Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: (2)

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: (2)
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: (2)
- Her şeyden önce (DAEŞ) terör örgütüyle ciddi bir şekilde, kapsamlı ve sonuç odaklı bir stratejiyle mücadele etmemiz gerekiyor. Şu anda 60 ülkeli koalisyonda bu strateji var mı? Yok. 20 ülkeli çekirdek grupta var mı? Yok" - "Bugüne kadar hava saldırılarıyla bırakın yok etmeyi, durdurulamayacağını defalarca her toplantıda söyledik"

ANTALYA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Her şeyden önce (DAEŞ) terör örgütüyle ciddi bir şekilde, kapsamlı ve sonuç odaklı bir stratejiyle mücadele etmemiz gerekiyor. Şu anda 60 ülkeli koalisyonda bu strateji var mı? Yok. 20 ülkeli çekirdek grupta var mı? Yok" dedi.

Çavuşoğlu, Uluslararası Kabuklu Yemiş ve Kuru Meyve Konseyi (INC) tarafından bu yıl 34'üncüsü Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenen Dünya Kabuklu Yemiş ve Kuru Meyve Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye 'nin etrafında çok fazla sorun olduğunu belirterek, bu nedenle güven artırıcı adımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Balkanlarda halen daha taşların yerine oturmadığını, son zamanlarda Bosna'da ve Makedonya'daki terör saldırılarında görüldüğü gibi kırılganlığın devam ettiğini ifade eden Çavuşoğlu, buralar da güven artırıcı adımlar için değişik mekanizmalar oluşturduklarını bildirdi.

Çavuşoğlu, Türkiye-Bosna Hersek-Hırvatistan ve Türkiye-Bosna Hersek-Sırbistan üçlü toplantılarıyla, etrafındaki ülkelerin Bosna-Hersek'e desteğini sağlamaya devam ettiklerini belirterek, Türkiye-Azerbaycan-İran, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan ve Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan mekanizmalarıyla da Kafkasya'da istikrara katkı sağlamaya çalıştıklarını anlattı.

En önemli katkıyı dışişleri bakanları ve liderler toplantılarıyla Türkiye-Pakistan-Afganistan üçlü toplantılarında yaptıklarını dile getiren Çavuşoğlu, Afganistan ve Pakistan arasındaki sorunların, özellikle terörle ilgili problemlerin çözülmesine önemli katkı sağladığını vurguladı.

- "Kırım'ın ilhakını tanımadık ve tanımıyoruz" 

Çavuşoğlu sorunların sadece bu bölgelerle kalmadığını, Avrupa'nın doğusundaki Ukrayna'da yaşanan sorunların da bambaşka bir boyutta olduğunu bildirdi.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Ukrayna'nın önemli bir kısmı illegal bir şekilde işgal edildi. Yani, Kırım. Ama Kırım'ın dışında Ukrayna'nın doğu bölgesinde de ciddi sorunlar var. Ateşkes antlaşmaları yer yer ihlal ediliyor. Her şeye rağmen burada siyasi diyalogla bir çözüm olacağını düşünüyoruz. Kırım'ın ilhakını tanımadık ve tanımıyoruz. Geçenlerde gayri resmi bir heyet gönderdik. Özellikle baskı altındaki Kırım Tatarlarının durumlarını inceledik. Maalesef sadece onlar için değil, Kırım'da yaşayan tüm halklar için durum pek iç açıcı değil. Başka sıkıntılar var. Ama bir de baskı ve saldırı var. Buradaki insan hakları ihlallerini ihmal etmememiz lazım."

- "Suriye'nin topraklarının yaklaşık yüzde 50'sini DAEŞ kontrol ediyor"

Türkiye'nin güneyinde sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı endişelendiren gelişmelerin olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Suriye, Libya ve şimdiki haliyle Yemen'in yönetilemeyen ülkeler olduklarını belirtti.

Çavuşoğlu, daha kapsayıcı bir yönetime sahip olmasına rağmen Irak'ın da hala yönetilebilir bir ülke olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bugün Suriye'nin topraklarının yaklaşık yüzde 50'sini DAEŞ kontrol ediyor. Irak'ın da topraklarının yüzde 30'unu DAEŞ işgal ediyor. Bu kadar, tırnak içinde söylüyorum, mücadeleye ve hava saldırılarına rağmen en son Irak'ın bir kaç tane daha küçük şehrini DAEŞ ele geçirdi. Peki bu nasıl oluyor? Irak'ta bir yönetim var ama hala bir ordusu yok. Hala daha önce dışlanan kesimlerin güvenini kazanamadı. İran'ın halen negatif rolü devam ediyor. İran'ın güçleri, gönüllü güçler ya da Şii gruplar burada DAEŞ'la mücadele sürdürme çabasında. Aynı zamanda bölgedeki diğer Sünni ve diğer kesimlere saldırılarını da devam ettiriyorlar. O nedenle Irak'ın bir an evvel yaşadığı sorunları çözmesi gerekiyor. Irak yönetimine destek veriyoruz. Erbil'deki yani Kürdistan Bölgesel Özerk Yönetimi'ne tam destek veriyoruz. Onların güçlerini eğitiyor ve donatıyoruz. Musul'daki ulusal muhafızları da eğitmeye başladık. Bağdat'a da askeri, siyasi ve ekonomik desteğimiz devam ediyor. Çünkü bu terör örgütüyle güçlü bir şekilde mücadele etmek gerekiyor. Bugün o mücadeleyi gösterebiliyor muyuz? Hayır."

- "Halep düşerse, iki milyon insan nereye gidecek"

Çavuşoğlu, bugün Suriye'de bir tarafta zalim bir rejim, diğer tarafta ise DAEŞ ve diğer terör örgütleri olduğunun vurgulayarak, her iki tarafın da sivillere, medeniyete ve şehirlere saldırdığını anlattı.

