TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve AB Temsilcisi Kaleağası:

TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve AB Temsilcisi Kaleağası:
TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve AB Temsilcisi Kaleağası:
- "Devamlılık ve icraat olduğu sürece AB uyum konularında vatandaşların günlük hayatını, şirketlerin uluslararası rekabet gücünü ilgilendiren tüm alanlarda AB ile uyum sürecini iyi kullanabilen bir sürece girersek bir yıl içinde ilişkileri toparlamış, birkaç yıl içinde de AB'ye tam üyelik yolunda artık önümüzü rahat görebilir hatta tamamlayacağımız günü de çok rahat görebilir hale geliriz"

BURSA (AA) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Uluslararası Koordinatörü ve Avrupa Birliği (AB) Temsilcisi Bahadır Kaleağası, "Devamlılık ve icraat olduğu sürece AB uyum konularında vatandaşların günlük hayatını, şirketlerin uluslararası rekabet gücünü ilgilendiren tüm alanlarda AB ile uyum sürecini iyi kullanabilen bir sürece girersek bir yıl içinde ilişkileri toparlamış, birkaç yıl içinde de AB'ye tam üyelik yolunda artık önümüzü rahat görebilir hatta tamamlayacağımız günü de çok rahat görebilir hale geliriz" dedi.

Bursa Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinin (BUSİAD), Kültürpark'taki BUSİAD Evi'nde düzenlediği "Çekirge Toplantıları"na katılan Kaleağası, etkinlik öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, dünyada büyük aktörler arasındaki ilişkilerin çok iyi anlaşılması gerektiğini söyledi.

ABD ile AB arasındaki ilişkiler çok iyi anlaşıldığı takdirde Türkiye 'nin de komşularıyla ilişkilerinin iyi anlaşılacağını Kaleağası, önemli eğilimlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bilgi toplumunun yeni teknolojiler etkilemesi, göçlerin dünyadaki yansımaları, vatandaşların yerel yönetimler ve devletten beklentileri konuların bir arada ele alınmasına ihtiyaç duyulduğunu anlatan Kaleağası, "Bunları iyi anladığımız zaman Türkiye'nin AB ile ilişkilerini daha iyi bir perspektife oturtabiliyoruz. Oturttuğumuz zaman da 'Türkiye, Avrupa ve dünya nereye gidiyor?' sorusunun yanıtı bütün olarak karşımıza çıkıyor" ifadesini kullandı.

Kaleağası, ülkelerin doğalgaz, petrol, nükleer silah ve büyük teknoloji gücü gibi birtakım güç kaynakları olduğuna değindi.

Türkiye için en önemli güç kaynağının insan sermayesi olduğunu dile getiren Kaleağası, şöyle devam etti:

"Eğitim ve insan sermayesi çok önemli. Etnik, dinsel ve kültürel her anlamda özgürlükler toplumu olmak, yaratıcı ve teknolojiye açık olabilmek; Türkiye'nin güç kaynakları bunlar. Bunlara sahip olan Türkiye, AB yolunda ilerleyen, AB standartlarında üretim yapabilen ve hizmet sunabilen, dünyaya AB standartları açısından bakabilen bir ülke olma yolunda hızla gelişiyor. Asyalı iletişim yetenekleri sahibi bir ülke olan Türkiye, bir Avrasya merkezi olabiliyor. Bunu başardığımız zaman Türkiye'nin marka değeri güçleniyor. Marka değeri güçlü olan Türkiye, çok daha iyi ihracat yapabilir ve daha fazla kar elde edebilir."

- "Helvayı yapmak, altını da yakmamak gerekiyor"

Bahadır Kaleağası, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır'ın, yeni bir enerji ve soluk getirdiğini, onun arkasında reformları eyleme dönüştürebilecek siyasi bir irade bulunduğunu bildirdi.

Bu durumun, yeni bir dinamizm kaynağı olduğuna işaret eden Kaleağası, "Devamlılık ve icraat olduğu sürece AB uyum konularında vatandaşların günlük hayatını, şirketlerin uluslararası rekabet gücünü ilgilendiren tüm alanlarda AB ile uyum sürecini iyi kullanabilen bir sürece girersek bir yıl içinde ilişkileri toparlamış, birkaç yıl içinde de AB'ye tam üyelik yolunda artık önümüzü rahat görebilir hatta tamamlayacağımız günü de çok rahat görebilir hale geliriz" değerlendirmesinde bulundu.

AB'nin de nereye gittiğinin önemli olduğunu söyleyen Kaleağası, bu yapının değişken bir coğrafyaya ilerlediğini gördüklerini belirtti.

Kaleağası, AB'nin değişiminin, Türkiye için zamanı lehine kullanabileceği fırsat penceresi ortaya çıkardığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"AB, kendi içinde bir merkezi avro bölgesi ve onun etrafında geniş bir AB'ye doğru gidiyor. Zamanı iyi kullanabilirsek geniş bir AB üyesi olmamız artık çok daha kolay olabilecek. İçimizde güçlü bir ülke haline gelirsek o zaman AB süreci de lehimize işleyen bir yöne doğru gider. İktidar veya hükümet, 'AB sürecini yeniden canlandırıyoruz. İletişim ve uyum için yeni stratejimiz var' diyor. Ana muhalefet partisi, AB sürecini desteklediğini beyan ediyor. Konuyla ilgili çok iyi çalışmaları var. Diğer muhalefet partilerinde de sorun yok. HDP de desteklediğini ifade etti. MHP , geçmişte AB reformlarını uygulayan hükümetler içinde yer almıştı. Bu konunun önemini anlamış, deneyim sahibi bir parti. Böyle bir ortamda helvayı yapmak, altını da yakmamak gerekiyor."