Güney Osetya: Savaşın yetim tarafı

Güney Osetya: Savaşın yetim tarafı
Güney Osetya: Savaşın yetim tarafı
Gürcistan'ın 7 Ağustos'tan itibaren iki gün boyunca bombaladığı Güney Osetya'nın başkenti Sinval hayalet şehri andırıyor. Kentte yüzlerce ev yerle yeksan olurken savaştan zarar görmeyen bina sanki kalmamış. Ölülerini gömen halk şimdi enkazdan kalkıp yeni yaşam kurma savaşı veriyor
Haber: FEHİM TAŞTEKİN / Arşivi

BAŞLARKEN
Gürcistan’ın Amerikan destekli milliyetçi Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin Gürcü kökenli Sovyet diktatörü Joseph Stalin’in Tiflis’e armağan ettiği Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlık hülyalarına son verip yeniden ‘toprak bütünlüğünü’ sağlamak için Kafkasya’nın savaş tarihine yeni bir çentik attı. 7 Ağustos’ta Güney Osetya’nın başkenti Sinval’e havadan ve karadan bombardıman başlatan Saakaşvili’nin hesabını Rus barış gücü askerlerinin de hedef olması nedeniyle hemen savaşa müdahil olan ‘büyük patron’ Rusya bozdu. Saakaşvili Kafkasya’da oynadığı kumarı kaybederken matruşkadan bağımsızlıkları tanınmış iki devlet çıktı: Abhazya ve Güney Osetya. 400 yıldır Kafkas halklarını nice savaş ve sürgünlerle yoğurmuş Rusya, ilk kez iki Kafkas halkının alnına hayat öpücüğü kondurmuş oldu. Moskova tarafından bağımsız devlet olarak tanınmak, evleri başlarına yıkılan ve yaklaşık 2 bin 300 kayıp veren Osetler için teselli olurken, Abhazlar çifte bayram yapıyor; Hem 1992-1993 savaşında kontrolü Gürcistan’a kaptırdıkları Kodor Vadisi’ni savaşmadan geri almış oldular, hem de ‘Belki torunlarımız görür’ dedikleri bağımsızlığın ‘uluslararası tanınması’ hedefine bir adım daha yaklaştılar.
Yıkılan Güney Osetya’yı ve dirilen Abhazya’yı görmek için Kafkasya’daydık. Osetya’dan kalan enkaza tanıklık edip Abhazların sevinçlerini paylaştık... Rusya’nın vize çilesiyle bölgeye geç intikal etsek de Güney Osetya’da bitmiş olan savaş hâlâ yakıcıydı; halk acılar ve enkazdan kurtulup yeniden hayata tutunmanın savaşını veriyordu. Fırsat bu fırsat Gürcü güçlerini Abhazya’dan kovan Abhazların sevinci ise dipdiriydi. Her iki kesimde de ‘Gürcülerle bir daha asla bir arada yaşayamayız’ sözü sanki parolaya dönüşürken, Rusya artık ‘kurtarıcı’ güç olarak zihinlere yerleşiyor.
 

