Organizatörlerin para hırsı insanları ölüme götürüyor

Organizatörlerin para hırsı insanları ölüme götürüyor
Organizatörlerin para hırsı insanları ölüme götürüyor
- Savaşın ve kaosun yurtlarından ettiği insanları para karşılığı yurtdışına çıkaran organizatörler, daha fazla para kazanmak uğruna, kapasitelerinden fazla kişiyi botlara bindirerek, Suriyeli Aylan gibi ölümlere sebep oluyor - Kişi başı bin-2 bin dolar alan organizatörlerin kullandığı ucuz botlar ise yeni bir yaşam umuduyla yola çıkan insanları adeta ölüme sürüklüyor - Bodrum Cankurtarma ve Su Sporları Derneği Başkanı Yılmaz: - "Basından gördüğümüz kaçakların kullandığı botlar, çocuklara oyun oynatmak için bindirdiğimiz, sakin denizde kullanılanlardan" - Antalya Deniz Ticaret Odası üyesi Ünlü: - "Suriyelilerin kullandığı botlar Çin'de üretiliyor. Çin'de 'merdiven altı' diye tabir edilen bölgelerde üretilen bu botların kalitesi çok düşük"

ANTALYA/MUĞLA (AA) - Savaşın ve kaosun vatanlarından ettiği insanları para karşılığı yurtdışına çıkaran organizatörler, daha fazla para kazanmak uğruna kapasitelerinden fazla kişiyi bindirdikleri ucuz botlarla, Suriyeli Aylan gibi çok sayıda insanın ölümüne sebep oluyor.

Kişi başı bin-2 bin dolar alan organizatörler, ucuza mal etmek için satın aldıkları kalitesiz ve düşük kapasiteli botlara bindirdikleri insanları, tehlikeli bir yolculuğa çıkarıyor. Bu botlarla çıkılan umut yolculuğu, sonu tüm dünyanın kanını donduran trajedilerle sonuçlanabiliyor.

Güvenli olmayan bu botlar, Suriyeli Aylan gibi minicik bedenleri ölüme götürüyor.

Antalya Deniz Ticaret Odası üyesi ve denizcilik ve yat malzemeleri şirketi sahibi İzzet Ünlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriyeli göçmenlerin kullandığı botların genellikle 6-8 metre uzunluğunda olduğunu söyledi.

Bu botların kumaşının PVC ve tabanının da su kontrplağı olduğuna, bunların da birbirlerine zamkla yapıştırıldığına dikkati çeken Ünlü, botların uluslararası standartlara ve Türk Standartlar Enstitüsü'nün kriterlerine uygun olmadığını ifade etti. 

Türkiye 'de üretilen botların askeri ve sivil savunma amaçlı olduğunu anlatan Ünlü, şöyle konuştu:

"Türkiye'de kaliteli botlar üretiliyor. Suriyelilerin kullandığı botlar, Çin'de üretiliyor. Çin'de 'merdiven altı' diye tabir edilen bölgelerde üretilen bu botların kalitesi çok düşük. 8 metrelik olan ve en fazla 12 kişinin binmesi gereken botlara 40-50 kişi binince, botlar suda yapıştırıcıların kullanıldığı tabandan açılmalar yapıyor. Türkiye'de birçok firma ticaret amacıyla bu botları Çin'den getiriyor. Olayın insani boyutu ortaya çıkınca insanlar yavaş yavaş bu botları getirmekten vazgeçiyor."

Türkiye'ye gelecek botların standartlara uygun olmasına dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Ünlü, bu botların, denizcilikle alakası olmayan kişiler tarafından da Çin'den getirilebildiğine değindi.

Ünlü, botun yanı sıra kullanılan motorların da Çin'den geldiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Motorun da can yeleğinin de kalitelisi kalitesizi bulunuyor. Maalesef hayat garantisi olmayan ucuz mal getiriyorlar. Suriyeli göçmenlerin kullandığı can yelekleri su kayağı ya da sörf yaparken giyilen yelekler. Bunlar açık deniz can yelekleri değil. Açık deniz can yelekleri boyunduruklu olan ve Türkiye'deki gezi teknelerinde yer alan can yelekleridir. Bu yelekler 75 lira, Suriyeli göçmenlerin kullandığı can yelekleri ise 30 lira."

- "Kumaşların bir kalitesi olmalı"

Antalya ve Muğla'da aquapark ve otellere hizmet veren firma sahibi Abdulsamet Şahin ise yıllardır el işçiliği ve kaliteli malzeme kullanarak bot ürettiklerini anlattı.

Botlarda kullanılacak kumaşların belirli bir kalitesinin olması gerektiğini belirten Şahin, 7 metrelik katlanabilir bir botun taşıyabileceği insan sayısının en fazla 8 kişi olduğunu söyledi.

Bu boyuttaki bir botun daha fazla kişiyi taşıyamayacağının altını çizen Şahin, "Bu botlara daha fazla kişi bindiğinde en ufak bir sarsıntıda alabora olur. 8 metrelik bir botun taşıyabileceği insan sayısı da 8+1'dir. Bunun üstüne geldiğinde bot kaldırmayıp alabora oluyor. Bu nedenle de ölümler yaşanıyor" dedi.

- "Piyasadaki botların tamamı kaçak üretim"

Piyasadaki botların çoğunun kaçak üretim olduğunu iddia eden Şahin, bu botların hiçbirinin arkasında "CE" etiketi bulunmadığını ileri sürdü.

