scorecardresearch.com

Likya'nın mirasları: Ksantos-Letoon

Likya'nın mirasları:  Ksantos-Letoon
04/11/2012 02:00
Kalkan ve Kaş'a yakın mesafede ve UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen Likyalıların efsanevi antik şehirleri, görülmeye değer.
Haber: VEDAT AKSOY / Arşivi

Anadolu’nun has evlatları olan Likya uygarlığına her zaman büyük saygı duymuşumdur. Zira antik dönemin en ilginç devletlerinden biri Likya. Bugün Antalya ve Muğla arasında kalan bölgede hüküm süren birçok küçük şehir devletin oluşturduğu bir birlik aslında. Her şehir kendi iç işlerinde serbestçe hareket edebilirken, dış politikada ve birliği ilgilendiren kararlarda ortak biçimde hareket eden farklı bir oluşumdu. ‘Antik çağın en demokrat birliği’ demek çok da yanlış olmaz sanırım. Patara’da bulunan Likya Meclisi, dünyanın bilinen en eski meclislerinden biri. Ve hatta bu meclisin kadın başkanı bile vardı. Bu, eski dünyada neredeyse başka örneğine rastlanmayan bir durum.
Öyle ki ABD kurulurken dahi örnek alınan birlik, Likya Birliği’ydi. Likyalıların kurmuş olduğu federasyon sistemi, ABD Anayasası’na da ilham kaynağı olmuş. Alexander Hamilton, James Madison ve John Jay tarafından kaleme alınan anayasa çalışmalarında, ABD için en uygun yönetim sisteminin, Likya Federasyonu’nda olduğu gibi, federatif şehir birliği (eyaletler) olduğu açıkça belirtilmiştir.
Meclisi Patara’da olmasına rağmen, birliğin başkenti Ksantos’tu. Dini merkezi ise Letoon.
Kahinler ve tapınaklar şehri Letoon’un birkaç kilometre uzağındaki Ksantos, Likya tarihinin altın döneminin en önemli şehri.
Deniz ticaretiyle ünlü Likya’nın bir diğer zenginliği ise verimli toprakları. Sırtlarını Toros Dağları’na dayamış olan Likyalılar, antik dönemin en önemli ürünlerinden biri olan ‘sedir ağacı’na da sahipmiş. Toroslar’da oldukça büyük bir alana yayılmış olan sedir ormanları, Likya’nın zenginliğine zenginlik katıyormuş.
Bu yüzden de zengin Likya, kendisini ele geçirmek isteyenlerin devamlı saldırılarına maruz kalıyormuş. İşte bu saldırılardan birinde dünya tarihinin en acıklı öyküsü yaşanmış. 

En acıklı özgürlük kararı 

Güçlü Pers ordusu, M.Ö. 545 yılında Ksantos’a saldırmış. Ksantoslular büyük bir yiğitlik örneği göstererek, o dönemde bütün düşmanlarını dize getiren Pers ordusuna direnmişler. Ancak kuşatma uzadıkça anlamışlar ki bu savaşı kazanmaları imkansız. Ve tarihin en acıklı özgürlük kararını almışlar: Tek bir Ksantoslu bile teslim olmayacak ve Perslerin tutsağı olmayacak! Kadınlarını, çocuklarını, kölelerini ve tüm mal varlıklarını kalenin içinde toplayıp ateşe vermişler. Ardından tüm Ksantoslu savaşçılar, Pers ordusuna ölümüne saldırmışlar. Ve sonuç olarak, o savaşta hiçbir Ksantoslu esir düşmemiş. Bağımsızlıkları uğruna savaşmış, özgür insanlar olarak ölmüşler. Ancak bu savaştan önce yaklaşık 80 aile yaylalara gittikleri için Ksantoslular tarih perdesinden tamamen silinmemiş. Şehre geri gelen bu aileler, Ksantos’u tekrar kurmuş. Yıllar sonra M.Ö. 42 yılında bu kez ünlü Roma İmaparatoru Brütüs saldırmış Ksantos’a. Yiğit Likyalılar, Romalılara karşı büyük kayıplar vermiş. Ancak yine güçleri yetmemiş ve tarih tekerrür etmiş. Çünkü Ksantoslular teslim olmazmış! Tıpkı atalarının yaptığı gibi, her şeylerini yakmış ve birbirlerini öldürmeye başlamışlar. Brütüs bile gördüğü bu hüzünlü sahneden çok etkilenmiş ve Ksantoslulara acımış. Kurtarılan her Ksantoslu için ödül koymuş, fakat çok az Ksantoslu hayatta kalabilmiş. Bu tarihten sonra Roma hakimiyetine giren şehir, bir daha eski görkemli günlerine dönememiş. Arap akınlarının sonucunda da tarih sahnesinden yavaşça silinmiş.
Bu hüzünlü şehri asırlar süren uykusundan İngiliz tüccar Charles Fellows uyandırdı. Şehri adeta yağmalayan Fellows, birçok değerli eseri İngiltere’ye kaçırdı. British Museum’da segilenmekte. Özellikle Nereidler Anıtı, antik dönemin en görkemli yapılarından biriydi. Hatta dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi’nin de esin kaynağıydı. 

