Tarımın geleceği yerli tohumda

Tarımın geleceği yerli tohumda
Tarımın geleceği yerli tohumda

Anadolu nun pek çok yerindeki küçük çiftçiler, yerli tohumlarına pazar bulamadığı için, yüzyıllardır her türlü koşula uyum sağlayıp günümüze ulaşan dayanıklı tohumlar yok olma tehlikesi yaşıyor.

Tek çeşit tohuma mecbur kalmak, açlığa davetiye çıkarmak anlamına gelir. Çeşitliliği sağlayan yerli tohumları korumamız gerekiyor.
Haber: MİNE EROĞLU / Arşivi

Tombul bamyamız, pembe domatesimiz ve kavılca buğdayımız… Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yerel ve geleneksel tohum çeşitlerimizin korunmasının yaşamsal önemine işaret etmek, korumak ve sürekliliğini sağlamak üzere bir proje başlattı: Tohum Takas Ağı Projesi. Tohum takası ile hem yerel hem de tehlike altında olan tohum çeşitlerini bulmak, çoğaltmak ve paylaşmak amaçlanıyor. Öncelikle yok olmak üzere olan geleneksel tohumlar araştıracak, temin edecek ve ekiminin yapılması için TaTuTa (Tarım Turizm Takası) Projesi kapsamındaki çiftliklere dağıtacak. 

Halkla paylaşılacak
Buğday Derneği’nin 2004 yılından bu yana sürdürdüğü kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan organik tarım yöntemleriyle sağlıklı üretim yapılan TaTuTa Projesi’ne dahil olan çiftliklerden elde edilen tohumlar, tohum festivalleri düzenlenerek halkla, çiftçilerle paylaşılacak. Tohumlar ayrıca yerel tohum çeşitlerinin korunması gerekliliğine inanan hobi ve balkon bahçelerine de dağıtılacak. Faaliyetler sonucunda yerel tohum çeşitlerinin korunmasına inanan çiftçiler ve gönüllüler arasında yerel çeşitler için bir Tohum Takas Ağı oluşturulması planlanıyor. Bu etkinliğin güçlendirilmesi için İstanbul , Konya, Samsun, Eskişehir, İzmir, Ankara ve Bursa’da bulunan ekolojik pazarları kullanılacak.
Tohum ve tohumların çeşitliliği, dünyadaki yaşamın devamlılığı için temel gerekliliklerden biri. Tek çeşit tohuma mecbur kalmak, açlığa davetiye çıkarmak anlamına gelir. Çünkü bir hastalık ya da felaket o tohumu yok edebilir. Yerli tohumları korumak için ambarlarda saklamak yeterli değil. Her türlü iklim koşuluna dayanıklılığını devam ettirebilmesi, ekilmesine, yani kendi koşullarında yaşayarak neslini sürdürmesine bağlı. 

Tohumun korunması şart
Küçük çiftçiler piyasa şartlarının uygun olmaması nedeniyle gün geçtikçe atalık çeşitleri terk etmek zorunda bırakılıyorlar. Oysa tohum çeşitliliği dolayısıyla da yerli tohumlar gıda bağımsızlığının güvencesi. Bu yüzden çeşitliliği sağlayan yerli tohumlarımızı ne yapıp edip korumamız gerekiyor. Yaşadığımız topraklar, gerek coğrafi yapısı gerekse de ekolojik koşulları nedeniyle dünyanın çok önemli gen ya da orijin merkezinin örtüştüğü konumda yer alıyor. Florasında bulunan 10 bin 754 takson sayısının 3 bin 708’i yani yüzde 34,8’i endemik özellik gösteriyor. Tahıl tarımının yaklaşık 10 bin yıl önce Anadolu ’da başladığı, bu tohumlardan bazılarının tüm iklim koşullarına uyum ve dayanıklılık göstererek bugüne gelebildiğini unutmamakta fayda var.

‘Tohum sonsuz yaşamı temsil eder’
Geçen yıl aramızdan ayrılan Buğday hareketinin kurucusu Victor Ananias’tan aktarıyoruz: “Bir tohum yaşamın sonsuzluğunu temsil eder. Onun ürettiği meyve, bitki ve sayısız tohumun çoğu tükense, yenip yutulsa ve sadece bir adet sağlıklı tohum kalsa bu, yeni bir yaşamı başlatmak için yeterlidir. Her tohum, kendisini yenileyip çok değişken koşullara ayak uydurarak sürekliliğini sağlamak üzere sonsuz bir yaşamı temsil eder. Tohuma can veren bütünü ve varlık şeklini sadece azot, potasyumfosfat, mineraller ve hatta genler ile açıklamak, kontrol etmek hele hele geliştirmek, bizim yeti ve kapasitemizin çok üstündedir. Bizim tohumlar için yapabileceğimiz en büyük iş onlara sadakat göstermek, onları elimizde geleceğimizi tutuyor olmanın getirdiği sorumluluk ile saklamak, taşımak, paylaşmak, takas etmek ve sağlıklı toprakla, suyla tekrar tekrar buluşturmak olabilir ancak.”