HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Diyarbakır'da

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Diyarbakır'da
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Diyarbakır'da
- Demirtaş: - "Biri evinizi, partinizi yakıyorsa, sizi döverek öldürüyorsa ona karşı kendinizi savunmanız Türk Ceza Kanunu'na göre meşru müdafaa hakkıdır, insani ve vicdani olarak da haktır. Evinizi, iş yerinizi, partinizi, binanızı, yakarak, katlederek, linç ederek, saldırmaya gelenleri, anasından doğmaya pişman etme hakkınız da vardır" - "Meşru savunma her canlının hakkıdır. Halkımız her yerde ama kimseye saldırmadan, asla masum birine zarar vermeden, orantılı bir şekilde kendini koruma çerçevesinde, yasalara uygun olarak meşru müdafaasını her yerde yapmalıdır" - "Cizre'de asker, polis, kadın, genç, çocuk ölürken, biz sırtımızı dönüp, hiçbir şey olmamış gibi davranamayız" - "Biz barış için Kandil'e değil, Fizan'a da gideriz. Yeter ki koşullar oluşturulsun yeter ki sonuç alabileceğimiz bir noktaya getirebilelim"

DİYARBAKIR (AA) - HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Biri evinizi, partinizi yakıyorsa, sizi döverek öldürüyorsa ona karşı kendinizi savunmanız Türk Ceza Kanunu'na göre meşru müdafaa hakkıdır, insani ve vicdani olarak da haktır. Evinizi, iş yerinizi, partinizi, binanızı, yakarak, katlederek, linç ederek, saldırmaya gelenleri, anasından doğmaya pişman etme hakkınız da vardır" dedi.

Demirtaş, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, yeniden çatışmalı döneme girilmesinin, ülkenin kan gölüne dönmüş olmasının çok büyük bir talihsizlik olduğunu belirtti. Demirtaş, bunun  Türkiye açısından büyük bir kayıp olduğunu bildirdi.

- "Kendi çocuklarımıza sarılamıyoruz"

"Asker, polis gerilla, sivil, kadın, çocuk ve genç insanlar her gün yaşamını yitiriyor. HDP olarak yitirilen canların üniformasına, siyasi düşüncesine, etnik kimliğine, mezhebine ve kim tarafından öldürüldüğüne bakmadan bütün acılara sahip çıkıyoruz. Maalesef ki her gün genç bedenler tabutlarda ülkenin dört bir köşesine gönderiliyor ve bu acıyı durdurmak konusunda başarılı olmuş değiliz" diyen Demirtaş, şöyle devam etti:

"Bu savaşın başlamasında ve büyümesi, bu operasyonların veya eylemlerin karar alma süreçlerinin hiç birinde biz yokuz. Hiçbirinin ne onaylayıcısı ne destekleyicisi ne de karar vericisi olduk. Çok şükür ki akan kanla ilgili HDP'nin zerre-i miskal kadar siyasi sorumluluğu yoktur. Vicdanen ve ahlaken bu ölümlerden kendimizi sorumlu tutuyor ve ölümlerin durması için çaba sarf ediyoruz. Allah şahittir ki; biz kendi çocuklarımıza sarılamıyoruz, çocuklarımızı öpemiyoruz. Çünkü bugünlerde o kadar çocuk babasız annesiz kaldı ki. Bugünlerde çok sayıda anne ve baba evlatsız kaldı ki kendi çocuklarımıza sarılmaktan utanıyoruz."

Demirtaş, son 2 günde parti binaları, şehirler arası otobüsler, iş yerleri, evler, mevsimlik işçiler, yolda yürüyenler, gazete binalarına yönelik saldırıların hepsinin organize şekilde tek elden yönetilen saldırılar olduğunu iddia etti.

