'Yeşil Yol'un adı neden yeşil?

'Yeşil Yol'un adı neden yeşil?
'Yeşil Yol'un adı neden yeşil?

ZELİHA GÜLAY (SOLDAKİ) GÖNÜL GÜLAY (SAĞDAKİ)

Boğaziçi Üniversitesi iki gündür devam eden İklim Forumu'nda Karadenizli kadınlar konuştu. Yeşil Yol'a karşı mücadele eden Çamlıhemşinli Zeliha Gülay, Yeşil Yol'un adına vurgu yaparak, "Yeşil'i kazıdığınızda altında sadece 'kara toprak' kalır, yeşil değil" dedi.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL- İklim Forumu, Boğaziçi Üniversitesi’nin Uçaksavar ve Kuzey kampüslerindeki toplantılarla devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından gelen sivil toplum örgütü temsilcileri iklimle mücadele konusunda neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Forumun ‘Ekoloji Mücadelesinde Kadınlar’ panelinde Yeşil Yol projesine karşı çıkan Çamlıheminli Gönül Gülay ve Zeliha Gülay, özellikte Samistal Yaylası’nda verdikleri mücadeleyi anlattı.

Zeliha Gülay, Çamlıhemişin’de doğup büyüdüğünü anlatarak şunları söyledi: “Orada büyüdüm, sevdalık ettim, çocuklarımı büyüttüm. O zamanlar şartlar ağırdı. Yine de mutluyduk. Hayvanımız, bahçemiz, çayımız vardı. Altından kalkabiliyorduk. Erkekler hep gurbette oluyordu. O zamanlar her şeyimiz doğaldı, organikti. Sonra Avrupa gübresi geldi, biz ne kötü bir şey olduğunu bilmiyorduk tabii. Sonra anladık, şimdi üç senedir organik çaya geçtik. Mayısta Pokut Yaylası’nda, sonra iki ay da Samistal Yaylası’nda kalırız. Yaylaya çıkınca korucu tutulurdu. Öyle gelişigüzel herkes doğayı tahrip etmezdi. Otlara göre hayvanları otlatırdık. Ot bitince başak yere geçilirdi. Herkes birlik beraberliğe uyuyordu. Üstelik devlet koymamıştı bu kuralları, biz koymuştuk.

Yaylada horon oynardık. Ama bu sene çok zorlandık. ‘Yeşil Yol’ diyorlar. Ak Partili bir milletvekili gelmişti. Ona ”Niye ismi ‘Yeşil’ diye sordum. Bana “Yeşil saadettir, mutluluktur” dedi. Sanki biz bilmiyoruz. Ama onların bilmedikleri bir şey var. Yeşili kazdın mı altından kara toprak çıkar.”

ŞİMŞİRLER KURUDU

Gönül Gülay ise, bir zamanlar çarıkla okula gittiklerini anlatarak, bölgedeki değişimi şöyle anlattı: “

" 25 nüfusluk evde 30 inekle çobanlık yaptım. Yaylalarımızda mutluluğumuz vardı. Dayanışma içinde yaşıyorduk. Devletin d harfi bile girmedi Çamlıhemşin’e. ‘Marshall Yardımı’ dile süt tozu verdiler bize. Yer miyiz? Süt zaten bizde ne yapalım süt tozunu. Hemşin kadını erkek üstünde egemendir. Her evde bir büyük anne vardır, evin vekili odur. Her yaylanın yolunu köylü kendisi yaptı, hiç devletin katkısı yoktur. Yeşil Yol nedir? Yol birilerine satılmıştır, rant vardır. 3 bin metrede 7 katlı apartman yapmak istiyorlar. Bu büyük bir doğa katliamıdır. Bizim oranın florası çok kıymetlidir. Bunların yok olmasına insan olanın gönlü razı olmaz.”

Gönül Gülay, Samistal’da yaşadıklarını da şöyle anlattı: “Yeşil Yola başladıklarında bir gittik yaylaya, dozer yolu kapatmış. Hepimiz taşları taşıdık, yolları yaptık. Dozeri geri çektirdik. Orada nöbet tuttuk. Biz yaşlandık ama çocuklarımıza, torunlarımıza bir şey bırakmak istiyoruz. Zaten ormanlar bitmiş, bir bizim oralar kalmış. Bizim vadimiz oksijende en iyi yerlerden. Orman gülü şimdi yaylanın her tarafında var. Biraz da insanın eli değse yaylada her şey yapılır. Ama Yeşil Yol değil. Doğamızı yok etmeye çalışıyorlar. Şimşir ağacını bilir misiniz, doğa bilimci değilim ama doğayı iyi bilirim. 70 yaşındayım daha şimşirin kuruduğunu bilmem. Ama şimdi bütün şimşir ağaçları kurumuş. Yaşlılara sordum, şimşirin kuruduğunu gördünüz mü diye, dediler yok. Bütün kestaneler kuruyor, kestane korunursa demirden bile dayanıklıdır. Çam ağaçları zaten kurudu. Ama biz direneceğiz. Nereye kadar bilmiyorum.”