scorecardresearch.com

Şizofreni belirtileri depresyonla karışıyor

Şizofreni belirtileri depresyonla karışıyor

Ergenlik döneminde görülen sorunlar şizofreni belirtisi de olabilir. Bunu ayırt etmek için kafa yorulması gerekiyor.

Hamilelik döneminde enfeksiyon geçirilmesi, doğumda yaşanan güçlükler şizofreni riskini artırıyor
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

Bir sohbete nasıl başlayacağınız, onu nasıl sürdüreceğiniz ve nasıl bitireceğiniz sizin için muhtemelen sorun değildir. Hatta karşılaştığınız basit bir meselede ne yapacağınızı bilemediğiniz, basit bir telefon numa-rasını aklınızda tutamadığınız da olmuyordur.  Ama bir şizofreni hastası için bunlar ciddi ve büyük sorunlar. Bu  durum da beyinde nörotransmitter denilen hücrelerin iletişimindeki farklılıktan, dopamin fazlalığından kaynaklanıyor.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyartri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Üçok, şizofreninin sıklıkla 20-40 yaşlarında görüldüğünü, hastalığın düşünce ve algı bozukluklarına, hezeyanlara neden olduğunu belirterek, “Hastalık ne kadar erken başlarsa, kişilik üzerindeki harabiyeti o kadar fazla” diyor.

Şizofreni hastalığını nasıl tanımlıyorsunuz?
Şizofreni epilepsi, Multipl Skleroz (MS) gibi bir beyin hastalığıdır. Bütün kronik hastalıklar (şeker hastalığı, astım, romatizma..) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Toplumsal ve duygusal etkenler de rol oynuyor bu hastalıkta. Hem ortaya çıkışında hem de hastalığın seyrinde etkili bu faktörler. Kişinin yaşam kalitesini, meslekî ve sosyal durumunu bozan, alevlenme döneminde daha çok düşünce ve algı bozuklarıyla devam eden bir rahatsızlık.

‘Hastanın hayatı fakirleşir’

Kişiler dış realiteyi olduğundan farklı görürler alevlenme dönemlerinde. Çarpık yorumlama ve buna göre davranma görülür. Halüsinasyonlar görür hasta. Ya evden çıkamaz ya da insanlarla arası bozulur. İnsanlardan kaçar. Potansiyel düşmanlarından kurtulmak için değişik çarelere başvurabilir. Alevlenmenin geçtiği dönemde oluşan kayıp belirtileri var. Daha çok isteksizlik, plan yapamama, yaptığı planları uygulayacak enerji bulamama, konuşacak konu bulamama, insanlarla konuşmayı isteme ama bunu nasıl yapacağını bilememe gibi durumlar görülür ki asıl bunlardır hastanın hayatını zorlaştıran. Toplumun dışında kaldığı için hastanın hayatı fakirleşir.

Şizofreni, tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber zaman zaman alevlenme dönemleriyle seyrediyor. Hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu durum kişinin çalışmasını, çevresiyle iletişim kurmasını, bağımsız bir yaşam sürmesini güçleştirir.

Şizofreni bir beyin hastalığı dediniz? Bir şizofreninin beynindeki farklılık ne?
Tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinde şizofreni hastalarının beyinlerinde normalde görülmeyen bazı değişiklikler olduğu saptanmış. Beyinde normalde de bulunan boşlukların hasta kişilerde daha geniş olduğu ve bazı beyin bölümlerinin normalden daha küçük olduğu görülüyor. Özellikle, beynin plan yapmak, sorun çözmek gibi işlevleri de yüklenen ön bölümü ve önceki deneyimleri hatırlayarak o anki duruma uygun bir davranış geliştirmekte rol oynayan ‘hipokampus’ bölümünün normalden küçük olduğu saptanmış. Bu bölgelerin işlevlerindeki aksama sonucunda hastalar günlük hayatta her an karşılaştığımız basit ya da karmaşık sorunları çözmekte zorlanabiliyor. Bu ‘sorunlar’, örneğin yeni tanıştığımız bir kişiyle neleri konuşabileceğimiz, şehir içinde bir yerden bir yere giderken karşılaştığımız aksaklıkların üstesinden nasıl geleceğimiz gibi bize basit gelen şeyler de olabiliyor.