- "Hesap vermeye hazırız"

Demirtaş, günlerdir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun partilerini açıkça isim vererek hedef gösterdiğini savunarak, "Bütün bu olanlardan HDP sorumludur diyorlar. Bu ülkede ben inanıyorum ki bütün bu baskılara rağmen onurlu, hassasiyetli, namuslu, şerefli, yargıçlar savcılar vardır. Onlara çağrı yapıyorum. Ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı dökülen kandan bizi sorumlu tutuyor. Lütfen sizden rica ediyorum. Onurlu ve hassasiyetli hakim ve savcılardan Başbakan ve Cumhurbaşkanı'ndan bunun delilini isteyin" ifadesini kullandı. 

Demirtaş bir tane delil sunulması halinde, yargılmaya ve hesap vermeye hazır olduklarını belirterek, "Bakın bu ülkenin alçak medyası Dağlıca'daki emri de benim verdiğimi yazdı. Onurlu hakim, savcıları göreve davet ediyorum. Soruşturma açsınlar bize, emri kim vermiş, nasıl olmuş, o askerleri kim oraya göndermiş? Eylem emirleri kim tarafından verilmiş çıksın ortaya. Biz korkmuyoruz, hazırız. Verilmeyecek hesap yoktur" dedi.

Dün genel merkezlerinin polis eşliğinde işgal edilip, yağmalandığını, özellikle de arşivlerinin bulunduğu ve seçim hazırlıklarının yapıldığı arşiv odasının yakıldığını ileri süren Demirtaş, şunları söyledi:

" Ankara Valisini uyarmamıza rağmen, müdahale edilmedi. En son kendim Ankara Valisini aramak zorunda kaldım. Fakat yaptığımız talihsiz telefon görüşmesinden de anladım ki bu işin için kendisi zaten var. Saygısızca, terbiyesizce, bir şekilde, genel merkezi yanan ve içeride 3 danışmanımın diri diri yanmak üzere olduğu bir partinin eş genel başkanına terbiyesizce, saygısızca konuşma yaptıktan sonra telefonu kapatmıştır." 

Tahriklerin devam edeceğini idida eden Demirtaş, parti tabanından bu tahriklere prim vermemelerini istedi.

- "Meşru müdafaasını herkes her yerde yapmalıdır"

Demirtaş, şöyle konuştu:

"Biri evinizi, partinizi yakıyorsa, sizi döverek öldürüyorsa ona karşı kendinizi savunmanız Türk Ceza Kanunu'na göre meşru müdafaa hakkıdır, insani ve vicdani olarak da haktır. Evinizi, iş yerinizi, partinizi, binanızı, yakarak, katlederek, linç ederek, saldırmaya gelenleri, anasından doğmaya pişman etme hakkınız da vardır. Meşru savunma her canlının hakkıdır. Halkımız her yerde ama kimseye saldırmadan, asla masum birine zarar vermeden, orantılı bir şekilde kendini koruma çerçevesinde, yasalara uygun olarak meşru müdafaasını her yerde yapmalıdır."

- "Sokağa çıkma yasağı kaldırılsın"

Demirtaş, parti heyetiyle birlikte Şırnak'ın Cizre ilçesine gideceklerini belirterek, 6 gündür sokağa çıkma yasağının uygulandığı ilçede aralarında polis, çocuk, kadın ve bebeğin de yer aldığı onlarca kişinin öldüğünü ileri sürdü.

Cizre'nin hayalet kente döndüğünü öne süren Demirtaş, Cizre'de bütün ısrarlarına rağmen sokağa çıkma yasağının kaldırılmadığını dile getirdi.

Demirtaş, orada halka günlük yaşamlarını sürdürme konusunda ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri fırsat sunulmadığını iddia etti.

