"Şiddet içeren diziler insanları duyarsızlaştıyor"

"Şiddet içeren diziler insanları duyarsızlaştıyor"
"Şiddet içeren diziler insanları duyarsızlaştıyor"
- Gazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya: - "Dizilere bakarsanız boyun eğen, sorgulamayan, itiraz etmeyen, şiddeti içselleştiren tipler var" - "Kişi önce diziyi, ardından haberlerde IŞİD şiddetini izliyor fakat film izler gibi, duyarsız. İnsanların öldürülmesi, kafalarının kesilmesi sıradan geliyor. İnsanların ne kadar acı çektiğini hissedemiyoruz, çünkü duyarsızlaştık"

ANTALYA (AA) - LEYLA ATAMAN KOYUNCUOĞLU - Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Kaya, şiddet içeren dizilerin insanları duyarsızlaştırdığını savunarak, "Kişi önce diziyi, ardından haberlerde IŞİD şiddetini izliyor fakat film izler gibi, duyarsız. İnsanların öldürülmesi, kafalarının kesilmesi sıradan geliyor" dedi.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kaya, bazı Türk ve yabancı dizilerin ruh sağlığına olumsuz etkileri bulunduğunu, şiddet içeren dizilerin gerçek hayatta yaşanan şiddeti içselleştirdiğini iddia etti.

Şiddet içeren dizilerin insanları duyarsızlaştırdığını vurgulayan Kaya, dizilerde boşanmış fakat ayakları üzerinde duran kadın sunulduğunu çünkü boşanmaların tüketimi artırdığını söyledi.

Lüks yaşamın örneklerinin sunulduğunu, zenginlik ve bireycilik vurgusu oluşturulduğunu anlatan Kaya, şöyle devam etti:

"Yine dizilere bakarsanız boyun eğen, sorgulamayan, itiraz etmeyen, şiddeti içselleştiren tipler var. Ciddi şekilde şiddet içeren ve çok izlenen diziler bulunuyor. Özellikle ergenler bazen herhangi bir zihinsel işleme tabi tutmadan bu rol modelleri kopya ediyor. İzleyenlerin eleştirmediği, her eylemi onayladığı bir dramatik anlayışla kurulunca oradaki yanlışlar doğru geliyor, şiddet onaylanıyor. Dizilerde izliyoruz, bir adam iyilik adına 3 kişiyi öldürüyor ama biz, 'iyi adam kötüleri öldürüyor' diye onu onaylıyoruz. Dizilerde şiddet onaylanıyor."

"Şiddet sahnelerinin iki önemli etkisi var; bireyi örseliyor ve duyarsızlaştırıyor. Kişi önce diziyi, ardından haberlerde IŞİD şiddetini izliyor fakat film izler gibi, duyarsız. İnsanların öldürülmesi, kafalarının kesilmesi sıradan geliyor. İnsanların ne kadar acı çektiğini hissedemiyoruz, çünkü duyarsızlaştık" diyen Kaya, ruh sağlıklarını korumak için çocuklara kesinlikte dizi izlettirilmemesi gerektiğini, bu anlamda RTÜK gibi bir denetim mekanizmasını desteklediğini ifade etti.

- Kamusal ruh sağlığı merkezleri

Doç. Dr. Kaya, Türkiye 'de insanların ruh sağlığı merkezlerine ulaşmakta zorlandığını savundu.

Psikiyatri alanının diğer tıp dallarından biraz farklı olduğunu, bir hastanın en az 45 dakika incelenmesi gerektiğine dikkati çeken Kaya, Türkiye şartlarında poliklinik muayenelerinde buna imkan bulunamadığını kaydetti.

Kaya, "Bir hekimin günde 100 hasta muayene etmesine izin verilirse hastaya 5-10 dakikalık zaman ayırırsanız, o hasta muayene olma yerine eş dost tavsiyesiyle ilaç kullanmaya başlıyor" diye konuştu.

Psikiyatristler, psikologlar, rehberlik ve psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanlarının birlikte çalışacağı koruyucu ruh sağlığı sisteminin kurulması gerektiğini anlatan Kaya, şunları söyledi:

"Travmaların yoğun olduğu, intiharların giderek arttığı, kadına şiddetin ve aile içi şiddetin yoğun yaşandığı, madde kullanımının ve yoksulluğun yoğun yaşandığı Türkiye'de, kamusal anlamda koruyucu ruh sağlığı merkezlerinin kurulması ülkenin temel politikası olmalıdır. İnsanlar bunlar için tabela aramamalı. Ruh sağlığı ile ilgili kriz merkezleri kurulmalı, yardıma ihtiyacı olan insanlar buralara rahatlıkla ulaşabilmeli. Mümkünse özel hastanelerde de açılmalı ama bu öncelikle kamu hizmeti olmalıdır."

- Yaşam koçları, kişisel gelişim uzmanları

İnsanların ruh sağlığı merkezlerine ulaşmakta zorlanınca çareyi yaşam koçları, kişisel gelişim uzmanlarında aradıklarını ifade eden Kaya, psikiyatrik hastalıklara sadece psikiyatristin teşhis koyabileceğini ve tedavi edebileceğini vurguladı.

Basit bir terapi veya hipnoz eğitimi alan kişilerin "yaşam koçu" veya "kişisel gelişim uzmanı" adıyla insanlara onları tedavi ettiklerini söylediklerini belirten Kaya, "Üç günlük kurslarla kendini terapist ilan eden insanlar var, özellikle büyük şehirlerde çok yaygın. Ticari amaçla bu işleri yapan insanlar bırakın tedavi etmeyi, hastalara zarar vermektedir" dedi.

Kişisel gelişim merkezleri için Sağlık Bakanlığından ruhsat alınmadığını, Maliye Bakanlığından alınan bir vergi levhası ile bu tür merkezlerin açıldığını anlatan Kaya, bu alanda ciddi bir denetim boşluğu olduğunu öne sürdü.