Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu
- Yargıtay Birinci Başkanı Cirit: - "Yargı, kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır" - "Türkiye'de her üç kişiden bir tanesi davada taraf konumundadır. Bu ihtilafları da 13 bin hakim ve savcının adli yargıda çözdüğünü düşündüğümüzde, bunları çözmekte ne kadar yetersiz kaldığımızı göstermektedir" - "Bizim, 40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmamız çok zordur"

ANTALYA (AA) - Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Yargı, kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır" değerlendirmesinde bulundu. 

Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) işbirliğinde düzenlenen, "Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif  Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu"nda konuştu.

Konuşmasına Ankara 'da yaşanan terör saldırısından duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Cirit, terörün nihai biçimde toplum hayatından çekilmesini bekledikleri bir dönemin ardından Türkiye'nin yeni bir terör saldırısının hedefi haline geldiğini söyledi.

Fikirleri silahla susturmak isteyenlerin, devlet ve sosyal hayatı bomba ile şekillendirmek isteyenlerin yeniden sahne aldığını kaydeden Cirit, "Geçtiğimiz hafta sonu Ankara'da meydana gelen bombalama hadisesi sonucunda 100'e yakın yurttaşımızı kaybettik. Terör hiçbir zaman istediği sonuca ve başarıya ulaşamamıştır. Bundan sonra da ulaşamayacaktır. Terör kendi anaforu içinde yok olup gidecektir" diye konuştu.

- Yargının sorunları

Cirit, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi evrensel ilkelerin çağdaş standartlarda uygulanması, ağır iş yükü olmak üzere yargının sorunlarının çözülmesi için herkese önemli görevlerin düştüğünü ifade etti. Cirit, adalet sisteminin daha iyi işlemesi ve adli kalitenin artırılması için alınması gereken mesafenin farkında olmak gerektiğini bildirdi.

Yıllardan beri süre gelen ve her platformda dile getirdikleri sorunların çözümünde arzulanan ölçüde ilerleme sağlanamamasının nedenlerini araştırıp başarılı yöntemler bulunması gerektiğini dile getiren Cirit, problemlerin ancak doğru bir vizyon, iyi bir planlama ve başarılı bir uygulamayla çözülebileceğini kaydetti.

Cirit, Anayasa'nın 9'uncu maddesine göre yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanıldığını ve asli sahibinin Türk milleti olduğunu anımsattı.

- Yargıdaki iş yükü

Yargının yılda yıla aktarılan değişmez sorunlarının başında ağır iş yükünün geldiğini anlatan Cirit, şunları belirtti:

"Gerek ilk derece mahkemeleri gerekse temyiz mahkemeleri günden güne artan ve ağırlaşan iş yükünün baskısı altındadır. 2014 yılında Yargıtay Ceza Dairelerine 394 bin, hukuk dairelerine 561 bin, Cumhuriyet Başsavcılığına ise 425 bin dosya gelmiştir. Aynı yıl verilen karar sayısı ceza dairelerinde 361 bin, hukuk dairelerinde 522 bin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ise 371 bin dosya hakkında işlem tesis etmiştir. Yargıtay üyeleri, hakimler ve cumhuriyet savcıları olarak, bu ağır iş yüküne karşı her türlü fedakarlıkla çalışmamıza ve kutsal adalet görevini yerine getirme bilincinde olmamıza rağmen zaman zaman bunun üstesinden gelmekte zorlanmaktayız. Düşünün ki tüm dünya yargıtaylarının toplamından daha ağır bir iş yükü altında çalışılmaktadır."

Yargıtayın ağır iş yükünün çözülmesinin önemine dikkati çeken Cirit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun nedeni, yargı kabul etsek de etmesek de SOS vermektedir, imdat çığlığı atmaktadır. Yargıya güven ve inanılırlık noktasında inanılmaz sıkıntılarımız vardır. Niye böyledir? Acaba bizim de sorumluluklarımız, bu olumsuz gelişmede bizim de dahlimiz var mıdır? Buna baktığımızda yargı mensupları çok ağır işi yükü altında çalışmakta ve Türkiye'de tüm ihtilaflar yargı içinde çözülmekte, hakim ve savcı sayımız yetersiz kalmaktadır."

Türkiye'de adli yargıda 13 bine yakın, idari yargıda da Danıştay da dahil 2 bine yakın hakim ve savcı bulunduğuna işaret eden Cirit, Türkiye'de her üç kişiden birinin yargıya taraf veya davalı olduğunu, etkin ve adil bir bilgilendirme sistemi kurulamadığı için yargının da bunları çözmekte zorlandığını vurguladı.

Cirit, 2014 yılında cumhuriyet başsavcılıklarınca yüzde 44,6 oranında kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde karar verildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"Yüzde 43'ü, yani 2 milyon 928 bini dava açılmasına ilişkindir. Yetkisizlik, fezleke düzenlenmesi, görevsizlik, birleştirme, başka bir büroya gönderme şeklinde de 767 bin karar verilmiştir. Yani toplam 6 milyon 800 bin ihtilaf olmuştur. Bunlardan yarısı dava konusu olmuştur ve bu ihtilafların yüzde 37'si, sayı olarak 1 milyon 455 bini sonunda bir ceza çıkmıştır."

- "40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmak çok zor"

Türkiye'de uzlaşma oranının yüzde 3,1 olduğuna, 880 bin dosyanın bu şekilde çözüldüğüne, her üç kişiden birinin davanın tarafı konumunda bulunduğuna vurgu yapan Cirit, şöyle konuştu:

"Türkiye'de her üç kişiden bir tanesi davada taraf konumundadır. Bu ihtilafları da 13 bin hakim ve savcının adli yargıda çözdüğünü düşündüğümüzde, bunları çözmekte ne kadar yetersiz kaldığımızı göstermektedir. Bizim, 40 yaşından sonra sağlıklı hakim ve savcı bulmamız çok zordur. Sayın Başkan (TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu) '1,5 ay tatiliniz var. Gayet iyisiniz. Biz iş dünyası tatil falan yapamıyoruz' dedi. 'Sayın Başkan' dedim, 'Bizde 40'ından sonra sağlıklıyı bulamazsınız. Ya midesi rahatsızdır ya böbreği rahatsızdır ya tansiyonu ya da şekeri vardır'. Adalet dağıtmak çok da kolay bir iş değil. İnsanını öz dünyasıyla içselleştiğinde olumsuz yansımaları olmaktadır. Gece yarılarına kadar çalışma, evlerine dosya götürme gibi durumlarla karşı karşıyayız."

Cirit, uyuşmazlıkların hakimler tarafından çözülmesi kural olmakla birlikte meslek harici hakimlere de bazı Avrupa ülkelerindeki gibi uyuşmazlıkları çözme yetkisi verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Sempozyum, 17 Ekim Cumartesi günü sona erecek.