scorecardresearch.com

Manik depresif hastalarına ömür boyu koruyucu tedavi

Manik depresif hastalarına ömür boyu koruyucu tedavi

Manik depresif bozukluk toplumda her 100 kişiden birini etkileyebiliyor. Hastalık kadında ve erkekte eşit görülürken genellikle gençlikte ortaya çıkıyor.

'İki uçlu mizaç bozukluğu' olarak da anılan manik depresif bozukluğunda hastalar bazen çok enerjik ve neşeli, bazen son derece mutsuz hissediyor. Duygu dalgalanmalarının aylarca sürebildiği bu rahatsızlıkta hastaların yüzde 80'ine ömür boyu koruyucu tedavi gerekiyor
Haber: ÖZGÜR GÖKMEN ÇELENK / Arşivi

Bazen kişinin çok enerjik, neşeli bazen de boğulacak derecede sıkılmasına yol açan manik depresif bozukluk başarıyla tedavi ediliyor. Ancak atakların her an tekrarlama riski olduğu için hastaların yüzde 80’inin ömür boyu koruyucu tedavi alması gerekiyor. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Prof. Dr. Ahmet Ertan Tezcan anlattı. 

Manik depresif bozukluk nedir?
‘İki uçlu mizaç bozukluğu’ veya ‘iki uçlu duygu durumu bozukluğu’ olarak da bilinir. Ama hastalığın bilim çevrelerinde kullanılan ismi ‘bipolar bozukluktur’. Manik depresif bozukluk nüfusun yüzde 1 -2’sini etkiler. Kişinin duygu durumu, maniden (taşkınlık) depresyona doğru ‘iki uç’ arasında değişir. Manik atak sırasında, kişi kendini aşırı mutlu ya da huzursuz hisseder. Depresif atak sırasında son derece üzgün ve mutsuzdur. Ataklar arasında kişinin duygu durumu normal olabilir. Duygu durumdaki bu dalgalanmalar saatler, günler, haftalar ya da aylarca sürebilir. Sağlıklı kişilerdeki normal iniş ve çıkışların tersine, bu duygu durum dalgalanmaları şiddetli ve yaşamı tehdit edici olabilir. 

Hastanın yaşamını nasıl etkiler?
Çoğunlukla bir hastalık olarak tanınmaz. Bu bozukluğu olan kişiler gereksiz yere yıllarca ıstırap çekebilir. Tedavi edilmediğinde, alkol ve madde kullanımı, bozulmuş ilişkiler, kötü iş -okul performansı, finansal -sosyal sorunlar ve artan intihar riski gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Sebepleri nelerdir?
Bipolar bozukluğun sebebi bilinmiyor. Antidepresan ilaçların kontrolsüz kullanımı, bazı yasadışı maddeler, birtakım beyin tümörleri, beyin -damar hastalıkları, kafa yaralanmaları ‘mani’ benzeri belirtilere yol açabilir. Ama vakaların büyük bölümü bilinen bir sebep olmaksızın ortaya çıkar. Bipolar bozukluğun bir beden hastalığı, bir beyin hastalığı olduğu iyi bilinmiyor. Beynimizde serotonin, dopamin, noradrenalin gibi bazı maddelerin miktarı bipolar bozuklukta değişiyor. Yani bipolar bozukluk, beyin kimyasındaki bir anormallikten kaynaklanıyor. Ama beyin kimyasını bozan şeyin ne olduğu bugün hala tam olarak çözülemedi.

Hangi yaşlarda ortaya çıkar?
Manik depresif bozukluk herhangi bir kimseyi herhangi bir yaşta etkileyebilir. Tipik olarak ergenlik döneminin sonu (20’li yaşlar) ya da erişkinlik döneminin başında başlar. Ancak daha erken yaşlarda görülebilir. Ender de olsa ilk mani atığını 70’li yaşlarda geçirenler de var.

Kadınlarda daha mı sık görülür?
Manik depresif bozukluk her dinden, her ırktan insanda görülebilir. Toplumda her 100 kişiden 1’inde bu hastalık var. Yani her 100 kişiden biri hayatında en az bir kere manik bir dönem geçirir. Hastalık kadında ve erkekte eşit sıklıkta görülür. 

