Hamileliği 35 yaşından sonraya ertelemeyin

Hamileliği 35 yaşından sonraya ertelemeyin
Hamileliği 35 yaşından sonraya ertelemeyin

Normalde sağlıklı bir çiftin bir denemede gebelik beklentisi yüzde 20-25. Bu oran 40 yaşından sonra yüzde 5?e kadar düşüyor.

Kadının beden açısından ideal doğurganlık dönemi 20'li yaşları. Yaş 35'i geçtikten sonra gebelik kapasitesi ciddi biçimde azalırken hamilelik ve doğumda sorun çıkma olasılığı artıyor. Anneliği erteleme düşüncesindeki kadınlara bu yüzden önce yumurtalık rezervlerine baktırmaları öneriliyor
Haber: ÖZGÜR GÖKMEN ÇELENK / Arşivi

İlerleyen yaş kadının doğurganlığını olumsuz etkiliyor. 35 yaşından sonra gebelik kapasitesi ciddi biçimde azalıyor, düşük ve problemli gebelik oluşma riski artıyor. Uzmanlara göre, gebelik için en ideal yaş 20-30 arası. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İdil annelik için önemli bilgiler verdi.

İleri yaş hamileliğe engel mi?
Bir şiir için ‘35 yaş yolun yarısı’ güzel bir söylem; kadının üreme hayatına uyarlandığında ne yazık ki yolun sonu. Erkekler daha şanslı. Çünkü spermler her gün yeniden yapılanıyor. 

Yaş ilerledikçe gebelik şansı niye azalıyor?
Yumurta hücreleri cenin ana karnında gelişmeye başlarken üretiliyor. Anne karnında 6-7 milyon kadar olan yumurta hücrelerinin sayısı doğumla birlikte 1 milyonun altına düşüyor. Ergenlik dönemine gelince yumurta sayısı giderek azalıyor. Her ay 500 tane yumurta belirleniyor, adet kanaması günlerinde bunlardan 10-15 kadarı yumurtlama için gelişmeye başlıyor. İçlerinden 1 tanesi diğerlerini bastırıp yumurtlamayla karın boşluğuna düşüyor. Eğer bu günlerde cinsel ilişki olursa yumurta spermle birleşerek döllenme oluşuyor ve gebelik başlıyor. Gebelik oluşmazsa yumurta keseceğinde üretilen hormonlar hızla azalır, gebeliğe hazırlanmış rahim içi bozularak adet kanaması başlar. Bu döngü ergenlikten adet kesimine (menopoza) kadar devam eder. Doğurganlık çağında yaklaşık 400 kadar yumurta gebelik oluşturmak için gelişir, gerisi büzüşmeye uğrar. 

Yumurtalık rezervi nedir?
Kadından çıkabilecek yumurta sayısına yumurtalık rezervi (yumurta havuzu) diyoruz. Çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının gebelik beklentisi, bu rezervle yakından ilişkili. Yaşlanma ya da başka nedenlerle rezerv azaldıkça, beklenti de azalır.  

Yumurtalık rezervi saptanabilir mi?
Günümüzde eskiden kullanılan birçok test (klomifen sitrat testi gibi) artık uygulanmıyor. Yumurta kesecik sayısıyla doğrudan bağlantılı olan konular araştırılıyor. Yumurtalıkta bulunan yumurta sayısı bazı testlerle tahmin edilebilir. Ancak ortaya çıkan sonucun telafisi, tedavisi olanaksızdır. Sadece kişinin durumunu saptamaya yöneliktir. ‘Inhibin B’ ve ‘Antimüllerian hormon’ (AMH), yumurta keseciğinin içini döşeyen hücrelerde yapılır. Ne kadar çok yumurta keseciği varsa bu hormonlar da kanda o kadar yüksek bulunur. AMH, yumurtlamaya hazırlanan keseciklerde fazla üretilir. Bu üretimin yüksekliği gebe kalabilen yumurtalarda yüksek, gebelikle sonlanmayan olgularda düşüktür. Yani AMH düzeyi, o keseciğin içindeki yumurtanın gebelik oluşturma olasılığını da gösterir. Ancak bu testlerin kullanımı günümüzde yaygınlaşmamıştır, merak gidermeye yöneliktir. FSH’ın yüksekliği yumurtalık yaşı ve rezerviyle doğrudan ilişkilidir. Basit, ucuz ve kıymetli bir testtir. 

