Dansla dolu Prag ve Berlin

Dansla dolu Prag ve Berlin
Dansla dolu Prag ve Berlin
Tan Sağtürk Bale Okulu'nda öğrenci olan ve yaşları 11-16 arasında değişen 80 öğrenciyle Avrupa kültürünün iki önemli şehrine bir tür 'eğitim-tatil' gezisiyle gittik... Huzurlarınızda Prag ve Berlin.
Haber: VEDAT ATASOY - vedatatasoy@iztv.com.tr / Arşivi

Yıllardır yaptığımız belgesel çalışmalarıyla dünyanın birçok yerine seyahatlerimiz oldu. En zor koşullardan en konforlularına, sayısız seyahat... Ancak kesinlikle en keyif aldıklarım çocuklarla yapılanlar. Onların meraklı, heyecanlı, coşkulu halleri ve özellikle de yeni bir yer keşfettiklerindeki mutluluğu beni hep çok etkiledi.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin eğitim politikalarının temeli de artık sadece öğretim değil. Öğretim kadar önemli olan diğer unsur; çocukların ve gençlerin sosyal vatandaş olması. Yani çeşitli sosyal sorumluluk faaliyetlerine katılan, kültürel aktivitelerde bulunan, dünyadaki yaşıtlarını ve kültürlerini tanımak için devamlı seyahat eden bir gençlik... “Gezen mi bilir, okuyan mı” sorusunun cevabını, hem okuyan hem de gezen kuşaklar yaratarak bulmuşlar.
Son zamanlarda tanık olduğum, en keyifli gençlik organizasyonunu Tan Sağtürk gerçekleştiriyor. Dans okulunun öğrencilerini, her yıl iki Avrupa kentine götürüyor. Kültürü ve yaşamı zengin bu şehirlerin diğer özellikleri ise dans ve müzik ile anılıyor olmaları... İZ TV’de de yayımlanacak olan bu yılki yolculuklarının rotası Prag ve Berlin...
Tan Sağtürk, Fransız Devlet Balesi’nde geçen yıllarının ardından Türkiye ’ye geldiğinde ilk yaptığı, bir bale okulu açmak oldu. 13 yılda 10 bin öğrenciye baleyi sevdirdi. Şimdi ise 25 okulunda yüzlerce öğrencisi ile sadece Türkiye’nin değil dünyanın en büyük dans okullarından biri. Yıllardır kurduğu hayali artık gerçekleştiriyor. Balenin doğduğu topraklara doğru yapacağı yolculukla öğrencilerine, dansın ruhunu da yansıtıyor. Hem de bu ülkelerin en önemli dans okulları ve konservatuvarlarında yaptığı dans dersleriyle... 

80 küçük dansçı arkadaş 

Oldum olası sevemedim Prag’ı. Hem de Kafka’ya rağmen! Hoş o da sıkılıyor, boğuluyordu Prag’dan. İç içe geçmiş, insanın ruhunu karartan evleri, daracık sokakları ile kasvetli bir kent. Bir de milyonlarca turist ile dolu sokaklarıyla iyice çekilmez bir hal alır benim için. Aslında insanın içini karartıyor dediğim binalara dünyada milyonlarca kişi hayran. Dünyanın en romantik kenti sayılıyormuş hatta. Ama dedim ya ben sevemedim. Belki romantik olamadığımdan!
Ama bu kez bana eşlik eden 11-16 yaşlarında tam 80 arkadaşım vardı. Bu da Prag’ı bile benim için çekilir hale getirdi. 

Biblo gibi kent: Prag 
Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag, tam anlamıyla biblo gibi bir kent. Tüm kent UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor. Prag’ın en büyük şansı 2. Dünya Savaşı sırasında çok az zarar görmesi. Bu sebeple şehrin tarihi dokusu olduğu gibi korunmuş. Kentin içinde tek bir modern bina yok. İşte bu yüzden de turist işgalinde bir şehir. Hele yaz aylarında sokaklarda rahat yürümek imkânsız. Aslında çok büyük bir şehir olmadığı için genelde tursitler Old Town ve Charles Köprüsü etrafında dolanıyorlar. Bu yüzden de sokaklar adeta turist nehri...
Bu kadar çok turist olunca da ukala satıcılar ve her an sizi kazıklamaya çalışan esnafla bolca karşılaşıyorsunuz. Para bozdurmanın bile dert olduğu bir şehirdir Prag. Euronun geçmediği dükkanlardan alışveriş yapmak isterseniz, önce ‘para bozdurma ofisleri’nin kazıklama yöntemlerini başarıyla atlatmanız gerekiyor. Parayı, tabelada vaat edilen miktara bozduramazsınız asla. Çünkü mutlaka bir yerlerde bu teklifin ‘10 bin euro bozdurursanız geçerli olduğu’ yazıyordur! Üstelik Çekçe! Ama üzülmeyin aynı anda sizin gibi binlerce kişi kazıklanıyor. Yine de 1000 yıllık bir şehirde olmak güzel duygu. İçindeki insanları çıkarırsanız sevebilirdim bile! Prag’ı benim için özel kılan yer Kafka Müzesi. İspanyollar tarafından kurulan ve Charles Köprüsü’nün hemen yanında yer alan bu müze, ‘küçük, konsept müze nasıl yapılır’ diye derslerde okutulmalı. Kafka’nın ruhunu yansıtan, depresif ama zekâ dolu bir müze. Ayrıca Kafka’nın hayatını ve yaşadığı yerleri anlatan turları da önerebilirim. Bir başka önerim ise dünyanın en güzellerinden olan Çek biraları!
Seyahatimizin en keyifli kısımları yine genç dansçılarla yaptığımız sohbetler ve onların atölye çalışmalarını izlemek oldu. Prag’ın en önemli dans okullarında ve Prag Devlet Konservatuvarı’nda yaptıkları çalışmaların bu gençlerin vizyonunu geliştirdiği kesin. Birçok profesyonel dansçının kapısından geçemediği bu yerlerde bulunmak hem özgüvenlerinin gelişiminde hem de farklı teknikleri öğrenmeleri için önemli bir fırsat. 

