scorecardresearch.com

Hipertansiyon bir gün kapınızı çalarsa...

Hipertansiyon bir gün kapınızı çalarsa...

Türkiye?de her üç yetişkinden biri hipertansiyon hastası. Ancak çoğunluk bunu hiç bilmeden yaşıyor. Hipertansiyon damarlarda hasara yol açıyor. Damar kendini tamir etmeye çalışırken o bölgede yağlanma ve damar sertliği başlıyor. Damar zamanla daha da hasar görüyor.

Sabahları ensede ağrı. Nefes darlığı. Çarpıntı. Bacaklara sık sık kramp girmesi. Ayaklarda şişme. Görmede bozukluk. Sık sık idrara çıkma. Vücutta uyuşma... Son zamanlarda bedeniniz bu tür sinyaller veriyorsa dikkat! Hipertansiyon hastası olabilirsiniz
Haber: ÖZGÜR GÖKMEN ÇELENK / Arşivi

Araştırmalara göre, her üç kişiden biri hipertansiyon hastası... Ancak genellikle belirti vermeği için pek çok kişi tansiyon hastası olduğunu hiç bilmeden yaşıyor. Son zamanlarda ensede ağrı, çarpıntı, nefes darlığı, baş ağrısı gibi şikâyetleriniz sıklaştıysa mutlaka tansiyonunuzu ölçtürün. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar cerrahisi Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Mehmet Eren tansiyon konusunda merak edilenleri anlattı:

Kolesterol ve yüksek tansiyon arasında bir ilişki var mı?
Evet, var. Kolesterol yüksekliği hipertansiyon gelişimi için büyük bir risk faktörü. Yüksek kolesterol seviyesi damar sertliğine ve damar içindeki kanın basıncının artışına yol açar. Böylece kişide hipertansiyon gelişir.

Hipertansiyon nedir?
Atardamarların içindeki kanın tıpkı hortum içindeki su gibi bir basıncı var. Bu basıncın belli bir değerin üzerine çıkmasına hipertansiyon adı verilir. ‘Hiper’ yüksek, ‘tansiyon’ da basınç manasına gelir. 

Basınç ve yağ kısırdöngüsü
Normalden fazla basınçlı kan damarlara nasıl zarar verir?
Atardamar içindeki artmış kan basıncı, damar duvarına devamlı basınç yaparak damar duvarında hasarlara yol açar. Vücut bu hasarı tamir etmeye çalışırken o bölgelerde ‘aterom’ denilen yağ plakları oluşur. Yağ plakları damar sertliğine ve damar duvarındaki hasarın daha da artmasına neden olur. Böylece damarın aleyhine işleyen bir kısırdöngü gelişir.

Yüksek tansiyondan en çok hangi damar etkilenir?
Vücuttaki bütün atardamarlar yüksek tansiyondan etkilenir. Ancak bazı damarların etkilenmesi daha çarpıcı ve ciddi sonuçlara yol açar. Söz konusu damarların içinde kalbi besleyen koroner damarlar, beyin ve böbrek damarları başta gelir.

Hastaları bekleyen diğer tehlikeler neler?
Yüksek tansiyon atardamarların beslediği organlarda iki türlü tehlikeye yol açar. Birincisi atardamarda meydana getirdiği yağ plaklarının büyümesi sonucu damarın tıkanması ve beslediği organın kansız kalmasıdır. İkincisi ise, organların içindeki damarların çatlamasıyla organ içi kanama oluşmasıdır. Örneğin beyin damarı tıkanırsa veya beyin içine kanama olursa, inme dediğimiz felç tablosu gelişir. Kalp damarları tıkanırsa kalp krizi gelişir ve ölen kalp dokusu kalp yetersizliğinden ölüme kadar giden olaylara yol açar. Böbrek damarları etkilenirse diyaliz ve böbrek nakillerine yol açabilecek böbrek yetersizliği gelişebilir.

Birine  yüksek tansiyon hastası demek için tansiyon değerleri kaç olmalı?
Atardamarların içindeki kanın basıncını en kolay koldan ölçebiliriz. Koldan ölçtüğümüz tansiyon büyük ve küçük olmak üzere iki türlüdür. İkisinin veya bir tanesinin belli değerlerin üzerinde olması hipertansiyon olarak yorumlanır. Bu değerler evde veya doktor muayenesinde farklı değerler taşır. Hasta kendisi evde ölçüyorsa, büyük için 135 mmHg (13.5) ve küçük için 85 mmHg (8.5) üzerinde olması hipertansiyondur. Doktor muayenesinde ise bu değerlerden 5 mmHg daha fazla bulunur. 

Sebep ‘az’, risk çok
Yüksek tansiyonun sebepleri neler?
Hipertansiyonda yüzde 85 sebep bulunmaz. Ancak hipertansiyon riskini artıran bazı faktörler var. Şeker hastaları, kolesterolü yüksek olanlar, sigara içenler, erkekler, yaşlılar (özellikle 60 yaş üstü), birinci derece akrabalarında hipertansiyon olanlar, hareketsiz yaşayanlar, kilolu olanlar ve stresli yaşama sahip olanlar hipertansiyon gelişimi açısından riskli gruptadır. Sebebi bilinen yüzde 15’lik grupta ise neden olarak; uykuda nefes durması hastalığı, kalpten çıkan büyük damardaki hastalıklar, böbrek ve endokrin organların (tiroid bezi, böbrek üstü bezi) hastalıkları yer alır.

