Rusya'daki ekonomik krizin Antalya'ya etkileri tartışıldı

Rusya'daki ekonomik krizin Antalya'ya etkileri tartışıldı
Rusya'daki ekonomik krizin Antalya'ya etkileri tartışıldı
- AKTOB Başkanı Hacısüleyman: - "Yaza doğru projeksiyonda kesinlikle bir kaybın olacağını görebiliyoruz. Bunu yine bir kötümserlik anlamında değil, kendimizi disipline etmek, planlamak ve ona göre bütçe yapmak açısından düşünmek zorundayız" - "Turizmle ilgili beklentimiz, diğer ülkelerin yılbaşında yaşadığı kayıplar kadar olmasa bile gelen ziyaretçi açısından en az yüzde 25-30'lar civarında olabileceği yönünde. Bu, Antalya açısından baktığımız zaman yüzde 7-8'lik bir düşüş demek" - BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Satıcı: - "Son iki aylık dönemde yani kasım-aralık döneminde burada yüzde 20'lik kayıp söz konusu. Ama yıl bazında bu anlamda bir kaybımız yok. 2014'te yaptığımız sebze meyve ihracatı mevcudiyetini korudu"

ANTALYA (AA) - Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Rusya'daki krizin Antalya turizmine etkileriyle ilgili, "Yaza doğru projeksiyonda kesinlikle bir kaybın olacağını görebiliyoruz. Bunu yine bir kötümserlik anlamında değil, kendimizi disipline etmek, planlamak ve ona göre bütçe yapmak açısından düşünmek zorundayız" dedi.

Toplumsal Ekonomik Araştırmalar Merkezi (TEAMDER) tarafından düzenlenen, "Rusya'da Meydana Gelen Ekonomik Krizin Antalya Ekonomisine Etkileri" konulu panel, Antalya Oteli'nde yapıldı.

Panelde konuşan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya'nın her 8-10 yılda bir kriz yaşadığını, fakat bu krizlerin hepsinin üstesinden gelmeyi bildiğini anlattı.

Rusya'nın nüfusunun resmi kayıtlara göre 144, resmi olmayan rakamlara göre ise 160 milyon olduğunu kaydeden Satıcı, 17 milyon kilometrekarelik yüz ölçümünün ise Türkiye 'nin 20 katı olduğunu vurguladı.

Satıcı, Rusya'nın gayrisafi yurt içi hasılasının Türkiye'nin üç katı ve 2,1 trilyon dolar olduğuna işaret etti. Rusya'nın döviz rezervinin son krizlerle 400 milyar dolara gerilediğinin altını çizen Satıcı, krizin 2 yıl sürmesinin ön görüldüğüne değindi.

Türkiye'nin Rusya'ya dış ticaretinin 30 milyar doların üzerinde olduğunu kaydeden Satıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"5,5-6 milyar dolar civarında bir ihracatımız var. İhracatta üç temel ürünümüz var: Otomotiv , yaş meyve sebze ve tekstil. Bu üç sektör içinde Antalya bölgesini ilgilendiren kısım tarım. Yaklaşık 800 milyon dolar Rusya'ya sebze meyve ihracatı yapıyoruz. Bunun da yaklaşık yarısı bizim bölgemizden gerçekleşiyor. Son iki aylık dönemde, yani kasım-aralık döneminde burada yüzde 20'lik kayıp söz konusu. Ama yıl bazında bu anlamda bir kaybımız yok. 2014'te yaptığımız sebze meyve ihracatı mevcudiyetini korudu."

- "İhracat yapmasaydık büyüyemeyecektik"

Satıcı, ülkeler için ihracata bağımlı olmanın risk olduğuna işaret etti. Milli gelir, tasarruf, gayrisafi yurt içi hasıla da gelişmiş ülkeler düzeyine gelemeyen ülkelerin ise ihracat yapmak zorunda olduklarını belirten Satıcı, bu tipteki ülkelerin başka türlü büyüme şansı olmadığının altını çizdi.

