Çevre ve Şehircilik Bakanı Güllüce:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Güllüce:
Çevre ve Şehircilik Bakanı Güllüce:
- "Mimaride iyi bir noktaya gitmemiş, ıskalamışız. Restorasyon da öyle bir şey. Onların yaptıklarını, dedelerimizin yaptıklarını tamir etme becerimiz bile azalmış. Bunda kimseyi suçlamıyorum. Bir medeniyet kaybı. Biz, yitik bir medeniyetin çocuklarıyız" - "Yeni bir medeniyet inşasını niye söylüyoruz? Dedesinin yaptığı eserin tamirini düzgün yapabilmek de bir medeniyet inşası, dedesinin mezar taşını okuyabilmek de. Restorasyonla ilgili en kaliteli biz olacağız. Elin İtalya'sından restorasyon için adam getirmeyeceğiz" - "Bir tuhaflık var. Nükleere, termik santrale, hidroelektrik santraline, güneş ve rüzgar enerjisine karşısın ama 'Elektrikler hiç kesilmesin'. Bu nasıl olacak? 'Putin'den alırız, İran'dan da doğal gazı alır, yaparız'. Bugün, yüzde 70'e yakın enerjimizi ithal ediyoruz. Uluslararası bir problem çıktı, vanayı kapattı. Ne yapacağız?"

BURSA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Mimaride iyi bir noktaya gitmemiş, ıskalamışız. Restorasyon da öyle bir şey. Onların yaptıklarını, dedelerimizin yaptıklarını tamir etme becerimiz bile azalmış. Bunda kimseyi suçlamıyorum. Bir medeniyet kaybı. Biz, yitik bir medeniyetin çocuklarıyız" dedi.

Güllüce, merkez Yıldırım Belediyesince Barış Manço Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Şehir ve Gençlik" konulu panelde gençlerle bir araya geldi. 

Türk milletinin inancı gereği dünyanın en çevreci toplumu olduğunu ifade eden Güllüce, " Türkiye olarak çok şükür hem fiziki anlamda çevrede çok iyiyiz, şehirlerimiz, sanayicimiz çok iyi hem de manevi anlamda çevre olarak çok iyiyiz" diye konuştu.

Güllüce, ülke olarak dünyanın "en"lerinden olmak gerektiğini, gençlerin kendilerini bu misyonla hazırlamalarını istedi.

- "Yitik bir medeniyetin çocuklarıyız"

Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Güllüce, bir üniversite öğrencisinin "Restorasyonlar esnasında tarihi eserlere kimi zaman zarar verilebiliyor. Bu konuda yeterli araştırmalar yapılıp, önlemler alınıyor mu?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Biz 300 yılı ıskalamışız, her alanda. Son 300 yılımız ıskalamayla geçmiş. En iyi musiki adamı, mimar, mühendis, savaşçı, komutan olan dönemden en kötülere doğru gitmiş. Allah'tan bir Mimar Sinan'ımız var, hep anlatıyoruz. Yani yeni yaptığımız camiler de oraya doğru gidiyor. Mimari de medeniyetin bir parçasıdır. Mimaride iyi bir noktaya gitmemiş, ıskalamışız. Restorasyon da öyle bir şey. Onların yaptıklarını, dedelerimizin yaptıklarını tamir etme becerimiz bile azalmış. Bunda kimseyi suçlamıyorum. Bir medeniyet kaybı. Biz, yitik bir medeniyetin çocuklarıyız. Yeni bir medeniyet inşasını niye söylüyoruz? Dedesinin yaptığı eserin tamirini düzgün yapabilmek de bir medeniyet inşası, dedesinin mezar taşını okuyabilmek de. Restorasyonla ilgili en kaliteli biz olacağız. Elin İtalya'sından restorasyon için adam getirmeyeceğiz."