İlaçlar da tansiyonu yükseltir mi?
Bazı ilaçlar hipertansiyonu olan kişilerde olduğu gibi normal tansiyonlu kişilerde de tansiyonu yükseltebilir. Bu ilaçların başında romatizma ilaçları, doğum kontrol ilaçları, kortizon ve grip ilaçları gelir. Hipertansiyonu olan kişiler bu ilaçları kullanırken doktoruna danışmalı ve gözetim altında olmalı. 

Yüksek tansiyon sık görülüyor mu?
Tüm dünyada erişkinlerin beşte biri hipertansiyon hastası. Ülkemizde her üç erişkinden biri hipertansiyona sahip. Yani ülkemizde yaklaşık 16 milyon hipertansiyon hastası var.

Yaş ilerledikçe yüksek tansiyonun görülme sıklığı artıyor mu?
Yaş, hipertansiyon gelişimi için önemli bir faktörü. Ülkemizde 20’li yaşlarda hipertansiyon görülme oranı yüzde 10. Bu oran 70’li yaşlarda yüzde 70’e çıkıyor. Avrupa’da hipertansiyon kadınlarda menopoza kadar erkeklere göre daha az görülüyor, ileri yaşlarda bu oran eşitleniyor. Ülkemizde ise her yaşta kadınlarda daha fazla görülüyor. Tüm erişkinler ele alındığında kadınları yüzde 36’sı yüksek tansiyona sahipken bu oran erkeklerde yüzde 28’dir. Bu durum ülkemizde kadınların daha kilolu olmasından kaynaklanabilir. Çünkü fazla kilo da hipertansiyona neden olabiliyor. 

Yüksek tansiyonun belirtileri neler?
Aslında çok sinsi seyrediyor. Çoğunlukla belirti vermediği için birçok hasta, yüksek tansiyon hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürüyor. Sabahları ensede hissedilen ağrı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, baş ağrısı, sık idrara çıkma, bacaklara sık sık kramp girmesi ve ayakların şişmesi, kulaklarda uğultu, çınlama, görmede bozukluk, göğüste baskı hissi, vücudun yarısında uyuşma hissi, güç kaybı yüksek tansiyonun belirtileri arasında sayılabilir. Bunlar arasında en dikkati çeken ensedeki ağrıdır. Her baş ağrısı yüksek tansiyonun işareti olmayabilir.
Baş ağrısının diğer sebeplerini hipertansiyondan ayırmanın en kolay yolu, baş ağrısı esnasında tansiyon ölçülmesidir. Eğer tansiyon yüksekse ve düşmesiyle baş ağrısı geçerse “Ağrı kesinlikle yüksek tansiyondan kaynaklanıyordur” diyebiliriz. 

Tansiyon hangi sıklıkla ölçülmeli?
Kesin bir sayısı olmasa da, eğer yüksek tansiyon hastası değilseniz hiç olmazsa 30 yaşından önce senede bir, 40 yaşından sonra üç -altı ayda bir tansiyonunuzu ölçmelisiniz. Ama baş dönmesi, baş ağrısı gibi özel durumlarda mutlaka tansiyon ölçülmeli.
Biz hekimlerin genellikle tecrübesi şu: Tansiyonun uyarıcı belirtileri olan baş ağrısı, baş dönmesi, ensede yanma gibi şikayetler genellikle önemsenmiyor. Oysa bu belirtilerin varlığında bir hafta boyunca tansiyon düzenli aralıklarla ölçülmeli.

Tuz, tansiyonu yükseltir mi?
Tuz, sodyum klorür adı verilen bir madde içerir. Vücutta suyu tutucu özelliğe sahip olan bu madde sıvının damarlarda gereksiz kalmasına yol açarak kan basıncını artırır. Günlük tuz alımının kısıtlanması (en fazla günlük 1 çay kaşığı) tansiyonda 8 mmHg’ye varan düşmeler sağlar. Aşırı tuz alımı ise ani kan basıncı yükselmelerine yol açarak ciddi sonuçlar doğurabilir.

Kekik suyu ve sarımsak söylendiği gibi tansiyonu düşürür mü?
Kekik suyunun yok ama sarımsak belli miktarlarda düşürüyor. Ancak hastalar buna güvenerek, ilaçları kesme hatasına düşüyor. Sarımsak yararlı ama ilacın yerini asla tutmaz.

Düşük tansiyon sağlığın dostu ama...
Ani kalkışlar sırasında hafif başağrısı, zihin bulanıklığı, baş dönmesi ve denge kayıpları yaşıyorsanız şikâyetlerinizin nedeni düşük tansiyon olabilir. Tıpta hipotansiyon olarak adlandırılan düşük tansiyonun sağlık açısından herhangi bir tehlikesi yok. Hatta düşük tansiyon kalp, böbrek ve damar hastalıklarının daha az görülmesini sağlıyor. Dahası düşük tansiyonluların daha uzun yaşadığına ilişkin bulgular var.
Damar yapıları biraz güçsüz olduğu için kadınlar ve gençlerde sık görülen düşük tansiyona dair soruları Acıbadem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün yanıtladı. 

