Zeytinyağının 4 bin yıllık yolculuğu

Zeytinyağının 4 bin yıllık yolculuğu
Zeytinyağının 4 bin yıllık yolculuğu
- Edremit Körfezi'nde 12 yıl önce kurulan Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ne gelenler, 4 bin yıllık ayak teknelerinden, makaralı preslere ve günümüz teknolojisine kadar zeytinyağı üretiminin geçmişini aşamalarıyla görebiliyor - Amfora, zeytinyağının kullanıldığı aydınlatma kandilleri, sabun mühürleri gibi 276 objenin yer aldığı müzeyi yılda yaklaşık 70 bin kişi ziyaret ediyor

BALIKESİR (AA) - ZAFER AKPINAR - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde yaklaşık 12 yıl önce kurulan Adatepe Zeytinyağı Müzesi'nde 4 bin yıllık ayak teknelerinden, makaralı preslere, ahşap vidalı mengenelerden günümüz teknolojisine kadar zeytinyağı üretiminin aşamaları ile bu ürünle ilgili yağ kandili, sabun mühürü gibi eski eşyalar yer alıyor.

Müzenin kurucularından Mahmut Boynudelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel zeytinyağı üretimini tanıtmayı ve yaşatmayı amaçladıklarını belirterek, söz konusu mekanı "yaşayan müze" şeklinde tasarladıklarını söyledi.

Gelişen teknolojiye bağlı olarak artık modern üretim tekniklerinin kullanıldığını ifade eden Boynudelik, müzeye gelenlerin zeytinyağı üretiminin yaklaşık 4 bin yıllık geçmişini aşamalarıyla görebildiğini anlattı.

Turistlerin müzeye geldiğinde zeytinyağının 4 bin yıllık yolculuğuna ayak tekneleriyle başladığını dile getiren Boynudelik, şöyle devam etti:

"Zeytinyağı çıkarmanın en ilkel hali, ayak tekneleri. Çeşitli harman tekniğinde kırılan zeytinler bu teknelerin içine konulup ayaklarla ezilerek yağ çıkarılırdı. 4 bin yıl önceki bu üretim tekniğinde yağın verimi ve kalitesi çok düşük. Genelde kadınlar ayaklarıyla çiğnermiş. Ayaktan sonra makaralı presler başlamış. Zeytin hamuru torbalara konuluyor. Burada makara çevrilerek, orta bölüme yağlar toplanıyor. Ayak tekniğinden sonraki bu sistem, 2 bin 500 yıllık."

- Ahşaptan demir vidalı mengelere 2 bin yıl 

Ahşap vidalı mengeneli üretim tekniğinin ise M.Ö 200 yıllarında kullanıldığını belirten Boynudelik, "Mengenenin vidasını çevirdiğiniz zaman tablaya konulan çuvallara baskı yaparak yağın akmasını sağlıyor. Bu sistem 1950'li yıllara kadar kullanıldı. Bahçemizde bunun demirden yapılmış bir örneği var imalat tarihi 1952. Yani 1952 yıllarda halen mengene sistemi kullanılıyordu. Ahşap başladı, demir dökümüyle devam edildi" dedi.

Bin yıllık geçmişi olan taş baskı sisteminde ise granit taşların zeytini kırıp parçaladığını anlatan Boynudelik, elde edilen hamurdan da hidrolik preslerde yağ elde edildiğini anlattı.

Boynudelik, bu sistemin nadiren kullanıldığını günümüzde kontinü sistemin tercih edildiğini vurgulayarak, müzelerinde sabunhane bölümünün bile yer aldığını söyledi.

- Her amfora farklı bir kültür

Müzede, zeytinyağlarının taşınmasında kullanılan yüzlerce yıllık amforaların da bulunduğunu belirten Boynudelik, şunları kaydetti:

"Deniz ticaretinde zeytinyağının yanı sıra şarap, tuz, balık taşınmasında da kullanılmış. Her birinin şekli farklı. Her şekil farklı bir dönemi, kültürü, yeri anlatıyor. Testinin yapısı imal yerini gösteriyor. Yani Sakız Adası'nın imali başka, Karadeniz Ereğlisi'nin imal ürünü başka. Genellikle boyunlarındaki yapıdan, gövde yapısından, kulplarından anlarsınız. Şu anda müzedeki bin 800 yıllık. Bunlar genelikle bölgede balıkçıların ağlarına takılıyor, onlar da bize hediye ediyorlar."

Zeytinyağının kullanıldığı aydınlatma kandillerinden, sabun mühürlerine, zeytinyağı lambalarına kadar müzede kayıtlı 276 obje bulunduğunu belirten Boynudelik, "Biz özel müze statüsünde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlıyız. Elimizdeki malzemeler değersiz görülebilir. Çünkü tahtadan, demirden, tenekeden yapılmış, altın gümüş gibi maddelerden değil. Zeytin Anadolu kültürünün en asli öğelerinden biridir. İnsanlar binlerce yıldır bu topraklarda zeytin ağaçlarına bakıyorlar, yağını çıkarıyorlar" dedi.

Boynudelik, müzeyi yerli ve yabancı her yıl yaklaşık 70 bin kişinin ziyaret ettiğini belirterek, yabancılar içinde en büyük ilgiyi ABD ve Japonların gösterdiğini sözlerine ekledi.