@omererbil

IŞİD parçalarken, onlar birleştirdi

IŞİD parçalarken, onlar birleştirdi
IŞİD parçalarken, onlar birleştirdi
Savaşın eşiğindeki Karkamış dünya kültür tarihine yepyeni bilgiler sunuyor. IŞİD tehdidi altındaki Gaziantep'in Suriye sınırında inanılmaz bir bilimsel çalışma sürdürülüyor. Güvenlik nedeniyle antik kenti gezmemize izin verilmedi.  
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

Savaşın eşiğindeki Karkamış dünya kültür tarihine yepyeni bilgiler sunuyor. IŞİD tehdidi altındaki Gaziantep’in Suriye sınırında inanılmaz bir bilimsel çalışma sürdürülüyor. Güvenlik nedeniyle antik kenti gezmemize izin verilmedi.

Yarısı IŞİD bölgesinde diğer yarısı Türkiye sınırında olan Karkamış antik kentinde bir süredir devam eden arkeolojik kazılarda eşsiz kültür varlıkları tespit edildi. Yürüyen aslan, bir kanatlı boğa ve kanatlı keçi tanrı ortostatı  bulundu. Ayrıca bölge tarihi açısından çok önemli olacak II. Sargon dönemine ait bir çivi yazılı silindir tablet kazı alanındaki kuyunun içinde ele geçirildi.

5 ANTİK KENT RESTORASYONU
Bu yıl 27 Nisan’da başlayan arkeolojik kazılar silahların gölgesinde yapılıyor. Kazı alanının yanı başı İŞİD militanlarının kontrolünde. 27 Haziran’a kadar süren 2 aylık 1. Dönem kazıları Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin sponsorluğunda sürüyor. Belediye binasında yapılan basın toplantısında Başkan Fatma Şahin, dünya uygarlık tarihinin Anadolu olmadan yazılamayacağını belirterek, ‘’Bastığımız toprakların altında büyük bir kültürel miras var. 5 antik kenti aynı anda restore edip bilimsel kazı yapan başka bir şehir yok. Çünkü 5 antik kenti olan başka şehir yok’’ dedi.

3 ÜNİVERSİTE
Karkamış antik kenti kazıları 2011 yılında mayınların temizlenmesi ile başladı. Antik kent demir yolu hattı ile ikiye bölünmüş durumda. Antik kentin en önemli kısmı (55 hektar) Türkiye’de kalırken, dış kentin bir bölümü (35 hektar) şimdi Suriye tarafında kaldı.  Kazıları Bolonya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicolò Marchetti, İstanbul Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Hasan Peker ve Gaziantep Üniversitesi ortaklaşa sürdürüyor. Tunç, demir çağları ile Roma dönemi kapsamlı bir şekilde araştırılıyor. Luvi, Hitit ve Asur dönemlerini kapsayan arkeolojik kazılarda M.Ö. 5000’li yıllara kadar gidildi.

KEÇİ TANRI BİR İLK
Bu dönem kazılarında bölge tarihine ışık tutacak önemli buluntular elde edildi. Kazılar aşağı saray bölgesinde sürdürüldü. MÖ. 900’de inşa edilen Katuwa’nın Sarayı yüksek bir platform üzerine inşa edilmiş, büyük heykelli levhalarla süslenmişti . Büyük binanın içerisinde yürütülen kazılarda 2 ana yerleşim evresi tespit edildi.  MÖ. 717’de Karkamış’ı ele geçirdikten sonra II. Sargon’un, Katuwa’nın sarayını tamamıyla yeniden düzenlediği anlaşıldı. Eski evre için ceylan taşıyanların betimlendiği 5 ortostat (anıtsal yapılarda cephelerin alt kısımlarını korumak için kullanılan kabartmalı taş blok ve levhalar) 2014 yılında bulunmuştu.  2015 yılında üç adet daha tam ortostat yanı sıra konular arasında oldukça hasarlı aslan-boğa ve onlarca parçaya ayrılmış karışık yaratık bulundu.. 2015 ortostatlarının tasvirleri yürüyen aslan, bir kanatlı boğa ve kanatlı keçi-tanrıdır. Bunların tümü yüksek sanatsal kalitede olup sakallı insan yüzlü keçi-tanrı Yeni Hitit sanatında eşsiz bir örnektir.

YAZITLAR ÇOK ÖNEMLİ
Ayrıca saray kazılarında 14 metre derinliğe ulaşan ağzında yekpare kare bir taş olan kuyu kazıldı. Kuyu kazılarından hesap taşları (Ziyaret Tepe’de de bulunanlar gibi), tunç ve taş kaplar, demir zırh parçaları, benzeri olmayan II. Sargon’a ait çivi yazılı kil silindir bulundu. Saray alanında yazıtlar bölgenin tarihi için önemli bir yenilik getirdi.  Metin yeni bir Fırat yolu ve Karkamış’ı ele geçirmesi, “batılı” tarzda bir saray yaptırmasını da içeren çeşitli inşaat faaliyetler hakkında bilgiler veriyor.