Düşman saflarında "Türk dostu" Avustralyalı bir hekim

Düşman saflarında "Türk dostu" Avustralyalı bir hekim
Düşman saflarında "Türk dostu" Avustralyalı bir hekim
- Plevne müdafaasına Osmanlı Ordusu saflarında katılan Avustralyalı doktor Ryan'ın yıllar sonra Çanakkale'de Türklerin karşı cephesinde görev yapması, Çanakkale'de 100 yıl önceki çarpışmalardan günümüze yansıyan ilginç hatıralardan biri olarak tarihteki yerini aldı - ÇOMÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atabay: - "24 Mayıs 1915'te Türkler, düşman hattında Osmanlı madalyalı bir generali görünce çok şaşırmıştı. Ryan ile karşılaşan Türk subaylar, doktorun Plevne savunmasındaki hizmetlerini öğrenince büyük sevgi ve saygı gösterdi"

ÇANAKKALE (AA) - MEHMET BAYER - Osmanlı Ordusunda 1876-1878 yıllarında görev alan Avustralyalı cerrah Charles Ryan'ın yıllar sonra bu kez aynı orduya karşı ülkesinin saflarında "düşman askeri" sıfatıyla bulunması, Çanakkale Savaşları'ndan günümüze yansıyan ilginç olaylar arasında yer aldı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mithat Atabay, AA muhabirine, Ryan'ın Türklerle 1876'da tanıştığını ve yaklaşık iki yıl Osmanlı Ordusunda cerrah olarak görev yaptığını söyledi.

Ryan'ın yıllar sonra Gelibolu Yarımadası'nda bu kez Türklerin karşı cephesinde yer aldığını belirten Atabay, "O sırada 1'inci Avustralya Tümen Komutanı'nın emir subayı olan, daha sonra Avustralya Genel Valiliği görevinde bulunan Lord Casey, Ryan'ın Türk madalyasıyla Çanakkale Cephesi'ne gitmesini hayretle karşıladığını anlatmıştır" dedi.

Atabay, Ryan'ın Anzak saflarında 25 Nisan 1915'te Arıburnu bölgesinde doktor olarak görevlendirildiği bilgisini vererek, şunları kaydetti:

"24 Mayıs 1915'te Türkler, düşman hattında Osmanlı madalyalı bir generali görünce çok şaşırmıştı. Göğsünde Osmanlı madalyası bulunan bu general kimdi? Hayatını kaybeden askerlerin cenazelerini defnetmek amacıyla yapılan ilk ateşkes sırasında göğsünde asılı iki Osmanlı madalyası bulunan Ryan ile karşılaşan Türk subaylar, doktorun Plevne savunmasındaki hizmetlerini öğrenince büyük sevgi ve saygı gösterdi. Ateşkes sırasında böyle duygusal anlar yaşanmıştı. Savaş bittikten sonra,  Türkiye 'nin Avustralya'daki ilk büyükelçisi Baha Vefa Karatay, Avustralya Genel Valisi Lord Casey ve eşi Leydi Casey'in de bulunduğu bir akşam yemeği düzenlemişti. Lord Casey, büyükelçimize salonda sakin bir yerde Ryan'ın Çanakkale Savaşları'ndaki hikayesini anlatmıştır. Lord Casey'in anlatımı bitince eşi, gözleri dolu bir şekilde büyükelçimize dönmüş ve 'Sayın Büyükelçi, biliyor musunuz o doktor Charles Ryan, benim babamdır' demiştir."

- "Veda ederken içinde acı bir burukluk vardı"

Ryan'ın 1877'de Plevne Cephesi'nde Gazi Osman Paşa'nın komutası altında görev yaptığını dile getiren Atabay, onun  İstanbul ve Çanakkale'ye büyük hayranlık duyduğunu söyledi.

Atabay, Ryan'ın Türklerin iyi niyetli davranışlarını gördüğünde buna çok şaşırdığını, "Türklere her bakımdan ve her hususta düşman olan ve kendilerine ziyan gelmeksizin onlara fenalık edebilecekleri fırsatı hiçbir vakit kaçırmayan Bulgarlara Sofya'da Türklerin ne kadar iyi muamele ettiklerini görmek insanı hayrete düşürüyordu" sözüyle bunu anlattığını aktardı.

Avustralyalı doktor Ryan'ın 1878'de İstanbul'dan ayrılışına ilişkin bilgi veren Atabay, "Görevini tamamlayan Ryan'ın İstanbul'dan ayrılma vakti gelmişti, gemiyle yola çıktı. Çanakkale Boğazı'ndan geçerken yıllar sonra tekrar bu topraklara geleceğinden habersizdi ama içi buruktu çünkü geride pek çok hatıra ve dost bırakmıştı. İzmir'de Zohrap ve eşine rastladı. Zara Dilber Efendi'ye sarıldı ve Osmanlı topraklarına veda ederken içinde acı bir burukluk vardı. Kader onu 1915'te tekrar bu topraklara getirmiş ve Türkleri hep sevmişti."

- "Türklerin Ermenilere zulmettiğine inanmıyorum"

Ryan, hatıratında, Türk insanına duyduğu sevgi ve saygıyı vurguladı.

"Türk dostu" Avustralyalı doktor, o günleri şu ifadelerle anlattı:

"İki sene kadar sıkı arkadaşlık şartları içinde beraber yaşadığımız Türk Ordusu askerlerinin, askerlik meziyetlerine karşı derin hayranlığımı bildirmek isterim. Felaket içindeyken yiğit, en korkunç ıstıraplar altında dahi şikayetsiz ve bütün durumlarda iyi tabiatlı olan Türk askerleri, bütün harbin devamınca gerçek kahramanların vasıflarını göstermiştir. Türkiye'nin yalnız şark vilayetlerinde değil, İstanbul'da da Ermenilere zulümler yaptığına inanmak mecburiyetinin benim için pek güç ve acı olduğunu söylemeye hacet yoktur. Bununla beraber  bugün imparatorluğun üzerine çökmüş olan kara bulutun içinde hala uzak yıldızlar seçiyorum çünkü bundan evvelki ve daha parlak günlerde silah arkadaşım olan insanların sahip olduğu yüksek şeref ve namus duygusunu, pervasız yiğitliklerini ve sadakatleriyle gerçek vatanseverliklerini gönülden hissetmekteyim."