"Arap Baharı'nı aşırı güçleri kullanarak zehirlediler"

"Arap Baharı'nı aşırı güçleri kullanarak zehirlediler"
"Arap Baharı'nı aşırı güçleri kullanarak zehirlediler"
- Eski Somali Büyükelçisi Torun: - "Ortadoğu'ya 100 yıldır vaziyet eden güçler, bir şekilde bu bölgelerin Ortadoğu'da yaşayan halkların eline geçmesi korkusundan dolayı kısa sürede bu Arap Baharını birtakım aşırı güçleri kullanarak zehirlediler ve bugünkü noktaya geldik" - "Batılılar, aslında Araplara demokrasinin gelmesini istemiyordu. Esasen mevcut yıpranmış rejimlerin bir şekilde değiştirilip tekrar aynı şekilde devam ettirilmesini istiyorlardı, bunu da sağladılar" -Türkiye, Afrika'ya bir açılım başlattı. Afrika'da 2005'te 12 olan büyükelçilik sayımız şu anda 39'a çıktı"

BURSA (AA) - İSMAİL ERSAN -  AK Parti  Bursa milletvekili adayı ve Türkiye 'nin eski Somali Büyükelçisi Cemalettin Kani Torun, 100 yıldır  Ortadoğu 'da etkin olan güçlerin, bu coğrafyanın idaresinin bölge halklarının eline geçeceği korkusuyla birtakım aşırı güçleri kullanarak "Arap Baharı"nı zehirlediğini söyledi.

Torun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batılı ülkelerin, Suriye odaklı gelişmelerde başlangıçta özellikle Türkiye'yi pasif kalmak ve sürece müdahale etmemekle hatta Beşşar Esed'in yanında olmakla suçladığını anlattı.

Bu ülkelerin, daha sonra Türkiye'nin Esed'e karşı tavır almasıyla hızla frene bastığını ve havanın değiştiğini dile getiren Torun, şöyle devam etti:

"Yemen'de o dönemde bayağı bir sıkı direnişle muhalifler Ali Abdullah Salih'i devirdiler ancak bir süre sonra tekrar ayaklanmalar başladı. Yani Arap Baharı bir süre sonra bir şekil değiştirdi. Kısa zamanda aşırı Selefilerin, Selefi oldukları söylenen birtakım grupların ortaya çıktığını görüyoruz. En son 'Irak Şam İslam Devleti' denilen malum örgüt. Bu gruplar ortaya çıktı ve kısa zamanda Batılılar bu bölgede diktatörlük rejimlerini desteklemek için bir meşruiyet oluşturdular. Batılılar, aslında Araplara demokrasinin gelmesini istemiyordu. Esasen mevcut yıpranmış rejimlerin bir şekilde değiştirilip tekrar aynı şekilde devam ettirilmesini istiyorlardı, bunu da sağladılar."

Torun, yıpranmış Mübarek rejimi yerine yıpranmamış bir Sisi'nin olduğunu belirterek, şunları ifade etti:

"Mübarek 30 senede çok yıpranmıştı, şimdi Sisi taze bir diktatör. Suriye'de hiçbir zaman Hafız Esed'i devirmek gibi bir dertleri olmadı. Aynı şey bugün de oluyor çünkü Ortadoğu'da insanların tercihlerinin iktidar olması Batılıların menfaatine değildir. Ortadoğu'ya 100 yıldır vaziyet eden güçler, bir şekilde bu bölgelerin Ortadoğu'da yaşayan halkların eline geçmesi korkusundan dolayı kısa sürede bu Arap Bahar'ını birtakım aşırı güçleri kullanarak zehirlediler ve bugünkü noktaya geldik. Maalesef şu anda Libya'da birbiriyle çarpışan iki hükümet var. Şimdi de Batı'nın müdahalesini meşru kılmak için oraya IŞİD sokuldu."

- Türkiye'nin Afrika açılımı

Torun, 2005'te Dışişleri Bakanlığınca resmi olarak başlatılan bir süreçle Türkiye'nin ilk defa yönünü Afrika'ya döndürdüğüne dikkati çekti.

Kafkasya, Balkanlar, Ortadoğu'dakilere ek olarak Afrika açılımı başlatıldığını dile getiren Torun, "Afrika'da 2005'te 12 olan büyükelçilik sayımız şu anda 39'a çıktı" ifadesini kullandı.

 Somali'deki deneyimlerine değinen Torun, Türkiye'nin Afrika'daki güzel işlerin en güzel örneklerinden birinin bu ülkede gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Cemalettin Kani Torun, Türkiye'nin Kıbrıs'tan sonra yaptığı en büyük uluslararası operasyonun Somali'de olduğunu ifade ederek, "Somali, 600 bin kilometrekarelik bir toprak ve 12 milyon civarında nüfusuyla ve 20 yıldır süren iç savaşla çok ciddi problemli olan bir bölgeydi. Türkiye, buraya yaptığı müdahaleyle Afrika'nın diğer bölgelerinde de aslında bir şekilde kendini göstermiş oldu. Orada yaptıkları, diğer Afrika ülkeleri için de örnek oldu" diye konuştu.

Büyükelçilikler ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA), Afrika'nın birçok ülkesinde etkin olduğunu anlatan Torun, bu durumun Türkiye'nin siyasi etkinliğini ekonomik getiriye dönüştürmediğini belirtti.

Afrika'nın neredeyse her yerinde faaliyet gösteren ve bir şekilde etkin olan Türkiye'den başka 4 ülke (ABD, İngiltere, Fransa ve Çin) bulunduğunu aktaran Torun, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin, Afrika'nın ithalatından aldığı pay şu anda yüzde 2,5. Afrika, 600 milyar dolar ithalat yapıyor, Türkiye sadece bunun 15 milyar dolarını karşılıyor. Oysa Türkiye, siyasi etkinliğini ekonomiye dönüştürdüğü takdirde Afrika'ya ihracatımızın 60 milyar dolarları geçmesi lazım. Bu da cari açığın kalmaması demektir. Ekonomisi ve siyasetiyle diğer bölgelere yayılarak bu anlamda Türkiye'nin 2023'te ilk 10 ekonomi arasına girmesi ve 25 bin dolar kişi başı milli gelir hedefine ulaşması açısından çok önemli."

Torun, Türkiye'nin ihracat konusunda Afrika'nın yanı sıra özellikle Güneydoğu Asya ve Güney Amerika'da da etkin olması gerektiğini sözlerine ekledi.