Nasırlı parmaklar üzerinde dans

Nasırlı parmaklar üzerinde dans
Nasırlı parmaklar üzerinde dans
- Parmak uçlarının yere değdiği her an nasırlar nedeniyle acıyı yaşayan, buna rağmen yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmeyen balerinler, öyküleri müzik eşliğinde sahneye taşıyor - Narin bedenleri ve zarif elbiseleriyle "kuğuları" andıran balerinlerin en büyük şikayeti, uçları sert bale ayakkabılarının oluşturduğu nasırlı parmaklar

ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR / MUSTAFA ÇİFTÇİ - Belli figürler ve adım atışlarını, müzik, mimik ve duygularla harmanlayan bir çeşit tiyatro gösterisi olan bale, izlenmesi en keyifli ama yapması en zor sanat dallarından biri.

Küçük yaştan itibaren kendilerini bu sanata adayan balerin ve baletler, uzun bir eğitim sürecinin ardından sahneye çıkmaya hazır hale geliyor. Parmak uçlarında dans edebilmek için uçları sert özel bir ayakkabı giyen balerinler, en çok nasırlı parmaklar ve kendilerini yaşattığı acıdan şikayet ediyor.

Ayakkabıları giymeden önce özel bantlarla parmaklarını saran sanatçılar, özel çoraplarını, ardından ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan "point" denilen ayakkabıyı giyiyor. Dakikalarca parmaklarının üzerinde dans eden balerinlerin yüzünde ise nasırlı parmaklarının kendilerine yaşattığı acı değil, tebessüm görülüyor.

- Acı içinde dans

10 yaşında tanıştığı baleye, hayatının 25 yılını adayan Müge Ünal, yaşadıklarını AA muhabiriyle paylaştı. 

Küçük yaşta gittiği gösterilerde balerinlerden etkilendiğini ve ailesinin de desteğiyle bu sanata yöneldiğini anlatan Ünal, 11 yaşında da ailesinden ayrılarak yatılı konservatuvara gittiğini belirtti.

Bale hayatında 5 yıl Ankara , 9 yıl da Antalya Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını dile getiren Ünal, balenin zevkli bir dans olduğunu ifade etti.

Dans ederken kendini özel, ayrıcalıklı hissettiğini vurgulayan Ünal, "Herkesin yapamayacağı bir işi yapıyorsunuz, sahneye çıktığınızda yaşadığınız bir keyif var. Orada ben Müge değilim, başka bir karakteri dans ederek ortaya koyan başrol oyuncusuyum. Karakterin anlatmak istediği her şeyi dans ederek anlatıyorum" dedi.

Balenin insana büyük haz verdiğini ancak çok zor olduğunu kaydeden Ünal, vücudu esnek hale getirebilmek için küçük yaştan itibaren sıkı bir eğitime tabi tutulduklarını anlattı. Bacaklarını istenilen açılarda açmayı, ayakları, başı, vücudu şekillendirmeyi öğrenirken, sıkıntılar yaşadığını ve çok zaman ağladığını anlatan Müge Ünal, bu sürede nasırlı parmaklarla da tanıştığını belirtti.

Baleyi "acı içinde dans" şeklinde nitelendiren Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En zarif elbisenizi giydiniz, sahneye çıkacaksınız. Çok mutlusunuz ama en mutlu gününüzde bile acı çekiyorsunuz. Parmaklarınızın ucunda kuğu gibi dans ediyorsunuz ama parmaklarınız sert bir cismin içinde, paramparça olmuş durumda. Herkesin ayakkabısı ayağını vurmuştur, ayağınız su toplamıştır ve patlamıştır. O an ayağınıza hiçbir şey giymek istemezsiniz ya, işte biz o acıyı her an yaşıyoruz. Acı içinde sahneye çıkıyoruz ama sahnede o acıyı unutuyoruz, asla seyirciye yansıtmıyoruz."

 - 2 saatlik gösteri için 5 aylık çalışma

Bale yapan kişilerin başka bir işle uğraşmasının mümkün olmadığını anlatan Ünal, hayatının provalarla geçtiğini, sürekli formda kalabilmek için her gün çalıştığını kaydetti.

Balenin iki günlük dinlenmeyi bile kabul etmediğine işaret eden Ünal, "Haftada bir gün kendimize izin veriyoruz, iki gün izin verdiğimizde vücut sinyal vermeye başlıyor, antrenmansız, provasız iki günümüz geçmiyor" diye konuştu.

Sahnede kalacağı 2 saatlik gösteri için en az 5 ay öncesinden çalışmalara başladığını bildiren Ünal, önce formda kalmak ardından oyun için sıkı bir çalışma gerektiğini vurguladı. Balet ve balerinlerin sürekli formda kalması, bir sporcu gibi yediklerini dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Ünal, balenin de yapanları inanılmaz derecede forma soktuğunu ifade etti.

Balerinlerin anne olmasının da güç olduğunu belirten Ünal, 5 yıllık evli olmasına rağmen işi nedeniyle anne olmayı hep ertelediğini söyledi.

Hayatını baleye adayan Müge Ünal'ın en büyük isteği ise bu sanatın daha geniş kitlelere yayılması ve daha fazla seyirciye ulaşması. 

- Baletlerin şikayeti bel ağrısı

"Erkek çocuk bale yapar mı?" diye düşünürken profesyonel balet olan Tolga Burçak ise amcasından esinlenerek baleye başladığını anlattı.

Okuldaki arkadaşlarının kendisini yadırgadığını, önceleri baleyi sevmediğini, ailesinin zorlamasıyla çalışmalara gittiğini dile getiren Burçak, "Dans ettikçe sevmeye başladım. Özellikle sahnede alkışı duyduktan sonra bırakamıyorsunuz. Ben de o alkışların esiri oldum" dedi.

Balenin zevkli bir dans olduğunu ancak sürekli çalışma gerektirdiğini vurgulayan Burçak, "Bale, nankör bir meslek. Bir gün bırakınca kaldığınız yerden devam edemiyorsunuz, her gün çalışmanız gerekiyor" dedi.

Erkeklerin parmak ucunda durmadıkları için nasır şikayeti yaşamadıklarına değinen Burçak, buna karşın gösterilerde balerini kaldırdıkları için bel ağrısı çektiklerini kaydetti. 

Mesleğinin ömrünün kısa olmasından yakınan Burçak, "33 yaşındayım ve 2-3 yıl daha balet olarak dans edebilirim. Daha ileriki yaşlar için dans etmek güçleşecektir" diye konuştu.