scorecardresearch.com

Aldatılma acısı ölümden de beter

Aldatılma acısı ölümden de beter
Ölüm acısı bile zamanla hafifliyor. Ama aldatılma travması kolay çözülmüyor. Çünkü aldatılmada terk, hakaret, kızgınlık gibi karışık, çok sayıda duygu var
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

Erkekler, her üç dakikada bir seks düşünüyormuş! Onu aldatmaya meyilli hale getiren de işte bu. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Psikolog Emre Konuk, erkeğin aksine aldatan kadının kocasıyla sevişemediğini, vicdani muhasebeye girdiğini söylüyor ve “Kadının kalbinde iki kişiye yer yoktur. Aldatma durumunda ya eşinden ayrılır ya da kocasını aldattığı kişiyi bırakamaz ama eşiyle de cinsel ilişkiye girmez” diyor.

Evlilik ve birlikteliklerdeki aldatma arasında fark var mı?
Yaşanan acı ve ilişkiyi bitirmek açısından fark var. Evlilik neticede bir müessese ve bugün yarın ‘Hadi eyvallah’ diyemiyorsunuz. Birincisi evlilikte yasalarla bağlısınız, ikincisi duygusal olarak da çok uzun ömürlü, vadeli bir yatırım yapmışsınızdır. Bu nedenle evlilikteki aldatmaların daha ağır yaşandığını, ama birlikteliği korumak açısından da daha fazla gayret gösterildiğini söyleyebilirim. Böyle bir taahhüde girilmemiş birlikteliklerde bırakma, “Hadi eyvallah. Beni aldatan adamla olamam” denebiliyor ve acıyı daha kolay atlatmak mümkün oluyor. Eşin, nispeten daha genç kadınlarla aldatıldığını izlenim olarak söyleyebilirim.

Kadının veya erkeğin aldatması arasında ne fark var?
Kadın ve erkeğin yetiştirilişinde ciddi fark var. Erkek belli bir yaşa geldiğinde komşunun kızına sarılıp yanağından öptüğünde baba, dayı, amca vs. ‘Kime çekmiş bakayım’, ‘Aferin’, ‘Adam olacak çocuk öpüşünden bellidir’ gibi tepkiler verebiliyor. Daha büyüdükçe ergen oldukça kızla birlikte olmak destekleniyor. Bir kıza bağlandığında ‘Ne oluyor?’ deniyor. Hatta birkaç tane kız arkadaşı arka arkaya olursa ‘Vay benim zampara oğlum’ şeklinde desteklenebiliyor. Cinsel ilişki onaylanıyor. Erkeğin cinsel ilişki deneyimi yoksa dayılar, amcalar ailenin akil adamları biraraya gelip ‘Ne olacak bu oğlanın hali? sen mi götürürsün, ben mi götürürüm geneleve?’ tarzında muhabbetler edilir.
Erkek olarak eğitilirken kadınlarla sık sık ilişkide bulunabilmek iyi bir şey olarak görülüyor. Kötü olan kısmı, ‘Karın kızar’dır. Aldatan erkeğe dışardan pek bir baskı olmaz. Erkek aldatmayı etik mesele olarak görmez.

Aldatan kadın kocayla sevişmez
Kadın ise küçüklükten itibaren bir erkeğe hizmet ve servis vermek üzere yetiştiriliyor. Sık sık erkek arkadaş değiştirmesi kabul edilen, desteklenen bir şey değil. ‘Biliyor musun anne, gittim erkek arkadaşımla yattım’ durumu olmuyor. Ama erkek bunu anlattığında herkesin gözü parlıyor.
Bir kadın şu veya bu şekilde evli ve bir erkeğe eğilimi oluyorsa bu cinsel anlamda olmasa ve duygusal boyutta yürüse bile kocasıyla artık rahat sevişemiyor. Yapamıyor kadın bunu, içi elvermiyor, zorlanıyor. Kadının kalbinde iki erkeğe duygusal bağlılık pek olmuyor. Kadın sevgili bulduğunda iki şey yapıyor: Ya kocayla ilişkisini kesiyor ya da sevgiliyle devam ediyor ama eşiyle cinsel ilişkide bulunmuyor. İkisini birden yapmakta ciddi bir zorlanma oluyor kadında.

Bu, kadın cinsinın yapısıyla mı ilgili, yoksa öğrenilmiş bir şey mi?
Büyük ölçüde öğrenilmiş şeylerin etkisi var. Bu kadar kolay kabul edildiğine göre genetik bazın olması ihtimali de yüksek. Kadınlar, radikal bir ortamda yetişiyor olsalardı inanıyorum ki erkeklere benzer bir resim çıkardı.