Beyin yapısındaki değişiklikler, hasta kişilerin beyinlerinin normal gelişimden farklı bir yol izlediği şeklinde yorumlanır. Bu değişiklikler doğumdan önce ya da doğum sırasında etkili olan nedenlere bağlanır. Gebeliğin erken dönemlerinde virüs enfeksiyonları ya da doğum sırasındaki bazı sorunlarla karşılaşmak gibi.

Dopaminin ettiği...

Beyindeki kimyasal maddelerin rolü nedir?
Beyinde milyarlarca sinir hücresi bulunur. Bu hücreler bir telefon şebekesi gibi birbiriyle bağlantılıdır. Her hücrenin ucundan salınan bazı kimyasal maddeler komşu hücreye ulaşarak hücreler arası haberleşmeyi sağlar. Haberleşmeyi sağlayan kimyasal maddelere ‘nörotransmitter’ denir. Adrenalin, dopamin, serotonin gibi... Şizofren olan kişilerde dopaminin aracılık ettiği haberleşmede bir bozukluk olduğu biliniyor. Dopamin, hastaların beyninde bazı bölgelerde fazla miktarda bulunuyor. Dopamin aracılığıyla haberleşmedeki bozukluk, hezeyan ve halüsinasyonlar, dağınık davranış ve konuşma gibi hastalık bozukluklarından sorumlu tutuluyor.

Hastalığın görülüp görülmemesi neye bağlı?

  • Anne-babadan biri hastasysa görülme riski yüzde 12. Kardeşlerden birinde bu hastalık varsa görülme riski yüzde 8. İkinci derece akrabalarda, yani hala, teyze, amcada varsa risk yüzde 5’tir. Ailelerin bu riski düşünmesi gerekiyor.
  • Çocuk daha anne karnındayken yaşadığı bazı aksilikler beyin gelişimini olumsuz etkiliyor. Mesela annenin hamileliğinin belli bir döneminde enfeksiyon geçirmesi risk. Avrupa’daki ciddi grip salgınlarında hamile olan kadınların çocuklarında şizofreni riskinin iki kat arttığı gösterilmiş.
  • ‘Toksoplazma’ denilen ve, kediden geçen bir organizma vardır. Bunun antikorunun şizofreni hastalarının kanında daha yüksek olduğu biliniyor.
  • Doğum sırasında kordon dolanması, doğum eyleminini uzaması ve bebeğin beyninin yeterince oksijen almasını önleyen durumlarda şizofreni riski artıyor.
  • Çocukluk çağında fiziksel ve cinsel istiramara, travmaya uğramış olmak bile, hele hastalığa yatkınlığınız varsa  ciddi risk oluşturuyor.
  • Esrar içmek risk. Ailede psikiyatrik rahatsızlık varsa ve 16 yaş altında sık esrar içiliyorsa şizofreni riski artıyor.

Şizofreninin erken dönem belirtileri var mı?
Var. Ama bu belirtileri gören her anne-baba, “Çocuğum şizofren olacak” denmez. Genelde sonradan şizofren olmuş hastaların yakınlarından aldığınız bilgilerle bunu söyleyebiliyorsunuz. Genellikle hasta ilk defa tanı konduğu dönemden önce birtakım huy değişiklikleri gösteriyor. Bunlar:
Başarıda düşme: Mesleki ve sosyal başarının gerilemesi. Yani okul başarısının sebebsiz yere gerilemesi. İlk dönem takdir almışken sonradan karnesinde zayıf olur. Daha sonra okula gitmemeye başlar vs. Bu duraklama dikkat çekicidir.
Sosyal ilişkilerin bozulması: İnsan ilişkileri bozulabilir. Kavgacılık, alınganlık, evden çıkmak istememe, okula gitmek istememe., toplumdan uzaklaşma görülebilir,
Garip düşünceler: Örneğin düşünce gücüyle kapıyı açıp-kapamaya çalışmak. Mesela bütün işini bırakıp bütün gün bununla uğraşabilir hasta.Uçmak için zihin gücünü seferber etmek, parapsikolojik ve metafizikle çok ilgilenmeye başlamak gibi...
Kendine ilgisizlik: Kendine bakımda gerileme olabilir. Eskisi kadar banyo yapmamak, sokakta dolaştığı kot pantolonla yatmak, itiraz edildiğinde tartışma çıkarmak vb.
Zihin karışıklığı: Yoğunlaşmakta güçlük çekmek, bir şeye konsantre olamamak...
Ancak bu belirtiler depresyonda da ergenlik döneminde de görülebilir. Kesin şizofreninin erken belirtileri denilemeyebilir. Sevgilisinden ayrılıp ÖSS’de başarılı olamadı diye açıklar. Eğer ailede bir hasta varsa yani amca, dayı, teyze gibi akrabalarda da varsa 16-17 yaşındaki bir yeğende okul başarısında düşme, gerileme, kendini kapatma varsa onu takibe alıyoruz. Özellikle ailesinde başka hasta varsa daha dikkatli yaklaşılmalı.

