Antalya'daki cinayet

Antalya'daki cinayet
Antalya'daki cinayet
- Birlikte yaşadığı kız arkadaşını öldürdüğü iddiasıyla tutuklu yargılanan kişinin olayda kullandığı silahın duruşmada tanık olarak dinlenen arkadaşının olduğu ortaya çıktı

ANTALYA (AA) - Antalya'da kız arkadaşı Deniz Aktaş'ı öldürdüğü iddiasıyla tutuklu yargılanan sanık Lokman Barış Çelik'in olayda kullandığı silahın, tanık olarak dinlenen arkadaşının olduğu belirlendi.

2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Lokman Barış Çelik (40), maktul Aktaş'ın annesi Figen Yetişkin ve kardeşi Ayşe Aktaş, tanıklar Aziz Sayın, Şahin Arslan, Filiz Sayın, Muhammet Baytar, Hakan Alkan, Erol Aytaç, Burhan Arslan ve Emel Derya Parlak ile tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada ilk dinlenen maktul Deniz Aktaş'ın kardeşi Ayşe Aktaş, sanığın iki yıldır resmi nikah olmaksızın ablası ile beraber yaşadığını belirterek, aralarında geçimsizlik olduğunu söyledi. Ablasının ölmeden 1-2 ay önce kendisini ve annesini telefonla aradığını, o sırada telefona tartışma seslerinin geldiğini ifade eden Aktaş, şöyle konuştu:

"Ocak ayında annemin evinden çıkıp markete doğru gittiğim esnada, sanık arabayla bizim evin önüne geldi. Arabasına bindim. Ablamla alışveriş merkezinde tartıştıklarını ve ablamın gittiğini söyledi. Ben de 'Anlaşamıyorsanız ayrılın' dedim. O da 'Aynı şehirde olmaz. Deniz ayrılacaksa bu şehirden gitsin ya da onu öldüreceğim' dedi."

Apartman yöneticisi tanık Aziz Sayın da olaydan bir iki ay önce sanığın iki kere oturdukları binaya gelerek "Deniz, aşağıya in konuşalım, kapıyı aç" diye bağırdığını, ilkinde komşuların iknası ikincisinde ise polisin gelmesi sonucu Çelik'in bina önünden ayrıldığını kaydetti. Aktaş'ın olaylardan iki gün sonra evlerine geldiğini ve vücudundaki morlukları göstererek sanığın kendisini darbettiğini söylediğini aktaran Sayın, "Darbedildiğinde şikayetçi olması için ikna etmeye çalıştığımızda 'Korkuyorum, ailemi öldürecek. Bacımı öldürecek. Beni tehdit ediyor' dedi" diye konuştu.

-Olayda kullanılan silahın sahibi tanık çıktı-

Tanık Filiz Sayın ise maktul Aktaş'ın sanıktan şiddet gördüğünü belirtti. 

Tanık Şahin Arslan da olayda kullanılan silahın kendisine ait olduğunu dile getirerek, sanığa ait internet kafeyi onun olmadığı 3-4 haftalık sürede vekaleten işletirken, silahı yerine sakladığını ifade etti.

Olay günü sanığın kafeden kendisini arayarak, iş yerine eski ortağının geldiğini söylediğini aktaran Arslan, şöyle devam etti:

"Eski ortağımla aramızda anlaşmazlık vardı. Sanığa, beni sormuşlar. O da gelenlerin bana zarar verebileceklerini düşünerek evimin adresini vermemiş. Ben de 'Dolabın üzerinde tabanca var, gelip alacağım' dedim. O da 'Kafenin içinde halen kalabalık var. Biraz daha hava kararsın gel al' dedi. Kafeye gitmedim. O gün sanık tabancayı bulunduğu yerden alarak maktulü öldürmüş."