SİNVAL -  Maya Gaçmazeva düne kadar kendisine sımsıcak bir yuvayken bir gecede harabeye dönen tarihi binayı gösterip içinde fokurdayan isyanı haykırıyor: “Naziler bile bunu yapmamıştı.” Gaçmazeva’nın İkinci Dünya Savaşı’nda Kafkasya’ya kadar uzanan Hitler istilasıyla kıyasladığı felaket Oset ülkesini yıkan Gürcistan’ın tetiklediği savaştan başkası değil. Uluslararası medyayı sadece Rusya’nın işgal ettiği Gürcü kentleri Poti ve Gori ile ilgili haber yapıp Osetya’nın dramını görmezden gelmekle suçlayan Rus Dışişleri’nin Savunma Bakanlığı ve Federal İstihbarat Servisi’nin (FSB) de onayıyla verdiği gazeteci kartına üç hafta sonra ulaştıktan sonra Moskova üzerinden Kuzey Osetya’nın başkenti Vladikavkaz’a, ardından çatışma bölgesine uzanıyoruz. Elini kolunu sallayıp Güney Osetya sınırına gitmek ne mümkün! Her sabah gazeteci taifesi Rusya, Kuzey ve Güney Osetya’nın ortak organizasyonuyla Vladikafkas’tan güneyin başkenti Sinval’e götürülüyor ve akşam geri getiriliyor.
Rusya’nın 18’inci yüzyılda Kafkasya’yı işgalinde kilit rol oynayan Kafkas Askeri Otoyolu bunca yıl sonra yine hareketli. Gürcüleri Osetya’dan çıkartan Rus tankları Kazbek geçidinin kuzey yakasına çekilmiş ama askeri araç trafiği hayli yoğun. Sinval yönünde ilerleyen TIR ve kamyonların yanı sıra cemseler de yapı malzemeleriyle yüklü. Çoğunluğu Moskova’dan yola çıkmış. 3660 metre uzunluğundaki Roki tünelinin kuzey tarafındaki kontrol noktasında araç kuyruğu uzadıkça uzuyor. Bizse Rus ordusundan torpilliyiz, ‘VİP’ten geçiyoruz.
Sinval’e yaklaşırken savaşın geride bıraktığı enkaz ürkütüyor. Yol boyunca bütün evler yerle yeksan olmuş ve yakılmış. Havadaki yanık kokusu Sinval’de de peşinizi bırakmıyor. Önce uçak ve havan toplarıyla ardından karadan tanklarla vurulan, sonra çatışmalarla hayalet kente çevrilen Sinval’in ana caddelerinde savaşın izlerini taşımayan bina neredeyse yok. Füze ve top mermilerine hedef olmamış binaların da en azından camları kırılmış, sıvaları dökülmüş. 

Yahudi mirası yerle bir
Gazeteci olarak çalışmak için Osetlerin basın merkezinde de akredite olmak gerekiyor. İnternet ve elektriğin hak getirdiği merkezinin yetkilisi ‘bu gece kalacaksanız önce yer bulun’ diye uyarıyor. Şehrin en büyük oteli bombalanmış, duvarları delik deşik. Sağlam kalan odalarda da evini kaybedenler kalıyor. Bu olağanüstü durumda pansiyona çevrilmiş birkaç evin kapısını çalıyoruz, nafile. Sonunda Abhazya’dan yardım getirenlerin ayrılmasıyla otelde yer açılıyor. Kırılan camların yerine pencerelere naylon geçirilmiş odalara yerleşiyoruz. Hemen soluğu bombardımana ilk maruz kalan kentin güneydoğusunda alıyoruz.
Başkenti dikizleyen tepelerdeki Gürcü köylerine konuşlanmış Gürcistan birliklerinin 7 Ağustos’ta gece iki sularında başlattığı bombardımanda ilk önce hükümet ve parlamento binası vurulurken yakınında bir zamanlar Yahudilerin kurduğu mahalle yerle bir olmuş. Bombalar tarihi binaların sığınaklarına bile ulaşmış. Yahudilerden miras başkentin en eski semti Telmana’da bir zamanlar kültür merkezi olarak kullanılmış binanın sakini tarih öğretmeni Maya Gaçmazeva, Gürcistan’ın yaptığını İkinci Dünya Savaşı’nda Kafkasya’ya kadar uzanan Hitler istilasıyla kıyaslıyor ve Gürcü liderlerini soykırım politikası gütmekle suçluyor: “Gürcistan’da iktidara gelen her lider bunu yapıyor. 1920’lerde yaşadığımız soykırımı Sovyetler dağılırken Zviad Gamsahurdiya, ardından Eduard Şevardnadze tekrarladı. Şimdi de Mihail Saakaşvili.” 