Eşini, bekâr veya evli biriyle aldatmak arasında fark var mı?
Kocasının kendisinden daha genç yaşta bir kadınla birlikte olması kadında acıyı ciddi biçimde artırıyor. Kadın yaşlandığını, çirkin olduğunu düşünüyor. Zaten bir seçim var ortada ve bir de kadın gençse teori gerçekleşmiş oluyor. Daha genç yaşta ve bekâr olması kadının sıkıntısını artırıyor. Çünkü kadın, eşinin kendisini bırakacağını ve diğer kadına gideceğini düşünüyor. Eğer evli olursa korku biraz daha azalıyor.

Erkek, eşini evli bir kadınla aldattığında onu başka bir erkekle paylaştığını düşünmüyor mu?
Kadını paylaştığı bir şey olarak yaşamıyor erkek, çaldığı bir şey olarak yaşıyor. Birine ait bir şeyi çalmış, ele geçirmiş oluyor. Bir kadınla ilişki kursa ve o kadın gidip başkasıyla ilişki kursa muhtemelen erkek depresyona girer. Ama, başkasına ‘ait’ bir şeyi aldığı için bunu dert edinmiyor.

Aldatılma durumunda doğru strateji nedir?
Hayatta en büyük acı bir yakınını kaybetmektir denir. Ruhunuzun bir tarafı bilir ki 15 gün ya da 30 gün sonra bu acı hafifleyecektir. Çünkü doğduğumuzdan beri ölümlere tanık oluyoruz ve görüyoruz ki insanlar bir müddet yasını tutuyor sonra denize, sinemaya gidiyor. Hayat bunu gerektirir. Tek bir duygudur ölüm acısı. Aldatma böyle bir şey değil. Karışık duygular işin içine gidiyor. Terk, dışlanma, hakaret, kızgınlık gibi çok sayıda sıkıntı veren duygu oluyor. Dışlanma ve onaylanmama, genetik mirası yüzde 100 olan bir şey. Çünkü 500 bin yıl önce, dışlanma olduğunda, yani annen seni reddettiğinde bu ölüm demekti. O tür devam etmiyordu. Dışlanmayan ve yapışanların soyu devam ediyordu.
Makul bir süre içinde eşini sürekli bu nedenle suçluyorsan, bir türlü unutamıyorsan vs. travmayla uğraşan bir uzmana gitmekte fayda var. Bu durumda iş kolaylaşır. Öbür türlü travma sonrası stres bozukluğu olur. Vietnam sendromu dediğimiz şey tam da bu. Yani Vietnam’da yıllar önce bomba yemesine karşın o stresi yaşayan ve atlatamayanların durumundan farkınız olmuyor.
Diyelim ki deniz kazası geçirdiniz, denize giremiyorsunuz, uçak türbülansa kapıldı artık uçağa binemiyorsunuz, eşiniz sizi aldattı bir daha ona yaklaşamıyorsunuz... Zihinsel süreç bunların tümünde aynıdır. Aldatılmanın yarattığı stres uzamışsa, kronik hale gelmişse çözülmesi zorlaşıyor. Aldatılma travmasını çözüyoruz ama bazen bir yere geliyoruz ve duruyor.
Bir vakâda kadına, ‘Bu kötü duygu sıfırlanırsa ve tamamen kafanızdan çıkarsa ne sonuç cıkar ortaya?’ diye sordum, ‘Yanına kalır’ dedi.
Kadın bazen o acıyı da bırakmak istemiyor. Çünkü o acı sayesinde hayatı, kendisini aldatan kişiye zehir ediyor. Terapiste gidecek, yaşadığı travma sıfırlanacak, adam rahat rahat dolaşacak, beyefendi keyif çatacak, hasta olarak nitelendirilen, acı çeken kişi kendisi olacak diye düşünüyor.
***
‘Zemin müsaitse her erkek aldatır’
Aldatma nedenleri neler olabilir?
Erkek tayfasının zaten ciddi bir eğilimi var aldatmaya karşı. Araştırmalara göre erkek, her üç-beş dakikada bir kadın ve seks düşünüyor. Üç-beş saat değil bu. Yolda yürürken, yalnız otururken, bir iş yaparken... Üç-beş dakikada bir, bir şeyi çok düşünüyorsan ‘sarmışsın’ demektir. Başka bir şey olsa teşhis koyarlar, obsesif derler adama. Erkeklerinki obsesiflik olmuyor, bu bir eğilim. Erkek karısını bu eğilim nedeniyle aldatıyor.
Aldatan erkek tiplerine baktığınızda ‘şeytana uyan’ları görürsünüz. Bu ‘tiplerin’ aldatma için sağlam gerekçeleri yoktur, aileden ve eşten ilgi görüyordur ama aldatmıştır. Neticede iyi bir şey yapmadığını kabul eder. Bizim için çözümü en kolay vakalardır. Biz, kadının travmasını tamir ederiz.

