"Dünya Müslümanları Türkiye'yi 'son kale' olarak görüyor"

"Dünya Müslümanları Türkiye'yi 'son kale' olarak görüyor"
"Dünya Müslümanları Türkiye'yi 'son kale' olarak görüyor"
- Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir: "Türkiye'nin yakalamış olduğu kalkınma ve istikrarı, gelecek nesiller için sigorta olarak değerlendiriyorlar" - "Türkiye, dünyanın en cömert üç ülkesinden biri haline bu dönemde geldi hatta yapılan yardımları milli gelirine oranladığınızda, dünyanın en cömert ülkesi oldu" - "Erdoğan, İslam dünyasının en çok sevdiği lider konumundadır"

BURSA (AA) - VEDAT YÜCEBAŞ - Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, İslam dünyasının, özellikle mazlum coğrafyalarda yaşayanların Türkiye'yi adım adım takip ettiğini belirterek, " Dünya Müslümanları Türkiye'yi son kale, güvenli liman olarak görüyor. Türkiye'nin yakalamış olduğu, kalkınma ve istikrarı gelecek nesiller için sigorta olarak değerlendiriyorlar" dedi.

İşbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'deki en ufak bir dengesizliğin İslam alemini tedirgin ettiğini, başarılarının da heyecan oluşturduğunu anlatarak, 7 Haziran seçimlerinin dünya Müslümanları tarafından dikkatle izlendiğini vurguladı.

İslam dünyasının, tarihi bağlar ve Osmanlı Devleti'nin bıraktığı zengin miras nedeniyle Türkiye'yi ilgiyle takip ettiğini anlatan İşbilir, son 12 yılda bu mirasa sahip çıkan bir iktidarın iş başında olmasının onlar için yeni bir ümit ışığı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin son yıllarda kardeşlerini, dostlarını, ümmeti, İhmal ettiği akrabalarını hatırladığını dile getiren İşbilir, Balkanlar, Kafkasya, Türkistan, Afrika, Güney Asya, Arap alemi ile bu dönemde güçlü ilişkiler kurulduğunu kaydetti.

İşbilir, mazlumlara sahip çıkılmasının Türkiye sevgisini artırdığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Filistin, Irak, Suriye, Arakan, Somali gibi kriz bölgelerine yönelik yardımlar ve himaye edici politikalarla birlikte tüm gönül coğrafyamıza yönelik kalkınma yardımları, kültürel mirası ihya edici faaliyet ve projeler bu sevginin artmasında etkili oldu. Türk Kızılayı, Diyanet Vakfı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yunus Emre Enstitüsü ve sivil toplum kuruluşlarımız son yıllarda olağanüstü performansla çalışarak, Türkiye'nin himaye edici ve merhametli insani dış politikasını hayata geçirdiler."

Türk Hava Yolları, Anadolu Ajansı, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu gibi kurumların da bu politikanın bir ayağı olduğuna dikkati çeken İşbilir, "Türkiye, dünyanın en cömert üç ülkesinden biri haline bu dönemde geldi, hatta yapılan yardımları milli gelirine oranladığınızda dünyanın en cömert ülkesi oldu. Özellikle Suriye'ye, Somali'ye, Filistin'e ve Arakan'a yapılan insani yardımlar ve mültecilere gösterilen misafirperverlik sadece İslam dünyasında değil, tüm dünyada takdirle karşılanıyor" diye konuştu.

- "Dünya beşten büyüktür"

Türkiye'nin, yürüttüğü politika ve insani siyasetiyle, köklerinden gelen merhamet medeniyetini ihya ettiğine dikkati çeken İşbilir, küresel sistemin adalet üretemediği, mazlumu koruyamadığı bir dünyada insanlığın vicdanına tercüman olduğunu belirtti.

İşbilir, Türkiye'nin, on yıllardır koptuğu kardeşleriyle yeniden gönül köprüleri kurduğuna işaret ederek, "Bu sayede muhabbet, dostluk ve dua biriktiriyor. Bu politikayla dünya barışına tarihi bir katkıda bulunuyor. Bir yandan 'dünya beşten büyüktür' diyerek küresel sistemi sorgularken, öte yandan gücü yettiğince mazluma el uzatıyor, adaletin tesis edilmesi için tüm mekanizmaları zorluyor" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin özellikle Mısır, Filistin ve Suriye politikaları nedeniyle yalnızlaştığı iddialarına katılmadığını bildiren İşbilir, yakalanan istikrar ve güven ortamının Türkiye kadar İslam dünyası için de önemli olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin etkin ve istikrarlı bir yönetime sahip olması, hızlı karar alınabilen bir hükümet sistemiyle yönetilmesi ve hepsinden önemlisi her sahada güçlü ve kalkınmış bir seviye kazanması, İslam dünyasının yegane ümit kaynağıdır. Onun için 7 Haziran'da sadece Türkiye'nin geleceği değil, İslam dünyasının geleceği de oylanacak. Türkiye'nin her seçimi önemli ancak 7 Haziran, küresel odakların İslam dünyasına yönelik planları ve Suriye, Irak, Mısır, Filistin, Bangladeş gibi bölgelerde cereyan eden elim olaylar dikkate alındığında çok daha önemli."

- "Size bir şey olursa biz mahvoluruz"

Cihangir İşbilir, Türkiye'nin bugünkü hale gelmesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın Gazze'den Arakan'a, Halep'ten Kahire'ye İslam dünyasının en güvenilir ve beklentilerin en yüksek olduğu lider konumunda bulunmasından kaynaklandığını ifade etti.

İşbilir, İslam coğrafyasında yaşayanların 7 Haziran seçimlerine odaklandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Filistinli, Suriyeli, Iraklı birisine halini sorduğumuzda, 'Bizi bırakın, biz kendimizi değil, şimdi sizi düşünüyoruz. Size bir şey olursa biz mahvoluruz' diyorlar. Başkanlık sistemi dahil, Türkiye'nin istikrarına ve kalkınmasına katkıda bulunacak her konu İslam dünyasının da yakın takibinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli iradeye dayanan meşruiyeti ve İslam alemi ile ilgili kararlı tavrından dolayı hem küresel karanlık odakların hedefinde hem de İslam dünyasının en çok sevdiği lider konumunda."

Türkiye'nin, sıradan bir ülke olmadığını, sınırlarını aşan bir gücü ve etkisinin bulunduğunu dile getiren İşbilir, "Her seçim gibi 7 Haziran seçimi de çok hayati. 7 Haziran'da istikrara ve kalkınmaya tamam mı devam mı kararı verilecek. 'Ümmetle bütünleşmeye evet mi? hayır mı?' oylanacak. Türkiye bu seçimi atlatıp çok daha büyük hedeflere ulaşmak için silkelenip yenilenmek zorunda. Çünkü 2 milyara yakın nüfusuyla İslam dünyasının sorumluluğu bizim omuzlarımızda" diye konuştu.