HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ:

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ:
HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ:
- "Demokratik müzakere masası yeniden kurulmadığı, halkın demokratik yönetime katılma, çözüm taleplerinin gündeme alınıp kabul edilmediği bir zeminde gerçek ve yeni bir anayasa sonucu çıkmaz, çıkarılamaz"

DİYARBAKIR (AA) - HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Demokratik müzakere masası yeniden kurulmadığı, halkın demokratik yönetime katılma, çözüm taleplerinin gündeme alınıp kabul edilmediği bir zeminde gerçek ve yeni bir anayasa sonucu çıkmaz, çıkarılamaz" dedi.

Büyükşehir Belediyesi Toplantı Salonu'nda partisinin milletvekillerine hitap eden Yüksekdağ, Sur'daki sokağa çıkma yasağı ve yaşananlara dikkati çekmek için parti gruplarıyla iki gündür kentte bulunduklarını ve toplantılarını Diyarbakır'da yaptıklarını söyledi.

Yüksekdağ, dün kentte halkla ve parti grubuyla bir demokratik kitle etkinliği gerçekleştirmek istediklerini anlatarak, "Yasalarda da tanımlanmış en demokratik hakkımızı herhangi bir bildirimle, herhangi bir izne tabi olmaksızın gerçekleştireceğimiz, kullanacağımız bir hakkımız, Valilik tarafından bir çırpıda kanunsuz ilan ediliverdi" diye konuştu. 

Aylardır sokağa çıkma yasaklarının hiçbir anayasal dayanağı olmadan kanunsuz bir şekilde uygulandığını savunan Yüksekdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bir darbe anayasasını bile hatırlatmak zorunda bıraktılar bir topluma, muhalefete. 1982 darbe anayasasında dahi kısmen tanınan, kabul edilen bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı. Biz bu topraklarda uygulanan zulmü, bırakalım kanunu, yasayı artık hiçbir kelimeyle dahi tarif edemiyoruz. Aylar boyunca sayısız kentte sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve insanlarımız bütün yaşam alanları hapsedilmiş bir durumda ölümle yaşamın kıyısında tutunmaya mecbur bırakıldı. HDP olarak bu yıkıma ve vahşete sessiz kalmazdık, kalmadık ve kalmayacağız. Zulmün, savaşın, şiddetin gürültüsünün bu kadar yükseldiği, yaşam alanlarımızı, demokrasinin ve barışın sesini boğmaya çalıştığı günlerde tam da işte bu günlerde daha gür ve güçlü bir sesle ve yürekle 'barış, demokrasi' demek gerekir. Bizler, işte bu zulmün karşısında ısrarla ve inatla yine 'barış ve demokrasi' diyoruz."

Kürtlere karşı "özel bir hukuk ve özel bir savaş" ilan edildiğini öne süren Yüksekdağ, "Türkiye kamuoyu bu gerçeğe sırtını dönerse, gözünü kapatırsa herkes kaybeder" ifadesini kullandı. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun operasyonlarla ilgili yaptığı açıklamalara değinen Yüksekdağ, şöyle devam etti: 

"O mahallelerde, o evlerde insanlar var, insanlar. Askeri operasyonla kendi insanını, yurttaşını temizlenecek bir hedef haline getirdiyse sizin iktidarınız, siz artık bitmişsiniz. Bu halkın gözünde sizin bir hükmünüz ve meşruiyetiniz yoktur. Her iktidara gelen hükümet, 'belini kırma, kafasını yarma, kökünü kazma, silindir gibi geçme temizleyip bitirme' operasyonları yaptı. Bu çatışmanın tarihinden daha fazla böyle büyük kapsamlı operasyonlar yapıldı. Hepsinin koca koca isimleri vardı. Hiç kimse o isimleri, o operasyonların adını hatırlamaz şuan ama 30 yıldır o koca koca lafların karşılığı kocaman bir sıfırdır."

Dün hayatını kaybeden 2 kişinin siyah Ranger araçlardan açılan ateş sonucu öldüklerini iddia eden Yüksekdağ, "Siyasi iktidar Kürt halkının yaşadığı topraklara öğretmenlerini, memurlarını çağırma uygulamasıyla başka ülke muamelesi yapmıştır. Burayı Türkiye'den böldü. Bu siyasetin, bu geri çağırma uygulamasının başka bir izahı, açıklaması yoktur" dedi.

- Yeni Anayasa

Yüksekdağ, vatandaşların 1 Kasım seçimlerinde silahların gölgesinde sandıklara gittiğini ve kurtulmak için mecburen AK Parti'yi iktidara getirdiğini iddia etti.

Yeni anayasa yapmak için tartışma zemininin olmadığını her şeyden önce bu zeminin oluşması gerektiğini savunan Yüksekdağ, şöyle konuştu:

"Silah sesinden başka bir ses duymadığımız, öfke, kin, nefret dilinden başka bir dil duymadığımız koşullar içerisinde nasıl bir yeni anayasa yapılacak? Bu tartışmalardan nasıl demokratik bir anayasa çıkacak? Siyasi iktidarın her şeyden önce bu nefret ve ayrımcılık dilini, söylemini durdurup konuşmaya zemin açması gerekiyor. Müzakereye zemin açması gerekiyor."

Yüksekdağ, yaşanan ölümlerin ve sıkıntıların gerçek nedeninin konuşma ve diyalog zemininin ortadan kaldırılması olduğunu ileri sürdü. 

Yeni yapılacak anayasanın demokratik olması gerektiğini belirten Figen Yüksekdağ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu yeni anayasanın demokratik müzakere zemini üzerinden geliştirilmesi ve ele alınması gerekir. Demokratik müzakere masası yeniden kurulmadığı, halkın demokratik yönetime katılma, çözüm taleplerinin gündeme alınıp kabul edilmediği bir zeminde gerçek ve yeni bir anayasa sonucu çıkmaz, çıkarılamaz. Bizler, bir AKP, saray anayasası değil, demokratik Türkiye anayasası istiyoruz. Bunun konuşulabileceği tek zemin de demokratik müzakere zeminidir. Çözüm ve diyalog kanallarının yeniden açılması ve demokrasi, müzakere çıtasını yükselterek yeni bir demokratik rejimin temeli olacak görüşmelerin sürecin başlatılmasıdır. Artık bu halka ölümü gösterip sıtmaya razı edemezsiniz."