Gürcü komşulara sitem
Gaçmazeva, iki gün iki gece 10 yaşındaki oğlu ve diğer komşularıyla birlikte yaşadıkları sığınağı gösteriyor. Sığınağın girişinde erkekleri gören uçaklar doğrudan burayı da hedef almış, içerde oturan bir kişi ölmüş, bir kişi de yaralanmış. Bombardıman yangına da yol açınca sığınak sığınak olmaktan çıkmış. Enkazın altındaki Osetler felaketten Rusya sayesinde kurtulduklarını ısrarla vurguluyor. Gaçmazeva “Gençlerimiz güvenimizi boşa çıkarmadı, dört gün kendi imkânlarıyla cesaretle savaştılar. Ama sayımız çok azdı, Ruslar gelmeseydi Gürcüler bizi tamamen yok edeceklerdi” derken muhasebeci olan komşusu Madina Ciyova ekliyor: “Soykırım yapmak istediler. Ruslar gelmeseydi bunu yapacaklardı.”
Çok sayıda roketin isabet ettiği büyükçe bir kreşin kalkan olduğu üzüm dallarıyla çepeçevre kuşatılmış minik bir avludan Gürcistan’ın Gori kentinde doğup 45 yıldır Sinval’de yaşayan bir nine çıkıyor. Komşularınca Gürcü sanılan ama konuşunca Ermeni olduğu anlaşılan 80’lik Lila “Keşke savaş yaşanmasaydı. Savaş hepimizi yakıyor; Oset, Ermeni Gürcü ayırmıyor” diyerek acıları paylaşıyor. Ama Gaçmezava’nın tam bu noktada bir serzenişi var: “Birlikte barış içinde yaşadığımız Gürcü komşularımız birden ortadan kayboluverdiler. Gürcistan’ın saldıracağından haberdar edilmişlerdi ama bu haberi bizden sakladılar, bizi bombalarla baş başa bıraktılar.” Ciyova da Gürcü komşularına kızgın: “Her gün lavaş ekmek aldığım Gürcü fırıncımıza gittiğimde kapalıydı, bir anlam verememiştim. Meğer savaşın çıkacağını biliyormuş. En yakın komşularım savaşı haber vermeden gitti. Azeriler de öldü, bütün milletlerden insanlar öldü ama Gürcülerden ölen olmadı.” Peki Gürcü komşular geri döndüğünde ne olacak? Gaçmazeva bir an duraklıyor, yüz ifadeleri değişiyor ama itidali elden bırakmadan yanıtlıyor: “Daha önce de savaşlar çıktı. Tekrar bir araya geldik, düşmanlıkları atlattık, birlikte yaşamayı başardık. Savaşa katılmamış Gürcülerle yine birlikte yaşayacağız.” Kadınlar dertlerini anlatmak için bir bir sokağa çıkıyor, yaşlılar sorunca konuşuyor, gençler ise ‘asabi’, ne fotoğraf çektiriyor ne de soru sorulmasını istiyor. 

Okul binaları hedef seçilmiş
Kentin diğer yerlerinde de okul binalarının özellikle bombalanmış olması dikkati çekiyor. Üniversite binası ve hastane mermiler ve roketlerle kalbura çevrilmiş. İtfaiye binası bile yanmış. Gürcülerin 1992’de çekilmek zorunda kaldığı savaşta ölenlerin gömüldüğü mezarlık tanklarla tahrip edilmiş. Yanı başındaki okul kullanılamaz hale getirilmiş. Hiçbir hükümet binasının olmadığı mahalleler ve merkezdeki ara sokaklarda da ciddi tahribatlar söz konusu. Maladojini Caddesi cehennemi yaşayan gözden ırak yerlerden biri. Evinin çatısına bomba düşen ama bodrumda saklandıkları için kayıp vermeyen Tina Suikayiva evler bir bir vurulurken sığınaktan sığınağa kaçtıklarını anlatıyor. Suikayiva sokakta gördüğü dehşeti de “İki yaşında bir çocuğun üzerinden tankı geçirdiler. Bunu bize Alman faşistler bile yapmamıştı” diye aktarıyor. 
*****
İran’dan göçüp Ruslarla dost oldular
SİNVAL - Osetler, Kafkasya’nın otokton milletlerinden farklı olarak bölgeye sonradan yerleşip de Kafkas kültürüyle hem hal olan halkların başında geliyor. İrani halklar olarak Kafkasya’ya yerleşen İskit, Sarmat ve Alanların karışmasıyla ortaya çıkan Osetler kendilerine İron, Alan ya da Digor diyor. Osetler komşu halklar tarafından Kuşha, Türkiye’de ise Asetin olarak da anılıyor. Oset ismi ise Rus ve Gürcülerin alanlara verdiği ‘Yas’ veya ‘Oss’ adından türeme. 14’üncü yüzyılda Moğolların istilasından sonra Don Nehri’nin güneyindeki ovalardan Kafkas dağlarına çekilen Osetler, Rus işgali sırasında direnişi kırmak için tekrar düzlüklere yerleştirildi. Bugün 3900 kilometrekarelik Güney Osetya’da 70 bin, 8000 bin kilometrekarelik Kuzey Osetya’da 710 bin kişi yaşıyor. İki cumhuriyette toplam Oset nüfus ise 600 bin civarında.  Osetler 6 ve 7’inci yüzyıllarda Bizans ve Gürcü, 18’inci yüzyılda Rus etkisiyle Hıristiyanlaştılar. Pagan inancının izlerini hâlâ taşıyan Osetlerin Kabardey bölgesine yakın olanları da 17-18’inci yüzyılda Müslümanlaştılar. Osetlerin yaklaşık yüzde 60’ı Ortodoks Hıristiyan, yüzde 20-25’i Müslüman. Hıristiyanlaşmalarının da etkisiyle Çarlık Rusya’sına diğer Kafkas halklarına kıyasla daha erken teslim oldular. 1864’teki Büyük Kafkas Sürgünü’nden özellikle Müslüman Osetler de nasibini aldı. Osmanlı’ya sığınan Osetlerin çoğunluğu bugün şehirlerde yaşıyor. Orta ve Doğu Anadolu’da sürgün sonrası kurulmuş 24 Oset köyü var. 