Entellektüel olmak da risk

Ergenlik dönemi belirtileriyle karışabiliyor. Ne yapmak lazım?
Özellikle entelektüel düzeyi yüksek ailelerde bu risk daha yüksek. Çok iyi de bir doktora götürülür ve doktor da “Aman canım, pırıl pırıl çocuk. Rahat bırakın” der, ama çocuk birkaç ay sonra çok ürkütücü şeyler yaşayabilir.

Ayırt edici kriterler yok mu?
Ayırt etmeniz için bu konuyla uğraşmanız gerekir. Diyelim ki çocuk işi gücü bırakmış 20 saat bilgisayar başında. Okulu bırakmış ve bilgisayara adanmış. Bu normal mi araştırılmalı. Risk altındaki gençlerle özel ilgilenmek gerekiyor. Bu belirtileri gösterenlerin büyük bölümü hayatına devam ediyor.

Şehir yaşamı şizofreni hastası için risk yaratıyor

Şizofreni hastalığının görülme sıklığı nedir?
Her 100 kişiden biri hayatının bir döneminde şizofreni hastası olma riski taşıyor. Hastalık genelde 20-45 yaşlarında görülüyor.  Hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki harabiyet de o kadar fazla olmakta, normal bir yaşam sürme şansı azalmaktadır. Şizofreni hastalığı tedavi edilebilir olmasına rağmen zaman zaman alevlenme dönemleriyle seyrediyor. Hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabiliyor. Bu da hastanın çalışmasını engelliyor ve tek başına bir yaşam sürmesini güçleştiriyor.

Şehirde yaşamak şizofreni için risk yaratıyor mu?
Şehirlerde şizofreni daha sık görülüyor. Diyelim ki hayatla ilgili plan-program yapma güçlüğümüz var. 5 bin nüfuslu bir kasabada yaşıyorsanız daha az sorunla karşılaşırsınız ve çıkış yolları bulma şansınız da daha yüksektir. Ama 12 milyonluk bir şehirde her dakika karşınıza sorun çıkıyor. Bunlara başa çıkma kapasitesi kısıtlı olan genç bir beynin bunların karşısında çözüm bulmak yerine geri kaçma,  sağlıksız çözümlere  yönelme ihtimali daha yüksek. Şehirde yaşamak şizofreniyle karşılaşma açısından değiştirilebilir bir faktördür.
Beyindeki nörotransmitter denilen birtakım kimyasal maddelerin beyin   hücreleri arasında haberleşmeyi sağladığını söylemiştik. Bunların birtakım bozuklukları da şizofreni hastalarında gösterilmiş. Özellikle dopamin gibi başlıca transmitterlerin beynin bazı bölgelerinde fazla işlev gördüğü , fazla işlev görmenin halüsinasyon görme gibi düşünce ve algı bozukluklarına yol açtığı, bazı bölgelerdeki düşük aktivitelerin bellek zayıflıkları, okuduğunu anlama, öğrendiğini uygun yerde kullanma, problem çözme, plan ve program yapma  gibi işlevleri bozduğu söylenir.

