ABD ve Batı'nın zor ikilemi: Darbe mi değil mi?

ABD ve Batı'nın zor ikilemi: Darbe mi değil mi?
ABD ve Batı'nın zor ikilemi: Darbe mi değil mi?

Mısır’da ordunun Mursi’yi devirmesinin ardından ABD Başkanı Barack Obama ve Batılı liderlerin askeri eleştirmekten kaçınıp açıkça ‘darbe’ dememesi dikkat çekti. Uluslararası ajanslar, ‘Darbe, ne zaman darbe değildir: Obama Mısır’da şaşırtmacalı bir soruyla karşı karşıya’ ya da ‘Mursi ordu gözetiminde, Batı’da darbe ikilemi yaşanıyor’ gibi başlıklarla verdi.
Obama yaşananı ‘ordunun Mursi’yi iktidardan indirme ve anayasayı askıya alma kararı’ olarak niteleyip ‘derin endişesini’ ifade etti: “Orduyu kapsayıcı bir süreç üzerinden en kısa zamanda tam otoriteyi tekrar demokratik yolla seçilmiş bir sivil hükümete geri verme yolunda hızlı harekete ve Mursi ile destekçilerine keyfi tutuklamalardan kaçınmaya çağırıyorum” diyen Obama, ‘Mısır’a yardımların gözden geçirilmesi’ emri de verdi. ABD’de şu anda yıllık 1.6 milyar doları bulan ve büyük kısmı orduya giden yardımın askıya alınıp alınmayacağı tartışılıyor. ABD’de darbeden önce “Mısır’da taraf tutmuyoruz” mesajı öne çıktı. Ancak yardımın sürmesi, ‘bir tarafa destek’ anlamına gelecek. Ayrıca ülke yasaları, ‘demokratik seçimle işbaşına gelen hükümetin darbeyle devrildiği ülkeye yardımın kesilmesini’ öngörüyor. Nitekim ABD, Haziran 2009’da Honduras’daki darbenin ardından önce 16.5 milyon dolarlık yardım programını askıya alırken, sonra 11 milyon dolarlık yardımı ertelemişti. ABD’nin yardımı kesmesinin, en istikrarlı kurumlardan biri kabul edilen ve pek çok üst düzey askerin eğitim alması açısından bile yakın ilişkiler içerisinde olduğu Mısır ordusunu zayıflatabileceği kaygısı da hâkim. Ayrıca yaptırımlar getirilmesi de ihtimaller arasında. Mısırlı askeri yetkililerin de, yaptırımları önlemek için ABD’ye uzun dönem iktidar hedeflemedikleri garantisi verip bu sebeple geçici teknokrat hükümet seçeneğini tercih ettikleri’ belirtiliyor. 

İsveç AB’yi uyardı 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Temsilcisi Catherine Ashton ise “Tarafları serbest ve adil cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimi yapılması ve anayasanın onaylanması dâhil hızla demokratik sürece dönmeye zorluyorum” demekle yetindi. Ancak Ashton’ın AB adına yaptığı bu açıklama, çok geçmeden Birlik içerisinden tepki aldı. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, “Mısır’da herkes demokratik ilkelere ve anayasal düzene saygı göstermeli. Çözüm, bu çerçevede bulunmalı. AB’nin daha kapsamlı bir açıklama yapmasına ihtiyaç var” dedi.
Ancak Ashton’ın sözcüsü Michael Mann dün basının, ‘AB’nin yaşananları darbe olarak niteleyip nitelemediği’ konusundaki ısrarlı sorularına şu yanıtı verdi: Askeri müdahaleden yana değiliz ama Mısır’da herkes ile görüşebilmek ve ilişki kurabilmek istiyoruz.” Mann, “AB’nin yardım programlarının gözden geçirilmeyeceğini’ de ekledi. 

Britanya: Pratik bakmalıyız

Britanya Dışişleri Bakanı William Hague ise önceki akşam “Demokratik bir sistemde sorunların çözümü için askeri müdahale yolunun kullanımını desteklemiyoruz” dese de, dün “Pratik olmalıyız” görüşünü savundu. “Biz hükümetleri değil devletleri tanırız. Mısır’ın idaresinde de yetki kimdeyse onunla çalışırız” yanıtını veren Hague, askeri darbe değil ‘halk müdahalesi’ tabirini kullandı: “Britanya vatandaşlarının güvenliği ve Mısır’daki pek çok Britanya şirketi için pratik olmalıyız. Darbeleri desteklememekte hep açık olacağız ancak Mısır’da yetki kimdeyse, onlarla çalışacağız. Dış politikanın pratikteki gerçekliği bu. Bu, demokratik sistemde gerçekleşen bir askeri müdahaleydi. Bunun bir halk müdahalesi olduğunu anlamamız lazım.”