Demirtaş, şöyle dedi:

"Cenazeler defnedilemiyor. Cizre'de vatandaşlar cenazesini buzdolabına koymak durumunda kaldı. Biz buna daha fazla duyarsız kalamayız. Onlarca heyet gönderdik, Ankara'da onlarca görüşme yaptık. Türkiye'nin bir kenti 6 gündür abluka altında ve Kerbela'ya çevrilmiş durumda. Onun için arkadaşlarımızla Cizre'ye hareket ediyoruz. Bir tek talebimiz var; sokağa çıkma yasağı kaldırılsın. Biz durumun normal hale gelmesi için girişimlerde bulunmaya gidiyoruz. HDP heyeti bunun için yola çıkıyor. Durumun şiddetsiz bir ortama dönüşmemesi için üzerimize ne düşüyorsa ben dahil olmak üzere katkı sunmak için gidiyoruz."

- "Her birinin annesi ve babası var"

"Biz oradaki sivillerin, gençlerin, askerin, polisin de canını korumak için gidiyoruz. Hiçbirinin ölmesini istemiyoruz" diyen Demirtaş, iyi niyetli girişimlerinin doğru anlaşılmasını umut ettiklerini aktardı.

Demirtaş, "Cizre'den vermeye çalıştığımız sağduyu mesajı engellenmez. Cizre'de asker, polis, kadın, genç, çocuk ölürken biz sırtımızı dönüp, hiç bir şey olmamış gibi davranamayız" ifadesini kullandı.

- Silahların susmasına ilişkin çağrısı

 HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, gazetecilerin, silahların susması için bir süre önce yaptığı çağrıya cevap verilmediğine ilişkin soru üzerine, "Hayır yaptığım çağrıya iki cevap verildi. Biri KCK'den diğeri Cumhurbaşkanından. Cumhurbaşkanı 'silahlar asla susmayacak, ne silah susması ya' dedi. KCK' de "biz karşılıklı ateşkes ve müzakereye hazırız' dedi. Cevap verilmez olur mu?" yanıtını verdi.

- "Barış için Kandil'e değil, Fizan'a da gideriz"

Kandil'e HDP'nin heyet gönderip göndermeyeceğine ilişkin soru üzerine Demirtaş, iğne ucu kadar barış ihtimali gördükleri yerden gireceklerini belirterek, "Biz barış için Kandil'e değil, Fizan'a da gideriz. Yeter ki koşullar oluşturulsun, yeter ki sonuç alabileceğimiz bir noktaya getirebilelim. Hükümet bu savaş politikalarında ısrarcı olduğu sürece HDP Kandil'e 30 defa gitse ne olacak?" diye konuştu.

Demirtaş, Ankara'da HDP Genel Merkezine yapılan saldırının seçime katılımlarını engelleyip engellemeyeceğine ilişkin soruyu, "Hiç etkilemez. Çadır kurarız, 3 saate evraklarımız tamamlarız yine veririz. Arşivimiz ve evraklarımız yakılmış olabilir. Adaylarımız çağrı yaptığımız saate evraklarını yenileyip, getirebilirler" diye yanıtladı.

- ''Biz seçimden kaçmıyoruz, korkmuyoruz"

Demirtaş, "Bölgede seçim yapılacak ortamı var mı?" sorusuna ise bölgedeki güvensizlik ortamının seçimin yapılmasını imkansız hale getirdiğini savunarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ben, 'Seçim olmasın' demedim, çarpıttılar. Ben merak ediyorum Cizre'de, Yüksekova'da bölgenin birçok yerinde nasıl olacak? Durumu ateşkes pozisyonuyla stabil hale getirmezsek, nasıl seçim çalışması olacak, insanlar nasıl oy kullanacak? Onlar 'ne olursa olsun seçim yapacağız' diyor. Biz seçimden kaçmıyor, korkmuyoruz. Ama seçim yaptırmama niyetlerini anlatmaya çalışıyoruz. Bölgedeki durum iyi değil.  Sandık er, geç kurulur. O yüzden sandıktan korkmuyoruz, kaçmıyoruz. Ama koşullar olgunlaşsın diye uğraşıyoruz. 'Seçim yapılmasın veya seçim yapılamaz' diye bir öngörümüz yok. Sadece durum tespiti yaptım."