scorecardresearch.com

'Kendime bir hediye verdim, zayıfladım'

'Kendime bir hediye verdim, zayıfladım'

Aleksandar Medjedovic (solda), sık seyahat ettiği ve ülkeden ülkeye bedenler değiştiği için kilo aldığını fark etmemiş bile.

Diyetisyen yardımı almadan, her şeyin yarısını yiyerek 30 kilo verdi ve 85 kiloya indi. Aleksandar Medjedovic, 'zayıflayınca kadınların kendisine daha çok baktığını' söylüyor
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

Aleksandar  Medjedovic (37), 10 yıl önce Türkiye’ye geldiğinde buradaki leziz yemeklerin ve misafirperverliğin ona yağ ve kilo olarak döneceğini elbette ki bilmiyordu. Zaten o da yemek işini abartarak buna fazlasıyla katkıda bulundu. Sonuç: Alınan 30 kilo. Messe Frankfurt fuar organizasyon şirketinde genel müdür olarak çalışan Medjedovic, diyetisyen yardımı almadan yaptığı diyetle bir yılda fazla kilosunu verdi ve 85 kilo oldu.

Türkiye’ye gelmeden önce kilonuz nasıldı?
10 yıl önce 85 kiloydum. Türkiye’ye geldiğim ilk iki sene durumum iyiydi. Sonra iş yoğunluğu çok arttı. Ofiste oturarak çok fazla çalıştım ve kilo aldım.

Çocukluk ve gençlik döneminde kilo sorununuz var mıydı?
Amerika’ya gidene kadar bir sorunum yoktu. 23-24 yaşlarındaydım ve vücudumda bir gram yağ yoktu. New York’ta iki sene kaldım. Orada insanlar çok daha fazla yiyorlar. İşim gereği o zaman çok seyahat ediyordum. Tabii seyahatin yemek kısmı dezavantaj olabiliyor.  Amerika’da elma bile daha büyük, daha tatlı ve kalorisi yüksek. Porsiyonlar kesinlikle daha büyük ve her an yemek yeniyor. O zaman tabii ki siz de çok yiyorsunuz. Amerika’da 17 kilo aldım.

O zaman zayıflamaya çalıştınız mı?
Hiçbir şey yapmadım. Dikkat etmedim kilo alırken, etmek istemedim belki de. Benim arkadaşlarım da dikkat etmedi kilo aldığım zaman. İnsan değişmiyor, sadece çerçeve, paket değişiyor. En büyük sorun bu.

Yemek alışkanlıklarınız Türkiye’de değişti mi?
Türkiye’de sorun yok. Yemekler pratik, güzel ve sağlıklı. Zeytinyağlı yemekleriniz var. Oysa Avrupa’da zeytinyağı lükstür.

O halda nasıl kilo aldınız?
Abarttım... Yemeğe oturduğumda üç-dört porsiyon kebap yiyebiliyordum. Türkiye’de misafirperverlik var. Tipik bir Türk annesi size sürekli ikramda bulunur. 

Kilo aldığınızı fark etmediniz mi?
Seyahatlerin kötü yönü burada da kendini gösterdi. Çünkü ülkeden ülkeye bedenler değişiyor. Örneğin İstanbul’da jean bedeni en fazla 38, belki 40. Amerika’da 48’e kadar gidiyor. Almanya’da bir gömlek alırsınız, Amerika’dan jean alırsınız. Nasılsa bedenler farklıdır diye düşünürsünüz. Gömlek XXL giyiyordum. Bugün bunu düşünüyorum. Ayıp bir şey ya! Vallahi ayıp... Şişmanken istediğiniz güzel tarzda bir modeli de bulamıyorsunuz.

Ne zaman zayıflmaya karar verdiniz?
Bir sene önceydi. Geçen yıl sekiz Mayıs’ta Finlandiya’ya gittim. İskandinav ülkeleri çok minimalistir. Her şey küçük ve  ‘çok fazla olmayan’ şeklindedir. Yemek siparişi verdim, bir şey geldi, ben onu salata sandım. Meğer ana yemekmiş. Açık söyleyeyim, orada felsefik düşündüm. 36 yaşındaydım ve 40’a gidiyordum. ‘Now or never’ (Şimdi ya da hiçbir zaman) diye düşündüm. İnanılmaz bel ağrısı başlamıştı bir de. Finlandiya’da bir sabah düşündüm ve ‘artık dur’ dedim. Bundan sonra her şeyin yüzde ellisini yiyecektim. İki sandviç yerine bir, dört dilim baklava yerine iki yiyecektim. 

Sizi etkileyen ne oldu?
Üç yıl önce babamı mide kanserinden kaybettim. Hastalık dönemi çok kötüydü ve ne yazık ki babam acı çekerek öldü. Bir yıl boyunca hiçbir şey yiyemedi. Midesi alınmıştı ve onun yerine yedek bir mide yapılmıştı. Ama bu tabii ki hiçbir zaman fonksiyonel bir mide olamadı. 80 kiloydu babam, ama öldüğünde 42 kiloydu. Babamın durumunun beni etkileyip etkilemediğini hiç düşünmedim. Bir hafta önce bir arkadaşım bana bunu söyledi. Belki bilinçaltımda etkili olmuştur.

