Yeniceşıhlar'da çevre mücadelesi: Doğa kaybederse, hepimiz kaybederiz

Yeniceşıhlar'da çevre mücadelesi: Doğa kaybederse, hepimiz kaybederiz
Yeniceşıhlar'da çevre mücadelesi: Doğa kaybederse, hepimiz kaybederiz
Mudurnu'nun Yeniceşıhlar köyü sakinleri köylerinde yapılacak taş ocağına karşı verdikleri mücadelede ilk sonucu aldılar. Taş ocağının yapılacağı ormanlık alan için alınan 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir' kararı, köylülerin hukuki mücadelesi sonucu iptal edildi. Ancak bu süreçte 3 bine yakın ağaç kesildi ve mahkemenin vereceği yeni kararın olumlu olması halinde, bölgede 100 binden fazla ağaç kesilecek. Gerekirse kepçelerin önüne oturacaklarını belirten köylüler, "Doğa kaybederse hepimiz kaybederiz" diyor.
Haber: FUNDANUR ÖZTÜRK / Arşivi

Bolu’nun Mudurnu ilçesi Yeniceşıhlar köyü, bir buçuk yıldır köyde yapılacak taş ocağına karşı çevre mücadelesi veriyor. Taş ocağı çalışmalarını tamamlamak isteyen Köroğlu Beton İnşaat’a karşı Yeniceşıhlar köylüleri, “Şirket ne kadar ısrar etse de, gidip kepçelerin önüne oturacağız” diyor.

Taş ocağının yapılacağı ormanlık alan için alınan ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir’ kararı, köylülerin hukuki mücadelesi sonucu iptal edildi. Ancak bu süreçte 3 bine yakın ağaç kesildi ve mahkemenin vereceği yeni kararın olumlu olması halinde, bölgede 100 binden fazla ağaç kesilecek. Bunun yanı sıra taş ocağı çalışmaları köyün tarımsal alanlarına ve su kaynaklarına zarar veriyor. Ocakta patlatılan dinamitler yüzünden köy halkı sürekli deprem etkisi yaşadıklarını söylüyor.

'TARIM, TURİZM VE DOĞA YOK SAYILIYOR'


Yeniceşıhlar köylüsünün tek korkusu, yıllardır iç içe yaşadıkları doğal yaşamı, su kaynaklarını, verimli tarım arazilerini ve turizm alanlarını taş ocağından dolayı kaybetmek. Köy muhtarı Mehmet Efe, Köroğlu Beton A.Ş’nin hazırladığı proje dosyasında ruhsat alanının ‘çalılık’ olarak gösterildiğini, ancak faaliyette oldukları süre içinde 3 bine yakın ağaç kesildiğini söylüyor: “Acele ihaleyle özel bir şirkete 3 bin ağaç bir günde kestirildi. Köyümüz şimdiye kadar Mudurnu bölgesinde en fazla turist ağırlayan köy. Bu alanda aynı zamanda doğal yürüyüş parkurları var. Vadi endemik çeşitlilik bakımından önemli bir bölge. Ayrıca ormanlar kesilirse sele ve erozyona açık bir bölge olacak. Fındık ve ceviz bahçelerimiz var. Köylümüzün verdiği doğa ve çevre mücadelesi gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmak içindir. Biz meseleye kazanan kaybeden olarak bakmıyoruz. Ümit ediyorum doğa kazanır. Çünkü doğa kaybederse hepimiz kaybederiz.”


'SİZE BİLGİ VERMEK ZORUNDA DEĞİLİZ'


Yaklaşık iki yıl süren ruhsat işleri, Yeniceşıhlar köylüsü bilgilendirilmeden yapıldı. Taş ocağı faaliyetlerinin 2014 yılı Nisan ayında başlamasıyla, köylüler hem hukuki hem de toplumsal mücadeleye girişti. 4,5 aylık bir mücadeleden sonra önce yürütmeyi durdurma kararı çıktı, sonra da şirketin izni iptal edildi.

Muhtar Efe, süreci anlatırken yaşadıklarını sitemle anlatıyor: “Köylümüz ormanda gördüğü yabancılara sorduğunda, resmi plakalı memurlar bile “pikniğe geldik” ya da “hızlı tren projesi” için yol ölçümüne geldik dedi. Daha sonra bilgi almak için başvurduğumuzda,“Size bilgi vermek zorunda değiliz” yanıtını verdiler. Hukuken haber vermek zorunda olmayan devlet ve şirket yetkililerinin ahlaken haber vermeleri gerekirdi. Bu alan bizim atalarımızın yüzyıllardır koruduğu, yakıp yıkmadığı, kesmediği, maneviyatı olan bir alan.”

'ORMAN BAKANLIĞI KÖYLÜDEN YANA OLMALI' 

Yeniceşıhlar köylülerinin mücadeleleri sonucunda dosya Orman Bakanlığı’na taşındı. Ancak, süreç henüz bitmiş değil. Mahkemenin usulsüz çalışmaya hükmettiği ‘ÇED gerekli değildir’ kapsamındaki 140 dönüm alan, firmanın yeni proje dosyalarında 400 dönüme çıkarıldı.