Ultrason da yumurtalık rezerviyle ilgili bilgi verir mi?
Evet, ultrason bizim için çok değerli bir araştırmadır. Çünkü yumurtalıkların durumunu gözümüzle görürüz. Yumurtalıkta sayılan küçük yumurta kesecikleri 5’in altındaysa rezerv düşüktür. Hiç bulunmaması, yumurtlama olasılığının çok az olduğunu ve yakın bir gelecekte biteceğini gösterir. Örneğin menopozda yumurtalıkta neredeyse hiç kesecik gözükmez.Rezerv saptanmasında günümüzdeki en kıymetli yöntem, ultrason ve FSH hormonunun bakılmasıdır. 

Sağlıklı bir çiftin gebelik şansı nedir?
Yeni evlenmiş, sağlıklı bir çiftin bir denemede gebelik beklentisi yüzde 20-25 kadardır. Bu oran 40 yaşında yüzde 5’e düşer. Bu şekilde 1 yılın sonunda çiftlerin yüzde 85 kadarı çocuk sahibi olur. Kalan yüzde 15’in bir hekime başvurması uygundur. 25 yaşın altında kısırlık oranı yüzde 11, 35 yaşın üstünde yüzde 40 kadardır. Yurt dışında yapılan çalışmalar, aşılama sonucu 30 yaş altındaki kadınlarda gebelik oranının yüzde 75 kadar bulunduğunu gösteriyor. 35 yaş üstünde bu oran yüzde 55’e düşüyor. 30 yaşından sonra bir kadının sahip olduğu gebelik beklentisi her yıl yüzde 3.5 azalıyor. 40 yaşından sonra yüzde 5 kadar olan gebelik beklentisi, her yıl yüzde 50 azalarak 2 -3 yıl içinde sıfıra iniyor. 

İdeal doğurganlık çağı nedir?
Kadın için 20’li yaşlardır. 30 yaşından sonra havsala eklemlerinde, bunların bağlarında ve yıpranma söz konusu olan bütün organlarda kireçlenme başlar. Hamilelik ve doğum kadın için zorlaşır ve sorun çıkma oranları artar. Anne karnından beri bekleyen yumurtalar giderek eskir. Yaşlanmayla yumurtalarda kromozom kırılmaları (anormallik) artar. Genel olarak spermlerin yüzde 10’u, yumurtaların da üçte biri anormaldir. Bunların önceden saptanması çok zordur. Bunların üzerine bir de yaşlanmanın getirdiği genetik bozukluklar eklenince yaşlı yumurtalarda gebeliğin zor oluşacağı açıktır. Bu arada yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan ur (miyom), hormon bozukluğu, rahim ve yumurtalık yollarına ait enfeksiyon, geçirilmiş karın ameliyatları, ilerleyici bir hastalık olan endometriozis,  çevre zehirlenmeleri, ağır metaller, radyasyon, hava kirliliği, kanser gibi etkenler gebelik olasılığını azaltır. Sözün özü kadınlarımız 20’li yaşlarda doğurganlık sorunlarını çözmelidirler. Özellikle, mesleğinde ilerlemek isteyen hanımlar, şarkıdaki gibi hem kariyer hem çocuk yapmayı düşünmelidirler. 

Çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara ne önerirsiniz?
Mutlaka konunun uzmanı olan bir hekime başvursunlar. Gebeliği kötü etkileyebilecek rahatsızlıklar saptanmalı. Diğer taraftan yumurtalık rezervi hakkında fikir sahibi olunmalı.  

Anne adaylarının merak ettiği yanıtlar
Tüp bebek tedavim ne kadar zaman alacak?
Tüp bebek tedavisinin süresi, hekimin çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösterir. Genelde ilk ilaçların kullanılmaya başlanmasından embriyo transferine kadar geçen süre 15-25 gündür.

Tedavi sırasında hastanede yatmam gerekecek mi?
Hayır. Yalnızca yumurtalar toplandıktan sonra ve embriyo transferi yapıldıktan sonra üç-dört saat hastanede dinlenmeniz yeterli olacaktır. 

Ağrılı bir işlem değil
Yumurtalar toplanırken çok ağrı duyacak mıyım?
Hayır. Yumurta toplama işlemi sanılanın aksine çoğu hasta için rahatlıkla yürütülen bir işlemdir. Ayrıca bu işlem sırasında sakinleştirici, ağrı giderici ilaçlar yapılıyor ve bazen de işlem sırasında isterse hasta uyutuluyor.

