Rüzgârımız var ama değerlendiremiyoruz

Rüzgârımız var ama değerlendiremiyoruz
Rüzgârımız var ama değerlendiremiyoruz
Türkiye'nin önde gelen çevreci sivil toplum örgütleri Greenpeace Akdeniz, TEMA Vakfı ve WWF Türkiye ortak bir panel düzenledi. Paris'teki İklim Zirvesi sonrasında 195 ülkenin imzaladığı Paris Anlaşması'nın küresel ve ulusal ölçekte enerji politikalarına etkilerinin konuşulduğu toplantıda, Almanya'dan katılan Agora Energiewende İcra Kurulu Direktörü Yardımcısı Markus Steigenberger, Almanya'nın artık kömürden vazgeçtiğini, bunu nasıl yapacağını konuştuklarını anlattı. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği'nden Mustafa Serdar Ataseven de Türkiye'nin rüzgâr konusunda inanılmaz bir potansiyeli olduğunu ancak değerlendirilemediğini söyledi.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

‘Paris Anlaşması Sonrasında Enerji Politikaları’ adını taşıyan panelin başkanlığını TEMA Vakfı Genel Müdürü Barış Karapınar yaptı. Taksim’deki Intercontinental Hotel’de yapılan panele çok sayıda özel sektör temsilcisi, akademisyen, STK,  gazetecinin yanı sıra Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de bir grup gazeteci adayı katıldı.

Panel başkanı Karapınar, Paris Anlaşması’nda ülkelerin belirlediği iklim değişikliğinin 1.5 derecede sınırlı tutulması ile ilgili kaygıların olduğunu belirtti. Bu hedefin gerçekleşmesi için fosil yakıttan vazgeçilmesi gerektiğine değinen Karapınar, mutlaka yenilenebilir enerjiye dönülmesi gerektiğini anlattı.

Panelistlerden Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TUREB) Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, Türkiye’nin rüzgâr enerji kurulumunun yılda 2 bin megavata ulaşması gerektiğini, geçen yıl devreye alınan gücün sadece 950 megavat olduğunu belirterek şöyle devam etti:

Türkiye’de rüzgâr potansiyeli Avrupa’ya göre yüzde 25-30 daha fazla. Türkiye’nin çok ciddi bir rüzgâr potansiyeli var ama bunu değerlendiremiyoruz. Eğer hedeflerimizde samimiysek her yıl 2 bin megavat gücün devreye alınması gerekiyor. Bugün 4.800 megavat rüzgâr santrali işletmede. Almanya bizim yarımız olmasına rağmen kurulu rüzgarı bizden 10 kat fazla. Dünya destek ve teşviklerle ayakta duruyor. Türkiye’de de bu anlamda olumlu adımlar var ama hükümetin daha planlı bir politika geliştirilmesi lazım...” Maalesef şu da bir gerçek, bir ekonomi herkesin cebine değmediğinde kimse çevreyi düşünmüyor....”

POTANSİYELİMİZ ALMANYA'DAN YÜZDE 60 FAZLA

Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu (GÜNDER) Başkanı Dr. Kemal Bayraktar da benzer sitemlerde bulunarak, “Türkiye’nin çok ciddi bir güneş potansiyeli var. Şu anda kurulu gücümüz toplamda 73.1 megavat. Sadece güneş potansiyelimiz ise 500 bin megavat. Bu kullanılamıyor. Dünyada kurulu güneş gücü 228 bin megavatı aştı. Almanya’da 40 bin megavat. Türkiye’de ise sadece 249 megavat. Üstelik Almanya’dan yüzde 60 daha fazla güneşimiz olmasına rağmen. Dünyada neredeyse sıfır noktasındayız” dedi.

KÖMÜRDEN VAZGEÇTİLER

Almanya’dan Agora Energiwiende İcra Direktörü Yardımcısı Markus Steigenberger, yenilenebilir enerjide maliyetin çok düştüğüne dikkat çekerek şunları anlattı: “Almanya’da son iki yıldır kömür kaynaklı santralleri azaltma sürecimiz var. Hükümet tüm tarafları bir masaya çağırdı. Tüm paydaşlarla görüşüldü. Nükleeri yavaş yavaş çekiyoruz. Paris adeta bir katalizör görevi yaptı. Kömürü kaldırmamız gerektiği kesin ama nasıl yapacağımız konuşulur hale geldi. Ama Almanya’da hala linyitin payı yüzde 25. Bu bir problem. Almanya’da geçen yıl enerjinin yüzde 33’ü yenilebilir enerji. Biz bu işe başladığımızda maliyetler çok yüksekti, şimdi çok düşük. 50 yıllık süreçte yenilenebilir enerji alanında istihdam, yeni bir endüstri yarattık. Yeni başlayanlar bu işe çok ucuza başlıyor. Biz artık kömürden vazgeçtik. Bu kesin. Şimdi bunu nasıl yapacağımızı tartışıyoruz...”

VATANDAŞLAR ŞİKAYET EDİYOR

Panele Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’ndan bir yetkili de katıldı. Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Açıkalın, rüzgâra ciddi başvuru olduğunu ancak çevresel koşullar nedeniyle sorunlar yaşandığına dikkat çekti. Açıkalın, şöyle devam etti: “Önce rüzgârı görelim dedik, güneşi ikinci planda tuttuk. Rüzgarda inanılmaz bir başvuru oldu. Ancak çevresel nedenlerle o kadar da kolay olmuyor. Rüzgar enerji santralleri (RES) ne kadar çevreci de olsa onun da sorunları var. Orman arazisi üzerinde olması, kuş göç yolları üstünde olması, yatırımcıların çevre koşullarına uymaması nedeniyle hukuki sorunlar vb. derken beklenen kapasiteye ulaşılamadı. Bizdeki bir diğer sorun ise iletim hatları. Geçmişte iletim hatların yüzde 70’i fosil yakıt odaklı yapıldığı için bu konuda sorunlar var. İletim sistemlerinin geliştirilmesi lazım. Bölgesel üretilen enerji tüketim merkezine gönderilmiyor. Hepsi Trakya ve İstanbul’da.”

Vatandaşların RES’ler konusunda ciddi şikayetlerde bulunduğunu belirten Açıkalın, “Yatırımcıların çevre koşullarına dikkat etmesi çok önemli. Köylüler yolun bozulması vb. gibi şikayetleri bize iletiyor. Bu şikayetlerde de haksız değiller. Yatırımları halka sadece anlatmak değil, onları projenin içine çekmek gerekiyor. Bunun için de sivil toplum örgütlerinin desteğine ihtiyaç var” dedi. Açıkalın, yenilenebilir enerji konusunda arz güvenliğinin de çok önemli bir konu olduğunu vurgulayarak bunu şu örnekle açıklamaya çalıştı: “Maç seyrederken elektriğin birden kesildiğini düşünün. Bunu kimse istemez...”