Günde beş bardak çay yararlı

Günde beş bardak çay yararlı
Günde beş bardak çay yararlı
Ömrümüzü nasıl kısaltıyoruz, neler yaparak uzatmak mümkün? Prof. Dr. Bingür Sönmez, tavsiyeleriyle sağlıklı bir hayat için püf noktaları öneriyor
Haber: FERHAN KAYA POROY - fkaya@doganburda.com / Arşivi

Ömrü kısaltan hatalar neler?
En önemli hatalarımızdan biri hareketsiz olmamız. Obezite aldı başını gidiyor. Beş kadından ikisi, dört erkekten biri obez. Yeni nesil 20 yıl sonra büyük oranda obezite sorunu yaşayacak. Bu şişmanlık, çocuklara metabolik sendrom riski de yükleyecek ve kalpten ölümler daha üst seviyelere çıkacak! Hiç yürüyüş yapmıyoruz. Bir yandan da hak veriyorum hastalarıma, İstanbul’da yürüyüş yapmak mümkün değil. Çünkü çok engebeli bir şehirde yaşıyoruz. Örneğin bizim hastanenin bulunduğu yerden Aksaray’a kadar yürümeye kalksanız, birkaç kez yokuş inip çıkmanız gerekecek. Yollarımız pek teşvik edici olmasa da bahaneleri bir kenara bırakarak, bir süreliğine sahile inebiliriz mesela. Eğer dört-beş kez üst üste yürürseniz, o yürüyüşün size kazandırdığı endorfin hormonu alışkanlık yapar ve hep yürürsünüz. Beslenmemiz kolesterol ve şeker ağırlıklı. Tatlısız masadan kalkmıyoruz. Rafine gıdalar yerine doğal gıdaları tercih etmeli, kendimizi etten ve proteinden çok uzak tutmamalıyız. Beyaz pirinç yerine eski günlerdeki gibi bulguru baş tacı yapmalıyız. Çok sigara içiyoruz! Dumansız hava sahası kampanyalarının çok faydası oldu ama yine de Batı ülkelerine göre çok sigara içiyoruz. Bu kampanyaların göz ardı edilen bir zararı da oldu. Sigara içme yaşı çok aşağılara indi. Çocukların meşhur merakları ortaya çıktı. Bu kadar çok konuşulan bir olay merak yarattı ve son araştırmalara göre sigaraya başlama yaşı ilkokul 3. sınıf seviyesine kadar indi. Sevgimiz çok eksik. Sevgi insanın endorfin hormonunu yükseltir. Kin, nefret, kavga... Bunlar insana sadece zarar verir. Bu kavgalar adrenalin seviyesini yükseltiyor ve kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor. 

Alkol de sigara kadar zararlı mı?
Alkol için çok spekülasyonlar var. Sigara kesinlikle çok zararlı ama alkol için aynı katı kurallar geçerli değil. Hastanın kan yağları, özellikle trigliserid yüksek değilse, haftada iki-üç kez, bir duble damıtılmış içki ya da bir bardak kırmızı şarap içilebilir. Bu biraz yanlış anlaşılıyor. Sanki içmesi gerekir diyormuşuz gibi ama söylemek istediğimiz, “İsterseniz içebilirsiniz” şeklinde. Özellikle kırmızı şaraptaki kırmızı rengi veren madde antioksidan olduğu için yararlı olduğu söyleniyor. 

Peki diğer kırmızı sebzeler?
Tabiatta kırmızı olan her şey çok faydalı! Kırmızı turp, kırmızı elma, kiraz, vişne, pancar, nar, domates. Tabiatta kırmızı boya harikalar yaratıyor. Çay bile renginden dolayı çok faydalı. “İçinde kırmızı olan her şeyi tüketin” diyorum ben. Kırmızının rengi ne kadar koyu ise yararı da o kadar fazla oluyor üstelik. Antioksidan etki gösteriyor ve damarların kireçlenmesini önlüyor, genç kalmasını sağlıyor. 

Başka nelerde var bu antioksidanlar?
Yüksekte yetişen bitkilerde daha çok antioksidan madde var. Mesela çay… Güneşin ışınlarından kendini koruyabilmek için antioksidan maddeler depoluyor bu tip bitkiler. Siz de o bitkiyi yediğiniz veya suyunu içtiğinizde vücudunuza bu antioksidanları depolamış oluyorsunuz. Antioksidanlar da damarların oksitlenmesini, yani paslanmasını önlüyor. 

Eskiden çay, kalp hastasına zararlı idi. “Açık çay için, o da bir bardak” derlerdi.
O da değişti. Günde beş bardak orta demde çay yararlıdır. Bir tek çarpıntısı olan hastalarda, çarpıntıyı artırabileceğinden içilmemesi gerekir. Kahve konusunda da eskisi kadar tutucu değiliz. Kahvenin yüksek tansiyona neden olmadığını biliyoruz. Günde bir ya da iki fincan kahve, çarpıntısı olmayan hastalar tarafından tüketilmelidir. 

Yaşlanmanın yaşı var mı?
60 yaşın üzerinde damarda sertliğin başlaması doğal seyirdir. Bu tip hastaların 65 yaşında stentleri konur. 70’li yaşlarında by-pass ameliyatı yapılır ve doğal ömrünü sürer. Ama bizi üzen, sıra dışı olan, 40-45 yaş civarında stent taktığımız veya by-pass yapmak zorunda kaldığımız insanlar. Bu tip hastalarda önü alınamaz, hızlandırılmış bir damar sertliği hastalığı var. Biz ameliyat yaptığımızda da hastalığı ortadan kaldıramıyoruz. Süreç devam ediyor, sadece o dönem için çözüm getiriyoruz sıkıntılarına. Neticeye mi bakalım, sürece mi bakalım dersek; biz sürece bakıyoruz. Eğer bir gün yağların damarın cidarına girmesini önleyecek bir ilaç bulursak, ki bu iyi huylu kolesterol HDL’dir, bir preparatla veya serumla bunu damarları yıkamak için kullanırsak ve vücudumuzdaki HDL miktarını artırmayı başarırsak işte o zaman 150 yaşına kadar yaşayabilir insan.