Aldatmadan duramayanlar
İkinci ‘tipler’ playboy’lardır. Aldatmadan duramazlar. Bir kadın onlara ilgi gösteriyorsa mutlaka onun yatakta bitmesi gerektiği düşünülür. Bunların her biri onun için ‘skor’dur. Bu vakâları çözmek zor. O insan dönüp ‘Ya bende bir gariplik var, gül gibi ailem var. Ben niye bunu yapıyorum?’ demez. Bu tip bir adamla birlikteyseniz bilmelisiniz ki aldatılacaksınız. Playboy’lar, çok iyi âşık, arkadaş olurlar. Bir kadının gönlünü çelecek metodları çok iyi bilirler; bakışlarından, elini tutuşuna, aldığı hediyelere, onu düşünmesine kadar. Hakikaten bu tipler çok iyi âşık olur ve karşılarındakini düşünürler. Ama bir dönem için. Çok cazip insanlardır ama duyguları geçicicidir.

Aldatma durumunda ailelerin devreye girmesi doğru mu?
İyi yönetilirse doğrudur. Her iki tarafın ailesi de durumdan haberdar edilebilir. Doğru müdahale edilirse çok restore edici olur. Çoğu ailede de akil adamlar vardır, onlar hemen devreye girer ve ekibini kurar. Baldız görümce vs. Bir grup kadına, bir grup erkeğe gönderilir. Ailenin kadınları destek olur.

Çiftin cinsel sorunlarının olması aldatma için sağlam bir neden mi?
Cinsel ilişki kesilir ama çok iyi bir duygusal ilişki vardır. O zaman aldatma riski fazlalaşmıyor. Cinsel ilişki var ama duygusal taraf bitmiş. Kadın yine yönelmiyor, çünkü zaten kadın cinselliğin peşinde değil. Erkek için sorun uzarsa daha fazla kadınları düşünür ve tavlanır hale gelir deniyor. Klasik aile sorunları, şiddet olması da aldatmaya zemin hazırlar.