Halep'e DAEŞ, El-Nusra ve rejim güçlerinin her gün saldırdığını dile getiren Çavuşoğlu, şunları ifade etti:

"Halep, çok stratejik, tarihi, kültürlü, dini, etnik bir şehir. Şu anda sivil 2 milyondan fazla insan yaşıyor. Halep düşerse, iki milyon insan nereye gidecek? Büyük bir kısmı Türkiye sınırına zorlanacak. Türkiye açık kapı politikasını sürdürüyor. Yani, hem terör örgütünden hem de zalim bir rejimden kaçmak zorunda olan herkesi barındırıyoruz. Bugüne kadar 2 milyon insan geldi. Onların 1,7 milyonu Suriye'den, 200 binden fazlası Irak'tan geldi. Bu yılın sonuna doğru bu rakamın 2,5 milyona ulaşacağı söyleniyor. Peki bu sorunu nasıl çözebiliriz? Burada bir istikrarsızlık, yönetilemeyen bir ülke var. Büyük bir potansiyel var. Bu konuda Türkiye'nin çok net önerileri var. Her şeyden önce terör örgütüyle ciddi bir şekilde, kapsamlı ve sonuç odaklı bir stratejiyle mücadele etmemiz gerekiyor. Şu anda 60 ülkeli koalisyonda bu strateji var mı? Yok. 20 ülkeli çekirdek grupta var mı? Yok. Bugüne kadar hava saldırılarıyla bırakın yok etmeyi, durdurulamayacağını defalarca her toplantıda söyledik. Ama bu işin siyasi boyutunu da unutmamak gerekir. Ulusal birlik hükümeti ve siyasi dönüşümle bu işi çözmek lazım. Çünkü oradaki terörün, radikalleşmenin esas kaynağı rejim. Beş sene önce Suriye'de bu olaylar başladığı zaman, başta ABD olmak üzere tüm müttefiklerimize bu sorun bir an evvel çözülmezse bugün tabloyu önlerine senaryo olarak sunduk. Bugünkü tavsiye ve önerilerimizin de çok fazla dikkate alındığını da söyleyemeyiz."

Çavuşoğlu, Suriye'de içinde oluşturulacak güvenli bölgelerle, ülkenin dönüşümünün sağlanması gerektiğini vurgulayarak, aynı zamanda mevcut rejimin de masaya oturması konusunda baskı hissetmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'ye Suriye ve Irak'tan gelen 2 milyon kişinin olduğunu, bir o kadar kişinin de Lübnan ve Ürdün'de, 500 bin kadarının da diğer ülkelerde bulunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'ye gelenlerin ancak yüzde 40'ına eğitim verebildiklerini söyledi.

- "Bugüne kadar bin 300 yabancı savaşçıyı yakalayıp sınır dışı ettik"

Çavuşoğlu, Suriye'de savaşmak için 90 ülkeden yabancı terörist savaşçının Türkiye'ye geldiğinin altını çizerek, bunları durdurmak için de çok gayret sarf ettiklerini anlattı.

Havaalanlarında kurdukları mekanizmalar ve sınır boylarında aldıkları tedbirler sayesinde ciddi mesafe aldıklarına dikkati çekerek Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu Türkiye'nin tek başına çözebileceği bir olay değil. Çünkü bu insanlar 90 ülkeden geliyor. Ülkemize de 40 milyon turist geliyor. Ülkemize gelen her turiste havalaanında Suriye'ye geçip DAEŞ'e katılacak gibi muameleye yapamam ki. Peki bu insanlar kendi ülkelerden çıkarken neden durdurulamıyor? En ideal çözüm, tespit edilmesi ve durdurulması. Ama Avrupalı dostlarımıza söylediğimiz zaman 'seyahat özgürlüğü' diyorlar. Bu insanların terör örgütüne katılacağını biliyorsunuz, 'Ama ben çok demokratik bir ülkeyim, o yüzden durduramam. Kusura bakma' diyorsunuz. Peki durduramadınız. Belki de 'Gitsin orada savaşsın, ölsün' diyorsunuz. Bu da yaygın bir kanaat. Bazı ülkeler için bende de oluşan bir kanaat. Peki ya dönerse? Savaştan sonra dönerse ne olacak? Bugüne kadar bin 300 yabancı savaşçıyı yakalayıp sınır dışı ettik. Ülkelerine gönderirken de haber verdik. Bunlardan bazıları tekrar bizim sınırlarımıza geldi. Peki bu nasıl oluyor? Yabancı savaşçıyı yakalayıp ülkesine gönderiyorsunuz, aradan iki ay geçiyor yeniden bizim havaalanımızda. Belki onu da kontrol edemiyorsun, belki tekrar gitmesini istiyorsun? Ama öyle bir konu ki uluslararası işbirliği yapmak gerekiyor. En azından zamanlıca bilgi paylaşımı yapmak gerekiyor. İstihbarat paylaşımı olsun ki biz bunları durdurabilelim. Geçenlerde İngiltere'den bir aile arabasıyla çıkmış, 10 ülkeyi geçmiş. Türkiye'ye girdikten 2 gün sonra İngiltere'den bilgi geldi. Bunları Ankara civarında yakaladık. Tabi sınır dışı ettik."

Çavuşoğlu, DAEŞ'e katılacakları öğrenilen 13 bin 800 kişiye Türkiye'ye giriş yasağı koyduklarını belirtti.

Konuşmasının ardından, INC Başkanı Giles Hacking tarafından Çavuşoğlu'a kuruyemiş sektörüne yaptığı katkılardan dolayı "Onursal Altın Fındık Ödülü" takdim edildi.

(Bitti)