Bir de çok telaşlandıran bir e-mail dolaşıyor ortada. 40 yaşlarda bir adam, gece göğsünde ağrı ile uyanıyor. Hemen ambulans çağırılıyor. Başucunda iki tane Aspirin var, karısı onu veriyor. Bir yerde okumuş kalp krizi sırasında işe yarar diye. Hastaneye ulaşıyorlar. Ve doktor diyor ki “Eğer Aspirin’i vermeseydiniz ölebilirdi” Bu doğru mu? Olabilir mi?Evet, doğru olabilir. Kalp hastalıklarında her türlü ilaç tartışıldı. Dozu, içeriği vs.. Ama Aspirin her zaman vazgeçilmez oldu. Hem kronik tedavide hem de kalp hastalıklarını önlemede altın standart diyebiliriz. Kalp krizi ile acil gelen hastaya iki tane Aspirin verilmesi hayat kurtarıcı bir etki yaratabilir. Bir evde sizin dediğiniz gibi özellikle de 40 yaşın üzerinde insanlar varsa bir kutu bebek Aspirin’i mutlaka bulundurulmalı. Hatta sadece bulundurulmamalı günde 1 tane mutlaka içilmeli. 

Yarın: Yoğun bakımda kefir, yumurta, ısırgan otu tedavisi… Ameliyattan sonra seks ne zaman?

‘Ameliyattan sonra kocamın huyu değişecek mi?’
Hasta yakınlarından en sık duyduklarım “Hocam ameliyattan sonra kocamın huyu değişecek mi?” veya “Babam çok sinirli oldu”... Bir ameliyat düşünün, ölümle kalım arasındasınız. Büyük bir stres... Bu nedenle hastaya zor döneminde hassas yaklaşmak gerekiyor. Ama durum şöyle: 55 yaşında bir erkek. Hayatının tırmanışında üst noktalara ulaşmış. Bir sabah göğsüne ağrı giriyor. Bana geliyor, “Anjiyo” diyorum. Anjiyosunu görüyorum, “Ameliyat” diyorum. Adam şaşırıyor. Borcu var, yatırımı var, yapılacak işleri var, çocukların okulu var. Önce reddetme psikolojisi var: “Benim hastalığım yok!” Acı gerçek bir süre sonra kabulleniliyor. Bu kez de suçlama duygusu başlıyor. “Karım yüzünden hasta oldum. Bana hep kötü davrandı, istekleri bitmedi. Patron çok kötü, enflasyon, meslekteki başarısızlık neden oldu” gibi suçlamalar yapılıyor. Bir süre sonra bunu da yeniyoruz. Sonuçta ameliyat oluyor, gözünü açtığında “Çok şükür güneş doğmuş. İyi ama bugün yapmam gereken çok şey var. Çocukların sınavları ne oldu? Ne zaman işe gidebilirim? Borçları nasıl kapatacağım?” gibi sorularla kafasını doldurmaya başlıyor. Üçüncü gün odasında bilgisayarından iş takibi yapanlar biliyorum. Tabii bu yüzden depresyona giriyor. Bir süre sonra bundan yorulup “Tamam, bittim artık” diyor. Bir anda bulunduğu yerden, işten, ailesinden uzaklaşanlar, güneye, Ege’ye yerleşenler oluyor. Bu geçici bir depresif dönem. Aile bağları, arkadaşları iyiyse, hep şu tavsiyede bulunuyorum: “Nazını bir süre çekin, eski günlerine dönecek”.

Doğru besin takviyeleri neler?
1-Balık yağı
Günde 1 gram Omega 3 mutlaka olmalı. 20 yaşın üzerindeki herkes balık yağı kullanmalı. Özellikle de organik olmayan bir beslenme düzeni olanların balık yağını ihmal etmemesi gerekir. Kalp sağlığı açısından, kanserojen besinlerle mücadele açısından, kan sulanması, beyin faaliyetleri ve göz sağlığı için çok önemli.

2- E vitamini
Günde 200 ünite E vitamini alınmasını ben öneriyorum. Direkt olarak E vitaminin bir faydası olmadığını iddia edenler var. Ama balık yağı ile birlikte E vitamini alınıyorsa balık yağının etkisini daha da güçlendirdiğine dair bilimsel yayınlar var. 

3-Selenyum ve magnezyum
Bunlar da vücutta takviye edilmesi gereken vitaminler arasında. Bunları direkt olarak sudan veya yiyeceklerden yeterli miktarda almamız mümkün olmadığından takviyesi gerekli. Çoklu vitaminlerin içinden mevcut ve dozları da günlük kullanım için yeterli. 

4- B vitamini
Bu da kansızlığı önlemek için önemlidir. Test sonucu belirlenen büyük eksikliklerde özel takviyeleri yapılabilir ama B vitamini de yine multivitaminlerin içinde yer alıyor. Homesisteini düşürebilmek için de B vitaminine ihtiyaç vardır. Homosistein de kolesterol kadar önemli bir maddedir.


    ETİKETLER:

    Altın

    ,

    Ağrı

    ,

    Aksaray

    ,

    Ege

    ,

    Cunda

    ,

    Beyaz

    ,

    hayat