- "Şahin bu silahı sanığa vermeseydi bu kadın ölmezdi"-

Tanık Muhammet Baytar da sanığın olaydan 1-1,5 ay önce intihara teşebbüs ettiği için hastaneye kaldırıldığını iddia ederek, karşılaştıklarında "maktulün kendisini kıskandığını, bu nedenle intihar ettiğini" söylediğini belirtti.

Tanık Burhan Arslan da tanık Şahin Arslan'la ilgili olarak, Diyarbakır'a gittiğinde "Arkadaşıma silah verdim, arkadaşım da bu silahla karısını öldürdü" dediğini dedikodu şeklinde duyduğunu anlatarak, "Şahin bu silahı sanığa vermeseydi bu kadın ölmezdi. Şahin'in babası bu olaydan önce de silah yakalattı ve tecavüzden 8 yıl hapis aldı" ifadesini kullandı.

Tanık Emel Derya Parlak ise olayın yaşandığı sitede oturduğunu, sabah saatlerinde "Kurtarın beni, yardım edin. İmdat, çok korkuyorum" şeklinde bir kadın feryadı duyduğunu söyledi.

Sesin daha sonra kesildiğini ancak iki kişinin hararetli şekilde tartışmaya devam etmesi üzerine 155 Polis İmdat'ı aradığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Aramamdan 3-4 dakika sonra polisin siren sesini duydum. Polisler apartmana geldi, bizim üst katımıza çıktılar. Sağlık ekipleri de geldi. Polisler içerideki bir erkekle konuşup ikna ederek kapıyı açtırmaya çalışıyorlardı. 40-45 dakika bu şekilde konuşuldu. Sonra kapı açıldı. Çocuğum olduğu için evime geri döndüm. Sonra maktulün öldüğünü duydum. Bayanın feryat sesini duydum ama silah sesini duymadım."

Tanıklar Hakan Alkan, Erol Aytaç, Aktaş ve Çelik arasındaki tartışmaları duyduklarını ancak şiddet olaylarına şahit olmadığını kaydetti.

-Avukatların sorularının zapta geçilmediği iddiası-

Maktulün avukatlarından Devrim Karadeniz Peker, talep ettikleri soruların duruşma zaptına geçirilmediğini iddia ederek, bu soruları yazılı olarak mahkemeye sunmak istediklerini söyledi. Peker ayrıca, tanık Şahin Arslan'ın suçun müşterek faili olması nedeniyle ihbarda bulunulmasını talep etti.

Sanık Çelik'in avukatı Necip Bağırsakçı ise tanıkların aleyhte beyanlarını kabul etmediklerini vurgulayarak, yazılı savunma için süre talep ettiklerini kaydetti.

Duruşma, diğer tanıkların dinlenmesi ve Adli Tıp Kurumuna yazılan müzekkere cevabının beklenmesi için ertelendi.

-Adliye önünde gösteri-

Duruşmanın ardından Antalya Adalet Sarayı önünde toplanan Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, açtıkları pankartla kadın cinayetlerini protesto etti.

Dernek adına konuşan Nigar Duru katiller en ağır cezayı alıncaya kadar bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirterek, "Erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz" dedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına davaya katılan avukat İpek Bozkurt ise dava da sorular sormaya ve taleplerini söylemeye devam edeceklerinin altını çizerek, hakim ve savcıların kendilerini sindiremeyeceğini savundu.

Sanıkla maktul arasında karı koca ilişkisi olmadığı için sanığın sadece kasten adam öldürmekten yargılandığını anlatan Bozkurt, "Burada kasıt ve planlama olduğunu söylüyoruz. Bu silahın ne zaman , kimler tarafından temin edildiği çok önemlidir. Sadece katillerle değil, katillerin ortaya çıkmasını engelleyen bir hukuk sistemiyle de mücadele ediyoruz" diye konuştu.

Anne Figen Yetişkin ise sanığın kızını kasten ve bilerek öldürdüğüne emin olduğunu savundu.

Antalya'da yaşayan Deniz Aktaş, birlikte yaşadığı Lokman Barış Çelik tarafından 5 Mayıs'ta silahla öldürülmüştü.