Otomotivin yeni araç projeleri kalıpçılık sektörünü coşturdu

Otomotivin yeni araç projeleri kalıpçılık sektörünü coşturdu
Otomotivin yeni araç projeleri kalıpçılık sektörünü coşturdu
- OYAK Renault ve Tofaş başta olmak üzere ana sanayi firmalarının devreye aldığı ya da planladığı yeni araç projeleri sayesinde, kalıpçılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların 2015 yılı kapasiteleri şimdiden doldu - Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Özoğul: "2015 yılı da oldukça güzel geçecek. Devreye alınan, başlayacağı kesinleşen yeni ana sanayi projeleri var. O ana sanayi projelerinin devreye girmesiyle kalıpçıların kapasitesi, zaten şu anda birçoğunun rezervasyonları yapıldı. 2015 yılı için birçoğunun kapasitesi halihazırda dolu"

BURSA (AA) - HALUK YÜKSEL - Kalıpçılık sektöründe faaliyet gösteren firmalar, Tofaş ve OYAK Renault başta olmak üzere otomotiv şirketlerinin devreye aldığı ya da planladığı yeni araç projeleri sayesinde 2015 yılı kapasitelerini şimdiden doldurdu.

Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Özoğul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalıpçılık sektörünün son iki yılda Türkiye 'nin büyüme oranının üzerinde ivme yakaladığını belirterek, özellikle ihracata yönelik çalışan kalıp üreticisi firmaların tamamının hem kapasitelerini hem de cirolarını artırdığını söyledi.

Bu firmaların yüzde 30'a yakın büyümeyi yakaladığını, sektör ortalamasının da yüzde 20'nin altında olmadığını anlatan Özoğul, "2015 yılı da oldukça güzel geçecek. Devreye alınan, başlayacağı kesinleşen yeni ana sanayi projeleri var. O ana sanayi projelerinin devreye girmesiyle kalıpçıların kapasitesi, zaten şu anda birçoğunun rezervasyonları yapıldı. 2015 yılı için birçoğunun kapasitesi halihazırda dolu. O yüzden 2015 yılı için de oldukça ümitliyiz" diye konuştu.   

Özoğul, kalıpçılık sektörünün yüzde 70'inin müşterisinin otomotiv sanayicilerinden oluştuğu, bunu yüzde 20'lik payla beyaz eşya ve diğer sektörlerin takip ettiği bilgisini verdi.

- Kalıp üreten firma sayısı düşerken kapasite artıyor

Son yıllarda sektöre yeni kalıp firmasının girmediğini ancak mevcut şirketlerin kapasite ve yatırımlarını artırdığını ifade eden Özoğul, bunun sadece kalıp üreten firmaların yavaş yavaş parça imalatına girmesinden kaynaklandığını bildirdi.

Özoğul, bu sürecin Çin ile yaşanan rekabet koşullarının sonucu olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Özellikle belli bir dönem Uzakdoğu'dan kalıpların gelmesi, daha sonra Avrupa'daki krizden ötürü o ülkelerin maliyetlerinin düşmüş olması, Türkiye'de sadece kalıp üreten firmaların rekabet güçlerini de oldukça kırdı. O yüzden kalıp üretme, tasarım ve üretim kabiliyeti olan firmaların büyük bir kısmı parça imalatına da kaymak zorunda kaldı. Kalıp, tasarım yapabilme kabiliyetlerini orada parça üreterek katma değerini artırmak olarak gördükleri için biraz da mecburiyetten böyle bir eğilim oldu. O yüzden her geçen yıl maalesef sadece kalıp üreten firma sayısı gitgide düşüyor fakat üretim kapasitesinin artmasından dolayı da mevcutta kurulu olan kalıphanelerin kapasiteleri artıyor."

Türkiye'de 10 yıl önce 300 milyon dolar civarında büyüklüğe sahip sektörün  bugün milyar dolarlık rakamları gördüğünü vurgulayan Özoğul, irili ufaklı 10 bin dolayında firmanın sektörde faaliyet gösterdiğini ve yaklaşık 150 bin kişiyi doğrudan istihdam ettiğini dile getirdi.

- "Çin, tehdit olmaktan artık uzaklaştı"

Sektörün, Uzakdoğu'dan kalıp ithalatına ilişkin sıkıntısının giderek azaldığına da değinen Özoğul, şunları kaydetti:

"Özellikle Çin tehditti belli bir süre için fakat mesafe, ulaşım, lojistik açıdan sorunlar, daha da önemlisi iletişim sorunları, saat farkından ziyade kültür, dil farkından kaynaklanan iletişim sorunları ve Çin'in her geçen yıl maliyetlerinin artması, Türkiye için bir tehdit olmaktan artık uzaklaştı. Çin'de iyi kalıp yapan birçok firma var, belki binlerce çok iyi kalıp yapan firma var ama fiyatları Türkiye'nin çok altında değil. Şu anda onlarla rekabet edebilme gücüne sahibiz. Zaman , ulaşım, iletişim faktörlerini işin içine kattığınız zaman, aslında büyük bir risk taşıyor, kalıpta herhangi bir sorun olması durumunda müdahale etme şansınız yok. O türlü sonradan revizyon maliyetlerinin tamamı kalıbı satın aldıktan sonra ortaya çıkıyor ve firmalar bunları sineye çekmek zorunda kalıyor. Kalıp satın alma maliyetleri düşük gözüküyor Çin'den alındığında fakat sonradan kalıbın düzgün çalışmasını, optimizasyonunu sağlamak üzere yapılan çalışma maliyetleri de bakım maliyetlerini artırıyor. Sonradan işleme, revizyon maliyetleri üstüne eklendiği zaman artık Çin'den kalıp almanın avantajı kalmadı."

Özoğul, Çin'in sektör için artık tehdit oluşturmadığına dikkati çekti.

Sektör için asıl tehdidin nitelikli teknik personel bulunmaması olduğuna işaret eden Özoğul, "Bugün çok ciddi önlemler alınmazsa belki 6 yıl sonra operasyonda çalıştıracak insan bulamama ihtimali ve riski var. Türkiye'de sanayi sektörlerinin tamamı için yakın gelecekte en büyük tehlike ve tehdit, nitelikli teknik personel eksikliği olacak" ifadesini kullandı.