Botların kaydı yapılmadan kesinlikle satışa sunulamayacağını anlatan Şahin, "Buradaki en büyük sıkıntı, üretim yapan fabrikalarda. Bu işi yapan fabrikalarda sıkı bir denetim yapılırsa bu sıkıntı tamamen çözülür. Bot üreten fabrikalar denetim altına alınmalı" dedi.

- "Botları üretenler ellerini vicdanına koymalı"

Orijinal kumaşlarla yapılan katlanabilir bir botun maliyetinin normalde 4 bin lira olduğunu ifade eden Şahin, kaçak üretim yapan kişilerin bu botları 8-10 bin liraya sattıklarını ve ucuz kumaş kullanıp işçilikten çaldıklarını iddia etti.

Turizm merkezlerindeki marketler ve bazı yerlerinde 50 liraya lastik botlar satıldığına işaret eden Şahin, bunların denizde kullanılmasının da yasak olduğunu söyledi.

- "İnsanların ölümüne 3 kuruş para için sebep oluyorlar"

Bu tip botların ancak göllerde kullanılabileceğini ve en fazla 2 kişiyi taşıyacağını anlatan Şahin, "Lastik botlar zaten açık denizi kaldırmaz. Ortalama 160 ila 200 kilo taşır. Şu anda bu botlar denizlerde de kullanılıyor. Bu nedenle çok can kaybı yaşanıyor. Bu botları üretenlerin ellerini vicdanına koyup bir daha düşünmeleri lazım. O kadar insanın ölümüne üç kuruş para için sebep oluyorlar" diye konuştu.

Şahin, bu işle gerçek anlamda uğraşan kişilerin büyük kayıplar yaşadığını belirterek, kaçak bot üretimi ve satışı nedeniyle satışlarının yüzde 90 azaldığını dile getirdi.

- "Merdiven altı üretebiliyor"

Antalya'da bot üretimi ve satışı yapan firmanın satış müdürü Muzaffer Yangın da alınacak botların kalitesine, üretim standartlarına önem verilmesi gerektiğini belirterek, fiyat farkının botun kalitesini belirlediğini vurguladı.

Botların kullanım amaçlarına göre değiştiğinin altını çizen Yangın, tabanlarının ızgara, fiber, ahşap şeklinde çeşitlerinin olduğunu söyledi.

Yangın, her botun üretim sırasında bir takım testlerden geçirildiğini anlatarak, "Bazıları da sadece para kazanmak için kalite ve işçiliğe dikkat etmeden, merdiven altı üretebiliyor. Dikkat etmek gerekiyor" dedi.

Kara araçlarında alınan tedbirlerin botlarda da geçerli olduğunun altını çizen Yangın, şunları kaydetti:

"Botun çapası, çapa bağlama halatı, can yeleği, can simidi, işaret fişekleri mutlaka olması gerekiyor. Büyük botlarda telsiz de olması lazım. Kişinin emniyeti açısından her botun içerisinde mutlaka büyüklüğüne göre balonları olması gerekiyor. En küçük botlarda bile en az iki balon olmalı. Biri patladığı zaman diğer balon sizi kıyıya götürebilir. Boyu büyüdükçe balon sayısı artar ve emniyet amaçlıdır. Merdiven altı botlarda maliyet çıkacağı için balonu bir tane olarak kullanabilirler."

- "Çocukların oyun için kullandığı botlarla kaçmaya çalışıyorlar"

Bodrum Cankurtarma ve Su Sporları Derneği Başkanı ve Deniz Ticaret Odası Bodrum Şubesi Başkan Yardımcısı Arif Yılmaz ise normalde bir turist olarak tekneyle denize açılmak isteyenlerin her türlü muayeneden geçmiş sertifikalı malzemeler kullanması gerektiğini söyledi.

Kaçakların "kullan-at" şeklindeki botlar ve "çakma" can yelekleri kullandıklarını belirten Yılmaz, umut yolculuğuna çıkanların başında kaptan da olmayınca ölümlerin kaçınılmaz hale geldiğini dile getirdi.

Yılmaz, kaçakların kullandıkları bot, kürek ve can yeleklerinin her yerden kolaylıkla temin edilebildiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnternette bir sürü ilanları var. Artık 7-8 metrelik botlar piyasaya çıktı. Bin dolarla 3 bin dolar arasında değişen fiyatla çok rahatlıkla internetten alabiliyorsunuz. Can yelekleri ise 25-30 liradan satılıyor. İnsanlar bilmedikleri için bu malzemeleri kullanıyorlar ve ortaya üzücü sonuçlar çıkıyor. Basından gördüğümüz kaçakların kullandığı botlar, çocuklara oyun oynatmak için bindirdiğimiz, sakin denizde kullanılanlardan. Maksimum taşıma kapasitesi 2-3 kişi olan bu botlar Bodrum'da marketlerde bile satılıyor."

Söz konusu botların ince sıcak pres dedikleri yapıştırma yöntemiyle yapıldığını anlatan Yılmaz, bu botlara  8-10 kişi bindirildiğinde botların içindeki havanın verdiği basıncın sıcak pres yerlerini açtığını ve bir süre sonra battığını ifade etti.

Yılmaz, bu botları alanların bu durumu bilmedikleri için denizin ortasında kaldıklarını söyledi.