Seçkin mekânlarda eğitim 

Genç dansçılar ayrıca Prag Devlet Opera ve Balesi’nde ‘Uyuyan Güzel’ balesini izlediler. Prag, Avrupa’nın en güzel ‘opera ve bale’ binalarından birine sahip. Darısı İstanbul ’un başına. Artık İstanbul da böylesi görkemli kültür merkezlerine sahip olmalı. Ayrıca benim de çok sevdiğim, en başarılı ‘Black Light Theater’ (ışık tiyatrosu) örneklerinden olan ‘Cabinet’ isimli oyunu izlediler. Tiyatronun ve dansın farklı disiplinlerini bu küçük yaşta öğrenmeleri gelecekte onları en azından bilinçli bir izleyici yapacak. Dansı ya da koreografiyi, “Aynı anda bacaklarını kaldırdılar ya da kaldıramadılar” şeklindeki eleştirel sığlıktan kurtararak (baleyi bildiklerini köşelerinde ilan eden, kerli ferli gazetecilerimiz, yıllarca bu eleştirileri yapmışlardı), dansı ve tiyatroyu; oyunun ruhunu yansıtması ve koreografinin yaratıcılığı ile değerlendirmeyi bilecekler. 

Karlar altında bir Berlin 
‘Sevmediğim Prag’dan çok sevdiğim Berlin’e adım attığımız andan itibaren neşem tekrar yerine geldi. İçimi karartan Prag’dan karlar altındaki Berlin’e gelmek ne güzel!
Daha önceki yazılarımı okuyanlar belki hatırlayacaktır: Berlin’i çok seviyorum! Birçok kültürü içinde barındıran, özellikle bohem yaşamın ve sanatın son yıllardaki başkenti Berlin... Rengârenk grafitilerle dolu sokakları, daracık, karanlık bir koridorla ulaşılan avlularda yer alan kafeleri ve barları ile tüm Avrupa şehirlerinden farklıdır...
Berlinde Prag gibi turistik bir şehirdir. Ancak turistlik aktivitelerden sıkıldığınız anda imdadınıza koşacak yüzlerce yeri ve aktiviteyi de bünyesinde barındırıyor. ‘Duvar’ın yıkılmasıyla birlikte eski görkemli haline tekrar kavuşan şehrin batı kısmı modern yaşamın izleriyle doluyken doğu tarafı daha çok kültür ve sanat ile anılıyor. Özellikle Kreuzberg ve çevresi bohem yaşamın merkezi.
Tan Sağtürk Bale Okulu’nun öğrencileri burada dünyanın en önemli dans topluluklarından biri olan Berlin Opera ve Balesi’nde, bu balenin dünyaca ünlü dansçılarından ders aldılar. Bu deneyimi hayatları boyunca unutamayacaklarına eminim. Bu önemli organizasyonu gerçekleştirmesinde Tan Sağtürk’e en büyük desteği Şebnem Gülşeker sağladı. Berlin Opera ve Balesi’nin solist dansçılarından Şebnem Gülşeker ile de tanışan genç dansçılar, istedikleri takdirde, en üst düzeydeki dans topluluklarında yer alabileceklerini gözleriyle gördüler. 

‘Umut verici’ bir gezi 
Berlin Opera ve Balesi’nin sergilediği ‘Tchaikovsky Balesini ve son yıllarda Avrupa’da yapılmış olan en büyük dans prodüksiyonlarından olan ‘Show Me’ yi izlediler. Tüm bu gösterileri izlerlerken gençlerin davranışlarındaki olgunluk ve gösterinin sonundaki doğru yorumları ile gurur duyduk.
Bu kısa ama hedefi doğru seçilmiş organizasyonların, gençlerin kişiliklerinin gelişiminde yarattığı olumlu etki derhal fark ediliyor. 12-16 yaşındaki gençlerin, kendi aralarında sanat, kültür ve tarih hakkında hararetle konuşmalarını duymak gerçekten de mutluluk ve daha da önemlisi umut verici. Tebrikler Tan Sağtürk.

Sağtürk: Sanat dolu bir ‘tatil’


İlk dans okulunu açtığım andan itibaren hayalim, bu okullardaki öğrencilerime balenin doğduğu şehirleri tanıtmaktı. Geçen sene ilk denememizi yaptık. Budapeşte ve Viyana’yı kapsayan seyahatimiz çok başarılı geçti. İkincisini yapmak için bizi cesaretlendirdi. Bu sene de Prag ve Berlin’i seçtik. Avrupa’nın en güzel şehirlerinden sayılan Prag ve Berlin, ayrıca bale sanatı için de önemli merkezler. Öğrencilerimize dansla dolu, oldukça yoğun ama bir o kadar da keyifli program hazırladık. Amacımız, öğrencilerimizin ilgi alanlarına odaklanarak, tarih, kültür ve sanata olan bakış açılarını unutulmaz anılarla zenginleştirip, onlara, eğitici, öğretici, eğlenceli ve en önemlisi her anı sanat ile dolu bir tatil yaşatabilmekti. Bu amacımızı fazlasıyla gerçekleştirdik.