@omererbil

ÇED muafiyetindeki gerçek amaç

ÇED muafiyetindeki gerçek amaç
ÇED muafiyetindeki gerçek amaç

ÇED raporu olmasa termik santralin Yırca da kurulacağından köylünün nerden haberi olacaktı?

AVM, golf sahası, toplu konut gibi bir çok yeni projeye ÇED muafiyeti getirilmesindeki asıl amaç, halkın projelerden haberdar olup dava açma ve eylem yapma hakkını elinden almaktır.
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Türkiye ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) ile 1983 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanunu ile birlikte tanıştı. Hava-Su-Toprak Kirliliği Kontrolü, Atık Yönetimi, Gürültü Kontrolü, Çevre Denetimi gibi kavramlar 07.02.1993 tarih ve 21489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği ile başlamıştı. Bu yönetmelik tam 17 defa da değiştirildi. ÇED tamamen yeni bir yatırım için yapılabileceği gibi, mevcut bir tesiste planlanan kapasite artışı veya ünite ilavesi projesi için de istenmekteydi.

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. Maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı" alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez" deniliyor.

AVM'de büyük kolaylık: ÇED raporu kaldırılıyor!


Süreç şu şekilde işliyordu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca ÇED raporu hazırlama yetkisi verilen şirketler, proje ile ilgili rapor hazırlıyor. Halkın katılımının sağlanması için o çevredeki vatandaşlarla toplanıp proje onlara da anlatılıyordu. İşte asıl sihirli yer de burasıydı. Halk projeden haberdar oluyor ve hem eylem hem de hukuki mücadele başlatılıyordu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ÇED Yönetmeliği’nde baştan aşağı değişikliğe gitmesinin de asıl amacı buydu. Değişiklikle alışveriş merkezleri (AVM), hidroelektrik santralleri (HES), şehir hastaneleri, toplu konut projeleri ve golf sahaları ÇED’den muaf tutuldu. Yani biz bu tür projelerden ve yapıldığı bölgeye getireceği zararlardan haberdar olamayacağız. Proje bittikten sonra ortaya çıkan ucubeyi göreceğiz. Ne eylem yapma ne de dava açma hakkımız olmayacak. Çünkü haberimiz olduğunda proje zaten bitmiş olacak.

Zeytin ağacı katliamıyla ilgili çarpıcı rapor



3. KÖPRÜ ÖRNEĞİ


İstanbul ’da 3. Köprü ve güzergahı ÇED’den muaf tutuldu. Arkeolojik alanların, yeşil alanların nasıl tahrip edildiğini iş başladığında gördük. Ancak inşaatı yapan ICA Konsorsiyumu uluslararası finans kurumlarından kredi bulabilmesi için göstermelik de olsa bir ÇED raporuna ihtiyaç duydu. Çünkü dünyada çevreye, tarihe, insanlığa zarar veren hiçbir projeye kredi verilmiyor. Hazırlanan o göstermelik rapor da bile arkeolojik alanların nasıl risk taşıdığı anlatılmıştı. Kamuoyu da Radikal’in o manşetiyle 3. Köprü güzergahında nelerin yok edileceğinden haberdar olmuştu. Zira bilgisi olması gereken ne koruma kurullarının ne de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin durumdan haberi yoktu.

ÇED raporu ile çevreye verilecek zararların önüne geçilmiyordu. Çevre ve Şehircilik İl müdürlükleri zaten siyasi projelerde eli kolu bağlıydı. Uyduruk da olsa yasal olarak hazırlanan ÇED raporlarına onay veriliyordu. Kısacası ÇED muafiyet getirilmesinin asıl amacı halkın projeden haberdar olmasının önüne geçmek. Dolayısıyla da Soma - Yırca’daki gibi halkın eylem yapmasına ve dava açmasına fırsat tanımamak. ÇED raporu olmasa termik santralin Yırca’da kurulacağından köylünün nerden haberi olacaktı? Olsa bile zararları konusunda onları kim bilinçlendirecekti? Termik santral inşa edilir biter köylü ancak o zehri ciğerlerine çektikten sonra fark ederdi…