Oset-Gürcü çatışması
Ruslar, 1801’de ele geçirdiği Güney Osetya’yı Sovyetler zamanında 1922’de özerk bölge olarak Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne katmıştı. Güney Osetya, 1988’de statüsünün cumhuriyet yapılmasını isteyince Sinval’de çatışmalar yaşandı. 1990’da Osetler, Güney Osetya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilan ederken Gürcistan lideri Zviad Gamsahurdiya da özerk yönetimi ilga etti. Ardından 1991’de patlak veren savaş 1992’de Gürcü birliklerinin çekilmesiyle sonuçlanırken çatışma bölgesinde güvenlik Rus, Gürcü, Osetlerden oluşan 4000 kişilik Ortak Barış Gücü’ne devredildi. Ateşkesi denetlemek için ‘Ortak Kontrol Komisyonu’ kurulurken AGİT de askeri gözlem misyonu üstlendi. 1993, 2001 ve 2006’daki referandumlarda halk ‘bağımsızlık’ dedi. 

Savaşa adım adım
Gürcistan’da 2003’teki Gül Devrimi ile işbaşına gelen Mihail Saakaşvili, halkına Güney Osetya ve Abhazya’yı geri almayı vaat ederek gerilimi ateşledi. Güney Osetya’da 12 Kasım 2006’da referanduma paralel yapılan ve Eduard Kokoyti’nin yüzde 98’le yeniden seçildiği seçimler sırasında Tiflis de tampon bölgede kontrol ettiği Gürcü köylerinde alternatif sandık kurup saf değiştirmiş eski Oset Başbakan Dimitri Sanakoyev başkanlığında bir yönetim tesis etti. Tiflis, Sinval’in yanı başındaki Kurta köyünü alternatif yönetime üs yaptı. Kosova’nın  Batılı ülkelerce tanınmasının ardından Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya’yı tanıyarak misilleme yapacağı korkusu belirirken Saakaşvili de, 2008 sonuna dek iki bölgeyi geri alacağını ilan etti. Bölgede askeri yığınak yapılırken Sinval’e yönelik yer yer saldırılar oldu. Ancak hiç kimse 7 Ağustos’ta top yekün bir savaş beklemiyordu. Gerçi savaşın arifesinde Amerikan güçlerinin rehberliğinde Gürcülerin Vaziyani civarında işgalin tatbikatını yapması, Rusya’nın da boş durmayıp Kuzey Osetya sınırındaki Nizhni Zaramag’ta geniş çaplı karşı tatbikat icra etmesi savaşın habercisiydi.

YARIN: Osetlerin intikamı acı oldu