"Solak olmak bir sorun değil"

"Solak olmak bir sorun değil"
"Solak olmak bir sorun değil"
- Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Gömceli: - "Büyükler, solaklığı bir eksiklik veya hastalık olarak algılıyor. Günlük yaşamdaki sıkıntıları dışında solak olmak bir sorun değildir" - "Solaklıkta genetik aktarım da söz konusudur. Anne veya babada solaklık varsa çocuğun solak olma ihtimali daha yüksektir"

ANTALYA (AA) - GÜLSEM ADAM - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, solak olmanın hastalıklı bir durum olmadığını belirterek, "Büyükler, solaklığı bir eksiklik veya hastalık olarak algılıyor. Günlük yaşamdaki sıkıntıları dışında solak olmak bir sorun değildir" dedi.

Gömceli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beynin sağ yarısının vücudun sol yarısını, sol yarısının ise vücudun sağ yarısını yönettiğini kaydetti.

Beyin ne kadar simetrik iki yarım küreden oluşuyor gibi gözükse de fonksiyonlarının farklılık gösterdiğini belirten Gömceli, "İnsanların yüzde 90'ında beyinin sol yarısı aktiftir ve bu nedenle insanlar sağ ellerini, sağ ayaklarını daha iyi kullanırlar. Bu duruma sağlaklık denir. Yüzde 10'luk kesimde ise beyinin sağ bölümü daha gelişmiştir ve solaktır" diye konuştu.

Gömceli, sol beynin daha çok konuşma, bellek ve ellerin kontrolü gibi özellikleri yönettiğini, sağ beynin ise daha çok mekansal ve görsel bellek konusunda donanıma sahip olduğunu kaydetti. 

Solak olmanın hastalıklı bir durum olmadığının altını çizen Gömceli, "Beynin sağ ya da sol kısmını kullanmak bir hastalık değildir. Yani 'sağlak olmak normaldir' diyemeyiz, toplumun aksine solak olmak da bir hastalık değildir" dedi.

- "Erkeklerde solaklık daha sık görülüyor"

Yapılan araştırmaların, solaklığın erkeklerde daha fazla görüldüğünü gösterdiğini belirten Gömceli, anne karnındaki dönemde erkek bebeklerin salgıladıkları testosteronun, sol beynin gelişmesini engellediğini anlattı.

Sol beyin gelişemediği için sağ beynin daha belirgin olduğunu anlatan Gömceli, bu nedenle erkek çocuklarda solaklığa daha sık rastlandığını ifade etti.

Yaklaşık 6 aydan sonra bebeklerin bir şeyleri tutma eğilimi gösterdiklerini hatırlatan Gömceli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bebek bir şeye sağ eliyle mi uzanıyor yoksa sol eliyle mi uzanıyor rahatlıkla gözlenebilir ama bebekler 1,5 yaşına geldiğinde durum daha belirgin hale geliyor. Beynin iki tarafı arasında iletişim sağlayan lifler var ve bunların gelişimi ancak bu yaşlarda tamamlanıyor. Yani çocuk 1,5 yaşında hangi elini kullanıyorsa o elinin ön planda olduğu söylenebilir. Solaklıkta genetik aktarım da söz konusudur. Anne veya babada solaklık varsa çocuğun solak olma ihtimali daha yüksektir."

- " Türkiye 'de toplumsal baskı var"

Gömceli, sol el kullanım sıklığının dünyada yüzde 10, Türkiye'de ise yüzde 5 civarında olduğunu belirterek, dünyaya göre görülme sıklığının Türkiye'de az olmasının, toplumsal baskıdan kaynaklandığını söyledi.

Yetişkinlerin solak olduğunu fark ettikleri çocuğu sağ elini kullanması yönünde zorladığını anlatan Gömceli, şöyle konuştu:

"Büyükler, solaklığı bir eksiklik veya hastalık olarak algılıyor. Günlük yaşamdaki sıkıntıları dışında solak olmak bir sorun değildir. İlkokuldan beri düşünün kolunuzu koyacağınız masa, sandalyeler sağ kola göre hazırlanıyor. Bunu dışında tüm düzenlemeler, trafik, yönler hepsi sağlaklara göre hazırlandığı için solakların kaza yapma riskleri daha yüksek ama günlük hayatta sol elini kullanmanın bir dezavantajı yok."

Solakların bazı spor alanlarında sağlaklara göre daha avantajlı olabildiğini belirten Gömceli, "Eskrim, tenis, futbol gibi... Buna örnek olarak futbolcu Pele gösterilebilir ki kendisi bir solaktır. Beynimizin sağ yarısı daha çok sanatsal ve görsel faaliyetleri, sol yarısı ise daha çok kuralları yönetir. Sağ, duygusal iken sol beyin ise matematiksel, kuramsaldır. Da Vinci, Mozart, Einstein, Büyük İskender solaktır" şeklinde konuştu.