Tedavi edilebilir mi?
Evet, başarıyla tedavi edilebilir. Tedavide atak tedavisi ve koruyucu tedavi diye iki aşama var. Atak tedavisi hastanın zaman zaman geçirdiği manik veya depresif atakların tedavisidir. Manik atağın ayaktan tedavisi çok zordur. Hastanın genellikle hastaneye yatırılması gerekir. İlaçlarla hasta genellikle iki -dört hafta içinde tam veya tama yakın düzelme gösterir. Mani atağının çok ağır olduğu veya ilaçlarla düzelmediği durumlarda, halk arasında ‘şok tedavisi’ olarak bilinen elektrokonvülsif tedavi uygulanır. Depresif atak sürecinde ise depresyon tablosu ağır değilse hasta yatırılmadan da tedavi edilebilir. Bipolar bozukluk içinde görülen depresyonlarda genellikle antidepresan ilaçlardan kaçınır ya da çok dikkatli kullanırız. Zaman zaman başka sinir sistemi ilaçlarıyla tedaviyi tercih ederiz. Ağır veya dirençli depresyonlarda şok tedaviye başvururuz.

Koruyucu tedavi nedir?
Manik depresif bozuklukta asıl kritik nokta koruyucu tedavidir. Çünkü ataklar geçicidir ancak tekrarlama riski her zaman vardır. Bipolar bozukluğun koruyucu tedavisinde kullanılan ilaçlara ‘duygu durumu düzenleyicileri’ adı verilir. Bu amaçla en çok başvurulan ilaç, 107 elementten biri olan lityumdur. Ama son yıllarda bazı sara hastalığı ilaçlarının da manik depresif bozukluk koruyucu tedavisinde etkili olduğu anlaşıldı. Koruyucu tedaviyle atak sıklığı azaltılır, hasta tekrar mani veya depresyon geçirse bile bunların hafif olması ve kısa sürmesi sağlanır. Bazı hastalar ömürleri boyunca bir daha ne depresyon ne mani, hiçbir hastalık atağına yakalanmazlar. Hastaların yaklaşık yüzde 80’inin ömür boyu koruyucu tedavi alması gerekir.

Depresyondaki bir kişinin yakınlarına neler önerirsiniz?
Toplumda çoğu kez depresyondaki kişi bu konuda deneyimi olmayan kişiler ya da yakınları tarafından yanlış algılanır ve durumun ciddiyeti tam anlaşılmaz. Bunun sonucu olarak depresyondaki kişiler çevrelerinden yeterince yardım, ilgi, anlayış göremez. Çoğu kez depresyondaki kişiye ‘rahatla, bunlardan kurtul’, ‘gez, toz, tatile çık, kendine gelirsin’ gibi öneri ya da eleştiriler yapılır. Depresyondaki kişi ise çektiği sıkıntıların yanı sıra anlaşılamama, rahatsızlığını, sıkıntısını aşırı abartıyor gibi görünme gibi güç durumlar yaşar. Benim ailelere önerilerim şunlar: Hastanıza yardıma yakınınızın doktordan randevusunu alıp, doktora gitmesini sağlamakla başlayabilirsiniz. Daha sonra ilaçlarını alıp almadığına dikkat edin. Duygusal destek verin, anlattıklarını dinleyin. İntiharla ilgili söylemi olmuşsa mutlaka tedavi eden hekime bildirin. Sosyal aktivitelere, yürüyüşlere davet edin ancak kabul etmezse çok ısrarcı olmayın. Yakın bir zamanda sınav, nişan, düğün gibi bir durum varsa bunları erteleme isteğine anlayış gösterin, hatta destekleyin. 

