Çevre ve tarihe Radikal bakış

Çevre ve tarihe Radikal bakış
Çevre ve tarihe Radikal bakış
Radikal 18 yıl boyunca haberleriyle çevre duyarlılığında öncü oldu ve tarihe sahip çıktı.

SARAYDAN TAHT KAÇIRMA: 2011’de Topkapı Sarayı Müze Müdürü Yusuf Benli, Harem Hünkâr Sofrası bölümündeki 3. Selim’in tahtını müze içinde oturduğu lojmana taşıttırdı. Yağmurlu havada gelişigüzel taşınan eşsiz eser, lojmanın giriş kapısında sonradan ekleme yapılan bölmelerden geçmeyeceği anlaşılınca bir süre kapıda bekletildi. Bu sırada yağmurdan korunmak için tahtın üzerine beyaz branda örtüldü. Müze Başkanı İlber Ortaylı da, “Müdür Bey lojmanı, Harem’le karıştırdı herhalde. Soruşturuyoruz” diye olayı doğruladı. Radikal’in haberinin ardından tahtı lojmanınaz taşıyan Müdür Benli görevinden alındı.

SARAYI ÇATLATTI: Beşiktaş ’ta Başbakanlık Ofisi’nin yanındaki eski tütün deposunun tarihi eser statüsünden çıkarılarak yıkılmasını ve yerine Shangri-La Otel’in yapılmasını da Radikal, 25 Kasım 2011’de ‘Sarayı çatlattılar’ başlığı ile haberleştirdi. Tescilli yapının dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın el yazısı ile “Boğazda silueti olumsuz etkileyen ve Dolmabahçe’den daha yüksek bina olmasın” notuna ve itirazına rağmen yıkıldığını, inşaatın hızla siluete etki eder şekilde yükseldiğini, inşaat sırasında oluşan sarsıntıdan Dolmabahçe Sarayı’nın duvarlarında çatlaklar oluştuğunu duyurmuştuk.

SİLUETE DARBE: Zeytinburnu’nda tarihi İstanbul surlarının yakınında yapılan 16:9 adlı üç gökdelen, kentin Sultanahmet Camii ile özdeşleşmiş tarihi siluetini boza boza yükselince Radikal, 14 Eylül 2011’de, ‘İstanbul’un silueti böyle değişti!’ başlıklı menşetiyle bu gelişmeyi kamuoyuna duyurdu. Radikal’in haberinin ardından bir avukat, siluete etki eden kulelerin yıkılması için dava açtı. Dava sonucunda mahkeme tarafından önce imar planları iptal edildi, sonrasında ise siluete etki eden katların tıraşlanması kararı verildi.

BİZANS SARAYINDA KEPÇEYLE YIKIM: Sultanahmet’te 1. derece koruma bölgesi içinde yer alan, kentsel ve arkeolojik sit alanı içindeki Bizans Büyük Saray’a ait olduğu düşünülen tarihi yapıyı iş makineleriyle yerle bir edip yıktılar. Yerine beş katlı otel diktiler. Bu sırada durumu fark eden uzmanların İstanbul 4 Numaralı Koruma Kurulu ile Fatih Belediyesi’ne yaptığı bildirim sonuç vermedi. Koruma Kurulu bir ay sonra inşaatın durdurulması yönünde karar aldı. Bir ay içinde inşaat beş kat yükseldi, çatı aşamasına geldi. Tarihi yapının otele dönüştürülmesini de ilk olarak Radikal duyurmuştu.

TOPÇU KIŞLASI’NDAN TARLABAŞI’NA: Kente yönelik neoliberal politikaların zirve yaptığı son dönemde Radikal düşük gelir gruplarının ‘kentsel dönüşüm’ adı altında mahallelerinden sürülmelerini eleştirdi. Temel bir insan hakkı olarak kent hakkını savundu ve kentin sunduğu avantajların yalnızca üst gelir gruplarının tekeline alınmasına, mahallelinin katılımı olmadan yapılan her türlü plana, tepeden inme kararlara karşı çıkarak eşit ve adil bir kent talep etti. Sulukule ve Tarlabaşı gibi kamu yararı taşıdığı iddia edilen ‘kentsel dönüşüm’ projelerinin yarattığı mağduriyeti takip etti, yıllarca borçlandırılarak mülksüzleştirilen hak sahiplerinin sesine ses olmaya çalıştı. Şehirdeki son yeşil alanların, sahillerin, bostanların, kamusal alanların imara açılmasına, şehrin AVM’leşmesine, kültür varlıklarının rant uğruna yok edilmesine karşı çıktı. Gezi Parkı’nın yerine yapılmak istenen Topçu Kışlası’na, Emek Sineması’nın yıkılarak yerine AVM yapılmasına, hiçbir bilimsel gerekçe olmadan mahallelerin ‘riskli alan’ ilan edilmesine itiraz etti. Tarlabaşı’nda kutu kadar odasından atılmak istenen Jirayr Zencirci’nin de Van’da kış ortasında elektrikleri kesilen ve konteyner kentten çıkmaya zorlanan depremzedelerin de yanındaydı.