Türkiye'nin 2014'teki 2,7'lik büyüme rakamının yüzde 2,6'sının ihracattan geldiğini belirten Satıcı, "İhracat yapmıyor olsaydık Türkiye büyüyemeyecekti. Böyle bir gerçeğimiz var" dedi.

Satıcı, krizi aşmak ve her iki ülkenin piyasalarında dövize ihtiyacı azaltmak için ruble ve Türk lirası ile ticaretin sözkonusu olabileceğini kaydetti. İki ülke arasındaki ticarette kurun da sabitlenebileceğine işaret eden Satıcı, şunları söyledi:

"Biz umutsuz değiliz ama bu çerçevede temkinli olmamız gerekiyor. Özellikle devlet desteğiyle bir takım hamleleri yapmamız lazım. Krizi fırsata çevirmek denir ya bu alanda ilerleme sağlayabiliriz. Bizi önümüzdeki dönemde zorlu bir süreç bekliyor. Bununla ilgili hazırlıklarımızı iyi yaparsak, bunu en az hasarla atlatır, sonraki süreçte de ticaretimizi iyi noktaya getirebiliriz. Çünkü Türkiye'nin orta vadede Rusya ile dış ticaret hacmini 50 milyar dolara çıkarma gibi bir hedefi var bu da mevcut ticareti neredeyse iki katına çıkarmak anlamına geliyor."

- "Rus turist sayısında düşme var"

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf ?Hacısüleyman, dünyada her yıl 1 milyar 100 milyon kişinin seyahat ettiğini kaydetti. Bu seyahatlerin sadece turizm amaçlı olmadığına işaret eden Hacısüleyman, sağlık veya spor amaçlı seyahat edenlerin de bu listede yer aldığının altını çizdi.

Hacısüleyman, tek bir şehir olarak bakıldığında, dünyanın pek çok noktasından doğrudan seferlerin çokluğu açısından Antalya'nın dünyada üçüncü sırada olduğunu bildirdi.

Rusya-Türkiye turizminin 20. yılına girildiğini anlatan Hacısüleyman, Antalya'ya ilk charter seferlerinin 1993-1994 yıllarında başladığına değindi. Rusya Federasyonu'nda her yıl 54 milyon kişinin seyahat ettiğini, ancak federasyon dışına turistik ziyarette bulunan sayısının 18 milyon olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, "Bu 18 milyondan Türkiye olarak 4,5 milyon kişi alıyoruz ama 3,5 milyonu sadece Antalya alıyor" dedi.

Geçen yıl aralık ayında 1 doların 32 ruble olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birden bire eylül ayında 40'ın üzerine çıkmaya başladı. Ekimde arttı. Kasımda 47, 48'leri buldu. '50 psikolojik sınır' denildi. Ama o psikolojik sınırı da şu anda geçmiş oluyoruz. Şu anda 1 dolar eşittir 65 ruble seviyesinde bir haftadır takılmış gözüküyor. Bununla ilgili hiçbirimiz ne olacağını bilemiyoruz. Ancak tahminler yürütebiliriz. Ben de her ne kadar ekonomiyle uğraşsam da kehanette bulunmak istemem. Etkilerini tartışabiliriz. Eylülden itibaren Rusya'dan gelen turist sayısında düşme var. Yani yüzde 10-15'lik bir devalüasyon bile sayıları geriye doğru attı. Tek sebebi bu olmayabilir. Belki diğer destinasyonlarda daha ucuz fiyatlar olabilir. Mısır'a, Tayland'a fiyatsal olarak kaptırmış olabiliriz ama oralarda da yıpranma olduğunu görüyoruz."

Hacısüleyman, Mısır ve Tayland gibi ülkelerde yılbaşında yüzde 50 civarında misafir kaybı olduğuna işaret ederek, "Bu yüzde 50 bizi yine başka bir düşünceye götürmesin. 'Oralarda olursa bizde de acaba düşme olur mu?' diye düşünmek istemiyoruz" dedi.