40 kişiden biri takıntıdan mustarip
Saplantı zorlantı bozukluğu nedir?
Tekrarlayıcı saplantı ve zorlantıların birlikte görüldüğü, kişinin günlük yaşantısını önemli derecede etkileyen hatta felç eden bir ruhsal bozukluk. Çok sık görülür, 40 kişiden biri bu hastalıktan mustarip. Obsesif kompülsif bozukluk olarak da bilinir. Saplantı irade dışı gelen, kişiyi tedirgin eden, bilinçli çabayla kovulamayan, yineleyici düşüncelerdir. Saplantılar sadece günlük yaşam olaylarına dair olmayabilir ve en önemlisi kişinin kendi kontrolü altında değildir. Nitekim hasta saplantılarının saçma olduğunu, fakat bunları bir türlü engelleyemediğini söyler. Zorlantı da çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, irade dışı yinelenen hareketlerdir. Kişide oluşan saplantı öyle şiddetli bir sıkıntı oluşturur ki, kişi bu sıkıntıdan kurtulmak için zorlantıya başvurur. Örneğin ‘Elimi beş kez yıkamasam annem ölecek’ diye düşünen bir hastanın elini beş kez yıkamadan oluşan sıkıntıya katlanması mümkün değil.  

En sık görülen saplantı hangisi?
En sık mikrop, pislik, hastalık bulaşmasına ilişkin saplantılar görülür. Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır. Kafasında sürekli ‘Köpek pisliği arabamın kapısına değdi mi?’, ‘Elini sıktığım kişi tuvaletten çıkınca elini yıkadı mı?’, ‘Kapı tokmakları para, mikrop, dışkı, meni ile kirlendi mi?’ gibi düşünceler uçuşur. Zamanla eve gelince aile yakınlarının da giydiklerini çıkarttırmaya başlar. Kapı kollarını ellerini kullanmadan açmaya çalışır. Çeşitli eşyalara dokunmaya çekinir.  

Kuşku saplantısı nedir?
Hastada sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. ‘Acaba ocağı kapattım mı?’, ‘Kapıyı
kilitledim mi?’, ‘Karyola altında birisi var mı?’ gibi kuşkular oluşur. Başkaları tarafından zarar görme ya da başkalarına zarar vermekle ilişkili saplantılar da sıktır. Kişi ‘Deli olup çocuğumu boğar mıyım, bıçaklar, balkondan atar mıyım’ diye düşünebilir. Bazı hastalarda ‘Oturduğum yerden meni bulaşıp hamile kalabilir miyim?’, ‘Ağzımı açsam küfür eder miyim?’, ‘Sokağa çıkarsam çırılçıplak soyunur muyum?’, ‘İş arkadaşımla yalnız kalınca onu öper miyim’ şeklinde cinsel saplantılar gözlenir. 

Dinsel saplantılar nelerdir?
Son derece yaygındır. ‘Tanrı var mıdır, varsa hangi cinsiyettedir?’, ‘Tanrıyı kim yaratmıştır’ gibi saplantılar, Tanrı’ya küfürler görülür. Özellikle kişi namaz kılarken Tanrı’ya küfür etme, kaçıncı rekatta olduğunu, hangi duaları okuduğundan emin olamama sıktır. Kimi hastalar bu
nedenle sık sık af edilmek için dua eder, tövbe eder.

Başka hangi tip saplantılar sık görülür?
* Metafizik saplantılar: ‘Evren nedir?’, ‘Uzay nedir?’, ‘Sonsuz nerede biter?’ şeklinde uçsuz bucaksız saplantılar. 
* Hastalık saplantıları: Kimi hastalarda kanser, kuduz, AIDS gibi hastalık saplantıları hastanın beynini sarar ve bunlar fobi haline dönüşebilir. 
* Simetri saplantıları: Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, eşyalarının düzgün ve simetrik olmasına inanılmaz derecede dikkat eder. 
* Sayma saplantıları: Kimi hastalar düşündükleri ya da gördükleri sayılardan kendini alamaz. Örneğin otomobil plakalarındaki rakamlar, sokak lambaları arasındaki mesafeler, kaldırımlar sayılır. Herhangi bir eyleme başlamadan önce kafalarında bir sayı tutarlar ve bu sayıyı saydıktan sonra eyleme geçerler.

Peki ne gibi zorlantılar görülür?
El yıkama, abdest alma, banyo yapma, sıraya koyma, kontrol etme gibi tekrarlayıcı zorlantılar ya da dua etme, sayma, sözcükleri sessizce yineleme gibi saplantılar sıktır.  

YARIN: Aldatılmak takıntı nedeni

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9514609514600

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.