Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik: (1)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik: (1)
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik: (1)
- "Çözüm sürecini başlattık, 'kan kin dursun' dedik. Kan kine neden oldu. Olmadık bir şekilde cumhuriyeti birlikte kuran, bu devleti birlikte kuran insanlar arasında kan aktıkça kinin arttığını gördük. Onun için taşın altına, bu büyük sorunun altına gövdesini koyan bir iktidar olarak olayların ve sorunların üzerine gidiyoruz" - "Eskiden içeriden krizler oluşurdu ekonomide. İçeriden oluşan krizlerle ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırdık. Çok şükür 12 yıldır içeriden ekonomimizi sıkıntıya sokacak bir krizle karşı karşıya değiliz

 BURSA (AA) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "Çözüm sürecini başlattık, 'kan kin dursun' dedik. Kan kine neden oldu. Olmadık bir şekilde cumhuriyeti birlikte kuran, bu devleti birlikte kuran insanlar arasında kan aktıkça kinin arttığını gördük. Onun için taşın altına, bu büyük sorunun altına gövdesini koyan bir iktidar olarak olayların ve sorunların üzerine gidiyoruz" dedi.

Çelik, AK Parti  Osmangazi İlçe Başkanlığı 5. Olağan Kongresinde yaptığı konuşmada, dünyaya bakıldığında küresel ekonominin nasıl bir kırılgan yapı arz ettiğinin herkes tarafından görüldüğünü, borç yükü fazla olan gelişmiş ülkelerde, faizlerin düşük seyrettiğini, yatırım ve üretimin de oldukça azaldığını söyledi. 

Gelişmiş ülkelerde böyle bir tablo görülürken, ürettikleri malları gelişmiş ülkelere satan gelişmekte olan ülkelerde de ciddi bir mali sıkıntı bulunduğunu ifade eden Çelik, Türkiye 'de ise bölgedeki ekonomik ve diğer sorunlara rağmen mali dengelerin çok iyi durumda bulunduğunu, bütçe açığı ve kamu borç stoğunun düşüşte olduğunu, en önemlisinin de ülkenin sağlam bir bankacılık sistemine sahip olduğunu belirtti. 

Çelik, hane halkı borcun milli gelire oranının Türkiye'de yüzde 23 civarında olduğuna, Avrupa Birliği (AB) ortalamasının ise yüzde 64 düzeyinde seyrettiğine işaret ederek, "Eskiden içeriden krizler oluşurdu ekonomide. İçeriden oluşan krizlerle ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırdık. Çok şükür 12 yıldır içeriden ekonomimizi sıkıntıya sokacak bir krizle karşı karşıya değiliz. Belki sosyal olaylar, Gezi olayları 17-25 Aralık gibi çok uzaklarda planlanmış senaryolarla ekonomimizi sarsmaya çalıştılar ama gerek içeriden krizlere, gerekse bütün sosyal hadiselere karşı son derece dirençli bir yapımızın olduğunu bütün dünya gördü, biliyor" diye konuştu. 

Küresel anlamda 2008 yılının sonu itibarıyla başlayan krizden olaya bakıldığında Türkiye'nin dış etkilere karşı da dirençli bir ekonomisinin bulunduğunun net bir şekilde görüldüğünü vurgulayan Çelik, şunları söyledi: 

"Neden böyle oluyor, neden bu zorluklara rağmen, bölgede, dünyadaki zorluklara rağmen başarıyı elde ediyoruz?' diye kendimize sorduğumuz zaman cevabı çok kolay; sorunlar ortaya çıkmadan önce önlemleri alan bir yönetim anlayışı var. Problemler ortaya gelmeden onların gelebileceğini gören AK kadrolar var da onun için bu sorunlar karşımıza sorun olarak çıkmıyor. İşte şimdi gelişen dünyanın gözlemlediği bütün bu olaylar karşısında ne yapıyoruz biz iktidar olarak; 25 dönüşüm projesinin 3'te 1'ini Sayın Başbakanımız açıkladı. Uzun yıllardır süren bir çalışmanın eseridir bu. 'Muhtemel bu sorunlar neler olabilir, neler gelebilir?' diye 25 dönüşüm projesinin, bin 200 tedbirin 3'te 1'ini açıkladık. Önümüzdeki günlerde geri kalan 3'te 2'lik bölümünü de 2 bölüm halinde kamuoyuyla paylaşacağız ve muhtemel sorunlara karşı önlemini alan bir ülke konumunda yolumuza inşallah devam edeceğiz."

Bakan Çelik, Türkiye'nin bu anlayışla her alanda 3 kat büyüdüğünü, 5 yılda 6 milyon kişiyi istihdam sağladığını kaydederek, "Bu çalışmaların bu öngörülerin neticesinde bunlar gerçekleşti. Bolu tüneli yarımdı, deldik geçtik... Yalnız Bolu tünelini geçmedik, birçok tüneli Türkiye deldi geçti. İstanbul Boğazının denizin altından bir hattın geçeceğini 10 yıl önce kime sorsaydınız 'deli' derlerdi 'olabilir mi?' derlerdi ama İstanbul Boğazının altını da deldik geçtik, paralardan sıfırı da attık uzaya da uyduyu fırlattık..." ifadesini kullandı.