HİTİTLERİN İZLERİ İSTANBUL’DA: Radikal’in gündeme getirdiği bir diğer gelişme, Avrupa kıtasında ilk kez Hitit izlerine rastlandığı haberiydi. Küçükçekmece Gölü havzası içindeki Bathonea antik kent kazılarında bulunan erken Hitit ya da ‘Hitit izleri’, yılın en büyük keşfi olarak nitelendiriliyordu.

GÖKÇEADA’YA KIYDILAR: Eski Bademli, diğer adıyla ‘adanın balkonu’... Ovaya hâkimiyeti ve denize terastan bakışı ve gün batımında seyir yeri olmasıyla ünlü köy, yeni yapılaşmanın tehdidi altındaydı. Köyde geçen yıl birdenbire altı katlı Masi Club Oteli’nin inşaatı başladı. Köylü ne olup bittiğini anlayana kadar inşaatın kabası bitti. Köylüler otel inşaatının yapıldığı bölgenin sit alanından çıkarıldığını, inşaatın komşu parselleri işgal ettiğini, deprem yönetmeliğine aykırı ve inşaat ruhsatından iki kat daha fazla yapıldığını hep sonradan öğrendi. Kamuoyu, Gökçeada’daki kıyımı, Radikal’in haberiyle öğrendi.

KAZ DAĞLARINA SAHİP ÇIKTIK: Homeros’un İlyada’sına konu olan Kaz Dağları’nda 2007’de altın madeni arama faaliyeti başlamıştı. O dönem Radikal, Kaz Dağları’nı dolaşarak 10 firmanın 36 ayrı noktada dağları nasıl delik deşik ettiğini tespit etti. Maden öncesindeki sondaj çalışmalarını gündeme getiren Radikal’in haberlerinin ardından bölgede mücadele başladı. TEMA, DİSK, KESK hareket geçti. Çanakkale Çevre Platformu kuruldu. “Kaz Dağları’nın üstü ‘altından’ daha değerlidir” sloganlarıyla yürüyüşler düzenlendi. Kaz Dağları’nın tamamının milli park yapılması talep edildi. Davalar açıldı. Dönemin Enerji Bakanı Hilmi Güler, altın madenciliğine karşı çıkanların ‘dış mihraklı’ olduğunu iddia etti. Eylemlerin arasından bir dönem altın arama faaliyeti durduruldu. Daha sonra yeni Maden Kanunu’nun çıkarılması ve mevzuatlarda yapılan değişikliklerle madenciliğin önü açıldı. Radikal’in, özellikle Karadeniz’dek hidroelektrik santrallarla ilgili haberler sonrasında çevreye zarar veren HES’lere cezalar kesildi. Yuvarlakçay’da kendini anıt ağaçlara zincirleyerek derelerine HES’lere karşı çıkan köylülere de müjdeli haberi Radikal verdi. Yatırım sahibi firma yetkilisi Radikal’e ilk kez Radikal’e konuşarak projeden vazgeçtiğini açıklamıştı.

İZMİR’DE BİR NÜKLEER ÇÖPLÜK: Türkiye’de nükleer santral olmamasına rağmen İzmir Gaziemir’de, nükleer santrallerde kullanılmış bazı bazı radyoaktivite içeren atıkların toprağa gömüldüğü tespit edildi. İnsan hayatını hiçe sayarcasına zehirli atıkları arazisine gömen eski kurşun fabrikasıyla ilgili durumu Radikal, belgeleriyle birlikte Aralık 2012’de ‘İzmir’in Çernobili’ başlığıyla yayımladı. Bu durumun ilk kez 2007’de tespit edildiği anlaşıldı. Türkiye Atom Enerjisi ‘nereden geldiği belirsiz’ radyasyonlu atıkların toprağa gömüldüğünü tespit etmiş ancak aradan yıllar geçmesine rağmen önlem alınmamıştı. Haberin yayımlanmasının ardından bölgede analizler yapıldı. Ancak zehirli atıklar çıkarılıp güvenli yere taşınmadı. Sadece üzerine toprak atıldı. Kamu kurumları sorumluluğun kendilerinde olmadığını savundu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı fabrikanın sahiplerine Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük cezasını (5.7 milyon TL) kesti. 60 dönümlük araziye gömülü halde bulunan radyasyonlu maddenin ‘Europium 152’ ve ‘Europium 154’ adlı atom izotopları olduğu tespit edildi. Zehirli atıklarla ilgili dava açıldı. Bu gelişmelere karşın zehirli atıklar Gaziemir’de mahallenin ortasında gömülü olarak duruyor.