Muhtar Efe, bahsedilen 400 dönümlük arazinin ÇED’den onay alması halinde, binlerce ağacın yok olacağını söylüyor: “Bu haliyle proje ÇED onayı alırsa, resmi rakamlarla 35 bin, çalılıkları da ilave edersek 100 binden fazla ağaç kesilecek. Alan köye doğru yaklaşarak genişleyecek.Bakanlıktan hukuki ve vicdani kanaatlerini bir şirketten yana değil, köylüden yana kullanmalarını istiyoruz.”

Köylü Talat Yılmaz, 140 dönüm planlanan alanın bile köylerine çok yakın olduğunu, bu yüzden bölgede patlatılan dinamitlerden dolayı her seferinde deprem korkusu yaşadıklarını söylüyor: "Yaşlı annem ve babam da dâhil, tüm köylü çok etkileniyor. Her dinamit bizim için deprem demek. Evlerinde hasar oluşanlarımız var. Duvarlarımız çatladı. Yan komşumun mutfak duvarı açıldı. Her dinamitte deprem sanıp korkuyoruz. Bir kere jandarmayı aradım ve “Her dinamit atıldığında saati saatine yazın” dediler. Yazdıktan sonra aradığımda ise 'Bizi meşgul etmeyin' diyerek kapattılar."

50 KÖYLÜ MAHKEMELİ OLDU


Taş ocağı çalışmalarının çevreye verdiği zarar, köyde huzursuzluk yaratıyor. Köroğlu Beton A.Ş ile köylüler arasında yaşanan gerginlikler sonucu, 50 köylü‘iş ve çalışma hürriyetini engellemekten’firma ile davalık oldu. Firma ise ‘yaşam hakkına ihlalden’ yargılanıyor. Efe, “Köylümüzün davalık olma sürecinde, şirket her türlü tehditkâr davranışta bulundu. Kadınlarımızı kepçe ile sürüdü, jandarma bile bu duruma seyirci kaldı. Köylümün huzuru kaçtı, psikolojisi bozuldu” diyor.

40 yaşındaki Fatma Pekcan, firma ile dava süreci devam eden köylülerden biri. Yaşanan gerginlik anlarını şöyle anlatıyor Pekcan: “Köprüdengeçerken şirkete ait araçlar ve kepçeyle karşılaştık. Beni ve iki yaşlı köylüyü umursamadan köprüden geçmek istediler. Ben de kepçenin önüne dikilerek durdurdum. Olay jandarmanın hemen önünde gerçekleşiyordu. Şirket yetkilisi, kepçenin önünde benim olmama rağmen, kepçe operatörüne seslendi ve “Yürü, gel” dedi. O esnada ne olduğunu anlamadan kepçe beni içine aldı. İki üç metre ileriye götürdü. İnmeye çalıştım ancak iyi ki inmemişim, yoksa kepçenin altında kalacaktım.”


Kepçe tarafından sürüklenen Pekcan’ın şikâyeti takipsizlik alırken, firmanın Pekcan’a açtığı dava hala devam ediyor: “Hem canımıza kast ediyorlar hem de usulsüzce hareket ediyorlar. Karakola gittim şikâyet etmek için. Korktum, ilk defa böyle bir şey yaşadım. Daha sonra şirket sahibi geldi. Karakolda jandarmalarla çay içti. Biz önce geldik, benim ifademi almayacak mısınız dedim. ‘İstersem seni üç gün nezarette tutarım’ dedi. Firmanın bana açtığı dava devam ediyor. Benim şikâyetim ise takipsizlik kararı aldı ve dava açılmadı.”

ÜNİVERSİTEDEN PROJEYE ONAY


Bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik risk analizi, İstanbul Okan Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı tarafından hazırlandı. Rapor, bölgede haftada 9 ton dinamitin atılacağını öngörüyor ve kontrollü dinamit patlamalarının su kaynaklarına ve Yeniceşıhlar köyüne zarar vermeyeceğini belirtiyor. Ancak, ne köylüler ne de muhtar efe üniversitenin hazırladığı raporla aynı fikirde değil.

 

Muhtar Efe, raporun gerçekleri yansıtmadığı görüşünde: “Raporda, birçok sayfası kitabi bilgilere göre hazırlanmış, gerçeklerle bağdaşmayan birçok noksanlık var. Örneğin önemli geçim kaynağımız olan sulu tarımdan hiç bahsedilmemiş. Burada organik tarım yapılabilecek tarım arazilerimiz mevcut. Ayrıca taş ocağı alanı,  yaşam kaynağımız olan su kaynağımızın başında yer alıyor. 1,5 km’lik su isale hattımız, haftada 9 ton dinamit atılacak ocak alanının içinden geçiyor.”

 

71 yaşındaki köylü Naciye Uzun, köyün beslendiği su kaynağı için, “Bu taş ocağının yapıldığı yerden köyümüzün suyu, havası geliyor. Ben bu suyla yaşıyorum kızım” diyor. İlerlemiş yaşına rağmen, şirket ne kadar ısrar etse de Yeniceşıhlar’a taş ocağı yaptırmayacaklarını söylüyor: “Neler gelemedi ki kızım başımıza. Hükümet buraya nasıl izin veriyor anlamıyorum. Dağın dibinde, 100 hanelik bir köyüz biz. Ocak yapılırsa ormanı yiye yiye iyice yaklaşacaklar. Bu taş ocağı devam ederse biz ormanımıza nasıl hesap veririz? Başka taraflarda müsait yer var ama yine de burada ısrar ediyorlar. Ne kadar ısrar etseler de, gidip o kepçelerin önüne oturacağız.”