Düşük tansiyon nedir?
Kanın damarlarımıza yaptığı basınca tansiyon denilir. Bu basınç fazla olursa yüksek, basınç zayıf olursa düşük tansiyon oluşur. Yaşa ve kişiden kişiye değişmekle birlikte genel olarak tansiyon için şöyle bir sınıflandırma yapabiliriz.
Büyük (sistolik kan basıncı) tansiyonu 12, küçük tansiyonu 8 olanlar normal; büyük tansiyonu 14, küçük tansiyonu 9’un üzerinde olanlar yüksek; büyük tansiyonu 10, küçük tansiyonu 6’dan az olanlar da düşük tansiyonlu olarak nitelendirilir.

Ne zaman sorun oluşturur?
Belirli bir düzeye kadar sorun yaratmaz. Tam tersine normalin biraz altında olması kalp-damar hastalıklarından uzak, daha sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Ancak sistolik tansiyonun çok uzun süreler için 7’den düşük kalması ciddi sorunlar oluşturur. Böyle hallerde hasta şoka girer. 

Tansiyon düşüklüğü hangi durumlarda ortaya çıkar?
Düşük tansiyonun en büyük nedeni kansızlık. Bunu sıvı kaybı, sıcak çarpmaları, beslenme bozuklukları, kadınlarda regl, vücutta demir ve tuz eksikliği izliyor. Bazen düşük tansiyon genetik olabilir. Ailesinde yüksek tansiyonlu hastalar olanlarda düşük tansiyon olması bizi sevindirir. Çünkü yüksek tansiyon daha tehlikeli. Bir de hormonal bozukluklar, ateşli hastalıklar, enfeksiyonlar, aort kapağı darlıkları, kalp yetersizlikleri gibi bazı hastalıklar tansiyonun sürekli düşük seyretmesine yol açabilir. Bazı idrar söktürücüler, düzensiz kullanılan tansiyon ilaçları da nedenler arasında.

Belirtileri neler?
Tansiyon düşmesi, ilk etapta baş dönmesi ile kendini belli eder. Ayrıca bitkinlik, baygınlık, kalp çarpıntısı, yorgunluk, halsizlik el ve ayaklarda üşüme ve morluk, ayağa kalkınca baş dönmesi, göz kararması ve çabuk yorulma.

Hangi durumda doktora başvurulmalı?
Düşük tansiyonun sebebi önemli. Eğer hastanın tansiyonu normal seyrederken düşük olmaya başladıysa bu durumda neden aranmalı. Ya da tansiyon sürekli düşükse sorunun kaynağında ciddi bir hastalık olabilir. Bu nedenle ciddi bir araştırmanın yapılması gerekir.

Tedavi edilebilir mi?
Düşük tansiyon için bir ilaç yok. Sürekli yaşanan bir tansiyon düşüklüğü yoksa hastanın bilincini kaybetmemesi için çok yavaş hareket etmesi, ayaktaysa acilen oturtulması gerekli. Uzanarak bacağın biraz daha yüksek bir yere konulması da etkili olabilir. Uzun süre boyunca aç ve susuz kalmak, tansiyonu düşürebilir. Sıvı kaybı varsa yerine konur. Yüksek ateş ortaya çıkmışsa bu kontrol altına alınır. Tansiyonu düşük olan kişiler gıdalarına dikkat etmeli, aşırı sıcak ve yorgunluktan uzak durmalı. Yemeklerden sonra bir fincan kahve içmek de tansiyonu düzene sokabilir. Tuzlu ayran içmek de yararlı olabilir. Ama sürekli olarak görülen tansiyon düşüklüğünde mutlaka bir hekime başvurumak gerekir.

Tansiyon ölçerken nelere dikkat edilmeli?
* Hasta kan basıncı ölçümünden yarım saat önce egzersizden kaçınmalı, bir şey yememeli, kahve ve sigara içmemeli.
* Tansiyon ölçümünden 15 dakika önce dinlenmeli.
* Tansiyon her gün aynı saatlerde ölçülmeli.
* Manşonun (tansiyon aletinin kola sarılan kısmı) boyutları uygun olmalı. Manşonun içindeki kesenin boyutu kolun tamamını veya en az yüzde 80’ini sarmalı. 
* Her ölçümde aynı kolun olmasına dikkat edilmeli. 
* Ölçüm yaparken her seferinde aynı pozisyonda tansiyon ölçtürülmeli. Mutlaka kol hareketsiz olmalı, düz tutulmalı. Aşırı titreme, kasılma yanlış ölçümlere neden olabilir. Kolu kalp seviyesinde tutmaya  dikkat edilmeli.
* Tansiyon aletinin aynı olmasına özellikle civalı tansiyon aleti olmasına özen gösterilmeli.

Yarın: Yüksek tansiyon nasıl tedavi edilir?

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9467179467170

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.