Yılanların "Kurtuluş" hocası

Yılanların "Kurtuluş" hocası
Yılanların "Kurtuluş" hocası
- ADÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, 32 yıllık çalışmasının ürünü olan Zooloji Müzesi'nde sergilediği farklı türlerdeki yüzlerce yılanı insanlara tanıtıp sevdirerek, doğada bilinçsiz bir şekilde öldürülmelerinin önüne geçmeye çalışıyor - Prof. Dr. Olgun: - "Türkiye'de yaklaşık 56 tür yılan var ve bunların büyük bir bölümü zehirli değil. Toplumda yılanlara karşı yanlış bir algı ve düşmanlık var. Her yılanın zehirli olduğu ve insana zarar verdiği sanılıyor. Hiçbir yılan durduk yere insana saldırmaz ve ısırmaz" - "Müzemizi ziyaret edenler, yılanlara karşı korkularının büyük kısmını kafalarından atıp gereksiz yere öldürülmelerinin doğal dengeye büyük zarar verdiğini benimseyerek evlerine dönmekteler"

AYDIN (AA) - ALİ GÖKMEN ŞİRECİ - Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, 32 yıllık çalışmasının ürünü olan Zooloji Müzesi'nde sergilediği farklı türlerdeki yüzlerce yılanı insanlara tanıtıp sevdirerek, doğada bilinçsiz bir şekilde öldürülmelerinin önüne geçmeye çalışıyor. 

Prof. Dr. Olgun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye 'de yaklaşık 56 yılan türü bulunduğunu, bunların büyük bölümünün zehirli olmadığını söyledi. 

1983 yılından bu yana Türkiye'nin değişik noktalarında yaptıkları çalışmalar sonucu kara yılandan ok yılanına, engerekten kör yılana kadar birçok türü elde ettiklerini anlatan Olgun, Anadolu coğrafyasında yaşayan tüm türleri fakülte bünyesindeki müzede sergileyerek insanlara tanıttıklarını bildirdi.

Yılanların saldırgan bir yapıya sahip olmadığını, onlardan korkmanın anlamsız olduğunu dile getiren Olgun, bilinçsiz bir şekilde öldürülmeleriyle doğal dengeye büyük zarar verildiğine dikkati çekti.

Toplumun yılanlara karşı yanlış bir algı ve düşmanlığı olduğuna işaret eden Olgun, şunları kaydetti: 

"Toplumda yılanlara karşı yanlış bir algı ve düşmanlık var. Her yılanın zehirli olduğu ve insana zarar verdiği sanılıyor. Hiçbir yılan durduk yere insana saldırmaz ve ısırmaz. Yılanlar sağır olduğundan havadaki ses dalgaları ile ilgili titreşimleri algılayamaz. Ama yerdeki titreşimleri mükemmel bir şekilde algıladığından kendisine yaklaşmakta olan bir insanı çok öncesinden hissederek uzaklaşır. Yılanlar yuva bağımlılığı olmayan hayvanlardır. Bugün bir yerde gördüğümüz yılanı, ertesi gün yine aynı yerde görmemiz mümkün olmaz. Bu nedenle tarlasında, bahçesinde yılan gören bir kişinin yapacağı şey, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, zarar vermeden yılanı doğal hareketleriyle baş başa bırakmaktır."

- "Başka hayvanları da etkiliyor"

Olgun, müzeye başta okullardan öğrenci grupları olmak üzere her yaştan çok sayıda ziyaretçinin geldiğini, insanların doğru bilgilendirme ile yılan korkularını yenerek evlerine döndüklerini ifade etti. 

"Yılanların düşman değil, dost edinmemiz gereken, doğal dengeye önemli katkısı bulunan hayvanlar olduğunu anlatıyoruz" diyen Olgun, doğada mutlaka bulunmaları gerektiğini, biyolojik zincirin önemli bir parçasını oluşturduklarını vurguladı.

Yılanların sürekli öldürülmeleri nedeniyle doğada tamiri mümkün olmayan zararların ortaya çıktığını ifade eden Olgun, şöyle konuştu:

"Yılanların insanlar tarafından öldürülmesi, zaman içerisinde başka hayvanları da etkiliyor. Mesela yılanların önemli bir katkısı, farelerle beslenmesidir. Fareler ciddi anlamda hastalık taşıyıcısı, tarım alanlarına zarar veren hayvanlar. Yılanların azalmasıyla birlikte fare popülasyonunda meydana gelen artış, olumsuzluklara neden oluyor. Diğer yandan kartal, akbaba gibi yırtıcı kuşlar, yılanla besleniyor. Yılanların ortadan kaldırılması, bu hayvan gruplarına da ciddi şekilde zarar veriyor. Tüm bunları insanlara anlatıp duyarlılık sağlamaya çalışıyoruz. Müzemizi ziyaret edenler, yılanlara karşı korkularının büyük kısmını kafalarından atıp gereksiz yere öldürülmelerinin doğal dengeye büyük zarar verdiğini benimseyerek evlerine dönmekteler." 

Prof. Dr. Olgun, yılan sevgisi aşıladıkları müzenin, sürüngenlerle ilgili bilimsel çalışmalar yapan bilim adamları için önemli bir merkez konumunda olduğunu da sözlerine ekledi. 

- Yanlış algılar son buluyor

Öte yandan müzeyi ziyaret eden öğrencilerden Uğur Çatak, yılanı zararlı ve mutlaka görüldüğünde öldürülmesi gereken bir hayvan olarak bildiğini, bu düşüncelerinin son bulduğunu dile getirdi. 

Çok sayıda yılan türünü inceleme imkanı da yakaladığını belirten Çatak, "Müzeyi gezmeden önce yılanların çok tehlikeli, insanlara büyük zarar veren hayvanlar olduğu kanaatindeydim. Ancak buradaki anlatımlar ve gözlemlerim sonucu, bu ön yargılarımdan kurtuldum. Yılanların mutlaka korunması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 

Fulya Filiz isimli öğrenci ise ikamet ettiği beldede yılanların insanlar tarafından görüldüğü yerde çoğu zaman öldürüldüğüne tanık olduğunu belirterek, "Müze ziyaretinde yılanların zannedildiği gibi korkulacak hayvanlar olmadığı, öldürülmelerinin doğal dengeye büyük zarar verdiğini öğrendim. Yakınlarıma, komşularıma tüm bunları anlatarak yılanlara zarar vermelerinin önüne geçmeye çalışacağım" diye konuştu.