Her erkek aldatır mı?
Hayır, aldatma eğilimi olabilir. Zemin müsait, genetik miras da uygunsa aldatmaya meyillidir. Evliyken bir başka kadınla ilişki kurmaya zemini açıktır. Erkeklerin böyle bir tarafı var. Kurmuyorsa sıkıntı yaşayacağını bildiği içindir.
***
Evliliğin geleceğini anlamak için 10 dakika
Psikolog John Gottman çok sayıda çifti inceledikten sonra artık bir çiftin mutlu bir evliliği olup olmayacağın, boşanıp boşanmayacağını 10 dakikada yüzde 94 oranında doğru tahmin ediyor. Bunun için Gottman’ın yararlandığı kriteler var. Eğer bir ilişkide bu kriterler varsa sonuç genelde boşanma oluyor:
1. Sert başlangıç: Tartışmalar sert başladığında arada bir sürü ‘hoşlaştırma’ grişimi olsa bile, kaçınılmaz olarak olumsuz bir havada sona eriyor. Sert başlangıç sizi başarısızlığa mahkum eder. Dolayısıyla tartışmaya sert başladığınızda, ‘fişi çekip’ bir ara verdikten sonra yeniden denemekte yarar var.
2. Eleştiri: “Dün gece bulaşıkları yıkamadığın için sana çok kızgınım. Bu işi sırayla yapacağımız konusunda anlaşmıştık” cümlesi bir yakınmayı; “Niçin bu kadar unutkansın. Sıra sende olduğu halde bulaşıkları yıkamak zorunda kalıyorum ve bu beni deli ediyor. Hiç umursamıyorsun!” cümlesi ise eleştiridir. Yakınma, belirli bir davranış üzerinde odaklanır, eleştiri suçlama ve genel karaktere yöneliktir. Eleştiri yaygınlaşırsa kötü sonuçlara yol açar. 
3. Hor görme: İğneleme, kuşkuculuk, hor görme biçimleridir. Sıfat yakıştırma, göz devirme, küçümseme, alay etme ve kara mizah da öyledir. Hor görme, tiksinmeyi ima ettiği için ilişkiyi zehirler. Hor görme, kaçınılmaz olarak uzlaşma yerine daha fazla çatışmaya yol açar. Birbirini hor gören çiftlerin bulaşıcı hastalıkara (soğuk algınlığı, grip vs) yakalanma olasılığı, diğer insanlarınkinden daha yüksektir.
4. Kendini savunma: Kocasının kötü davrandığı eş kendini savunabilir. Kendini savunma bir çeşit karşı tarafı suçlamadır. Söylenen şey, “Sorun bende değil, sende”dir. Savunmacılık çatışmayı tırmandırır.
5. Duvar örme: İşten eve döndüğünde eşinin eleştirileriyle karşılaşan ve gazetenin arkasına saklanan bir koca, ne kadar az tepki verirse karısı da o kadar çok bağırır. Sonunda adam ayağa kalkıp odayı terk eder. Karısıyla yüzleşmek yerine bağlantıyı keser. Duvar örme daha çok erkeklerde yaygın ve bu aşama evliliğin ilerleyen evrelerinde görülür.
6. Dolup taşmak: İnsanlar genellikle dolup taşma hissine karşı bir koruma olarak duvar örer. Dolup taşmanız eşinizin olumsuz tavrının - eleştiri, hor görme, kendini savunma kisvesi altında olabilir - sizi sarsacak kadar bunaltıcı ya da ani olduğu anlamına gelir.
7. Beden dili: Çiftlerin tartışma sırasındaki fiziksel değişikliklerine bakıldığında durumun sıkıntı vericiliği de ortaya çıkar. Kalp hızı 165’e çıkabilir (30 yaşlarındaki bir erkeğin tipik nabzı 76, kadının ise 82’dir). Eşlerden biri tartışma sırasında sık sık dolup taşıyorsa boşanacaklarını öngörmek zor değil. Tekrarlanan taşma sahneleri iki nedenle boşanmaya yol açar. Birincisi eşlerden an azından birinin ötekiyle uğraşırken şiddetli bir duygusal gerginlik hisetmesi, ikincisi ise taştığını hissetmenin fiziksel duyumları - kalp hızındaki artış, terleme vs- verimli, sorun çözücü bir tartışmayı neredeyse olanaksız kılması.
8. Başarısız onarma girişimleri: Onarma girişimleri sadece eşler arasındaki gerilimi azalttığı için değil, stres düzeyini düşürerek kalp atışının hızlanmasını ve taşma hissini engellediği için de evlilikleri korur. Eşler birbirlerini aşağılayıp kendilerini savundukça taşma daha da sıklaşır ve onarma girişimini işitip karşılık vermek iyice zorlaşır. Duygusal zekânın hâkim olduğu evliliklerde onarma başarısı yüksek. Örneğin tartışma sırasında çiftlerden biri diğerine dil çıkarıyor, bazıları gülüyor, bazıları özür diliyor...
9. Kötü anılar: Evlilik iyi gitmiyorsa geçmiş yeniden ve en kötü biçimiyle yazılır. Kadın, kocasının nikâh törenine geciktiğini, veya doğumdan sonra ona yeterince destek olmadığını hatırlar. Mutlu bir evlilikte erkek karısının giysisini kuru temizlemeciden almayı unutmuşsa, kadın muhtemelen, “Kocam son zamanlarda büyük stres altında, o yüzden unutuyor” diye düşünür. Mutsuz bir evlilikte ise “Benden ne istiyor?” şeklinde algılama olabilir.
Bütün bu kriterler bir araya gelmişse boşanma kaçınılmaz olur. Ama belki de henüz her şey bitmiş değildir. Evliliğinize ikinci bir şans tanıyabilirsiniz.
***
Sızlanan eşinizi destekleyin
Aşağıdaki senaryolara uygun yanıtlar vermeye çalışın.
1. Eşiniz, iki ay önce aldığı borcu ödemediği için kız kardeşi ona bağırmış. Kardeşinin davranışı eşinizi gerçekten kızdırmış ve üzmüş.
2. Kocanız eve dönerken hız sınırını aşıp ceza yemiş. Bu nedenle sinirli ve söyleniyor.
3. Eşiniz bir iş görüşmesine geç gittiği için işi alamayacağı endişesi taşıyor ve ‘Ne kadar aptalım!’ diyor.
4. Kocanız patronundan zam istemiş ve geri çevrilmiş. Patronun ofisinden çıkarken de tozu dumana katmış. Patronunun bunu kendisine karşı kullanmasından endişe ediyor.

Örnek yanıtlar
1. ‘Seni incittiği için üzüldüm.’
(ya da ‘Ah canım.’)
2. ‘Ne kötü, büyük haksızlık!’
(Ya da ‘Ah canım.’)
3. ‘Aptallık değil canım, bu
herkesin başına gelebilir.’ (Ya da
‘Ah canım.’)
4. ‘Seni anlıyorum.’ (ya da
‘Ah canım.’)
Kimse, sizi eşinizden iyi tanıyamaz. Bazen tavsiye, tam da aradığınız şey olabilir. Gergin olduğunuzda en iyi strateji, birbirinizden ne istediğinizi konuşmaktır. Evlilik, dans gibidir. Bazen sevdiğinize doğru çekilmek, bazen de geri çekilmek gerekebilir.

YARIN: Doğru evlilik yapmak


ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/8813718813710

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.