Bu durum, bizim için son derece basit olan bazı şeyleri şizofreni hastasının yapmasını güçleştirir. Örneğin bir şizofreni hastasına telefon numarası söylersiniz 5 metre uzağındaki telefona gidip numarayı çevirecektir, ama telefon başına gidene kadar o numarayı unutabilir. Bu, özel bir bellek kusuru ve şizofreni hastalarında sık görülüyor.
Bu durum beyindeki dopamin işlevlerindeki bozukluktan kaynaklanıyor İşin bir de biyolojik ve genetik boyutu  var. Ama biyolojik ve genetik faktörlerle doğan her çocukta şizofreni ortaya çıkmıyor. Bunun ortaya çıkması için çok sayıda başka faktör de gerekiyor.

Bu durumda ailelere verilebilecek bir mesaj var mı?
Hastalıktan şüphelenen herkes bize gelirse bunun altından kalkamayız. Aileler araştırmalı. Hastalık belirtileri özgün değil ve insanları telaşlandırmak da doğru değil. Eğer ailede bir psikiyatrik hastalık varsa ve ailenin genç üyesinde birtakım huy değişiklikleri varsa doktora gösterilmeli.

‘İnsanlara gülünç gelen şeyler bize ıstırap veriyor’

Fatih Çivikakan (34)  için hayat aslında babasının ölümüyle kötü gitmeye başladı. Kundura imalatçısı olan babası meslek hastalığı yüzünden yaşamını yitirdi. Ailesi yıllarca sigortalı olan babasının maaşının annesine bağlanması için uğraştı. 16 yaşına geldiğinde hâlâ dava sürüyordu. Bu, Çivikakan’ı kötü etkiliyordu. Dava olumsuz sonuçlandığında ise şizofreni başlamıştı. Ancak o bunu bilmiyordu...

Hastalığınız nasıl başladı, nasıl farkettiniz?
16 yaşındayken okul başarım iyiydi ama bazı takıntılarım vardı. Babamın bir sigorta olayı vardı kafayı ona takmıştım. Kundura imalatçısı olan babam ben dört yaşındayken meslek hastalığından rahatsızlanıp vefat etti. Bu durumda anneme maaş bağlanması gerekiyordu ama bağlanmadı. Yıllarca hukuk davası sürdü. Ben bunu kafaya çok taktım. Özellikle ergenlik döneminde sorunlar yaşamaya başladım. Ama bunu çevremle pek paylaşmadım. Çünkü sorunlarımı kendim çözme eğilimindeydim. Amcalarım yardımcı olmaya çalıştı ama ben istemedim. Zor günler geçirdiğim oldu. 16 yaşında rahasızlığım başladı ama ne ben ne ailem farketti. Ancak 20 yaşında profesyonel yardım almaya başlayabildim.

Ne tür sıkıntılar yaşadınız?
Kademe kademe gösterdi kendini hastalık. Trakya Üniversitesi iki senelik muhasebe bölümünü kazanmıştım. Babamın davası Yargıtay’a gitmişti. Ona dair çok fazla beklentim vardı. Olumlu sonuçlanacak ve biz de iyi bir para alacaktık. Ancak olumsuz sonuçlandı ve Yargıtay aleyhimize bozdu. Bu, büyük bir hayal kırıklığıydı benim için. O dönemde alevlendi hastalığım. Yıllarca uğraşmamıza rağmen ancak 30 sene sonra anneme emekli maaşı bağlandı. Kardeşim ilgilendi ve sonunda hukuk tecelli etti.

Okulunuzu okuyabildiniz mi?
İki üniversite kazandım ama bitiremedim. 

Hastalık nedeniyle alevlenme dönemleriniz oluyor mu?
Oluyor ama ben alevlenmeye başladığında çok büyük yanlış yaptım ve ilaçlarımı bıraktım bir ara.

Neden?
Doktorumun beni kobay olarak kullandığını düşündüm. Böyle düşündüğüm için kendisinden çok özür diliyorum. Halbuki çok büyük özveriyle çalışıyor. Ama hastalıkta bu tür düşünceler olabiliyor.