Likyalılar kurbağa oldu 
Ksantos’un yanıbaşında bulunan ve Likya Uygarlığı’nın dini merkezi olan Letoon ise özellikle kahinleriyle ünlüydü. Bu küçük ama etkili şehirde bol bol kurbağa ve kaplumbağa bulunuyor. Bunun sebebini de mitoloji bize şöyle sunuyor: Tanrı Zeus’un çocuklarına hamile kalan ve Tanrıça Hera’nın gazabından korkan Leto, Delos adasını terk ettikten sonra çocuklarını doğuracak yer ararken Likya’ya da uğrar. Burada susuzluğunu gidermek için bir çeşmeye gelir, ancak Hera’nın gazabından korkan yerli çobanlar tarafından kovulur. Leto bu olayı hiç unutmaz. Çocuklarını doğurduktan sonra kovulduğu yere yine gelir ve ‘Tanrılar Anası’ sıfatıyla kendisini şehirden kovanları cezalandırır; onları kurbağa ve kaplumbağalara dönüştürür. Yani Letoon’da hala Likyalılar yaşıyor ama insan olarak değil! Letoon ve Ksantos, görkemli anıtsal yapılarından ziyade, tarihe geçen öyküleriyle önemini koruyan şehirler. Kalkan ve Kaş’a yakın mesafede bulunan ve UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Likyalıların bu efsanevi antik şehirleri, gerçekten de görülmeye değer.
Son sözü Ksantoslulara bırakıyorum. Ve ölüm kuşatmasının ardından yazdıkları şiiri hatırlatarak, bu özgür insanları saygıyla anıyorum...
Evlerimizi mezar yaptık, mezarlarımızı ev.
Yıkıldı evlerimiz, yağmalandı mezarlarımız.
Dağların doruğuna çıktık, toprağın altına girdik.
Suların altında kaldık, gelip buldular bizi.
Bozdular birliğimizi, alt üst ettiler bizi.
Yakıp yıktılar, yağmaladılar bizi.
Biz ki; analarımızın, kadınlarımızın ve ölülerimizin uğruna.
Biz ki; onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna.
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları.
Bir ateş bıraktık.
Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan...

Dünya mirası listesinde
Ksantos ve Letoon 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne seçildi. Dünya Mirası olarak kabul edilme nedenleri ise şöyle:
Yatara ve Pınara alanlarında da görülebileceği üzere Ksantos, antik dönem boyunca Likya’yı direkt olarak etkilemiştir. Bununla birlikte komşu kentleri de önemli derecede etkilemiştir. Dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi, Ksantos Nereidler Anıtı’nın devamı niteliğindedir.
Ksantos ve Letoon, bu iki kentte bulunan yazıtlar ve görkemli mezar anıtlarıyla Likya uygarlığına tanıklık etmektedir.

http://www.radikal.com.tr/110647311064730

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.