GRAFİKLİ - Terör, 25 yıl sonra yeniden yerlerinden etti

GRAFİKLİ - Terör, 25 yıl sonra yeniden yerlerinden etti
GRAFİKLİ - Terör, 25 yıl sonra yeniden yerlerinden etti
- Terör örgütü PKK'nın saldırıları nedeniyle, 1990'lı yıllarda köylerinden göç ederek, il ve ilçe merkezlerine sığınan vatandaşlar, saldırıların kırsaldan şehirlere taşınması sonucu evlerini ikinci kez ayrılmak zorunda kaldı - Şırnak'ın Cizre ve Silopi, Diyarbakır'ın Silvan, Bismil ve Sur, Mardin'in Nusaybin, Derik ve Dargeçit ilçelerinde köyden göç eden dar gelirli ailelerin yaşamını sürdürdüğü mahallelerdeki yaklaşık 200 bin kişi, terör saldırılarından zarar görmemek için yaşadıkları yerleri terk etti - Teröristler, operasyonları engellemek amacıyla sivillerin evlerini boşaltmamaları için tehdit ederken, sığınacak yerleri olmayan hendek ve barikatların bulunduğu mahallelerde kalanlar ise elektrik, su hizmetlerinin aksaması nedeniyle mağduriyet yaşıyor - Prof. Dr. Rüstem Erkan: - "İnsanlar, ilçelerde her türlü silahın kullanıldığı bir çatışmayla iç içe. Doğal olarak yaşam hakkını korumak için hızla başka yerlere kaçıyorlar. Bunu göç olarak tanımlayamayız. Bu ölümden ve şiddetten kaçıştır"

DİYARBAKIR (AA) - Terör örgütü PKK'nın saldırıları sonucu 1990'lı yıllarda köylerinden il ve ilçe merkezlerine göç eden yaklaşık 200 bin kişi, terör saldırılarının kırsaldan şehir merkezlerine taşınmasıyla, yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaklaşık 25 yıl önce yaşanan şiddet olaylarından etkilenerek boşalttıkları köylerinden Şırnak'ın Cizre ve Silopi, Diyarbakır'ın Sur, Silvan ve Bismil, Mardin'in Nusaybin, Derik ve Dargeçit ilçelerindeki mahallelere yerleşen aileler, yeniden terör mağduru oldu.

Söz konusu ilçelerde zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren ve bu süreçte kendilerine bir düzen kuran ailelerin peşini, terör örgütü yine bırakmadı.

- Soğuk havada çocuklarıyla yollara düştüler

Teröristlerin mahallelerde kazdığı hendekler, kurdukları barikatlar ve yollara tuzakladığı el yapımı patlayıcılar sonucu can güvenliği kalmayan vatandaşlar, çareyi evlerini terk etmekte buldu. 

Özellikle Şırnak'ın Cizre ve Silopi, Diyarbakır'ın Silvan, Bismil ve Sur, Mardin'in Nusaybin, Derik ve Dargeçit ilçelerinde terör saldırılarının artmasıyla binlerce aile, soğuk havaya rağmen çoluk çocuk yollara düştü.

Yaklaşık 200 bin kişi, evlerinden alabildikleri bazı eşyalarla çevre köy, il ve ilçeler ile İstanbul, Mersin ve İzmir'deki yakınlarının yanına yerleşti.

Sığınacak yerleri olmadığı için elektrik ve su hizmetlerinin verilemediği, çöplerin toplanamadığı ve ulaşımın engellendiği mahallelerde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan aileler ise büyük sıkıntı çekiyor.

- Aileleri tehdit ediyorlar

Terör örgütü mensupları, Cizre başta olmak üzere diğer ilçelerden de ayrılmak isteyen aileleri tehdit ediyor.

Sokağa çıkma yasağı kararının açıklanmasının ardından, ailelerin ilçeyi terk etmek istemesi üzerine Nusaybin ve İdil caddelerinde durdurdukları araçlara el koyan teröristler, yolları da ulaşıma kapattı. İlçe çıkışındaki yolların kapatılması üzerine aileler, yaya olarak ilçeden ayrıldı.

- "İnsanlar ölümden ve şiddetten kaçıyor"

Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rüstem Erkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sosyolojik olarak göçün en problemli konuların başında geldiğini ve toplum üzerinde ciddi olumsuz etkiler bıraktığını belirtti.

Sur ilçesinde yaşanan olayların göçten farklı olduğunu vurgulayan Erkan, "İnsanlar, kocaman ilçelerde her türlü silahın kullanıldığı bir çatışmayla iç içe. En doğal olarak yaşam hakkını korumak için hızla başka yerlere kaçıyorlar. Bunu göç olarak tanımlayamayız. Bu ölümden ve şiddetten kaçıştır. Geri dönmeleri uzun sürerse bu zorunlu göçe girmiş olacaklar" diye konuştu.