Transferden sonra ne zaman yolculuğu çıkabilirim?
Eğer eviniz işlemin yapıldığı merkezle aynı şehirde değilse, transfer gününü merkezin bulunduğu yerde geçirip bir gün sonra evinize dönebilirsiniz. 

Yatmak gereksiz
Embriyo transferinden sonra gebelik testinin yapılacağı zamana kadar devamlı yatmam gerekiyor mu?
Hayır. Herhangi bir ağrınız yoksa ve kendinizi iyi hissediyorsanız zamanınızı yatarak geçirmek zorunda değilsiniz. Transferden bir gün sonra günlük yaşam aktivitelerinize dönebilirsiniz.

Tüp bebek tedavisiyle doğan bebekler sağlıklı mıdır?
Tüp bebek tedavisi ile doğan bebeklerin yapısal anormallikler, doğumsal anormallikler ve genetik anormallikler açısından doğal yolla oluşan bebeklerden önemli bir farklılık göstermediği biliniyor. Eğer tüp bebek / mikroenjeksiyon tedavisi sperm sayısının ciddi derecede düşük olması veya menide hiç sperm bulunmaması nedeniyle yapılıyorsa, çiftin genetik danışmanlık almasında fayda var. Bu duruma sahip erkeklerde bazı genetik problemlere rastlanabiliyor ve bunların yeni jenerasyonlara aktarılma riski az da olsa mümkün.

İlaçların yan etkileri
Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?
Yumurtalıkları baskılamak için kullanılan ilaçların sıcak basması, baş ağrıları, vajende kuruluk, ruh halinde değişimler gibi yan etkileri olabilir. Yan etkiler geçici. Yumurta gelişimini uyaran ilaçların ise enjeksiyon bölgesinde kızarıklık ve ağrı, göğüslerde hassasiyet, yorgunluk, kasıklarda ağrı ve gerginlik gibi yan etkileri olabilir.

Tüp bebek gebeliklerinin düşükle sonuçlanma riski daha mı fazla?
Hayır. Doğal yolla oluşan gebelikler ne kadar düşük riski taşıyorsa tüp bebek gebeliklerindeki risk de aynıdır.

Tüp bebek işleminin riskleri neler?
1. Yumurtalıkların aşırı uyarılması. Bu durum hafif seyredebileceği gibi ciddi sıkıntı da yaratabilir. Hastayı riske sokabilen ciddi formu, tüm tüp bebek hastalarının yüzde bir-ikisinde gözlenir. Bu durumda karın şişliği, nefes darlığı, bulantı-kusmalar, idrar yapamama ve karın ağrısı mevcuttur.
2. Belki de en büyük risk çoğul gebeliklerdir. Verilen embriyo sayısının artmasına bağlı olarak ikiz-üçüz-dördüz gebeliklerin görülme riski vardır. Bu durum erken doğum riskini önemli derecede arttırarak, bebeklerin yenidoğan döneminde ve yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde çeşitli problemler yaşamalarına neden olabilir.
3. Son derece nadir de olsa yumurta toplama işlemi sırasında damar yaralanmalarına bağlı batın içi kanama veya işlemin bitmesinin ardından pelvik enfeksiyon izlenebilir.
4. Tedavi sürecinin herhangi bir aşamasında yolunda gitmeyen bir nedenden ötürü tedavi sonlandırılabilir.

Fazla kilo annelik yolunda engel
Aşırı şişmanlık ve zayıflık tek başına kısırlık sebebi. Araştırmalara göre, kilo problemi olan kadınların yüzde 70’inden fazlası sadece ideal kiloya ulaşarak gebelik elde edilebiliyor. Dr. Süha Sönmez “Önce kilo faktörünü ortadan kaldırıyorum. Buna rağmen gebelik oluşmazsa diğer tedavilere geçiyorum” diyor