Boyunuz kaç?
1.88 cm. Ama kilo ve boy arasında yanlış bir bağlantı kuruyoruz bence. Ben 115 kiloya kadar çıktım ama hiçbir zaman bu aşırı bir kiloymuş gibi görünmedi. Çünkü boyumun uzun olmasının bunu tolere ettiği düşünülüyordu.  Oysa 20-30 kilo fazlalık taşıyordumDiyete başladım, her şeyi yedim ve bir sene içinde 30 kilo verdim.  

Hiçbir kısıtlamaya gitmediniz mi?
Kendime yiyecek olarak yasak getirmedim. Sadece miktarlarla oynadım. Rejim yapmadım. Bugüne kadar yüzde yüz değil sadece yüzde elli yedim.

Tekrar kilo alma riskiniz var mı?
Sanmıyorum. Çünkü bir yıldır bu şekilde yaşıyorum. Yaşam kalitem düşmedi yükseldi ve her şey daha iyi gidiyor. Risk görmüyorum. Bir yıl boyunca hiçbir şeyi bu kadar istikrarlı yapmadım. Bir yıldır düzenli spora gidiyorum ve bundan zevk alıyorum. Eski giysileri şoförüme verdim. Gardrobum yüzde doksan beş değişti. Takım elbise bedenim 62’den 54’e düştü. Gömlek ‘XXL’ idi, şimdi ‘L’ ve ‘M’ beden giyiyorum. Şimdi eskiden giydiğim pantolonlara bakıyorum da inanılmaz.

Zayıf olmanın en güzel yanı ne?
Şimdi en zevkli şey bir mağazaya gidip giysi almak. Aynanın karşısına geçip bakmaya bayılıyorum. Daha çok dikkat çekiyorsunuz. Kadınların  görüntümden dolayı bana bakabileceğini düşünmüyordum önceleri. Örneğin şimdi uçağa bindiğimde bana baktıklarını görüyorum ve bu çok güzel. Kilo vermenin en güzel yanı insanın sağlıklı olduğunu hissetmesi. Çok daha enerjiğim.  Kendim için bir şey yaptım ve kilo verdim. Zayıflayarak kendime bir hediye verdim.

Şu anda tam olarak kaç kilosunuz?
Ocakta 90 kiloydum. Şimde 85’im. Bu benim için ideal. Kilo verdiğinizde sıkılaşmanız gerekiyor, çünkü deri gevşiyor. Şimdi onu yapacağım. Çekap yaptırdım, bütün göstergelerim mükemmel çıktı.

İhtiyacın olan tek şey motivasyon

Uyguladığınız programda hiç aç kalmadınız mı?
Alışmıştım. Yemek her halükârda gelirdi. Aç kalmak ve yüzde elli yemek arasında bağlantı yok. Çünkü doyuyorsunuz. Fazlasına gerek yok. Ara öğünler yaptım. Meyve yoğurt yedim ara öğünlerde. Kendimi çikolatadan da mahrum etmedim. Besinleri tanımaya başladım. Çikolata yiyeceksem de daha az kalorili olanını seçiyorum.
Diyet, beslenme üzerine gazetelerde çok şey okudum. Ama rejime başladığımda herhangi bir kitap almadım. Bir YTL dahi para harcamadım bu iş için. İlk üç ay 10 kilo verdim. İnsanlar fark görmeye başladı. Geçen sene ağustosta tatile gittim Sırbistan’a. Spor ayakkabılarımı yanıma aldım. Bir sabah saat yedide uyandım. Spor ayakkabılarım odamdaydı. Birden güneş ışığı spor ayakkabılarımın üzerine vurdu. Romantik bir andı!.. Mesajı aldım. Ya şimdi ya da hiçbir zaman diye düşündüm. Spor ayakkabılarımı giydim yakındaki bir parka gittim. 500 metre yürüdüm. 15 dakika sonra durdum. Bir buçuk aylık bir tatildi ve her sabah yürüdüm. Beş yüz metre başladım bir buçuk ay sonra 500 kilometreye çıkmıştım. Çok çabuk bir öğrenme süreciydi.
İstanbula döndüm birbuçuk ay sonra spor salonuna başladım. Şimdi spor hayatımın bir parçası ve iki günde bir gidiyorum mutlaka salona. Geçen gün bir yemek daveti vardı. Spor mu yemek daveti mi diye düşündüm. Cevabım tabii ki spordu. Şimdi bir saat trafikte kalmayı göze alıp spora gidiyorum. 13 kilometre yürüyebiliyorum.

Kilo vermek için öncelikle ne gerekiyor?
Motivasyon. Kimini kız arkadaşı kimini ailesi motive ediyor. Belki benimki gibi Allah korusun hastalık size bunu yaptırabilir. Her insanın farklıdır motivasyonu. Ben kilo alırken hiç dikkat etmedim. Şimdi artık dikkat ediyorum. Bir dakika durun ve düşünün. Midium bedene kadar düşünmezsiniz. Large’a geçtiğinizde kesinlikle düşünmelisiniz. Benim gibi yapabilirsiniz. Kahvaltıyı normal yapın öğlen yemeğine biraz dikkat edin ve akşam yemeğini yüzde elli yiyin. Spor da yaparsanız çok şey farkeder.

- BİTTİ -

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/8767888767880

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.