İlaçlarınızı bırakınca ne oldu?
Kötüleştim, evin banyosunun kapısını kırdım, albümdeki resimleri yaktım. Tabii sonra pişman oldum. Uzun süreden beri çok sakin bir mizacım var. Zaten şiddeti sevmem. Kavga olayım olmaz, olmamıştır. Ailem anlayışlı davrandı bana.  Şizofreni Gönülleri Derneği’nin de bana çok faydası oldu.

Hastalığınıza tanı konulduğunda ne hissettiniz?
Hastalığım tam şizofreni değil. Afektif bozukluk, yani şizofreni ve mani tablosunun birarada görüldüğü bir hastalık. 14 yıllık zaman içinde farklı tanılar kondu. Doktor bana bunu söylediğinde anlamadım elbette. Zaman içinde insan kabulleniyor. Normal insanlar gibi faaliyetlerimi sürdürebiliyorum. Hastalığımla birlikte yaşamayı öğrendim. İş tecrübem oldu ama maalesef istikrarlı iş hayatım olamadı. En uzun süre çalıştığım dilim üç yıllıktır. En son çalıştığım yerde ofis boy ve muhasebe tarzı iş yapıyordum. 

Siz mi ayrıldınız yoksa işyerinizle sorun mu oldu?
Ben bıraktım işi. Belli bir süre çalıştıktan sonra çeşitli bahaneler oluyor ve takıntı haline geliyor. Bunu takıntı haline getirip ayrılıyorum. Maaşın az olduğunu takıntı haline getirmiştim. Oysaki bazı zorluklara katlanmam, sebat etmem gerekiyor.  Büyük kuruluşlarda da çalıştım. Sorun her zaman para değildi. İlaçları kullanıp da dikkat isteyen işlerde çalışmak zorluyor insanı. İşverene de söyleyemiyorsunuz yoksa işinizden olursunuz. Zor dönemler de geçirdim. 2-2.5 aydır çalışmıyorum. Çalışmadığım zamanlarda şizofren arkadaşlarımla zamanımı geçiriyorum ve sorunlarımı paylaşıyorum. Dikkat dağınıklığı yaşıyorum. Yaşım ilerlemesine rağmen mesleki bir kademem olmadı.

Rahatsızlığınızı söyleyip tepki aldığınız oldu mu?
Hastalığımı direkt söylemiyorum. Ancak mevzu olursa, konu geçerse söyleyebiliyorum. Tepki veren olmuş olabilir, hatırlamıyorum ve çok önemsemiyorum da bunu. Eğer bunu çok önemserseniz kendiniz hayattan bir şeyler vermek zorunda kalabilirsiniz. Damgalanma oluyor hastalık nedeniyle. Ben artık aldırış etmiyorum. Beni beğenen, kabul eden böyle kabul etmiş. Tabii ki insanlar hastalığa karşı önyargılı. Hastalığı tanımıyor, bilmiyor. Biz de bilmediğimiz şeyler hakkında önyargılı olabiliyoruz, onlar da bilmediği için önyargılı. Ama tanıyanlar, hastalığı bilenler o önyargıyı taşımıyor. Çok ilginçtir belki yazınızı okuyanlar, bize gıpta edebilir. Herkes stresten şikâyet ediyor ama biz bunu yaşamıyoruz. 

İlaçları aldığınız sürece bir sorun yaşamıyorsunuz değil mi?
İlaç almadığımda sorun yaşıyorum. 14 yıl içinde bir kez ilacımı bıraktım ve öleceğimi sandım. Birileri takip ediyor, öldürmek istiyor sandım. Ajanlar sizi takip ediyor sanırsınız. Normal insanlar için bunlar gülünç gelebilir ama bize ıstırap veriyor.

Bir daha ilacımı bırakmayı düşünmüyorum. Demek ki beyin kimyamda bir farklılık var ve ben bunu kullanmalıyım. İlaç yan etkileri olarak bazen enerjim azalmış hissediyorum. 

Şizofreni olmasaydı nasıl bir hayatınız olurdu?
Çok farklı olabilirdi tabii ama inanç-lıyım. Bunda da benim bilemediğim bir hikmet vardır diye düşünüyorum. Belki çok para kazanan bir insan olabilirdim ama huzurum olmazdı.

YARIN: Hastalara öneriler

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/8933108933100

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.