Doktora başvuran çiftlere ilk yapılan tetkikler neler?
İlk tetkikler kısırlığın sebebini bulmaya yönelik, ucuz ve hastaya zarar vermeyen incelemelerdir. Burada hastanın istekleri, yaşı, kısırlık süresi, tıbbi hikayesi, fizik ve jinekolojik muayenesi göz önünde bulundurulur. Ultrasonla kadının iç cinsel organları değerlendirilir. Öncelikle erkekten sperm analizi istenir. Kadının yumurtlama fonksiyonu hakkında bilgi edinmek için adetin üçüncü günü kan alınarak hormon analizi yapılır. Adet bittikten iki gün sonra ise tüplerin açık olup olmadığını gösteren bir film çekilir. Bu işlem rahim ağzından boyalı  madde verilerek yapılır. Bu tetkiklerden sonra  ileri tetkiklere gerek olup olmadığına karar verilir. Gerekirse beyinde bulunan hipofiz bezi, boyun bölgesinde bulunan troid bezi, böbrek üstü bezleri incelenir. Ya da laparoskopi ve histeroskopiyle karın ve rahim içi gözlenir. 

Kadındaki tüplerin görevi nedir?
Normalde her kadında, rahimin sağında ve solunda boynuza benzeyen 2 adet tüp var. Tüpler kadının yumurtasıyla erkeğin sperminin buluşup döllenmeyi gerçekleştirdiği yerdir. Döllenen yumurtalar burada yaklaşık 5-6 gün beslenir, daha sonra rahim içine nakledilir. Böylece gebelik oluşur. Tüpler tıkalıysa sperm ve yumurta bir araya gelemez, dolayısıyla gebelik gerçekleşmez.

Tüpler neden tıkanır?
Tüplerde tıkanma genellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar, geçirilmiş karın içi cerrahi işlemler, iltihabi hastalıklar veya endometriozis nedeniyle meydana gelir.

Şişmanlık kısırlığa yol açar mı?
Şişmanlık kısırlığın sebepleri arasında yüzde 6 gibi bir yer tutuyor. Ancak yüzde 6 gibi bir oranla aşırı zayıflık da kısırlık sebebi. Araştırmalara göre kilo problemi olan kadınların yüzde 70’inden fazlası sadece ideal kiloya ulaşarak gebelik elde edilebiliyor. Bu bir sürü pahalı tetkik ve tedavi yapmaktan daha hesaplı. Bu nedenle, kilo problemi olan hastalarımda önce bu faktörü ortadan kaldırıp buna rağmen gebelik oluşmazsa diğer tedavilere geçiyorum.

Stres kısırlığa neden olabilir mi?
Stres birçok organda aktivitenin artmasına neden olur. Artan aktiviteyi böbrek üstü bezinden salgılanan hormonlar sinir sistemi yoluyla önlemeye çalışır. Ani başlayan stres kalp atışı, solunumda hızlanma, tansiyonda yükselmeye neden olur, avuç içler terler. Kronik streste ise depresyon vardır, bağışıklık sisteminde ve uyku düzeninde bozukluklar meydana gelir. Stres, bazı kadınlarda hormon seviyelerini değiştirerek düzensiz yumurtlamaya neden olabilir. Yine bazı çalışmalarda stresin tüplerde spazma ve erkeklerde sperm üretiminde azalmaya neden olduğu gösterildi. Aslında ortada bir kısır döngü var. Çünkü kısırlığın kendisi strese yol açıyor, oluşan stres de kısırlığa zemin hazırlıyor. 

Bebek öncesi beslenme önerileri
Sağlıklı kilonun korunması hem birçok hastalığın önlenebilmesi, hem de gebeliğin sağlıklı olabilmesi ve korunabilmesi için önemli. Sağlıklı kilo herkes için farklıdır. Gebe kalmadan önce ideal kilonuzu öğrenmek için doktorunuza danışın. Kilo değişiklikleri ani olmamalı, uygun bir süreye dağılmalıdır. Bu konuda mutlaka doktorunuzdan ve onun yönlendireceği bir beslenme uzmanından yardım alın.
Gebelik planlıyorsanız;

* Yeterli miktarda meyve, sebze ve tahıl tüketin.

* Kolesterolü düşük yiyecekler yiyin. Hayvansal gıdaların çok fazla tüketilmesi kan kolesterol düzeylerini arttıracaktır. 

* Yiyeceklerinizdeki şeker oranını sınırlayın.

* Yiyeceklerinizdeki tuz oranını azaltın. 

* Lifli yiyecekler tüketin.

* Alkol tüketiminizi sınırlandırın, mümkünse tamamen kesin.

* Çay ve kafein tüketiminizi azaltın.

BİTTİ