Kaçanların önemli bir kısmının 1990'lı yıllarda zaten köylerden zorunlu göçle ve o dönemde kırsal kesimdeki şiddet nedeniyle kentlere ve ilçelere geldiğini kaydeden Erkan, 25 yıl sonra daha şiddetli bir tramvayla karşılaştıklarını, bunu bu toplumun kaldıramayacağını savundu.

Bir kuşağın bu kadar süre içerisinde ağır iki travmayla karşı karşı kalmasının çok ciddi psikolojik etkilere neden olabileceğini vurgulayan Erkan, şöyle devam etti:

"Şu an göçe maruz kalan çocukların anne babaları zaten göçe maruz kalmış, bunlar göç öyküleriyle büyümüşlerdi. Bir daha göçe maruz kalıyorlar. Dolayısıyla, bunlar gittikleri yerde yine sorun kaynağı olabilir. Onun için çok önem arz eden bir konu. Şehirlerdeki şiddet olaylarının bir an önce sonuçlanması lazım. Bu herkese çok ciddi zarar verir. Bu süreç içerisinde artık bu kuşakta sağlıklı bir tavır ve toplumsal yapı içerisinde yaşamlarını sağlıklı sürdürmelerini beklemek doğru olmaz. Bir an önce bu işi çözüme kavuşturmak gerekir diye düşünüyorum."

Şehirlerin içerisinde tankla, topla çatışarak, hendekler kazarak çözüm üretilemeyeceğini, dünyada ve Türkiye'de şiddetle sorun çözme döneminin kapandığını ifade eden Erkan, şiddet dışındaki yolların denenmesi gerektiğini bildirdi.

- "İlçede büyük bir tahribat var"

Siyasal Araştırmalar Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu da yaşanan olaylarda 1990'lı yıllarda köyden kente yapılan zoraki göçün etken olduğunu savundu.

Sur ilçesinde ikamet eden insanların büyük çoğunluğunun yaklaşık 25 yıl önce bölgeye göç eden kişilerden oluştuğunu ifade eden Şeyhanlıoğlu, çatışmalar nedeniyle Diyarbakır'ın Sur ilçesinde büyük bir tahribatın yaşandığını ve dışarıya göçün başladığını kaydetti.

1990'lı yıllarda yaşanan duruma göre şimdiki durumun daha da kötüye gittiğini vurgulayarak, bunun sonucunda 20-30 yıl sonra travma yaşanacağını anlatan Şeyhanlıoğlu, şöyle konuştu:

"Ekonomik olarak da Sur içinde tek kelimeyle facia yaşanıyor. Bizim 4 yılda yaptığımız turizm odaklı kalkınma stratejisi çöktü. İlçede büyük bir tahribat var. Sur'da 20 otel kapandı. Bu otellerde 600 kişi çalışıyordu. Vergi Dairesine 361 iş yeri kapatma vermiş, 41 iş yeri taşınma bildirmiş. Sur'da doğrudan 5 bin kişi ekmek yiyor, bu kapı kapandı, ekonomiyi  olaylar bu hale getirdi. Sosyal olarak 1990'lı yıllardaki tramvayı biz şimdi yaşıyoruz, şu anki tramvayı ise 20 yıl sonra yaşayacağız. Gençleri rehabilite edilecek ortamların oluşturulması lazım. Ekonomik olarak da devletin esnafa bir afet paketi uygulaması gerekiyor. Sur'un kendine gelmesi 3-4 yılı bulur."

- "Hendekler, Kürtlere sefaletten başka bir şey getirmeyecek"

Mardin Toplumsal Dayanışma Federasyonu (MTDF) Başkanı Mehmet Şerif Öter de Silvan, Cizre, Silopi, Nusaybin ve Derik ilçelerinde kazılan hendekler nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasakları ve başlatılan operasyonlar sonucunda çok sayıda can kayıplarının yaşandığını belirtti.

Hangi taraftan olursa olsun ölen insanların bu ülkenin evladı olduğunu vurgulayan Öter,  şu görüşlerini paylaştı:

"Tüm bu yaşananların nedeni kazılan hendeklerdir. Çatışmaların olduğu bölgelerde her gün binlerce insanımız göç ediyor. En son Cizre ilçesinde öğretmenlerin gönderilmesiyle okullar kapandı. Halk büyük korku ve endişe içinde geleceğinden umutsuz ve çaresiz bir şekilde bekliyor. Neredeyse bölgede ekonomi durma noktasına geldi. Bu hendekler başta Kürtler olmak üzere tüm bölge halklarına büyük zarar vermektedir. Hendekler, Kürtlere sefalet ve perişanlıktan başka bir şey getirmeyecek."

Öter, hendeklerin bir an önce kapatılması, sokağa çıkma yasakların ve operasyonların durması ve Çözüm Süreci'ne acilen dönülmesini beklediklerini kaydetti.