- "Temel at git Ankara'da yat' anlayışını çöpe attık"

Milli savunmada, Türkiye'nin kendi uçağını, helikopterini, tankını üretmesiyle ilgili gerçekleşen yatırımların, harcamaların dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Çelik, "İşte tüm bunlar nasıl oldu; 'temel at git Ankara'da yat' anlayışını çöpe attık da o sayede oldu. Temel atacaksın gidip Ankara'da yatacaksın. Çığ altında kalan bir Türkiye'yi çağ atlatma erdemi ve tablosu bize nasip oldu. Ne kadar şükretsek azdır" görüşünü iletti.

Faruk Çelik, dünyada dış politikayla ilgili de çıkar, menfaat odaklı ve insan odaklı iki yaklaşım bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin insan odaklı bir dış politika yürüttüğünü vurguladı.

"Menfaat varsa dış politika var. Menfaat varsa oraya endekslenme var odaklanma var" diyen Çelik, şöyle devam etti: 

"Musul'a gelinceye kadar IŞİD diye bir sorun yok ama oraya yanaşınca kıyametler kopmaya başladı. Neden? Orada menfaat ilişkileri var. Binlerce insan ölürken petrol olmadığı için önemli değil, ölebilir insanlar. Menfaat, çıkar odaklı bir dış politika. Yanında bir de insan odaklı bir dış politika anlayışı. İşte birileri çıkar odaklı bir politika peşinde koşarken bizler mazlumlara kucak açan, bağrını açan bir dış politika izledik. 

Biz halkına zulmeden Esed ve Sisi'nin yanında olamayız. Esed ve Sisi'lere karşı oluşumuz halkına zulmetmeleri, insan onurunu ayaklar altına almalarından dolayıdır. Bizim Esed ile dostluğumuz var mıydı, vardı. Birlikte yemek yendi mi yendi. Oturup konuşup dertleştik mi dertleştik. Ama halkını bombalamıyordu, öldürmüyordu katletmiyordu ki. 'Halkını katletme' dememize rağmen günlerce ikaz etmemize rağmen dinlemeyen bir komşuya bizim yapacağımız 'oh be ne iyi yapıyorsun' demek midir? Kesinlikle böyle bir şeyin olmayacağını herkesin bilmesinde fayda var. Çünkü biz menfaat ve çıkar anlayışıyla bir dış politika değil insanı merkeze alan bir dış politika anlayışıyla yürümeye devam edeceğiz."

- "Çözüm sürecini başlattık, 'kan kin dursun' dedik"

Çözüm sürecine de değinen Çelik, Türkiye'de 10 yıl önce konuşulamayan konuları masaya yatırdıklarını bildirdi. 

Çelik, çözüm süreciyle ilgili batıda ayrı doğuda ayrı konuşmadıklarını, Türkiye'nin her yerinde konunun çözüme kavuşması konusunda çaba gösterdiklerini dile getirerek, "Çözüm sürecini başlattık, 'kan kin dursun dedik. Kan kine neden oldu. Olmadık bir şekilde cumhuriyeti birlikte kuran, bu devleti birlikte kuran insanlar arasında kan aktıkça kinin arttığını gördük. Onun için taşın altına, bu büyük sorunun altına gövdesini koyan bir iktidar olarak olayların ve sorunların üzerine gidiyoruz. Sorunları halının altına süpürmedik. Sorunlar, 'torunlara kalmasın' diye mücadele ediyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin sorunları geleceğe taşımak gibi lüksünün bulunmadığına işaret eden Çelik, çözüm konusunda gerekli riskleri de göz önüne aldıklarını bildirdi. 

Çelik, Türkiye'nin bombalardan kaçan herkese kucağını açtığını anımsatarak, bu çerçevede Kobani'den gelen Kürtler'i de bağrına bastığını söyledi. "2 milyona yakın Suriye vatandaşını bünyemizde barındırıyoruz. Yediriyoruz, içiriyoruz, yediklerimizden onlara da ikram ediyoruz. Komşuluk, kardeşlik görevini yapıyoruz" diyen Çelik, ancak özellikle Kobani'den gelenleri tuzağa düşürme adına bazı senaryoların oynandığını söyledi. 

Türkiye'de hakların aynı derecede konuşulması, sorunların bir an önce çözülmesi konusunda silahların engel olduğunu her fırsatta dile getirdiklerini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: 

"Bu silahlar engel. Silahı bırakın, dağlardan inin. Biz dün kardeştik, kardeş olarak sorunları çözme iradesi bu iktidarda var' dememize rağmen onlar çözüm değil silahı tercih ettiler. Onunla da zannettiler ki; 35 ilde bazı kalkışmalar yaparak Türkiye'yi başka bir atmosfere sokabiliriz diye... Toplamı 125 bin kişiyi ancak ayağa kaldırabildiler. 125 bin kişinin kaçı Kobani'den gelen onu da bilemiyorum. Bu kadar ancak Türkiye'yi huzursuz edebildiler. 

Kime ne yaptılar, Kürdün dükkanını yaktılar, kafasını ezdiler... Bu mudur insan hakkı, bu mudur Kürdün hakkını korumak? Bir kez daha buradan sesleniyorum; çözüm süreci son derece önemlidir. Artık Anadolu'da hiç kimse şehit askerin, polisin gelmesini istemiyor, bu işin bitmesini istiyoruz. Terörist olarak da dağlarda öldürülenler Diyarbakır'a Güneydoğu ilerine gidiyor. Bu ülkenin çocukları olarak onlar da defnediliyor. Bu tezgah mutlaka bozulmalı."

(Sürecek)