Antalya'daki "yasa dışı dinleme" davası

Antalya'daki "yasa dışı dinleme" davası
Antalya'daki "yasa dışı dinleme" davası
- Aralarında AK Parti Milletvekili Mustafa Köse, eski CHP İl Başkanı, polis ve bazı kamu görevlilerinin de bulunduğu kişileri yasa dışı dinledikleri iddiasıyla haklarında dava açılan polislerin yargılanmasına devam edildi - Müşteki polis memuru Calay: - "Hakkımda dinleme kararı alınırken polis memuru olduğum bilinmesine rağmen, mesleğime 'pazarlamacı' yazılarak dinleme yapıldı" - Müştekilerden Saka: - "2002 yılında Elazığ'ın Sivrice ilçesinde bir cami avlusunda unutulan çantada bu örgütün işleyişine ilişkin bilgiler içeren belgeler ele geçirildi. Bu belgelere ilişkin yasal işlemleri de ben yapmıştım, bu sebeple dinlenmiş olabilirim" - Duruşmada tanık sıfatıyla dinlenilen Özeser: - "Şubede çalışan ve cemaat mensubu olduğu iddia edilen kişilerin kendi aralarında para topladıklarını duymuştum"

ANTALYA (AA) - Antalya'da aralarında AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, eski CHP İl Başkanı Özer Ahmet Ülken, polis ve kamu görevlilerinin bulunduğu birçok kişiyi yasa dışı dinledikleri iddiasıyla haklarında dava açılan sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklardan polis memuru Süleyman Çark, Adem Tiyekli, Nihat Yalçındağ ve bazı müştekilerle tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada söz verilen Mehmet Ömür Saka, 2009'dan 2012'ye kadar Antalya Emniyet Müdürlüğünde Çocuk Şube Müdürü olarak görev yaptığını belirterek, sanıkların 1997'den bu yana kullandığı telefonu yasaya aykırı dinlediklerini haberlerden öğrendiğini anlattı.

Saka, "Paralel Devlet Yapılanması" bünyesinde faaliyet gösteren kişilerin yandaşı olmadığı için dinlendiğine dikkati çekerek, "Ayrıca, 2002 yılında Elazığ'ın Sivrice ilçesinde bir cami avlusunda unutulan çantada bu örgütün işleyişine ilişkin bilgiler içeren belgeler ele geçirildi. Bu belgelere ilişkin yasal işlemleri de ben yapmıştım, bu sebeple dinlenmiş olabilirim. Sanıklardan şikayetçiyim" diye konuştu.

Müşteki Filiz Atay da dinlendiği iddia edilen tarihlerde Antalya İl Özel İdare İmar ve İnşaat Daire Başkan Vekilliği görevini yürüttüğünü söyledi.

Konuyu haberlerden öğrendiğini aktaran Atay, ne amaçla ve kimler tarafından dinlendiğini bilmediğini, hiçbir zaman suç veya terör örgütüyle ilgisinin olmadığını kaydetti. 

- "CHP İl Başkanı olmam sebebiyle dinleme yapıldı"

Müşteki Özer Ahmet Ülken de olay tarihinde CHP Antalya İl Başkanı olarak görev yaptığı bilgisini vererek, iddianamede telefonunun 24 Mayıs ila 24 Ağustos 2011'de dinlendiğinin belirtildiğini ifade etti.

Bu tarihler arasında genel seçim kampanyası yürüttüklerine işaret eden Ülken, "Dinlemenin CHP İl Başkanı olmam sebebiyle yapıldığını düşünüyorum. Dinlemede sanıklara bu yetkiyi veren siyasi iktidarın da sorumlu olduğunu düşünüyorum. Sanıklarından şikayetçiyim" ifadesini kullandı.  

- "Karar verilirken mesleğim, 'pazarlamacı' olarak yazılmış"

Müşteki Selçuk Calay, 2010 yılından bu yana Antalya Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığını dile getirerek, ne amaçla ve kimler tarafından dinlendiğini bilmediğini söyledi.

"Hakkımda dinleme kararı alınırken polis memuru olduğum bilinmesine rağmen, mesleğime 'pazarlamacı' yazılarak dinleme yapıldı" diyen Calay, bunun kasıtlı yapıldığını vurguladı.

Duruşmada tanık olarak dinlenilen Antalya Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Şubesinde görevli polis memuru Tuğba Özeser de o dönemde sanık Yavuz Bölek'in İstihbarat Şube Müdürü, Bülent Elaldı'nın Şube Müdür Yardımcısı, Gökhan Tayuk'un Organize Büro ve Mehmet Fatih Baştuğ'un Organize Masa Amiri, İsa Yıldırım, Şenol Oral, Şükrü Çetin Kasap, Nihat Yalçındağ, Süleyman Çark, Adem Tiyekli ve kendisinin de yazıcı olarak çalıştığını kaydetti. 

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Piroğlu'nun dinlemelerin nasıl yapıldığını sorması üzerine Özeser, çalıştığı dönemde dinlemesine gerek görülen kişilere ilişkin bilgilerin amirleri tarafın kendilerine iletildiğini anlattı.

Bilgi notu doğrultusunda dinleme kararı alınabilmesi için düzenlenen talep formunun savcılık ve mahkemelere iletildiğine dikkati çeken Özeser, bilgi notlarının hazırlanması ya da mahkemelerden karar alınmasında hiçbir yetki ve tasarruflarının bulunmadığını savundu.

- "Kendi aralarında para topladıklarını duymuştum"

Özeser, sadece kendilerine verilen bilgi notunu talep formuna kaydettiklerini dile getirdi.

Özeser, şöyle devam etti:

"Çalıştığım dönemde İstihbarat Şube Müdürlüğündeki amirlerimizin cemaat mensubu oldukları, sanıklardan Şenol Oral'ın şubedeki cemaat imamı olduğu, diğer sanıkların da bu cemaate üye oldukları konuşuluyordu ancak bu konuda bilgi sahibi değilim, sadece şubede konuşulanlardan bu şekilde duymuştum. Ben şubede benden veye diğer görevli polis memurlarından cemaat adına para toplandığını ya da çalışan memurların para vermeye zorlandıklarını görmedim. Şubede çalışan ve cemaat mensubu olduğu iddia edilen kişilerin kendi aralarında para topladıklarını duymuştum.

Yine ifademde geçtiği üzere sanıklar Gökhan Tayuk, Asım Demirel ve Yavuz Bölek'in bu cemaat yapılanması içinde olduklarını duymuştum."

- Firarı sanıkların avukatı, tutuklanmama teminatı istedi

Sanıklardan Yavuz Bölek, Bülent Elaldı ve Gökhan Tayuk'un avukatı İbrahim Yıldız, soruşturma kapsamında geçen yıl eylül ayında tutuklanan müvekkillerinin kısa süre sonra serbest bırakıldığını anımsattı.

Haklarında yakalama kararı çıkarılan müvekkillerinin, CMK'nın 246. maddesi uyarınca mahkemeye gelip savunmalarını yapmaları ve tutuklanmayacakları yönünde teminat verilmesini talep eden Yıldız, haklarındaki yakalama emirlerinin de kaldırılması gerektiğini savundu.

Avukatların talebini reddeden mahkeme heyeti, sanıklar Yavuz Bölek, Bülent Elaldı, Gökhan Tayuk, Asım Demirel, İsa Yıldırım, Şenol Oral ve Mehmet Fatih Baştuğ hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infazının beklenmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkıp çıkmadıklarının tespiti için Antalya Emniyet Müdürlüğünden bilgi istenmesini kararlaştırarak, duruşmayı erteledi.