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bozkurt: -"Kolesterol düşürücü ilaçlar, Amerikan ilaç sanayisinin pohpohladığı ilaçlardır' diyorlar. Ben 8 yıldır kullanıyorum. Düşünün bu işlerin içinde olan, bu işlerin eğitimini veren bir insan olarak neden kendim o kolesterol hapını yutayım?"

ANTALYA (AA) - Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Tanzer Çalkavur, Türkiye'de damar sertliği rahatsızlığının giderek arttığını belirterek, "Yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de 50 yaşın üstündeki insanların yaklaşık yüzde 20'sinde, 70 yaş üstündeki insanların da yüzde 30'unda damar sertliği görülüyor" dedi.

Belek Turizm bölgesindeki otelde gerçekleştirilen 17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi ve 8. Ulusal Fleboloji Kongresi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Çalkavur, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ölümlerin birinci nedeninin hala damar sertliği olduğunu söyledi.

Damar sertliğinin kalp rahatsızlığından felce, böbrek yetmezliğine kadar birçok ölümcül hastalığa neden olduğunu kaydeden Çalkavur, "Türkiye'de damar sertliği rahatsızlığı giderek artıyor. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de 50 yaşın üstündeki insanların yaklaşık yüzde 20'sinde, 70 yaş üstündeki insanların da yüzde 30'unda damar sertliği görülüyor" ifadesini kullandı.

 

Çalkavur, damar sertliğinin altında yatan nedenlerin çok net bilinmediğini fakat birtakım risk faktörleri bulunduğunu anlatarak, "Risk faktörlerinin en önemlisi sigara kullanımı. 78 milyon nüfuslu Türkiye'de yaklaşık 17 milyon sigara kullanan insan var" diye konuştu.

Damar sertliğinin tedavi yöntemlerinin özellikle son 10 yılda çok geliştiğine dikkati çeken Çalkavur, ameliyatın artık tek seçenek olmadığını, küçük kataterlerle, stentlerle damarların açıldığını ve ameliyatların da daha küçük kesilerle yapılmaya çalışıldığını ifade etti.

17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi'ne yaklaşık bin 200 tıp insanının katıldığını belirten Çalkavur, kongrede yeni teknikler hakkında katılımcıların bilgilendirileceğini söyledi.

- Felç riski

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği ve Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Tankut Akay da beyne giden iki damar olduğunu, bunlardan birinin tıkanmasının felce yol açabileceğini anlattı.

Felç riskinin özelikle 50 yaştan sonraki bireylerde sıklıkla görüldüğüne işaret eden Akay, gözünde kararma veya perde inmesi, konuşma bozukluğu, unutkanlık, elde ve kolda güç kaybı şikayeti olan kişilerin mutlaka hekime gitmeleri gerektiğini vurguladı.

- Uzun süre hareketsiz kalanlarda ani ölüm riski

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cengiz Köksal da 6 saatten fazla süren uçak veya otobüs yolculukları ve bilgisayar karşısında çok fazla hareketsiz kalmanın toplardamarlarda pıhtı oturmasına neden olabileceğini söyledi.

Uzun süre hareketsiz kalmamaya dikkat etmek gerektiğini belirten Köksal, şöyle konuştu:

"Bilgisayar başında uzun süre hareketsiz kalıyorsanız ki son zamanlarda en ciddi problemimiz bu veya 6 saati geçen uçak, otobüs seyahati yapıyorsanız ani ölüm riski taşıyorsunuz. Hareketsiz kalmak, toplardamarlarda pıhtı oluşumu için zemin hazırlıyor. Pıhtı oturmasının önlenmesi çok basit. Uzun süre hareketsiz kalıyorsanız, otobüs veya uçak yolculuğu yapıyorsanız, aktif olarak ayaklarınızı hareket ettirmek, bacak kaslarını çalıştırmak, bacaklarınızı yüksekte tutmak, aşırı kiloluysanız veya hamilelik, lohusalık dönemindeyseniz, yaşınız da biraz ileriyse giyeceğiniz bir varis çorabı, sizi ani ölüm riskinden tamamen koruyor."

- Canan Karatay'ın sözleri

Bir basın mensubunun, "Prof. Dr. Canan Karatay, 'damar sertliği' diye bir rahatsızlığın olmadığını, ilaç firmalarının bu hastalık durumunun uydurulmasında büyük rol oynadığını, damar sertliğinin doğru beslenmeyle çözülebileceğini söylüyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine, Çalkavur, bilimsel kanıta dayanmayan kişisel genellemeleri doğru bulmadıklarını söyledi.

Söylenenlerin bilimsel kanıta dayanması gerektiğine dikkati çeken Çalkavur, şunları dile getirdi:

"Biz bilim insanı olarak kanıta dayalı tıp yöntemini kullanıyoruz. Yani herhangi bir kanıtınız olmadan büyük genellemeler yapma yetkisini kendimizde asla görmüyoruz. Bireysel deneyiminiz olabilir ama bilim adına 'doğru' diyemezsiniz.  'Damar sertliği' diye bir hastalık vardır. Bunu inkar etmemiz mümkün değil. Canan Hanım, muhtemelen bunu o şekilde söylememiştir."

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kongre Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Kürşat Bozkurt da Türkiye'de bazı insanların medyayı kullanarak insan sağlına zarar verici şeyler yaptığını savundu.

Bozkurt, Türkiye'de pek çok insanın bu nedenle zarar gördüğünü belirterek, "Basit bir örnek vereyim. 'Kolesterol düşürücü ilaçlar, Amerikan ilaç sanayisinin pohpohladığı ilaçlardır' diyorlar. Ben 8 yıldır kullanıyorum. Düşünün bu işlerin içinde olan, bu işlerin eğitimini veren bir insan olarak neden kendim o kolesterol hapını yutayım, enayi miyim? Daha fazla söyleyecek bir şey bulamıyorum, bilim insanlığı bu değil" değerlendirmesinde bulundu.