Yasin Börü davası

Yasin Börü davası
Yasin Börü davası
- Diyarbakır'da geçen yılki izinsiz gösterilerde Börü, Dakak, Güneş ve Gökguz'un öldürülmesine ilişkin 21'i tutuklu 34 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması için müdahil avukat ile bazı sivil toplum kuruluşları destek çağrısında bulundu - Davaya müdahil olan Avukat Yıldırım: "Yarın Yusuf Er'in teşhisi ve ifadesi olacak. Bu şekilde olayın daha ayrıntılı tespit edilmesi söz konusu olabilir" - Şehitler Kervanı Platformu Başkanı Çelik: "O kadar silahlı insanın bir araya gelmesi tesadüfen oluşan bir olay değildir"

DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'da geçen yılki izinsiz gösterilerde Börü, Dakak, Güneş ve Gökguz'un öldürülmesine ilişkin 21'i tutuklu 34 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması için müdahil avukat ile bazı sivil toplum kuruluşları destek çağrısında bulundu.

Davanın, güvenlik gerekçesiyle nakledildiği Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki ikinci duruşması öncesi, Diyarbakır'da bulunan bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve davaya müdahil olan avukat Nesip Yıldırım, destek çağrısı yaptı.

Avukat Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yasin Börü davasının vicdanların ezildiği ve masum insanların katledildiği bir dava olduğunu belirtti.

"Bu suç organize bir suçtur, masum birkaç insanın yapmış olduğu bir dosya değil" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Mağdur avukatları olarak talebimiz hak edenlerin kesin olarak hak ettikleri cezaya çarptırılmalarıdır. Burada insanlığa karşı suçlar babında çok ağır bir suç işlendiğini düşünüyoruz. Mağdur avukatları olarak ilk aşamada tahliye olan, zılgıt çekip insanları tahrik ederek oradaki ölümlerin müsebbibi olan bir kadın ve bazıları serbest bırakıldı. Bu insanların da tekrar tutuklanmaları ve suça karıştıkları için cezalandırılmaları gerektiğinin düşünüyoruz."

 

- "Yusuf Er'de tanık olarak dinlenecek"

Adil bir yargılanmanın olmasını ve hak edilen cezaların verilmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Yarın ki duruşmanın en önemli özelliklerinden biri de mağdur olan, aynı zamanda tanık olan ve ağır yaralanan Yusuf Er'dir. Oradaki şahısların hepsi suçlarını inkar ediyor. Yarın Yusuf Er'in teşhisi ve ifadesi olacak. Belki bu şekilde olayın daha ayrıntılı tespit edilmesi söz konusu olabilir" dedi.

Yıldırım, Kobani bahaneli olaylarda legal veya illegal olarak azmettirenlerin etkin bir şekilde soruşturulması, bu suça katkıları nedeniyle yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerektiğini kaydetti. İlk duruşmaya birçok farklı grupların destek verdiğini dile getiren Yıldırım, dosyanın vicdanları kanatan bir yara olması nedeniyle vatandaşların aynı duyarlılıkla takip etmesini istedi.

Şehitler Kervanı Platformu Başkanı Ömer Çelik de Yasin Börü ve arkadaşlarının davasına destek verilmesi çağrısında bulundu. 

Bu tür davaların topluma mal edilmiş davalar olduğunu, üzerinde ciddiyetle durulmadığı taktirde adaletin ciddi anlamda zedeleneceğini savunarak, "Tutuklamalar olduğu zaman emniyet ve savcılığın açıklamalarına göre, Yusuf Er ile itirafçının ifadesi örtüştü. Yakalananların olaya katılanlar olduğu ifade edilmişti. Daha sonra sahte ve düzmece evraklarla o insanların olayın olduğu gün orada olmadığı öne sürüldü. Mahkeme, Yusuf Er'in ve şehit yakınlarının ifadelerine rağmen maalesef bir çok insanı serbest bıraktı" diye konuştu.

 

- "Suça teşvik edenler de yargılanmalı"

Tutuklanan sanıkları suça teşvik eden kişilerin de yargılanması gerektiğini kaydeden Çelik, şunları söyledi:

"6-7 Ekim olaylarının öncesine baktığımız zaman HDP'nin, Selahattin Demirtaş'ın, Zübeyde Zümrüt'ün ve Gültan Kışanak'ın çağrıları, toplumu tahrik edici ve suça teşvik edici niteliktedir. 'Her yer Kobani olsun, siz de burada katliam yapın' diyenler ile ilgili ciddi bir soruşturmanın açılmaması bizi üzüyor. Mahkemeden isteğimiz, o insanları suça teşvik edenlerin de yargılanmasıdır." 

Bütün duyarlı sivil toplum örgütlerini, vatandaşları ve hukukçuları davaya sahip çıkmaya çağırdıklarını aktaran Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

"Olayın işleniş biçimine bakıldığında balkondan iple komando tarzı bir şekilde aşağıya inmek sıradan bir gencin yapabileceği bir şey değildir. O kadar silahlı insanın bir araya gelmesi tesadüfen oluşan bir olay değildir. Organizeli bir yapının tertip ettiği bir olaydır. Dolayısıyla olayı adli bir vaka gibi görmek, hukuk açısından ayrı bir cinayettir."