- "Yerli bir bakışla çevreye bakmak lazım"

Güllüce, "Verimli arazilerde kurulan sanayi bölgeleriyle ilgili çalışmalarınız nelerdir? Bu sanayi bölgeleri nasıl taşınabilir?" sorusunu yanıtlarken, tarım arazileriyle ilgili Türkiye'nin şöyle bir açmazı olduğunu, nüfusun çok hızlı arttığını ve şehirleşmenin çok hızlı geliştiğini belirtti. 

Tarım arazilerinin üretilebilen bir şey olmadığını, tüketildiğinde de yeniden kazanılamadığını ifade eden Güllüce, şöyle konuştu:

"Bir yandan nüfus büyüyor, çoğalıyor. Bunun konut ihtiyacı var, tüketim, tekstil ihtiyacı var, para kazanmak, gelişmek lazım. Türkiye'de bu ikisinin dengesini sağlamak, dünyanın en zor işi. Bu yüzden benim bakanlığımda beni en çok yoran da budur. Şimdi ben Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) getirsem, sanayici mutlu fakat belli bir kesim de 'Nerede bu araziler, nereye gidiyor?' diyor. Vermesem, Hasan diyor ki 'Babama lazım. Sen bırakmadın ki adam fabrika yapsın, babam işe girsin ben de okuyayım'. Ben burada o dengeyi bulmak için azami gayret gösteriyorum."

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının da çok ciddi kurallarının bulunduğunu, bu konuda hassasiyet gösterildiğini anlatan Güllüce, şöyle devam etti: 

"Bu çevre konusunda da yerli bir bakışla çevreye bakmak lazım. Dünyada bine yakın nükleer santral varken, 'Türkiye'de nükleer santral olmasın' diye bir adam yürüyorsa onun çevreciliğinde bir tuhaflık vardır. En temiz enerjiyi aldığınız bir alan orası. Havaya salınım yapmayan, karbondioksit salmayan, ozon gazına problem olmayan, fosil yakıtlarla elde ettiğiniz enerjiye nazaran dünyaya az zarar veren bir enerji. Kendi ülkesinin yüzde 60-70'ini nükleerden karşılıyor ama bakıyorsun Türkiye'ye bazı insanlar geliyor, bazı ülkelerden o gençler kendi ülkesinde yeni yapılan nükleer santrallere karşı çıkmıyor da nedense bizdeki için eylem yapıyor. Herhalde bizi çok sevdiği için mi? İşte bu uyanıklıkta olmamız lazım."

- "Bir tuhaflık var"

Güllüce, termik santral yapıldığında çevrecilerin buna karşı çıktığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Bir tuhaflık var. Nükleere, termik santrale, hidroelektrik santrale, güneş ve rüzgar enerjisine karşısın ama 'Elektrikler hiç kesilmesin'. Bu nasıl olacak? 'Putin'den alırız, İran'dan da doğalgazı alır, yaparız'. Bugün , yüzde 70'e yakın enerjimizi ithal ediyoruz. Uluslararası bir problem çıktı, vanayı kapattı. Ne yapacağız? Bırakın üretimi, dişimizi fırçalayamayız çünkü banyo karanlık, ışığımız yanmaz. 'Ben elektrik santrali yaparken sen başka ülkelerden gelip de bu ülkeyi neden karıştırıyorsun' diye asıl bizim gençlerimizin onlara sorması lazım. 'Ben bu toprağın çocuğuyum. Çevreci de benim, eğer karşı çıkılacaksa ben çıkarım. Sen kendi ülkene defol, cehennem ol, git' demeniz lazım. Gençler, çevre konusunda hassasiyet göstersin, muhalefetini yapsın ama bu toprağın çocuğu bu toprağın gözüyle baksın." 

Panelin ardından gençlerle fotoğraf çektiren Güllüce, daha sonra merkez Yıldırım ilçesindeki Bursa Erzurum Dernekleri Federasyonu'nu ziyaret etti.