Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu

Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu
Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu
- Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtcephe: - "(1. Dünya Savası sırasında) Rus cephesinde çok sayıda silahlandırılmış çetenin masum Anadolu insanına kurşun sıkması, Türk ordusunu geriden vurması sadece bir tedbire neden olmuş, buna biz tehcir, yani zorunlu göç diyoruz" - "Bir bilim adamı sıfatıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki tarih boyunca yaşadığımız çok geniş coğrafyalarda, farklı milletlerle kader birliği ettiğimiz asırlar boyunca hiçbir toplumun, mazlumun kanı Türk milletinin eline bulaşmamıştır"

ANTALYA (AA) - Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, "Bir bilim adamı sıfatıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki tarih boyunca yaşadığımız çok geniş coğrafyalarda, farklı milletlerle kader birliği ettiğimiz asırlar boyunca hiçbir toplumun, mazlumun kanı Türk milletinin eline bulaşmamıştır" dedi.

Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen, "Kadim Dostluğun Yüz Yıllık Açmazında Türk-Ermeni İlişkileri Uluslararası Sempozyumu" başladı.

Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonunda yapılan sempozyumun açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, Türkiye 'nin dış politikaları arasında Türkiye'yi en çok zorlayan hususlardan birinin, batı dünyasının son yıllarda adına soykırım dediği, Türkiye'nin de "asılsız soykırım" diye ele aldığı, 1915 yılında Anadolu topraklarında Ermeniler ile yaşanan sorunlar olduğunu söyledi.

Tarihine göz atıldığında Türk milletinin her daim mazlumun yanında yer aldığının görüleceğini ifade eden Kurtcephe, Türkler'in yüzyıllar boyu Ermeniler ile kader birliği ettiğini, aynı toprakları paylaştığını ve aynı kültürün insanları olduklarını kaydetti.

İki toplumun birlikte yaşama tarihi olarak 1071 başlangıç kabul edildiğinde 1890'la kadar Türkler ve Ermeniler arasında en küçük bir çatışmanın yaşanmadığını vurgulayan Kurtcephe, Ermeniler'in Osmanlı İmparatorluğu'nda en güvenilir toplum olarak kabul edildiğini ve devlette oldukça önemli görevler üstlendiklerine dikkati çekti.

Batılı emperyalist güçlerin etle kemik gibi olmuş iki toplumu ayırmak için teröre başvurduğunu, örgütler kurdurduklarını söyleyen Kurtcephe, 1. Dünya Savaşı başladığı zaman da Rus ordusunda 400 bine yakın gönüllü Ermeni'nin savaştığını dile getirdi.

Kurtcephe, "Yine Rus cephesinde çok sayıda silahlandırılmış çetenin masum Anadolu insanına kurşun sıkması, Türk ordusunu geriden vurması sadece bir tedbire neden olmuş, buna biz tehcir, yani zorunlu göç diyoruz" diye konuştu.

Ruslar'dan uzak tutmak amacıyla gerçekleştirilen zorunlu göç ile Ermeniler'in başka ülkelere değil, yine Osmanlı topraklarında olan Suriye, Halep, Şam, Trablus ve Lübnan gibi güzel bölgelere gönderildiğini anlatan Kurtcephe, 6 ay sonra "artık tehlike kalmadı, eski yerlerinize geri dönebilirsiniz" denildiğinde Ermeniler'in dönmeyi tercih etmediğini kaydetti.

O tarihte karşılıklı öldürmenin olduğunu ve 850 yıl barış içinde yaşayan toplumların emperyalist güçlerin tahrikiyle birbirlerini öldürmeye başladığını ifade eden Kurtcephe, "Bu öldürmede bir soykırım niyeti yok, (Ermeniler ihanet etti, bunları topluca ortadan kaldıralım) gibi bir düşünce yok, sadece engelleme düşüncesi var" dedi.

Söz konusu dönemde yaşanan olayların ilerleyen yıllarda adeta bir demokrasi kılıcına dönüştürüldüğünü ve Türkiye'den bir şey koparılmak istendiği zaman batılı ülkelerin "siz şu kadar Ermeni'yi katlettiniz" dediğini söyleyen Kurtcephe, 300 binle başlayan bu rakamın da son yıllarda 2 milyona kadar çıktığını dile getirdi.

Kurtcephe, "İncelediğim belgelere göre sadece Ruslar'ın işgal ettikleri Anadolu topraklarında ve Erivan'da kurdukları coğrafyada salgın hastalıklardan ve çatışmalardan ölenlerin sayısı 600 binlere yaklaşıyor. Bunun bir sorumlusu varsa bu insanları devlet vaadiyle kandıran, ölüme bile bile sürükleyen ülkeler olmalı" değerlendirmesinde bulundu.

- Ülkelerin önyargısı

Konunun tarihçiler tarafından ele alınıp gerçeklerin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkartılması konusunda çok gayret sarf edildiğini, birçok eserin de dünya kamuoyunun hizmetine sunulduğunu ifade eden Kurtcephe, fakat bugüne kadar yapılanların önyargılarla yok sayıldığını ve işin siyasetçilerin malzemesi olmanın ötesine taşınamadığını kaydetti.

Kendisinin de bir tarihçi olduğunu ve tarihçiler olarak taraf olmak, aidiyet duygusuyla hareket etmek, gerçekleri saptırmak gibi yanlışlara düşme hakkına ve lüksüne sahip olmadıklarını söyleyen Kurtcephe, şöyle konuştu:

 "Aksi halde bilim adamı olma özelliğimizi kaybederiz. Yapacağımız her yorum mutlaka objektif olmalıdır. Ben bir bilim adamı sıfatıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki tarih boyunca yaşadığımız çok geniş coğrafyalarda farklı milletlerle kader birliği ettiğimiz asırlar boyunca hiçbir toplumun, mazlumun kanı Türk milletinin eline bulaşmamıştır. Türk milleti zalimin karşısında durmuştur. Bizi tarih boyunca suçlayamamıştır hiç kimse. Bugünün dünyasına bakınız, nerede bir gözyaşı akıyorsa, mazlumun kanı akıyorsa, medet umanlar yine dönüp Türk dünyasına bakıyorlar, Türkiye'ye bakıyorlar."

Antalya Valisi Muammer Türker de Türkler ve Ermeniler'in yüzyıllar boyu aynı kaderi paylaştığını, 1915 olaylarının ardından iki milletin ayrıştırıldığını, 100 yıl öncesinin travmalarının hala hissedildiğini söyledi.

Bugün meselenin iyice siyasallaştığını ifade eden Vali Türker, Türkiye'nin duygusallığı bir kenara bırakıp konuyla ilgili çok iyi adımlar atması gerektiğini sözlerine ekledi.