- "İnsanlar ihtiyatlı davranacak"

İnsanların yüksek ve ani devalüasyonda ihtiyatlı davranmayı seçeceğinin altını çizen Hacısüleyman, insanların bu tip dönemlerde büyük alışverişlerini ertelemeyi seçtiğini vurguladı.

Yurt dışı tatil planlarının da ihtiyatlı davranılarak ertelenebileceğine değinen Hacısüleyman, şöyle konuştu:

"Yaza doğru projeksiyonda kesinlikle bir kaybın olacağını görebiliyoruz. Bunu yine bir kötümserlik anlamında değil, kendimizi disipline etmek, planlamak ve ona göre bütçe yapmak açısından düşünmek zorundayız. Biz de ihtiyatlı olmak durumundayız. Yeni bir yatırım yapacaksak belki bu sene doğru bir zaman olmayabilir. Genişlemek istiyorsak doğru bir yıl olmayabilir. Birşeyleri değiştireceksek, yeni bir atılım yapacaksak, belki doğru bir yıl olmayabilir. Turizmle ilgili beklentimiz, diğer ülkelerin yılbaşında yaşadığı kayıplar kadar olmasa bile gelen ziyaretçi açısından en az yüzde 25-30'lar civarında olabileceği yönünde. Bu, Antalya açısından baktığımız zaman yüzde 7-8'lik bir düşüş demek. Antalya'nın toplam ziyaretçi totalinde ölümcül bir kayıp değil."

- "Rezervasyonlar geçen yılın gerisinde"

Hacısüleyman, rezervasyon trendleri anlamında da geçen yılın gerisinde kalındığına değindi. Bunun tüketici davranışlarının değişmesinden de kaynaklanabileceğini belirten Hacısüleyman, Antalya olarak rezervasyonlarda yüzde 7-8'lik bir daralmanın sözkonusu olabileceğini vurguladı.

Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi halinde bu sıkıntıların aşılacağını ifade eden Hacısüleyman, ancak krizin iki yılda aşılacağının öngörüldüğünü bildirdi.

Krizin kayıpsız aşılması için kolaylaştırıcı yöntemler geliştirilmesi gerektiğini anlatan Hacısüleyman, Almanya'dan gelenlere uygulanan, uluslararası pasaport yerine kimlik bilgileriyle giriş izninin Ruslar için de uygulanmasını istedi. Hacısüleyman, elektronik vize gibi, işlemleri zorlaştıracak uygulamaların da bu yıl ertelenmesinin yararlı olacağına değindi.

- "Erken rezervasyon başlamadı bile"

Hacısüleyman, turizm sektöründe erken rezervasyonun döneminde olmalarına rağmen halen rezervasyon almaya başlamadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Erken rezervasyon dönemindeyiz. Fakat rezervasyon yok. O yüzden bürokrasi ya da yüksek devlet kademesinde bunun Bakanlar Kurulu çerçevesinde ele alınması lazım. Tek bir bakanlığın, 'Bunu ben çözerim' deme şansı yok. Bütün bakanlıkların bir araya gelerek, belki Başbakan katında bunun çözüm önerileri tartışılmalı. Bu bir milli mesele."

- "STK'lar totaliter rejimlere karşı muhalefet alanı"

TEAMDER Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yılmaz, sivil toplum örgütlerinin demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu söyledi. Bir yerde sivil toplum örgütleri kısıtlanıyor ya da faaliyetlerini tam olarak yerine getiremiyorsa orada demokrasiden söz etmenin de mümkün olmayacağını vurgulayan Yılmaz, sivil toplum kuruluşlarının totaliter rejimlere karşı bir muhalefet alanı olduğunu ifade etti.

Merkez olarak faaliyetlerini artıracaklarını belirten Yılmaz, ileriki dönemde Antalya ve Türkiye'ye yönelik projelerin kamuoyu ile paylaşılacağını anlattı. Yılmaz, Antalya'nın ulaşım sorununun çözümüne yönelik bir de çalıştay düzenlemek istediklerini bildirdi.

Panel öncesinde, dün doğum günü olan TEAMDER Başkanı Ali Yılmaz, yaşgünü pastasını kesti.